Tanık Sorgulama Hakkı ve İstinabe Yoluyla Alınan Beyanların Hükme Esas Alınması

Adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçası olan tanık sorgulama hakkı, özellikle ceza yargılamalarında savunmanın etkinliğini doğrudan etkileyen temel güvencelerden biridir. Bu hak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından birçok karar ile somutlaştırılmış, özellikle istinabe yoluyla alınan tanık beyanlarının tek veya belirleyici delil olarak hükme esas alınması halinde dikkatle değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

AYM Selçuk Arslan Kararı: Uygulamada Hak İhlali

Anayasa Mahkemesi’nin 06.02.2025 tarihli Selçuk Arslan kararında, sanığın yargılamaya konu edilen tanıkları doğrudan sorgulama imkânı bulamadan mahkûmiyetine karar verilmesi, adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirilmiştir. Kararda, tanıkların yalnızca istinabe yoluyla dinlenmiş olması, bu tanıkların ifadelerine karşı savunma yapılmasına olanak tanınmaması ve SEGBİS gibi teknik imkanların kullanılmaması önemli gerekçeler olarak yer almıştır.

AYM, bu kararda AİHM’in geliştirdiği üç aşamalı testin (geçerli neden, beyanın belirleyici olup olmadığı, telafi edici güvenceler) birebir uygulandığını ve tüm basamakların somut olay özelinde ihlal edildiğini belirtmiştir. Özellikle istinabe yolunun gerekçelendirilmemesi, tanıkların mahkemeye getirilmesi için makul çaba gösterilmemesi, telafi edici tedbirlerin alınmaması gibi hususlar AYM tarafından ağır eleştirilmiştir.

AİHM Faysal Pamuk/Türkiye Kararı: Uluslararası İçtihadın Yönü

AYM’nin bu kararında atıf yaptığı AİHM’in Faysal Pamuk/Türkiye davası da benzer değerlendirmeleri içermektedir. Mahkeme, yalnızca coğrafi uzaklık gerekçesiyle istinabe yönteminin seçilmesinin, tanığın mahkemeye celbi konusunda yeterli çabanın gösterilmediği anlamına geldiğini belirtmiştir. AİHM, özellikle CMK 180/5 kapsamında SEGBİS gibi alternatiflerin devreye sokulmamasının, savunma hakkının ciddi biçimde zedelendiğini ortaya koyduğunu ifade etmiştir.

Uygulamaya Yansıyan Somut Bir Bursa Örneği

Bursa’daki bir ağır ceza mahkemesinde görülen davada sanık, FETÖ üyeliği suçlamasıyla yargılanmaktaydı. İddianamede adı geçen tanıklar, Ankara ve Kayseri illerinde talimat yoluyla dinlenmiş ve ifadeleri duruşmada yalnızca okunmakla yetinilmiştir. Sanık müdafii, tanıkların SEGBİS yoluyla dinlenmesini defalarca talep etmiş, ancak mahkeme bunu gerekçesiz biçimde reddetmiştir. Kararda, tanıkların beyanları tek delil olarak esas alınmış ve başka hiçbir maddi delil bulunmamıştır. Bu dosyada yapılan AYM başvurusu henüz sonuçlanmamış olmakla birlikte, Selçuk Arslan kararındaki kriterlerle birebir örtüşen bir hak ihlali iddiası barındırmaktadır.

Hukuki ve Pratik Sonuçlar

İstinabe yoluyla dinlenen tanığın ifadesinin hükme esas alınabilmesi için, sanığın bu tanığı sorgulama imkanına sahip olması temel bir şarttır. Bu imkan tanınmamışsa, o beyanın belirleyici delil olarak kullanılması hukuka aykırı hale gelir. SEGBİS gibi teknolojik olanaklar dururken, yalnızca ikametgah adresi farklı bir yargı çevresinde diye yüzleştirme hakkının ihlal edilmesi, hem CMK’nın hem de Anayasa’nın açık ihlalidir.

Sonuç

Gerek AYM gerek AİHM kararları ışığında, tanık sorgulama hakkı ceza yargılamasının olmazsa olmazıdır. Bu hakkın etkin şekilde kullandırılmadığı yargılamalarda, hükmün yalnızca istinabe yoluyla alınan ve sorgulanmayan tanık ifadelerine dayandırılması ihlale neden olacaktır. Savunma hakkının tesisi bakımından, yargılama makamlarının hem tanıkları mahkeme huzuruna getirmek hem de teknik imkanlarla sorgulamaya uygun ortamı sağlamakla yükümlü oldukları unutulmamalıdır.

Leave A Comment

All fields marked with an asterisk (*) are required

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız