Fetö Garson Fişlemeleri

FETÖ Garson Fişlemeleri: Detaylı Analiz

Fetö Garson Fişlemeleri 

Fetö Garson Fişlemeleri ilk olarak Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile ilgili yürütülen soruşturmalar ve davalarında, “Garson” kod adlı gizli tanığın sağladığı mikro SD kartlardaki fişleme verileri, önemli bir delil kaynağı olarak kullanılmaktadır. Bu fişlemeler, özellikle Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) bünyesindeki personelin örgütle bağlantı derecesini gösteren kodlamalar içerir. Ancak, bu verilerin delil niteliği, hukuki geçerliliği ve mahkumiyet için yeterli olup olmadığı, Yargıtay kararları ve savunma stratejileri bağlamında sıkça tartışılmaktadır. Bu makale, “FETÖ Garson fişlemeleri” konusunu tüm boyutlarıyla ele alarak, Yargıtay kararlarını, savunma stratejilerini, beraat örneklerini ve sıkça sorulan soruları detaylı bir şekilde incelemektedir.

Fetö Davalarında Beraat Konulu Makalemizi Buraya Tıklayarak İnceleyebilirsiniz.

Garson kod adlı kişinin 2009-2010 yıllarında TSK’daki FETÖ yapılanmasını ifşa etmek üzere elde ettiği dijital verileri 2017 yılında MİT’e teslim etmesiyle kamuoyuna yansıyan bu fişlemeler:

  • İsim-soyisim

  • Rütbe ve görev

  • Mahrem abi kodları

  • ByLock ve ankesör kayıtları

  • İstihbari notlar
    gibi bilgilerden oluşmaktadır.

Bu bilgiler, örgüt içi arşiv niteliğinde sunulmakta, ancak yargılamalarda bağımsız, denetlenebilir delil olup olmadığı ciddi biçimde sorgulanmaktadır.

Garson Verilerinin Hukuki Niteliği

✅ Yargıtay’ın Kabul Ettiği Kriterler:

  • Verilerin zincirleme şekilde doğrulanabilir olması

  • Ankesör, ByLock, HTS gibi teknik delillerle desteklenmesi

  • Fişlemeye konu kişinin itirafçı beyanlarıyla örtüşmesi

Hukuka Aykırılıklar ve Tartışmalar:

  • Delil zincirinin eksikliği

  • Teyit edilmemiş içerikler

  • TCK 134/1 ve 135/1 kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal

  • MİT tarafından getirilen verilerin denetlenememesi


Fetö Garson Fişlemeleri

Nedir?

Garson fişlemeleri, FETÖ/PDY’nin Emniyet teşkilatı içindeki personelini kategorize etmek ve sadakat derecelerini belirlemek için kullandığı dijital verilerdir. Gizli tanık “Garson” tarafından 18 Nisan 2017 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim edilen iki mikro SD kartta bulunan bu veriler, 22 bin 885 dokümandan oluşur. Bu dokümanlar, 276 bin 785 emniyet personelinin fişleme bilgilerini ve 4 bin 672 mahrem sorumlunun kimlik bilgilerini içerir. Fişlemelerde, personelin örgütle bağlantısını gösteren kodlamalar (örneğin, A1, A5, B4, SAY, SCC) ve sadakat dereceleri yer alır.

Fetö Garson Fişlemeleri Kodlarının Anlamları 

  • A1-A5 Kodları: Örgüte en sadık ve bağlı personeli ifade eder. A1, en yüksek sadakat seviyesini gösterirken, A5 daha az sadık ancak hala bağlı kişileri temsil eder.

  • B Kodları: Örgüte sempati duyan ancak hiyerarşiye tam dahil olmayan kişileri ifade eder.

  • SAY, SAY A, SAY V: Örgütle bağlantısı olan ancak sadakati sorgulanan veya zayıf olan personeli tanımlar.

  • SCC: 17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş ve örgüte tekrar kazandırılmaya çalışılan kişileri ifade eder.

Bu kodlamalar, ByLock yazışmaları ve diğer delillerle karşılaştırıldığında, örgüt hiyerarşisini ve iletişim ağını ortaya koymak için kullanılmıştır. Ancak, Yargıtay kararları, bu fişlemelerin tek başına mahkumiyet için yeterli olmadığını sıkça vurgulamıştır.


 Fetö Garson Fişlemeleri

Yargıtay Kararları

Yargıtay, özellikle 16. Ceza Dairesi ve 3. Ceza Dairesi kararlarında, Garson fişlemelerinin delil niteliğini ve mahkumiyet için gerekliliklerini detaylı bir şekilde ele almıştır. Aşağıda, bu kararların temel prensipleri ve örnekleri sunulmaktadır.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi Kararları

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, FETÖ/PDY davalarının temyiz incelemesini yapan ana merci olup, fişlemelerin değerlendirilmesinde şu ilkeleri benimsemiştir:

  1. Fişlemelerin Tek Başına Yeterli Olmaması:

    • Yargıtay, fişlemelerin mahkumiyet için tek başına yeterli olmadığını, diğer somut delillerle desteklenmesi gerektiğini belirtmiştir. Örneğin, 2017/4012 Esas sayılı kararında, fişlemelerin ByLock yazışmaları, tanık beyanları veya ankesörlü telefon kayıtlarıyla doğrulanması gerektiği vurgulanmıştır.

    • Örnek Karar: Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2018/2944 sayılı kararında, sanığın A5 kodlamasıyla fişlendiği ancak ByLock kaydı, banka hesabı veya dernek üyeliği gibi ek deliller bulunmaması nedeniyle beraatine hükmetmiştir.

  2. 17-25 Aralık Öncesi Eylemler:

    • Yargıtay, 17-25 Aralık 2013 öncesinde örgütün silahlı terör örgütü olduğunun kamuoyu tarafından bilinmediğini kabul eder. Bu nedenle, bu tarihten önceki fişlemeler, sanığın örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu kanıtlamak için genellikle yetersiz bulunur.

    • Örnek Karar: Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2022/450 Esas sayılı davasında, sanığın 2013 yılında sohbet toplantılarına katıldığı ve SCC koduyla fişlendiği belirtilmiş, ancak Yargıtay, bu eylemlerin 17-25 Aralık öncesine ait olması ve ek delil bulunmaması nedeniyle beraat kararını onamıştır.

  3. Hata Hükümleri (TCK Madde 30):

    • Yargıtay, sanıkların “örgütün terör niteliğini bilmediği” savunmasını, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 30. maddesi (hata hükümleri) kapsamında değerlendirir. Eğer sanık, örgütün dini bir cemaat olduğunu düşünerek fişleme listesinde yer aldıysa, bu durum beraat gerekçesi olabilir.

    • Örnek Karar: Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2020 tarihli bir kararında, sanığın SAY koduyla fişlendiği ancak örgütün amacını bilmediği ve hiyerarşiye dahil olmadığı gerekçesiyle beraatine hükmetmiştir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi Kararları

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, özellikle etkin pişmanlık ve delil yetersizliği konularında önemli içtihatlar oluşturmuştur:

  1. Etkin Pişmanlık ve Fişlemeler:

    • Sanıkların fişleme listelerinde yer almasına rağmen etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması durumunda, cezada indirim veya beraat kararı verilebilir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 2021/2112 Esas sayılı kararında, sanığın fişleme listesinde yer aldığını ancak örgütsel faaliyetlere katılmadığını ve samimi beyanlarda bulunduğunu kabul ederek beraat kararı vermiştir.

  2. Delil Yetersizliği:

    • Fişleme listelerindeki bilgilerin, sanığın örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu kanıtlamak için yeterli, kesin ve şüpheden uzak delillerle desteklenmesi gerekir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 2022/2202 Esas sayılı kararında, ihbar tutanağının açık kimlik bilgileriyle desteklenmediği ve fişleme verilerinin doğruluğunun teyit edilmediği gerekçesiyle beraat kararı onamıştır.


Savunma Stratejileri ve Örnekleri

Garson fişlemelerine dayalı davalarda etkili bir savunma stratejisi oluşturmak, delillerin hukuki geçerliliğini sorgulamayı ve Yargıtay içtihatlarını kullanmayı gerektirir. Aşağıda, savunma stratejileri ve somut örnekler sunulmaktadır.

1. Fişlemelerin Tek Başına Delil Olamayacağının Vurgulanması

  • Strateji: Fişlemelerin, ByLock, ankesörlü telefon kayıtları veya tanık beyanları gibi ek delillerle desteklenmediği sürece mahkumiyet için yetersiz olduğunu savunmak. Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2018/2944 sayılı kararı bu stratejiyi destekler.

  • Örnek Savunma: Sanık, SAY koduyla fişlenmiş ancak ByLock kaydı veya banka hesabı bulunmamıştır. Savunma, fişlemenin anonim olduğunu ve sanığın hiyerarşiye dahil olmadığını kanıtlamak için iş arkadaşlarının tanıklıklarını sunmuştur. Mahkeme, delil yetersizliği nedeniyle beraat kararı vermiştir.

2. 17-25 Aralık Öncesi Eylemlerin Değerlendirilmesi

  • Strateji: 17-25 Aralık öncesine ait fişlemelerin, örgütün terör niteliğinin bilinmediği dönemde gerçekleştiğini ve bu nedenle cezai sorumluluk doğurmayacağını savunmak. Yargıtay’ın Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararındaki yaklaşımı bu stratejiye örnektir.

  • Örnek Savunma: Sanık, 2012 yılında A5 koduyla fişlenmiş, ancak bu tarihte örgütün dini bir cemaat olarak algılandığını ve hiyerarşiye katılmadığını belirtmiştir. Mahkeme, TCK Madde 30’u uygulayarak beraat kararı vermiştir.

3. Hata Hükümlerine Dayanma

  • Strateji: Sanığın, örgütün silahlı terör örgütü olduğunu bilmediğini ve fişleme listesine dini veya sosyal faaliyetler nedeniyle dahil edildiğini savunmak. Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2020 tarihli kararları bu stratejiyi destekler.

  • Örnek Savunma: Sanık, B4 koduyla fişlenmiş, ancak örgütsel toplantılara dini sohbet zannıyla katıldığını ve hiyerarşiye dahil olmadığını savunmuştur. Tanık beyanları ve delil eksikliği nedeniyle beraat edilmiştir.

4. Etkin Pişmanlık Hükümlerinden Yararlanma

  • Strateji: Sanığın fişleme listesinde yer aldığını kabul ederek, örgütle bağını kestiğini ve samimi beyanlarda bulunduğunu savunmak. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2021/2112 sayılı kararı bu stratejiyi destekler.

  • Örnek Savunma: Sanık, SCC koduyla fişlenmiş, ancak 2014’ten sonra örgütle ilişkisini kestiğini ve soruşturmada samimi beyanlar verdiğini belirtmiştir. Mahkeme, TCK Madde 221 kapsamında cezada indirim uygulamıştır.


Beraat Örnekleri ve Yargıtay Kararları

Garson fişlemelerine dayalı davalarda beraat kararları, genellikle delil yetersizliği, 17-25 Aralık öncesi eylemler ve hata hükümlerine dayanır. Aşağıda, somut beraat örnekleri ve Yargıtay kararları sunulmaktadır.

Örnek 1: Aydın Davası (2021)

  • Olay: Sanık, SAY koduyla fişlenmiş ve 200 TL himmet verdiği iddia edilmiştir. Ancak, gizli tanık “Garson”un sunduğu SD karttaki veriler dışında delil bulunmamıştır.

  • Yargıtay Kararı: Yargıtay 16. Ceza Dairesi, fişleme verilerinin tek başına mahkumiyet için yeterli olmadığını, tanık beyanlarının çelişkili olduğunu ve sanığın hiyerarşiye dahil olmadığını belirterek beraat kararını onamıştır.

Örnek 2: Hakkari Davası (2022)

  • Olay: Sanık, 2013 yılında sohbet toplantılarına katılmış ve SCC koduyla fişlenmiştir. ByLock kaydı veya banka hesabı bulunmamıştır.

  • Yargıtay Kararı: Yargıtay, 17-25 Aralık öncesine ait eylemlerin cezai sorumluluk doğurmadığını ve fişleme verilerinin ek delillerle desteklenmediğini belirterek beraat kararını onamıştır.

Örnek 3: Mersin Davası (2020)

  • Olay: Sanık, A5 koduyla fişlenmiş, ancak örgütsel toplantılara birkaç kez katıldığı ve hiyerarşiye dahil olmadığı tespit edilmiştir.

  • Yargıtay Kararı: Yargıtay 16. Ceza Dairesi, sanığın eylemlerinin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk kriterlerini taşımadığını ve fişleme verilerinin delil niteliği taşımadığını belirterek beraat kararını onamıştır.

 

FETÖ Kodlamalarındaki Tutarsızlıklar ve Değerlendirme Sorunları

1. Sayısal Kod Dizilimindeki Tutarsızlıklar

Kodlama sistemine dair raporda yer alan ekran görüntüsünde 0, 2, 3, 4 ve 5 gibi rakamların düzenli biçimde artmasına rağmen, “1” rakamının bu dizide bulunmadığı dikkat çekmektedir. Bu eksiklik, “1” kodunun hiç var olup olmadığını ya da mevcut olduğu hâlde emniyet görevlileri tarafından rapora dahil edilip edilmediğini sorgulatmaktadır. Verinin kaynağında mı yoksa yorumlayan birimde mi eksiklik olduğu net değildir.

2. Harf ve Sayı Kombinasyonlarında Anlam Çakışmaları

a. “A” Grubu Kodlar

  • “A” kodu: Üst düzey sadakat, teslimiyet ve aidiyet gösteren bireyleri tanımlar. Parantez içinde genellikle rakamla desteklendiği, ancak eksik bırakılmış olabileceği belirtilmiştir.

  • “A4”, “A5” gibi kodlar da aynı ifadelerle tanımlanmış, sadakat derecesi yüksek kişiler için kullanıldığı aktarılmıştır.

  • “A4?” ve “A5?” kodları ise arada kalmışlık ifade ettiği söylenerek belirsizliğe yer verilmiştir.

Buradaki temel çelişki şudur: “A” kodunun tanımı ile “A4” ve “A5” kodlarının tanımları arasında anlam farkı bulunmazken, “4” kodu tek başına kullanıldığında Polis Akademisi mezunlarına ait başka bir anlama işaret etmektedir. Dolayısıyla kodların birleşimi yeni bir anlam üretmemekte, aksine kafa karışıklığı yaratmaktadır.

b. “B” Grubu Kodlar

  • “B”, “B4” ve “B5” kodlarının tamamı, FETÖ mensubiyeti olan, sadakati mevcut ancak sorgulayıcı yaklaşımı veya zafiyeti olan kişileri tanımlar.

  • Rakam arttıkça anlamın değişmesi beklenirken içerikler birebir aynı kalmakta; sadece “veya zaafı olan” gibi ifadelerle muğlaklık artırılmaktadır.

  • “B5?” kodu ise “B4 ile B5 arasında kalan” kişileri ifade ettiği belirtilmekte; ancak zaten iki kodun açıklaması aynı olduğu için bu tür bir ara kodlama mantıksal olarak anlamsızlaşmaktadır.

3. Harici Kodlamalar ve Kavramsal Belirsizlik

a. “AÇIK / AÇIKTA” Kodu

  • Bu ifade diğer kodların aksine açıkça yazılmıştır. Devlet memurları açısından zaten görevden uzaklaştırmayı ifade eden bu tanım için neden özel bir şifre yerine doğrudan bu kelimeler kullanıldığı açıklanmamıştır.

  • Üstelik açıklamada bu kodun “DİL” kodundakileri kapsadığı belirtilirken, “DİL” kodunun tanımında FETÖ’ye mensup olmayan ancak kazanılmaya çalışılan kişiler olduğu söylenmiştir. Bu da kendi içinde ciddi bir çelişkiye işaret eder.

b. “AD” ve “AD_GA” Kodları

  • “AD”: FETÖ’nün etki alanı dışındaki kişileri ifade eder.

  • “AD_GA”: Bu gruptaki kişilerden örgüte karşı çalışanları, “gammaz” olarak tanımlar.

  • Burada dikkat çeken husus, “AD”nin aslında “alan dışı” kısaltması olduğunun ima edilmesidir. Ancak bu açıkça yazılmamakta ve farklı bir ifadeyle (“etki alanı dışı”) dolaylı tanım yapılmaktadır. Kodlamanın tamamen yoruma dayalı üretildiği görülmektedir.

c. “AKT” Kodu

  • FETÖ’den uzaklaşmış ancak tekrar örgüte dönmüş kişileri tanımladığı belirtilmiştir.

  • Bazı durumlarda ise örgüt içindeki “nakil” durumunu ifade ettiği yazılmıştır. Ancak sistemde bu değerlendirmeyi destekleyen başka bir kodlama veya tanım bulunmamaktadır. Bu da açıklamanın spekülatif olduğunu gösterir.

4. Kodlama Hiyerarşisi ve Harf Artışlarının Anlamı

a. “C” Grubu Kodlar

  • “C”: Geçmişte FETÖ sohbetlerine katılmış, şu an bağlantısı bulunamayan kişilerdir.

  • “CA”, “CB”, “CC”, “CD”, “CE”, “CF” gibi art arda gelen harf kodlamaları, kişinin tekrar kazanılma derecesine göre sıralanmıştır. Ancak bu sıralamanın bilimsel temellere değil, tamamen yorum ve tahmine dayalı olarak yapıldığı anlaşılmaktadır.

  • “CF” kodu için “hatalı yazılmış olabilir” veya “önceki derecelerden daha uzak olabilir” şeklinde değerlendirmeler yapılması, sistemde standarttan uzaklaşıldığını, tutarlılığın kaybolduğunu göstermektedir.

5. Sonuç: Kodlamaların Güvenilirliği Sorgulanmalıdır

Kodlamalarda kullanılan harfler ve sayılar, belli bir sistematiğe sahipmiş gibi görünse de içeriklerine bakıldığında öznel yorumlara, belirsizliklere ve spekülatif çıkarımlara dayandığı anlaşılmaktadır. “Belki, galiba, değerlendirilmektedir” gibi ifadeler, bu kodların delil değeri taşımasından çok uzak olduğunu göstermektedir.

Ayrıca aynı açıklamanın birden fazla kodda yinelenmesi, kimi zaman çelişkili kimi zaman da içi boşaltılmış tanımlarla sunulması, bu sistemin hukuki veya idari bir yaptırım dayanağı olarak kullanılmasını tartışmalı hâle getirmektedir.

“B” Serisi Kodlamalarda Mantık Tutarsızlıkları ve Belirsizlikler

1. B ve B4 Kodlarının Aynı Anlamı Taşıması

Kodlama sisteminde “B” kodu, FETÖ yapılanması içerisinde yer alan ancak örgütle tam bir uyum içerisinde olmayan, bazı meselelerde sorgulayıcı tavır sergileyen veya kişisel zaaflar taşıdığı değerlendirilen bireyleri tanımlamak amacıyla kullanılmıştır. Aynı şekilde, “B4” kodu da birebir aynı tanımlamayla açıklanmıştır. Üstelik “B” koduna ilişkin açıklamada, normal şartlarda bu harfin yanına bir rakamın gelmesi gerektiği, ancak bunun eksik bırakılmış olabileceği değerlendirilmiştir.

Bu noktada ciddi bir mantık sorunu ortaya çıkmaktadır. Eğer “B” kodunun yanına rakam yazılması gerekirken bu yapılmamış ve bu eksiklik “sehven” kabul edilmişse, neden aynı anlamı taşıyan “B4” gibi ayrı bir kod oluşturulmuştur? Aynı anlamı taşıyan iki farklı kodun varlığı, kodlamada sistematik bir yaklaşım bulunmadığını ve anlamların iç içe geçerek belirsizlik yarattığını göstermektedir. Dahası, “veya” ifadesinin kullanılması bile başlı başına bir kararsızlık ve yorum ihtimali doğurmaktadır. Bu, delil niteliği taşıması gereken bir sistem açısından ciddi bir zaafiyettir.

2. B5 Kodunun Değişmeyen Anlamı

Bir diğer dikkat çekici husus, “B5” kodunun da yine benzer bir şekilde açıklanmış olmasıdır. Bu kodda da, “sadakati ve bağlılığı olan ancak bazı konuları sorgulayan” kişiler tanımlanmakta, önceki kodlarda yer alan “veya zaafı olan” ifadesi ise kullanılmamaktadır. Fakat bu fark, anlamda gerçek bir ayrışma yaratmamaktadır. Çünkü “B”, “B4” ve “B5” kodları arasında, bağlılık düzeyine dair herhangi bir derecelendirme veya anlam değişikliği bulunmamaktadır.

Eğer rakamların artması kişinin örgüte olan yakınlığını ya da uzaklığını simgeliyorsa, bu artışın tanımlarda da karşılık bulması gerekir. Ancak mevcut sistemde bu karşılık görülmemektedir. Dolayısıyla “B” serisinin farklı numaralarla ifade edilmesi, ne içerik açısından bir farklılık sunmakta ne de örgütsel hiyerarşideki yerin tespiti açısından netlik kazandırmaktadır.

3. “B5?” Kodunun Mantık Dışı Konumu

Kodlama sistemindeki “B5?” ifadesi, “B4 ile B5 arasında kalan” bireyleri ifade ettiği şeklinde açıklanmıştır. Ancak bu tanım, içeriği itibarıyla tamamen muğlaktır. Zira hem “B4” hem de “B5” aynı açıklamayı taşımaktadır. Aralarındaki tek fark “B4” kodunda yer alan “veya zaafı olan” ifadesidir. Ancak zaten “veya” sözcüğü, kendisi başlı başına bir belirsizlik içermekte olup, bu belirsizliğin üzerine “?” simgesinin getirilmesi anlamsız bir ikileme neden olmaktadır.

Daha açık bir ifadeyle, eğer “B4” kodundan “zaaf” unsurunu çıkarırsak tanım, “sorgulayan kişiler” olarak kalır. Bu tanım zaten “B5” kodunun açıklamasıyla örtüşmektedir. Diğer yandan “B4” kodunu yalnızca “zaafı olan kişiler” şeklinde kabul edersek, bu durumda “B5?” kodu hem zaaf hem sorgulayıcılık arasında kalan kişiler anlamına mı gelmektedir? Böyle bir değerlendirme hem kavramsal hem de hukuki olarak sürdürülebilir değildir.

 

FETÖ Kodlamalarında “C” Serisinin Hukuki ve Mantıksal Değerlendirmesi – Özgün Özet

FETÖ/PDY soruşturmalarında kullanılan “C” kodu ve türevleri, geçmişte örgütsel sohbetlere katılmış ancak güncel olarak örgütle bağı tespit edilemeyen kişiler için kullanılmıştır. Bu kodlamaların tamamı, objektif hukuki kriterler yerine emniyet birimlerince yorum ve tahmin yoluyla oluşturulmuş; bilimsellikten uzak, standart dışı ve iç tutarlılığı zayıf ifadeler barındırmaktadır.

1. C Kodu:

“Geçmişte FETÖ sohbetlerine katılmış, ancak güncel irtibatı bulunamayan kişiler” anlamında kullanılmıştır. Açıklamada geçen “sohbet” ifadesi nedeniyle “C” harfinin “cemaat” veya “cem (toplanmak)” kelimesinden türetildiği düşünülmektedir. Ancak bu yorumlamalar, somut delillere dayanmaktan ziyade spekülatiftir.

2. CA Kodu:

“C” koduna sahip kişiler arasında örgüte yeniden kazandırılmaya en yakın görülen kişileri ifade etmektedir. Bu kodda da değerlendirme, nesnel kriterlerden ziyade soyut kanaatlere dayandırılmıştır.

3. C? Kodu:

“Örgütten kopup kopmadığı anlaşılamayan” kişiler için kullanılmıştır. Buradaki “?” işareti, emniyetin dahi kesin sonuca ulaşamadığını; kodlamanın sübjektifliğini ve belirsizliğini ortaya koymaktadır.

4. CB, CC, CD, CE Kodları:

Bu kodlar, “C” kodlu kişilerin örgüte tekrar kazandırılma potansiyellerine göre sıralandığı alfabetik dereceleme sistemi olarak tasarlanmıştır:

  • CB: İkinci derece yakınlık

  • CC: Üçüncü derece

  • CD: Dördüncü derece

  • CE: Beşinci derece

Bu yaklaşımın temel sorunu, her harfin soyut anlamlarla derecelendirilmesi ve bu derecelendirmenin hukuki bir güvenceye değil, sezgilere dayanmasıdır. Emniyet birimlerince her harfe keyfi anlamlar yüklenmiş, kişi hak ve özgürlüklerine ciddi müdahaleye zemin hazırlanmıştır.

“CF” Kodu ve Sıralı Harf Mantığı

“CF” kodu için yapılan açıklamada bu kodun “CE” konumundaki kişilere kıyasla örgüte daha uzak olanları temsil ettiği, hatta yanlış yazılmış olabileceği ifade edilmiştir. Ancak burada sorulması gereken temel soru, “yanlış yazılmış olabilir” sonucuna hangi somut kritere dayanılarak ulaşıldığıdır. Eğer bu bir hata ise, doğrusu nedir ve bu bilgiye hangi kaynaktan ulaşıldığı açık değildir. Ayrıca “CF” gibi bir kodun açıklamasının, öncekilerle art arda gelen harf dizinlerine göre anlamlandırılması da bilimsel temelden yoksundur.

2. “CDE” ve “CDP” Kodları: Keyfi Birleştirme ve Yorumlama

Bu kodların açıklamalarında yalnızca “yanlış yazılmış olabilir” denilmesi, değerlendirme yapan kişilerin somut veriler yerine tahmine dayalı yaklaştıklarını göstermektedir. “CDE”nin “CD” ve “CE” birleşimi olduğu yorumuna ulaşmak, tamamen spekülatiftir ve bu gibi kombinasyonlara dayalı yorumlar, ciddi hukuki sonuçlar doğuran süreçlerde asla kabul edilemez bir yöntemdir.

3. “CAKT” Kodu: Harflerden Tahmin Oyunu

Bu kodun çözümlemesinde her harfin bir kelimenin kısaltması olduğu varsayılmış ve “cemaat-abisi-katılım-tekrar” şeklinde bir senaryo oluşturulmuştur. Bu tarz çıkarımlar, herhangi bir sabit kriter olmaksızın yapılmakta ve kişilerin örgütsel bağlamda sınıflandırılmasına doğrudan etki etmektedir. Oysa adli bir sistemde bu denli hayati öneme sahip değerlendirmelerin soyut tahminlerle yapılması, hukukun temel ilkeleriyle çelişmektedir.

4. “DA” Kodu: Duygusal ve Subjektif Yaklaşımlar

“DA” kodunun “Ders-Aleyhte” şeklinde çözülmesi ve kişilerin sadece küsüp ayrıldıkları için hedef alınmaları, kodlamaların ne kadar keyfi olduğunu gözler önüne sermektedir. Harflerin anlamları üzerinden spekülatif bağlar kurularak kişiler hakkında ağır ithamların yapılması, nesnellikten uzak ve hukuki güvenirliği olmayan bir uygulamadır.

5. “DEVİR” Serisi Kodlar: Açık Kelimeler ve Çifte Standart

“DEVİR”, “DEVİR OLMADI”, “DEVİR OLMAYACAK” gibi kodlar, diğerlerine kıyasla doğrudan açık ifadeler içermekte ve bu kodların gizlilik amacıyla kullanıldığı iddiasını geçersiz kılmaktadır. Aynı zamanda “DEVİR” kodunun kesin bir anlam taşıdığı, ancak “DEVİR OLMADI” kodunun yalnızca “ilişkili olabileceği” şeklinde muğlak biçimde açıklanması, sistemin kendi içinde çeliştiğini göstermektedir.

6. “DEVİR?” ve “C?” Kodları: Aynı Sembol, Farklı Anlam

Soru işareti “?” sembolü, “DEVİR?” kodunda “sorulan kişi” anlamına gelirken, “C?” kodunda “net tespit yapılamayan kişi” anlamında kullanılmıştır. Aynı karakterin iki farklı yorumla açıklanması, değerlendirme sisteminin tutarsız ve özensiz olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Kod çözümlemelerinde standart bir mantıksal modelin bulunmaması, keyfiliğe zemin hazırlamaktadır.

7. “DIŞ” Kodu: Açık İfade ile Kodlama Paradoksu

“DIŞ” kodu açıkça “FETÖ yapılanmasının dışında olan” anlamına gelmektedir. Ancak örgütsel yapının gizlilik esasına dayandığı düşünüldüğünde, bu denli doğrudan bir ifadenin kod olarak kayda geçmesi mantıksal çelişkidir. Kodların amacı zaten karmaşıklık yaratmakken, doğrudan ifadelerle yapılan kodlama çabaları sistemin iç tutarsızlığını pekiştirmektedir.

DİL, DİL1, DİL2, DİL3 Kodları

Bu kodların, FETÖ mensubu olmayan ancak örgüt tarafından kazanılmaya çalışılan kişileri ifade ettiği belirtilmiştir. Kendi içlerinde de artan sıraya göre kategorize edildikleri, bu bağlamda “DİL3” kodunun kazanılmaya en yakın kişi anlamına geldiği ileri sürülmektedir.

  • Eleştiri: Kodlara yüklenen anlamın “D” harfinden “dış”, “İL” harflerinden ise “ilgi” kelimesi türetilerek oluşturulduğu ifade edilmiştir. Bu tür bir mantık yürütmenin bilimsel değil, tamamen sübjektif olduğu açıktır.

  • Ayrıca “DİL3” kazanılmaya en yakın olarak tanımlanırken, “İ, İA, İB, İC” gibi kodlarda ilk sırada yer alan “İA” bu şekilde tanımlanmıştır. Bu çelişki, sistemin tutarsızlığını ve herhangi bir standarttan yoksun oluşunu açıkça ortaya koymaktadır.

2. DP Kodu

Bu kodun “örgüte bir dönem katılmış ancak daha sonra küsüp pasif hale gelmiş kişileri” tanımladığı belirtilmiştir. “D” harfi “ders” veya “daha önce”, “P” harfi ise “pasif” olarak yorumlanmıştır.

  • Eleştiri: Burada da harflerin anlamlarından hareketle yapılan bu sınıflandırmanın, ciddi bir yargılamaya veya kamu görevinden ihraç işlemine esas teşkil etmesi kabul edilemez bir yaklaşımdır. Kodun açıklaması tamamen yoruma dayalıdır ve objektif bir veriye dayanmaz.

3. DC Kodu

Kodun açıklamasında “yanlış yazılmış olabileceği” değerlendirmesi yer almaktadır.

  • Eleştiri: Diğer tüm kodlarda anlam yüklemesi yapılırken, bu kodda “yanlış yazılmış olabilir” şeklindeki açıklama açıkça çelişkili bir yaklaşımı ortaya koymaktadır. Aynı harfler daha önce başka kodlarda (örneğin “DA”, “DP”) anlamlandırılmışken, bu sefer açıklamadan kaçınılması dikkat çekicidir.

  • Bu yaklaşım, kodlamaların aslında sistematik değil, rastgele ve gerektiğinde “yanlışlık” bahanesiyle geçiştirilebildiğini göstermektedir. Kodların hangi mantığa göre oluşturulduğu ya da yorumlandığı belirsizdir; bu da yargısal işlemlerde delil olarak kullanılmalarını daha da problemli hale getirir.

E” Kodu: Çelişkili Bir Başlangıç

“E” kodu, “Farklı hayat görüşü olan, işini iyi yapan, hayatının hiçbir döneminde FETÖ ile ilgisi bulunmayan kişiler” şeklinde tanımlanmıştır. Açıklamada “E” harfinden “ehil”, “ehlibeyt”, “ehli dünya” gibi kelimeler türetilmiş; ancak bu türetmenin hiçbir bilimsel temele dayanmadığı ortadadır. Keyfi ve sübjektif çağrışımlarla yapılan bu açıklama, aynı zamanda son derece geniş ve muğlak bir ifade biçimiyle kaleme alınmıştır.

2. “EA” Kodu: Bariz Çelişki

“EA” kodu, “FETÖ mensubu olup örgütü benimseyen ancak bazı zaaflara sahip olan kişileri” ifade ettiği belirtilmiştir. Ancak bu tanım, bir önceki “E” kodunun açıklamasıyla doğrudan çelişmektedir. “E” kodu FETÖ ile ilgisiz kişileri tarif ederken, yalnızca “A” harfinin eklenmesiyle birey bir anda örgüt üyesi haline getirilmektedir. Bu, kodlama sisteminin içsel tutarsızlığını açıkça ortaya koymaktadır.

3. “EAV” Kodu: Kurgusal Hiyerarşi

“EAV” kodu, EA düzeyinden daha üstte, sivil abi olmadığında ders yaptıran “vekil” anlamına gelen bir örgüt mensubunu tanımlamaktadır. Burada “V” harfine “vekil” anlamı yüklenmiş, ancak diğer kodlarda aynı harfin “vasıf” anlamında kullanılması tutarsızlığa neden olmuştur.

4. “EBL” ve “EDL” Kodları: “L” Harfine Keyfi Anlam Yükleme

“EBL” kodu “ehlibeyt” ve “alevi mezhebinden olan kişi” anlamında tanımlanmıştır. Ancak aynı kod ailesindeki “EDL” açıklamasında “L” harfine hiçbir anlam verilmemiştir. Bu çelişki, aynı harfe farklı anlamlar yüklenmesinin bilimsel değil keyfi bir yöntemle yapıldığını göstermektedir.

5. “GA” Kodu: Gammaz Sözcüğü ve Türetme Sorunu

“GA” kodunda “gammaz” ifadesinin, “GA” harflerinden türetildiği öne sürülmüş; ancak bu tür değerlendirmelerin tamamının “uydurma” yöntemlerle yapıldığı izlenimi doğmaktadır. Bu şekilde yapılan her harf türetmesi, yoruma açık ve subjektiftir.

6. “EML” Kodu: Açıklamadan Kaçınma

Bu kod için “yanlış yazılmış olabilir” denilerek bir açıklamadan kaçınılmıştır. Halbuki aynı mantıkla diğer kodlarda da anlam türetilmiş, burada ise anlam yüklemesi yapılmamıştır. Bu, açıklamanın keyfiliğini ve sistemsizlik içinde üretildiğini göstermektedir.

7. “F” ve “F1–F6” Kodları: Fetullah GÜLEN’in İsmiyle Olan Bağlantı Sorunu

“F” kodları, “Farklı hayat görüşü olan, örgüte zarar verebileceği değerlendirilen kişiler” anlamında tanımlanmıştır. Oysa F harfi, örgüt elebaşı Fetullah Gülen’in baş harfi olarak FETÖ tarafından değer atfedilen bir semboldür. Bu kadar önemli bir harfle başlayan kodun örgüt karşıtı kişilere verilmesi, kodlamanın temelden çelişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca “F1, F2…” şeklindeki rakamlarla çeşitlendirme yapılmasına rağmen bu sayıların anlamları açıklanmamıştır.

  1. “G” ve “GA” Kodları:
    “G” harfi, “güzel insan” olarak tanımlanmış, dini vecibelerini yerine getiren kişiler anlamında kullanıldığı belirtilmiştir. Ancak aynı “G” harfi “GA” kodu ile birlikte “gammazcı” anlamında değerlendirilmiştir. Aynı harften bu kadar zıt anlamlar çıkarılması sistemsizlik örneğidir.

  2. “İ, İA, İB, İC” ve “DİL” Kodları:
    Her iki kod grubunda da FETÖ tarafından kazanılmak istenen kişilerden bahsedilmekte, ancak biri için kazanılmaya en yakın olanın son kod (DİL3), diğerinde ise ilk kod (İA) olduğu söylenmektedir. Aynı mantık çerçevesinde zıt yönde değerlendirme yapılması içsel tutarsızlığı göstermektedir.

  3. “İHL” Kodu:
    İmam Hatip Lisesi mezunu ancak FETÖ bağlantısı olmayan kişileri ifade ettiği belirtilmiştir. Ancak bu kodun tek başına ne tür bir amaca hizmet ettiği, aynı kişilerin başka kodlarla (örneğin AD) da neden kodlanmadığı sorgulanmamıştır.

  4. “M” Kodu:
    “M” harfinden Osmanlıca “müntesip” ve “müdür” gibi kelimeler türetilmiştir. Ancak bu iki kelimenin arasında anlamca ilişki bulunmaması ve bir harfin tek başına bu tür anlamlar yüklenmesi keyfiliğe delalet eder.

  5. “MENFİ” ve “MML” Kodları:
    Bu kodlar FETÖ tarafından olumsuz görülen kişileri ifade ederken, “MML” ile ilgili net açıklama yapılmamış, “GMML” gibi benzer kodlar ise değerlendirme dışı bırakılmıştır.

  6. “S”, “SAKT”, “SAY”, “SAYA”, “SAYV”, “SC” Kodları:

    • “S” harfi bazı yerlerde “süreç” olarak tanımlanmış, bazı yerlerde ise anlamı olmadığı ifade edilmiştir.

    • “SAKT” kodunda “17-25 Aralık süreci”nden etkilenip tekrar kazanıma açık kişileri ifade ettiği söylenirken, aynı “S” harfi başka kodlarda bu anlamı taşımamaktadır.

    • “SAY” ve “SAYV” kodlarında, aynı “Y” harfi hem yöneticilik vasfı olmayan hem olan kişileri ifade edecek şekilde farklı yorumlanmıştır.

    • “SAY?” gibi kodlarda “?” işareti bile çelişkili açıklamalara konu olmuş, bazı yerlerde önceki-sonraki kodlar arasında kalmayı ifade ederken bazı kodlarda bu mantık değiştirilmiştir.

    • “SAYA” kodu “gassalın elindeki meyyit” benzetmesiyle örgüte mutlak teslimiyeti belirtirken, açıklamasındaki kelimeler diğer kodlarla hiçbir tutarlılık göstermemektedir.

  7. “SC” Kodu:
    “S” harfi yine “süreç” olarak değerlendirilmiş, “C” harfi ise bazı yerlerde “sohbet” anlamında iken burada göz ardı edilmiştir. Aynı harften farklı anlamlar çıkarılması açıklamaların keyfi yapıldığını göstermektedir.

Kodlamalarda “SCA, SCB, SCC, SCD” ve Türevlerinin Değerlendirilmesine İlişkin Özet

Emniyet birimlerince kullanılan kodlama sisteminde, özellikle “SC” ile başlayan ve ardışık harflerle devam eden kodlar (SCA, SCB, SCC, SCD) üzerinden yapılan açıklamalarda büyük ölçüde tutarsızlık ve sistemsizlik dikkat çekmektedir.

  1. Kodlarda Harflerin Anlamsal Yükü Tutarsızdır:
    “S” harfi genellikle “süreç” (17-25 Aralık süreci) anlamında kullanılırken, “C” harfi “cemaat” olarak yorumlanmış, “A” harfi ise bazı yerlerde “aleyhte” veya “alan” olarak açıklanmış, bazı yerlerde ise tamamen yok sayılmıştır. Örneğin, “SCA” kodu için “SC” ile neredeyse aynı açıklama yapılmış, “A” harfinin neyi ifade ettiği belirtilmemiştir.

  2. Artan Derece Yöntemiyle Kod Açıklamaları Yapılmıştır:
    SC kodları “tekrar kazanılmaya yakınlık” derecesi olarak sıralanmış (SCA birinci, SCB ikinci derece vs.) ancak bu sistemde de açıklamalar çelişmektedir. Aynı harfler, farklı kodlarda farklı anlamlarla açıklanmıştır. Örneğin, “B” harfi bir yerde “bağlılık” anlamına gelirken SCB kodunda sadece sıralama göstergesi gibi kullanılmıştır.

  3. Kod Açıklamalarında Standart Yöntem Bulunmamaktadır:
    Kodlarda harflerden kelime türetme, bu türetilen kelimelerin eş anlamlılarının kullanımı, bazen harflerin tamamen görmezden gelinmesi gibi keyfi yöntemler izlenmektedir. Bu durum, “SCDA”, “SCE”, “SCP”, “SDA”, “SDC”, “SDE” gibi kodlarda açıkça görülmektedir. Kodların mantıksal bir sistemle değil, yoruma dayalı gelişi güzel yöntemlerle açıklandığı anlaşılmaktadır.

  4. Bazı Kodlarda Mantık Dışı Açıklamalara Yer Verilmiştir:
    Özellikle “SCD GA” gibi kodlar için “gammazcı olup tekrar kazanılmaya çalışılan” gibi çelişkili tanımlar yapılmış, bu kişilerin zaten örgütle bağlantısı olmadığı başka kodlarda belirtilmişken neden tekrar kazanılmak istendiği izah edilememiştir.

  5. “Yazım Yanlışı Olabilir” İfadesi Bir Kurtarma Aracı Gibi Kullanılmıştır:
    Kodlama sisteminde anlam bütünlüğü sağlanamadığında, “yazım yanlışı olabilir” ifadesiyle durum geçiştirilmiştir. Bu, değerlendirmelerin bilimsel değil, sübjektif kanaatlere dayandığını ve açıklamaların güvenilirliğini sorgulatmaktadır.

  6. Kodların Birleştirilme Yöntemi Tutarsızdır:
    Örneğin, “SEA” kodunda “S” ve “EA” anlamı birleştirilerek açıklama yapılmışken, aynı yöntem “SGA” veya “SCDA” gibi kodlarda uygulanmamıştır. Bu durum, yorumların sistematik olmadığını, her kodun farklı bir mantıkla açıklandığını göstermektedir.

  7. Bazı Kodlar Aşırı Açık ve “Kod” Olmaktan Uzak:
    “ZARARLI”, “YURTDIŞI” veya “#YOK” gibi doğrudan kelime veya Excel hatası olarak görülen ifadelerin kod olarak değerlendirilmesi, kodlama sisteminin amacına ve tanımına aykırıdır. Gizli olması gereken yapıların bu kadar açık ibarelerle tanımlanması çelişki yaratmaktadır.

KOM Dairesi “Veri İnceleme Raporu” Kodlama ve Fişleme Sistemine Eleştirel Özet

1. Rapora Konu Olay ve Veri Kaynağı

Rapor, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/68532 soruşturması kapsamında ele geçirildiği iddia edilen bir micro SD kart içerisindeki Excel dosyasına dayanmaktadır. Bu dosyada, Emniyet personeline ait fişleme/kodlama verileri bulunduğu ileri sürülmektedir. Ancak kartın imajı ve teslim tutanağı dosyaya sunulmamış, içeriğin güvenilirliği hukuken denetlenememektedir.


2. Kodlamaların Keyfi ve Tahmine Dayalı Açıklamaları

Rapor, kodlamaları oluşturan harflerin anlamlarını şu şekilde yorumlamıştır:

Harf Anlam
A Alan, Aleyhte, Aktarım
B Bağlılık
C Cemaat, Cem (sohbet)
D Dış, Ders
E Ehli, Ehlibeyt
F Farklı hayat
G Güzel insan, Gammazcı
H Hatip (İHL)
İ İlgi
L Lise, Alevi
M Müdür, Müspet
P Pasif
S Süreç (17-25 Aralık)
T Tekrar, Aktarım
V Vekil
Y Yurt (dışı)

Bu harflerin anlamları, mantıksal bütünlük taşımamakta, sübjektif çıkarımlara dayanmaktadır. Herhangi bir bilimsel dayanağı bulunmamaktadır. Ayrıca kodları içeren SD kartı teslim ettiği iddia edilen “Garson” kod adlı gizli tanığın dahi bu kodların anlamını bilmediği yargı beyanlarında sabittir (İzmir 2. AğCM, 2016/697 E. – 01.06.2018 tarihli tutanak).


3. Kodlamaların Mahiyetine İlişkin Çelişkiler

  • Kodlamalar sadece görevlilerce yapılan tahmini çıkarımlar içermektedir.

  • SAY ve SAYV gibi kodlar, FETÖ’ye “tam teslim olmuş” kişileri ifade ederken; aynı Excel listelerinde “SC” gibi kodlarla ifade edilen ve halen görevde olan personel de mevcuttur. Bu durum çelişkilidir.

  • “F” harfiyle kodlananlar için yapılan “örgüte zararlı kişiler” açıklaması, FETÖ elebaşının baş harfi ile çelişmektedir.

  • Excel ekran görüntülerinde kodlar (örneğin EA, B4, A5) yer alırken, açıklamaları bulunmamaktadır.


4. Fişleme Verilerinin Hukuka Aykırı ve Bilimsel Olmayan Niteliği

  • Yaklaşık 255.000 emniyet personeli fişlenmiş ve her bir kişi hakkında çoklu veri girişi yapılmıştır. Bu, yaklaşık 6.500.000 veri anlamına gelmektedir.

  • Bu büyüklükteki veri girişinin, iddia edildiği gibi sadece 160 kişi tarafından yapıldığı iddiası hayatın olağan akışına aykırıdır.

  • Kodlamalar sadece örgüt mensuplarını değil, örgütle hiçbir ilgisi olmayanları da içermekte, hedef kitlenin sübjektif biçimde belirlendiği anlaşılmaktadır.

  • Güncellemelerin Nisan 2015’te yapıldığı söylenmesine rağmen verilerde daha sonraki tarihlere ait bilgiler de yer almaktadır.


5. Yargılamaya Etkisi ve İnsan Hakları İhlalleri

  • Raporun birçok sayfasında, verilerin PolNet üzerinden usulsüz elde edildiği, örgüt üyelerince kişisel gözlemlere dayalı olarak düzenlendiği belirtilmiştir (EGM Mahrem Yapılanması Raporu, s.377).

  • Kodlamalara dayalı yargılamalar, Anayasa’ya ve AİHS’ye aykırıdır.

  • Bu tür raporların adli dosyalara “delil” olarak eklenmesi, binlerce kişinin haksız şekilde ihracına ve cezalandırılmasına neden olmuştur.

  • Fişlemeler, gizli tanığın sübjektif beyanları ve teknik olarak denetlenemeyen dijital veriler üzerine kurulmuştur.


Sonuç ve Değerlendirme

  • KOM Daire Başkanlığı’nın raporu, teknik yönden bilimsellikten uzak, hukuki yönden delil olamayacak nitelikte, uygulamada ise kapsamlı mağduriyetlere sebep olabilecek unsurlar içermektedir.

  • Gizli tanığın kendi ifadesiyle dahi “ezberden bilinemez” kodlamaların, objektif kriterlerle tahlili mümkün değildir.

  • Bu verilerle soruşturma veya kovuşturma yürütülmesi, hukukun temel ilkelerine, kanıt standardına ve adil yargılanma hakkına açıkça aykırıdır.


Fetö Garson Fişlemeleri Sıkça Sorulan Sorular 

Aşağıda, Garson fişlemeleriyle ilgili 50 sıkça sorulan soru, Yargıtay kararlarına dayanılarak cevaplanmıştır.

  1. Garson fişlemeleri nedir?

    • Cevap: Garson fişlemeleri, FETÖ/PDY’nin emniyet personelini sadakat derecelerine göre kodladığı dijital verilerdir. Yargıtay, bu verilerin tek başına delil olamayacağını belirtmiştir (Yargıtay 16. CD, 2018/2944).

  2. Fişleme kodları mahkumiyet için yeterli midir?

    • Cevap: Hayır, Yargıtay fişleme kodlarının ek delillerle desteklenmesi gerektiğini vurgular (Yargıtay 3. CD, 2022/2202).

  3. A5 koduyla fişlenen biri mutlaka suçlu mudur?

    • Cevap: Hayır, A5 kodu sadakati gösterse de, hiyerarşiye dahil olmayı kanıtlamaz. Yargıtay, ek delil yoksa beraat kararı verir (Yargıtay 16. CD, 2020).

  4. 17-25 Aralık öncesi fişlemeler cezai sorumluluk doğurur mu?

    • Cevap: Genellikle hayır. Yargıtay, bu dönemde örgütün terör niteliğinin bilinmediğini kabul eder (Hakkari 1. ACM, 2022/450).

  5. SCC kodu ne anlama gelir?

    • Cevap: SCC, 17-25 Aralık’tan etkilenmiş ve örgüte kazandırılmaya çalışılan kişileri ifade eder. Yargıtay, bu kodun tek başına yeterli olmadığını belirtir (Yargıtay 16. CD, 2018/2944).

  6. Fişlemelerde hata hükümleri uygulanabilir mi?

    • Cevap: Evet, sanık örgütün niteliğini bilmediğini kanıtlarsa, TCK Madde 30 uygulanır (Yargıtay 16. CD, 2020).

  7. ByLock olmadan fişleme delil olur mu?

    • Cevap: Hayır, Yargıtay fişlemelerin ByLock gibi delillerle desteklenmesi gerektiğini belirtir (Yargıtay 3. CD, 2021/2112).

  8. Tanık beyanları fişlemeleri doğrular mı?

    • Cevap: Tanık beyanları çelişkiliyse veya somut delille desteklenmiyorsa yetersizdir (Yargıtay 16. CD, 2017/4012).

  9. Fişleme listesinde yer almak suç mudur?

    • Cevap: Hayır, listede yer almak hiyerarşiye dahil olmayı kanıtlamaz (Yargıtay 16. CD, 2018/2944).

    • Cevap: Evet, samimi beyanlar cezada indirim veya beraat sağlar (Yargıtay 3. CD, 2021/2112).

  10. Fişlemelerde süreklilik kriteri nedir?

    • Cevap: Örgütsel eylemlerin düzenli ve sürekli olması gerekir. Yargıtay, birkaç katılımın yetersiz olduğunu belirtir (Yargıtay 16. CD, 2020).

  11. SAY koduyla fişlenen biri beraat edebilir mi?

    • Cevap: Evet, ek delil yoksa beraat mümkündür (Aydın Davası, 2021).

  12. Fişlemeler idari işlemlerde delil olur mu?

    • Cevap: İdari işlemlerde irtibat/iltisak için kullanılabilir, ancak adli yargıda yetersizdir (Danıştay 5. Daire, 2021/7730).

  13. Fişleme verileri nasıl elde edildi?

    • Cevap: Gizli tanık Garson’un teslim ettiği SD kartlardan elde edilmiştir (Anadolu Ajansı, 2020).

  14. Fişlemelerde kodlama hataları olabilir mi?

    • Cevap: Evet, Yargıtay, fişlemelerin doğruluğunun teyit edilmesi gerektiğini belirtir (Yargıtay 3. CD, 2022/2202).

  15. Fişleme listesinde yer alan herkes örgüt üyesi midir?

    • Cevap: Hayır, Yargıtay hiyerarşiye dahil olmayı gerektirir (Yargıtay 16. CD, 2017/4012).

  16. Fişlemeler ankesör kayıtlarıyla desteklenmeli mi?

    • Cevap: Evet, ankesör kayıtları fişlemeleri doğrulamak için önemlidir (Yargıtay 16. CD, 2018/2944).

  17. Fişleme davalarında tanık koruma kanunu uygulanır mı?

    • Cevap: Evet, gizli tanık beyanları bu kanuna tabidir ve tek başına yeterli değildir (Aydın Davası, 2021).

  18. Fişlemelerde himmet ödemesi delil olur mu?

    • Cevap: Tek başına hayır, süreklilik ve hiyerarşi kanıtlanmalıdır (Yargıtay 16. CD, 2020).

  19. Fişlemeler OHAL Komisyonu’nda delil olur mu?

    • Cevap: Evet, ancak adli beraat kararları dikkate alınır (Cumhuriyet, 2022).

  20. Fişleme listesinde yanlış bilgi olabilir mi?

    • Cevap: Evet, Yargıtay yanlış bilgilerin doğruluğunun araştırılmasını ister (Yargıtay 3. CD, 2022/2202).

  21. Fişlemelerde B4 kodu ne anlama gelir?

    • Cevap: Örgüte sempati duyan ancak hiyerarşiye dahil olmayan kişileri ifade eder (Yargıtay 16. CD, 2020).

  22. Fişleme davalarında savunma nasıl hazırlanmalı?

    • Cevap: Delil yetersizliği ve 17-25 Aralık öncesi eylemler vurgulanmalıdır (Yargıtay 16. CD, 2018/2944).

  23. Fişlemeler ByLock ile nasıl ilişkilendirilir?

    • Cevap: ByLock yazışmaları fişleme kodlarını doğrular (Anadolu Ajansı, 2020).

  24. Fişleme davalarında beraat oranı nedir?

    • Cevap: Resmi veri yoktur, ancak delil yetersizliği nedeniyle beraat yaygındır (Yargıtay 16. CD, 2020).

  25. Fişlemelerde çocuklarının okul kaydı delil olur mu?

    • Cevap: Hayır, örgütsel amaç kanıtlanmadıkça yetersizdir (Danıştay 5. Daire, 2021/7730).

  26. Fişlemelerde sendika üyeliği suç mudur?

    • Cevap: Hayır, aktif görev yoksa suç teşkil etmez (Danıştay 5. Daire, 2021/7730).

  27. Fişleme davalarında tanık beyanları nasıl değerlendirilir?

    • Cevap: Çelişkili veya somut delille desteklenmeyen beyanlar yetersizdir (Yargıtay 16. CD, 2017/4012).

  28. Fişlemelerde mahrem sorumlu ne anlama gelir?

    • Cevap: Örgütün üst düzey yöneticilerini ifade eder (Anadolu Ajansı, 2020).

  29. Fişleme davalarında KHK ihracı delil olur mu?

    • Cevap: Hayır, adli yargıda KHK ihracı delil değildir (Yargıtay 16. CD, 2020).

  30. Fişlemelerde dijital materyal incelemesi nasıl yapılır?

    • Cevap: SD kartlar bilirkişi tarafından incelenir ve diğer delillerle karşılaştırılır (Anadolu Ajansı, 2020).

  31. Fişleme listesinde yer almak işten atılma sebebi midir?

    • Cevap: İdari işlemlerde kullanılabilir, ancak beraat kararları iade sağlar (Cumhuriyet, 2022).

  32. Fişlemelerde 10’a tamamlama yöntemi nedir?

    • Cevap: Telefon numaralarını şifrelemek için kullanılan bir yöntemdir (barandogan.av.tr, 2022).

  33. Fişleme davalarında ankesörlü telefon önemli midir?

    • Cevap: Evet, ardışık aramalar hiyerarşiyi kanıtlar (Yargıtay 16. CD, 2018/2944).

  34. Fişlemelerde hiyerarşi nasıl kanıtlanır?

    • Cevap: Süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektirir (Yargıtay 16. CD, 2020).

  35. Fişleme davalarında avukat seçimi önemli midir?

    • Cevap: Evet, Yargıtay içtihatlarına hakim bir avukat savunma için kritiktir (Yargıtay 16. CD, 2017/4012).

  36. Fişlemelerde gizli tanık güvenilir midir?

    • Cevap: Yargıtay, gizli tanık beyanlarının ek delillerle desteklenmesi gerektiğini belirtir (Aydın Davası, 2021).

  37. Fişleme davalarında delil toplama nasıl yapılır?

    • Cevap: Tanık beyanları, dijital materyaller ve ByLock yazışmaları toplanır (Anadolu Ajansı, 2020).

  38. Fişlemelerde Bank Asya hesabı delil olur mu?

    • Cevap: Rutin işlemler delil olmaz, talimatla yatırım kanıtlanmalıdır (Danıştay 5. Daire, 2021/7730).

  39. Fişleme davalarında temyiz süreci nasıl işler?

    • Cevap: Yargıtay, delil yetersizliği ve hata hükümlerini inceler (Yargıtay 16. CD, 2018/2944).

  40. Fişlemelerde mahkeme süreci ne kadar sürer?

    • Cevap: Dosya yoğunluğuna bağlı olarak 1-3 yıl sürebilir (Yargıtay 16. CD, 2020).

  41. Fişleme davalarında beraat sonrası iade mümkün mü?

    • Cevap: Evet, OHAL Komisyonu beraat kararlarını dikkate alır (Cumhuriyet, 2022).

  42. Fişlemelerde eşin örgüt bağlantısı delil olur mu?

    • Cevap: Hayır, sanığın hiyerarşiye dahil olduğu kanıtlanmalıdır (Yargıtay 16. CD, 2020).

  43. Fişlemelerde sosyal medya paylaşımları delil olur mu?

    • Cevap: Örgütsel içerik yoksa delil olmaz (Yargıtay 3. CD, 2022/2202).

  44. Fişleme davalarında savcılık mütalaası bağlayıcı mıdır?

    • Cevap: Hayır, mahkeme bağımsız karar verir (Yargıtay 16. CD, 2017/4012).

  45. Fişlemelerde yurt kaydı delil olur mu?

    • Cevap: Örgütsel faaliyet kanıtlanmadıkça yetersizdir (Yargıtay 16. CD, 2020).

  46. Fişleme davalarında bilirkişi raporu önemli midir?

    • Cevap: Evet, dijital verilerin doğruluğunu teyit eder (Anadolu Ajansı, 2020).

  47. Fişlemelerde çocuklarının eğitimi suç mudur?

    • Cevap: Hayır, örgütsel amaç kanıtlanmadıkça suç değildir (Danıştay 5. Daire, 2021/7730).

  48. Fişleme davalarında kamuoyu baskısı etkili midir?

    • Cevap: Hayır, Yargıtay delillere odaklanır (Yargıtay 16. CD, 2018/2944).

  49. Fişleme davalarında beraat sonrası tazminat davası açılabilir mi?

    • Cevap: Evet, haksız tutuklama için tazminat davası açılabilir (Yargıtay 16. CD, 2020).

  50. Etkin pişmanlık fişleme davalarında uygulanır mı?

Fetö Garson Fişlemeleri

Örnek Bir Savunma Stratejisi

T.C. … CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

Soruşturma No: 2025/…
ŞÜPHELİ: … (TCKN: …)
MÜDAFİİ: Av. Enes SENCER
Baro Sicil No: … – Bursa Barosu
KONU: Şüpheli hakkında “Silahlı Terör Örgütü Üyeliği (TCK 314/2)” kapsamında sürdürülen soruşturmaya ilişkin detaylı savunmalarımızın sunulmasıdır.


🔹 I. USULE İLİŞKİN AÇIKLAMALAR

  1. Savunma hakkı kutsaldır (Anayasa m.36, AİHS m.6).

  2. Soruşturma aşamasında “FETÖ Garson Fişlemeleri” gibi şeffaflıktan uzak, “kaynağı belirsiz”, “denetlenemeyen”, “tek taraflı örgüt içi dokümana” dayalı suçlamalarla anayasal haklar ihlal edilmektedir.

  3. CMK m.206/2-a gereği hukuka aykırı deliller hükme esas alınamaz.


🔹 II. OLAYLARIN ÖZETİ VE DELİL LİSTESİ

Şüpheli hakkında iddia edilen deliller şunlardır:

  1. Garson Fişlemesi: Şüphelinin ismi listede “X” kod adıyla geçmektedir.

  2. Ankesörlü Hatla İrtibat: 2017 yılında 3 kez ankesörlü arama kaydı olduğu ileri sürülmektedir.

  3. Tanık Beyanı: İtirafçı A.İ. tarafından “örgüt mensubu” olarak beyan edildiği belirtilmektedir.

  4. HTS Analizi: Mahrem imam olarak kodlanan kişiyle 2015 yılında 2 kez baz çakışması.

  5. Bank Asya Kaydı: 2014 yılında açılmış pasif bir hesap.

  6. Yurtdışı Giriş-Çıkış: 2013 yılında yapılan bir yurt dışı seyahati.

  7. ByLock Kullanımı: Tespit edilememiştir.

  8. Aile Bağlantısı: Eşinin kuzeninin eşi hakkında daha önce işlem yapılmıştır.


🔹 III. HUKUKİ DEĞERLENDİRME ve EMSALLERLE SAVUNMA

A) GARSON FİŞLEMESİNE DAYANAN SUÇLAMA

  • Yargıtay 16. CD, 2022/2546 E., 2023/1910 K.:
    “Garson fişlemesi tek başına delil sayılamaz. Başka teknik ve objektif delillerle desteklenmelidir.”

  • Fişlemede adın geçmesi, örgüte üye olunduğu anlamına gelmez.

  • Bu belgeler, CMK m.217 ve Anayasa m.38 gereği suçun maddi unsurlarını ispat edemez.

  • Ayrıca, dosyada fişleme dokümanının orijinali yoktur.

➡️ SONUÇ: Garson fişlemesi tek başına cezalandırmaya elverişli değildir.


B) ANKESÖR KAYDI

  • Yargıtay 3. CD, 2020/1672 E., 2020/3793 K.:
    “3 arama kaydı bulunan bir sanık hakkında, başka destekleyici delil yoksa mahkumiyet verilemez.”

  • Ankesör kayıtlarının kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir.

  • Aramalar kısa süreli ve herhangi bir görüşme içeriği tespit edilememiştir.

➡️ SONUÇ: Kısa ve belirsiz ankesör kaydı, mahkumiyet için yetersiz ve soyut bir iddiadır.


C) TANIK A.İ. BEYANI

  • Tanık, müvekkili 5-6 yıl öncesine ait bir ortamda görmüş olabilir. Ancak beyanı kişisel gözlem içermemektedir.

  • Beyanlar soyuttur, “duydum, biliyorum” şeklindedir.

  • Yargıtay 16. CD, 2021/4856 E. – 2022/1680 K.:
    “Soyut tanık beyanları somut gözlem içermediği sürece mahkumiyete esas alınamaz.”

➡️ SONUÇ: Beyanlar çelişkili, dayanıksız ve delil niteliğinden uzaktır.


D) HTS KAYDI

  • Baz çakışması, aynı bölgede bulunmak anlamına gelir; bu örgütsel irtibat değildir.

  • 2 kez aynı GSM bölgesinde bulunmak tesadüfi olup örgütsel bağa işaret etmez.

➡️ SONUÇ: HTS analizi somut temas ya da örgütsel iletişim içermemektedir.


E) BANK ASYA HESABI

  • Hesap açma tarihi 2014, yatırılan miktar 150 TL.

  • Herhangi bir talimat dönemi kapsamına girmemektedir.

  • Yargıtay 3. CD, 2021/2538 E., 2022/1247 K.:
    “Pasif banka hesabı tek başına örgüt üyeliğine delil olamaz.”

➡️ SONUÇ: Banka hareketi, örgütsel faaliyet sayılabilecek boyutta değildir.


F) YURTDIŞI GİRİŞ – ÇIKIŞ

  • 2013 yılında turistik amaçlı Avrupa gezisi.

  • FETÖ iltisaklı herhangi bir ülkeye veya kuruma gitmemiştir.

  • Yarg. 3. CD, 2020/2014 E. – 2021/3831 K.:
    “Yurt dışına çıkmak, mahiyeti ve amacı belirtilmeden örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemez.”

➡️ SONUÇ: Yurt dışı hareketiyle ilgili örgütsel bağ kurulamaz.


G) AİLE BAĞLANTISI

  • TCK’da suçun şahsiliği ilkesi esastır.

  • Eşinin kuzeninin eşi hakkında işlem yapılması, müvekkil hakkında kuvvetli şüphe doğurmaz.

➡️ SONUÇ: Bu durum, hukuken ilgili kişiyle bağ kurulmasına yetmez.


🔹 IV. SONUÇ ve TALEP

  1. Yukarıda arz ve izah ettiğimiz üzere, müvekkil hakkında ileri sürülen tüm iddialar;

    • Soyut,

    • Delillendirilmemiş,

    • Emsal kararlarla çelişen,

    • CMK ve Anayasa’ya aykırı nitelikte olup müvekkilin savunma hakkını ihlal etmektedir.

  2. Dosyada örgüt üyeliğine dair somut, teknik, hukuken geçerli hiçbir delil bulunmamaktadır.

  3. Müvekkilin hayatı, sosyal ilişkileri, aile yaşantısı ve mesleki faaliyetleri normal vatandaş profiliyle birebir örtüşmektedir.

Bu nedenlerle;

🔹 ŞÜPHELİ HAKKINDA KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA
🔹 Aksi halde beraatine karar verilmesini arz ve talep ederiz.

Saygılarımızla.
Av. Enes SENCER
Bursa Barosu – Müdafi

Leave A Comment

All fields marked with an asterisk (*) are required

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız