Görüşme Tutanağıyla Yapılan Arama Hukuka Uygun Mudur?

Giriş

Ceza muhakemesi uygulamasında, arama işlemleri şüphelinin temel hak ve özgürlüklerine doğrudan müdahale teşkil eden bir koruma tedbiridir. Özellikle sanığın konutunda yapılan aramalar, sadece delil elde etmeye değil, aynı zamanda kişinin özel yaşamına müdahaleye neden olması bakımından büyük hassasiyet taşır. Son yıllarda, savcılık-kolluk görüşme tutanağına dayanılarak yapılan aramaların hukuki niteliği tartışma konusu haline gelmiştir. Bursa’daki bazı uyuşturucu davalarında bu husus doğrudan mahkumiyet veya beraat sonuçlarını etkilemiştir.


Görüşme Tutanağı Arama Kararı Yerine Geçer mi?

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na (CMK) göre bir konutta arama yapılabilmesi için hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri gereklidir (CMK m.119). Ancak uygulamada bazı soruşturmalarda, özellikle uyuşturucu suçlarında, savcılıkla yapılan görüşme tutanağına dayanılarak arama işlemleri gerçekleştirilmekte ve buna ilişkin tutanaklar delil olarak kullanılmaktadır.

Örneğin, Bursa’da görülen bir dosyada, iki kişi hakkında kullanmak için uyuşturucu bulundurmak suçundan soruşturma başlatılmış; bu kişilerden biri esrarı kolluğa teslim etmiş ve sonrasında kolluk-savcı görüşme tutanağıyla sanığın evinde arama yapılmış, evde uyuşturucu ele geçirilmiştir. Ancak CMK m.161’e göre düzenlenen görüşme tutanağının, CMK m.119’da aranan unsurları içermemesi nedeniyle arama işleminin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüş ve neticede sanığın beraatına karar verilmiştir.


Arama Kararının Şartları Nelerdir?

CMK m.119/2 gereği bir arama kararında;

  • Aramanın nedeni,
  • Aranacak kişi veya yerin açıkça belirtilmesi,
  • Kararın geçerli olacağı zaman dilimi
    yer almalıdır. Bu unsurların eksikliği halinde yapılan arama hukuka aykırıdır.

Görüşme tutanağı ise genellikle delil elde etmek için değil, soruşturma sürecinin bir parçası olarak beyan alınmasına yöneliktir. Bu nedenle tutanakla birlikte ayrıca CMK’ya uygun bir arama kararı bulunmadıkça yapılan arama sonucunda elde edilen deliller “hukuka aykırı delil” olarak değerlendirilir ve hükme esas alınamaz.


Müdafi Huzuru Olmadan Alınan Beyanların Delil Niteliği

Ceza muhakemesi hukukunda sanığın savunma hakkı esas olup, soruşturma aşamasında müdafi olmadan alınan beyanlar sınırlı şekilde değerlendirilebilir. CMK m.148/4 gereğince; müdafi bulunmaksızın alınan kolluk ifadesi, sanık tarafından mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça delil olarak kullanılamaz.

Bursa’daki bir başka örnekte, soruşturma aşamasında kolluk tarafından alınan tanık ifadesi esas alınarak sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan dava açılmıştır. Ancak tanık, kovuşturma aşamasında dinlenmemiş; dolayısıyla “yüz yüzelik ilkesi” gereği çapraz sorguya tabi tutulmamıştır. Yargılama sonunda sadece tanığın soruşturma aşamasındaki beyanı bulunduğundan, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uygulanmış ve beraat kararı verilmiştir.


Hukuka Aykırı Arama ve Delillerin Değerlendirilmesi

Anayasamızın 20. ve 21. maddeleri özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığını güvence altına alır. Bu nedenle, konutta yapılacak her türlü arama, ancak kanunda belirtilen şartlara uyulması halinde hukuka uygun sayılabilir. Aksi halde, arama sonucu elde edilen deliller “hukuka aykırı delil” olarak kabul edilir ve CMK m.206/2-a ve 217 gereğince hükme esas alınamaz.

Bursa Ağır Ceza Mahkemelerindeki uygulamalarda, savcılık görüşme tutanağı ile yapılan aramalarda yeterli şüpheyi gösteren somut verilerin olmaması halinde aramanın hukuka aykırılığı nedeniyle deliller reddedilmekte ve beraat kararları verilebilmektedir.


Sonuç

  • Görüşme tutanakları arama kararı yerine geçemez.
  • Her arama işlemi için CMK m.119 şartlarına uygun, açık ve belirli bir adli karar olmalıdır.
  • Müdafi huzurunda alınmayan ve kovuşturma aşamasında doğrulanmayan beyanlar tek başına hükme esas alınamaz.
  • Arama sonucu elde edilen delillerin geçerliliği, aramanın usulüne uygun yapılmış olmasına bağlıdır.
  • Aksi takdirde “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uygulanmalı, hukuka aykırı delillerle mahkumiyet kararı verilmemelidir.

Bursa’dan Uygulama Örnekleri

  • Bursa’da yürütülen bir dosyada, yalnızca tanık beyanına dayanarak yapılan arama sonrası ele geçirilen uyuşturucu nedeniyle mahkumiyet kararı verilmiş, istinaf başvurusunda arama kararı olmaksızın yapılan işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilmiş ve dosya bozulmuştur.
  • Bir başka Bursa örneğinde, sanığın evinde yapılan aramanın kolluk-savcı görüşme tutanağına dayandığı anlaşılmış, sanığın suçlamayı kabul etmediği, tanığın da mahkemede dinlenmediği gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir.

Yargıtay 20. Ceza Dairesi’nin Önceki Yaklaşımı

Daha önce benzer bir değerlendirme, Yargıtay 20. Ceza Dairesi tarafından 2018 yılında verilmiş olan bir kararda görülmüştür. Kararda; uyuşturucu madde ticareti suçundan yargılanan sanığın ikametinde yapılan aramada esrarın satışa hazır şekilde paketlenmiş halde ele geçirilmesi, sanığın dolaylı ikrarı ve soruşturma aşamasında diğer sanıkların “esrarı ondan aldık” şeklindeki beyanları birlikte değerlendirilmiş ve bu beyanların kolluk-savcı görüşme tutanağına dayalı olması hukuka aykırı görülmemiştir. Daire, bu nedenlerle sanığın uyuşturucu ticareti suçundan beraatına karar verilmesini hukuka aykırı bulmuş ve mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Bu yaklaşım, savcılık görüşme tutanağının pratikte bir tür arama kararına eşdeğer tutulabileceğini ima etmiştir. Ancak bu karar, daha sonra değişen içtihat doğrultusunda eleştirilmiş ve Yargıtay 10. Ceza Dairesi tarafından yukarıda detaylıca incelendiği üzere terk edilmiştir.


Uygulama: Bursa’dan Somut Karşılık

Özellikle Bursa’da görülen uyuşturucu madde suçlarına ilişkin dosyalarda, yukarıdaki Yargıtay kararına benzer vakalar yaşanmıştır. Örneğin, 2019 yılında yürütülen bir soruşturmada, iki şüphelinin ifadelerinde bir şahıstan uyuşturucu aldıklarını belirtmeleri üzerine, savcılıkla yapılan görüşme tutanağı hazırlanmış ve bu tutanak doğrultusunda sanığın evinde arama yapılmıştır. Evde paketlenmiş esrar ele geçirilmiş; ancak arama kararının yazılı olarak verilmediği, sadece tutanağa dayalı işlem yapıldığı anlaşılmıştır. Bu dosyada da istinaf mahkemesi, CMK m.119’a uygun yazılı arama kararı bulunmadığından dolayı, delillerin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle beraat kararı verilmesini hukuka uygun bulmuştur.

Bu örnekler ışığında; görüşme tutanaklarının hiçbir şekilde arama kararı yerine geçmeyeceği, geçmişte bu yönde verilmiş kararların bugün artık bağlayıcı içtihat olma niteliğini kaybettiği anlaşılmaktadır.

Leave A Comment

All fields marked with an asterisk (*) are required

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız