Örgüt Kurma Suçunda Etkin Pişmanlık ve Bu Usulün Yargılamaya Etkisi
Örgüt Kurma Suçunda Etkin Pişmanlık ve Bu Usulün Yargılamaya Etkisi
(TCK m.220 – m.221 Çerçevesinde Teorik ve Uygulamalı Bir İnceleme)
1. Suç Örgütü Kavramına Genel Bakış
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu, TCK m.220’de bağımsız bir suç tipi olarak düzenlenmiştir. Bu düzenleme, klasik “suça iştirak” kurumundan farklı olarak, henüz somut bir suç işlenmemiş olsa dahi, belirli yapısal şartları taşıyan birlikteliklerin cezalandırılmasını mümkün kılmaktadır.
Kanun koyucu;
- en az üç kişi,
- hiyerarşik yapı,
- süreklilik,
- çeşitlilik ve yoğunluk,
- suç işleme amacı
unsurlarını taşıyan yapılanmaları suç örgütü olarak kabul etmektedir.
Bu yönüyle suç örgütü kavramı, hazırlık hareketlerinin cezalandırılması sonucunu doğurmakta; bu durum ise ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve toplantı hakkı bakımından ciddi anayasal tartışmaları beraberinde getirmektedir.
2. Silahlı Örgüt – Terör Örgütü Ayrımı
TCK m.220 kapsamında düzenlenen çıkar amaçlı suç örgütleri;
- silahlı ve
- silahsız
olarak ikiye ayrılmaktadır.
Buna karşılık TCK m.314, Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütleri düzenlemektedir. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 3. ve 7. maddeleriyle birlikte değerlendirildiğinde, TCK m.314 kapsamındaki örgütlerin terör örgütü sayıldığı açıktır.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus şudur:
Her silahlı örgüt terör örgütü değildir; fakat her terör örgütü cebir ve şiddet unsurunu içermek zorundadır. Bu nedenle salt ideolojik birliktelikler veya gevşek yapılanmalar, otomatik olarak terör örgütü kabul edilemez.
3. Suç Örgütü Suçunun Tehlikesi: Soyut Ceza Alanı
Uygulamada sıklıkla görüldüğü üzere;
- hiyerarşisi net olmayan,
- emir-komuta zinciri bulunmayan,
- süreklilik arz etmeyen
birliktelikler dahi, sırf birlikte hareket edildiği gerekçesiyle suç örgütü kapsamında değerlendirilebilmektedir.
Özellikle Bursa’da görülen bazı dosyalarda;
- birden fazla sanığın aynı dosyada yer alması,
- aynı telefon hattı veya araç üzerinden irtibat kurulması,
- ticari ilişkilerin ceza dosyasına taşınması
örgüt isnadı için yeterli kabul edilmeye çalışılmaktadır. Bu yaklaşım, suçta ve cezada kanunilik ilkesine açıkça aykırıdır.
4. Etkin Pişmanlık Kurumunun Amacı ve Hukuki Niteliği
Suç örgütlerinin çözülmesini sağlamak ve maddi hakikate ulaşmak amacıyla, TCK m.221 ile etkin pişmanlık kurumu kabul edilmiştir.
Etkin pişmanlık;
- bir ceza muhakemesi aracı değil,
- cezasızlık veya indirim sebebi olan bir ceza hukuku müessesesidir.
Bu yönüyle, bir ödül-ceza dengesi üzerine kuruludur. Fail, örgütün çözülmesine katkı sağladığı ölçüde ceza tehdidinden kurtulabilmektedir.
5. TCK m.221’e Göre Etkin Pişmanlık Halleri
a) Soruşturma Başlamadan Önce Dağıtma
Örgüt henüz suç işlememişken, kurucu veya yöneticinin örgütü dağıtması ya da dağılmasını sağlaması halinde cezaya hükmolunmaz.
b) Gönüllü Ayrılma
Örgüt faaliyeti kapsamında suç işlememiş olan üyenin, kendi isteğiyle örgütten ayrıldığını yetkili makamlara bildirmesi halinde cezasızlık söz konusudur.
Bursa uygulamasında bu bildirimler çoğunlukla:
- Cumhuriyet Başsavcılıklarına,
- Sulh Ceza Hakimliklerine,
- CİMER üzerinden
yapılmaktadır.
c) Yakalanmadan Önce Bilgi Verme
Suça iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin, örgütün dağılmasını sağlayacak nitelikte bilgi vermesi halinde yine cezasızlık gündeme gelir.
d) Yakalandıktan Sonra Bilgi Verme
Fail yakalandıktan sonra bilgi verirse, bu durumda cezada 1/3 ila 3/4 oranında indirim uygulanır.
6. Etkin Pişmanlık ve Soruşturma Aşaması Sorunu
Uygulamada etkin pişmanlık, çoğu zaman soruşturma aşamasında devreye sokulmaktadır. Ancak bu noktada ciddi hukuki riskler ortaya çıkmaktadır:
- Tutuklama tehdidi altında alınan beyanlar
- Dosyaya erişim yasağı varken yapılan görüşmeler
- “İtiraf et, serbest kal” telkinleri
CMK m.147 ve m.148’e açık aykırılık teşkil eder.
Bursa’da özellikle örgütlü suç dosyalarında, tutuklama tedbirinin fiilen bir baskı aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Oysa etkin pişmanlık, tutuklamaya alternatif bir pazarlık aracı değildir.
7. Nemo Tenetur İlkesi ve Hukuka Aykırı Delil Sorunu
Anayasa m.38/5 uyarınca;
“Hiç kimse kendisini veya yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamaz.”
Bu ilkeye aykırı şekilde elde edilen tüm beyanlar;
- hukuka aykırı delil niteliğindedir
- mahkûmiyete esas alınamaz
“Zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir” ilkesi gereğince, bu beyanlardan türeyen tüm deliller de geçersizdir.
8. Etkin Pişmanlığın Sınırları
Önemle belirtmek gerekir ki;
- Etkin pişmanlık örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçları kapsamaz.
- Bu suçlar yönünden yalnızca takdiri indirim söz konusu olabilir.
- Fail, aynı dosyada sadece bir kez etkin pişmanlıktan yararlanabilir.
9. Yargılamaya Etkisi ve Uygulamadaki Riskler
Etkin pişmanlık beyanları, çoğu zaman başka sanıklar aleyhine delil olarak kullanılmaktadır. Ancak bu beyanların:
- Diğer sanıklara bildirilmeksizin
- Çapraz sorgu imkânı tanınmadan
- Dosyaya sonradan eklenmesi
dürüst yargılanma hakkını ihlal eder.
Bu nedenle özellikle Bursa Ağır Ceza Mahkemelerinde görülen örgüt dosyalarında, etkin pişmanlık beyanlarının usulüne uygunluğu titizlikle denetlenmelidir.
10. Değerlendirme ve Sonuç
Etkin pişmanlık kurumu, doğru uygulandığında suç örgütlerinin çözülmesinde etkili bir araçtır. Ancak:
- Tutuklama tehdidiyle
- Pazarlık görüntüsü altında
- Usuli güvenceler ihlal edilerek
uygulandığında, adil yargılanma hakkını zedeleyen bir mekanizmaya dönüşmektedir.
Bu nedenle etkin pişmanlık;
- açık,
- kayıt altına alınmış,
- müdafi huzurunda,
- özgür iradeye dayalı
şekilde uygulanmalı; aksi halde elde edilen beyanlar hukuka aykırı delil olarak değerlendirilmelidir.


