FETÖ/PDY Yargılamalarında “Kanunilik” İlkesi

FETÖ/PDY Yargılamalarında “Kanunilik” İlkesi ve AYM Genel Kurulu’nun 09.10.2024 Tarihli Kararları



Giriş

FETÖ/PDY davalarında en çok tartışılan hukuki prensiplerden biri, “suçta ve cezada kanunilik” ilkesidir. Bu ilke hem Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38. maddesinde hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 7. maddesinde güvence altına alınmıştır. Son yıllarda özellikle ByLock, HTS kayıtları, tanık beyanları gibi delillere dayanarak verilen mahkûmiyet kararları, bu ilkeye uygunluk açısından ciddi tartışmalar doğurmuştur.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararında (B. No: 15669/20, 26.09.2023), ByLock delilinin tek başına örgüt üyeliği için yeterli görülmesini, kanunilik ilkesine aykırı bulması; bu alandaki yargı pratiğini ve anayasal denetimi daha da önemli hale getirmiştir.

Bu yazımızda, Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu’nun 09.10.2024 tarihli Hasan Sarıcı ve Yahya Turgut kararları bağlamında kanunilik ilkesine ilişkin yaklaşımını, AİHM içtihatlarıyla birlikte analiz ediyoruz.


1. AİHM ve Kanunilik İlkesi: Yüksel Yalçınkaya ve Yasak Kararları

AİHM’in Yalçınkaya kararında, ByLock’un otomatik olarak örgüt üyeliği sayılmasının öngörülemez bir yorum olduğu ve bu durumun AİHS m.7’ye aykırı olduğu belirtilmiştir. Mahkeme, bu ihlalin bireysel olmadığını, sistemik bir sorun olduğunu vurgulamıştır.

Ayrıca AİHM, 27.08.2024 tarihli Yasak/Türkiye kararında (B. No: 17389/20), somut delillerle (HTS kayıtları ve örgüt içi tanıklıklar) desteklenen mahkumiyeti “öngörülebilir” bulmuş ve kanunilik ilkesinin ihlal edilmediğine hükmetmiştir. Ancak bu karar kesinleşmemiş olup Büyük Daire incelemesindedir.


2. Anayasa Mahkemesi’nin 2024 Genel Kurul Kararları

a. Hasan Sarıcı Kararı ([GK], B. No: 2018/37695)

Kararda, sendika ve dernek üyeliği, Bank Asya işlemleri, Zaman gazetesi aboneliği gibi delillerin örgütsel hiyerarşi içinde gerçekleştiği yeterince gösterilmediği ifade edilmiştir. AYM, kişinin “örgüt üyeliği bilinciyle” hareket ettiğine dair bir bağlantı kurulamadığını vurgulamış ve kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

b. Yahya Turgut Kararı ([GK], B. No: 2021/43694)

Bu başvuruda ise AYM; tanık beyanlarıyla desteklenen örgüt içi faaliyetlerin, özellikle 17/25 Aralık sonrası dönemde gerçekleşmiş olması ve kişinin “örgüt içi tayine tabi” konumda bulunması nedeniyle, mahkûmiyetin öngörülebilir ve makul olduğuna hükmetmiştir. Bu nedenle ihlal kararı verilmemiştir.


3. AYM’nin Kanunilik İlkesine Yaklaşımı

Anayasa Mahkemesi, “suçta ve cezada kanunilik” ilkesini değerlendirirken, suçun işlendiği dönemde örgütün terör örgütü olarak tanınıp tanınmadığına, kişinin bu yapı içindeki konumuna ve faaliyetlerin içeriğine odaklanmaktadır. Ancak Mahkeme net bir milat tarihi belirlememekte, bunun yerine “örgütün terör örgütü olarak bilinmeye başlandığı süreç” gibi esnek kriterler kullanmaktadır.

Bu esneklik, AYM’nin Bilal Celalettin Şaşmaz kararından itibaren sistematik hale gelmiş; bu karar, sonraki kararların birçok gerekçesinde de referans olarak yer almıştır.


4. AYM Süper Temyiz Mahkemesi mi?

Anayasa Mahkemesi’nin, ceza yargılamasının esasına girmesi ve delil değerlendirmesi yapması bazı çevrelerce “süper temyiz yetkisi kullanmakla” eleştirilmiştir. Oysa AYM’nin görevi, delillerin doğruluğunu değil, bunların temel haklara etkisini incelemektir. Bu bağlamda:

  • Bariz takdir hatası,
  • Açık keyfilik,
  • Öngörülemez genişletici yorum kriterleri kapsamında denetim yapılmaktadır.

Özellikle AİHM içtihatlarına paralel olarak, Anayasa m.38 ve AİHS m.7 bağlamında yapılan denetimler, anayasal yetki çerçevesinde değerlendirilmektedir.


5. Hukuki Değerlendirme

AYM kararlarının özümsenmesinde yaşanan sorunlar, hukuk devleti ilkesi bakımından ciddi riskler barındırmaktadır. Derece mahkemeleri ile AYM arasındaki yaklaşım farklılıkları, bireysel başvuru yolunun hukuk sistemindeki işlevi bakımından değerlendirilmelidir. Mahkemelerin, örgütsel bilinç ve manevi unsur açısından delillerle yeterli bağlantı kurmadan verdiği kararlar, hem kanunilik hem de hukuki güvenlik ilkesini zedelemektedir.


6. Sonuç ve Beklentiler

FETÖ/PDY yargılamalarında “kanunilik” ilkesinin yorumuna ilişkin gelişmeler, önümüzdeki dönemde de hem ulusal hem uluslararası düzeyde tartışılmaya devam edecektir. Özellikle:

  • Büyük Daire’nin Yasak başvurusundaki kararı,
  • AYM’nin sonraki Genel Kurul kararları,
  • Yargıtay ve yerel mahkemelerin uygulamaları

bu alandaki belirsizlikleri gidermede belirleyici olacaktır.

Anahtar Sorular:

  • Bir yapı ne zaman “herkesçe terör örgütü olarak bilinir” hale gelir?
  • Bu bilinirlik, bireyin cezai sorumluluğunu doğrudan etkiler mi?
  • Esnek “milat” kullanımı, kanunilik ilkesine uygun mudur?

Bu sorular, AYM içtihadının evrensel hukuk ilkeleriyle ne kadar uyumlu olduğunu belirleyecek temel meselelerdir.

Leave A Comment

All fields marked with an asterisk (*) are required

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız