Alacaklının İtirazın İptali Davası Açmasından Sonra Borçlu Menfi Tespit Davası Açabilir mi?

Alacaklının İtirazın İptali Davası Açmasından Sonra Borçlu Menfi Tespit Davası Açabilir mi?

İlamsız icra takibine borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine takip durur. Bu aşamadan sonra alacaklının önünde, genel mahkemede itirazın iptali davası açmak gibi bir yol bulunur. Uygulamada asıl tartışma ise şurada ortaya çıkar: Alacaklı itirazın iptali davası açtıktan sonra, borçlu ayrıca menfi tespit davası açabilir mi? Sorunun cevabı, büyük ölçüde hukuki yarar kavramı etrafında şekillenmektedir. İzmir Barosu’nda paylaşılan değerlendirmede ve aktarılan içtihatlarda, alacaklı tarafından itirazın iptali davası açıldıktan sonra borçlunun aynı ilişkiye dayanarak ayrıca menfi tespit davası açmasında kural olarak hukuki yarar bulunmadığı belirtilmektedir

1. Menfi tespit davası nedir?

Menfi tespit davası, borçlunun gerçekte borçlu olmadığının tespitini amaçlayan bir dava türüdür. Özellikle icra takibinden önce veya icra tehdidi altındayken, kişi hakkında ileri sürülen borcun mevcut olmadığının mahkeme kararıyla belirlenmesi için açılır. İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi de borçluya bu imkânı tanımaktadır. İzmir Barosu sayfasında da açıkça, borç tehdidi altında olan kişinin icra takibi yapılmadan dahi menfi tespit davası açabileceği; bu imkânın İİK m. 72/1 ve 72/2’de düzenlendiği belirtilmektedir.

2. İtirazın iptali davası nedir?

Borçlu, kendisine gönderilen ödeme emrine süresinde itiraz ettiğinde ilamsız icra takibi durur. Bu durumda alacaklı, itirazın kaldırılması yoluna başvuramayacağı bir alacak türü söz konusuysa genel mahkemede itirazın iptali davası açabilir. Bu dava, yalnızca takip hukukuna ilişkin teknik bir işlem değildir; aynı zamanda taraflar arasındaki temel borç ilişkisinin incelenmesini de içerir. Nitekim kaynak metinde de, itirazın iptali davasında alacağın varlığı veya yokluğu konusunda değerlendirme yapılabildiği ve borçlunun savunmalarını o davada ileri sürebileceği vurgulanmaktadır.

3. Temel sorun: Aynı konuda ikinci bir dava açılabilir mi?

Sorunun düğüm noktası şudur: Borçlu, menfi tespit davasında ileri süreceği “borçlu değilim”, “sözleşme geçersiz”, “borç sona erdi”, “imza baskıyla alındı”, “temel ilişki hiç doğmadı” gibi iddiaları zaten itirazın iptali davasında savunma olarak ileri sürebiliyorsa, ayrıca menfi tespit davası açmasında korunmaya değer ek bir yarar var mıdır?

Aktarılan baskın görüşe göre, alacaklı itirazın iptali davasını açtıktan sonra borçlunun aynı hukuki ilişki ve aynı maddi vakıalar temelinde ayrıca menfi tespit davası açmasında hukuki yarar yoktur. Çünkü zaten görülmekte olan itirazın iptali davası, borç ilişkisinin mevcut olup olmadığını tartışmaya açmıştır. Bu durumda ikinci bir tespit davası açmak, çoğu kez gereksiz dava çoğalmasına yol açar.

4. Hukuki yarar neden yok sayılıyor?

HMK m. 114 kapsamında hukuki yarar, dava şartıdır. Kaynak metinde de tespit davalarında, özellikle menfi tespit davalarında, davacının dava açmakta hukuki yararını ortaya koyması gerektiği; hukuki yarar bulunmazsa davanın usulden reddedileceği açıklanmaktadır. Ayrıca HMK m. 114/1-h ve m. 115 çerçevesinde hukuki yararın mahkemece re’sen gözetilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Buradaki mantık şudur:

Borçlu zaten itirazın iptali davasında davalıdır. O davada,

  • borcun hiç doğmadığını,
  • sona erdiğini,
  • sözleşmenin geçersiz olduğunu,
  • alacak miktarının yanlış olduğunu,
  • senedin muvazaalı veya sahte olduğunu,
  • alacağın zamanaşımına uğradığını

ileri sürebilir.

Dolayısıyla aynı savunmaların yeni bir menfi tespit davasına taşınması çoğu durumda yeni bir hukuki koruma ihtiyacı değil, aynı uyuşmazlığın ikinci kez mahkeme önüne getirilmesi anlamına gelir. Kaynakta da doktrindeki görüşler ve çeşitli Yargıtay kararları üzerinden, böyle bir durumda menfi tespit davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiği ifade edilmektedir.

5. Ne zaman menfi tespit davası açılabilir?

Burada çok önemli bir ayrım vardır.

A. Alacaklı henüz itirazın iptali davası açmamışsa

Bu durumda borçlu, sadece icra dosyasına itiraz etmiş olmakla yetinmek zorunda değildir. İcra takibi durmuş olsa bile, ortada hâlâ maddi hukuk bakımından bir borç iddiası ve devam eden bir tehdit vardır. Alacaklının itirazın iptali davasını açıp açmayacağını beklemek, borçluyu uzun süre belirsizlik altında bırakabilir. İzmir Barosu sayfasında aktarılan 3. Hukuk Dairesi kararında da, alacaklı henüz itirazın iptali davası açmamışsa borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğu açıkça kabul edilmiştir. Aynı değerlendirmede, borçlunun alacaklıya tanınan bir yıllık süre boyunca beklemeye zorlanamayacağı; borcun kesin biçimde ortadan kaldırılmasını talep etmekte meşru yararı olduğu vurgulanmaktadır.

B. Alacaklı itirazın iptali davasını açmışsa

İşte tartışmanın yönü burada değişir. Çünkü artık uyuşmazlık mahkeme önündedir ve borçlunun ileri sürebileceği tüm temel savunmalar, itirazın iptali dosyasında incelenebilir. Bu nedenle, kaynakta yer verilen çok sayıda Yargıtay kararında, itirazın iptali davası açıldıktan sonra açılan menfi tespit davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiği belirtilmiştir. 15. HD’nin 03.12.2015 tarihli, 19. HD’nin 24.02.2014, 06.01.2014, 16.12.2013 ve 04.12.2013 tarihli kararları da bu çizgide aktarılmıştır.

6. Derdestlik ve kesin hüküm riski

Konunun yalnızca “hukuki yarar” boyutu yoktur. Doktrinde, itirazın iptali davası görülürken açılan menfi tespit davasının ayrıca derdestlik itirazı ile karşılaşabileceği de ifade edilmektedir. Bunun nedeni, her iki davanın da özünde aynı temel borç ilişkisinin mevcut olup olmadığına yönelmesidir. Kaynak metinde Baki Kuru, Özkan, Tanrıver ve Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan/Özekes çizgisindeki öğretide, itirazın iptali davasının alacağın varlığı-yokluğu bakımından da inceleme içerdiği, bu nedenle ayrıca tespit davasına gidilmesinin usul ekonomisine aykırı olduğu belirtilmektedir.

Bu nedenle uygulamada avukatın öncelikle şu soruya cevap vermesi gerekir:
Aynı borç ilişkisi zaten başka bir dosyada maddi anlamda tartışılabiliyorken, ikinci davayla ne kazanılacaktır?
Eğer buna somut ve bağımsız bir cevap verilemiyorsa, ikinci dava büyük ihtimalle dava şartı engeline takılacaktır.

7. Yargıtay yaklaşımı ne yönde?

Kaynak sayfada özetlenen kararlar birlikte değerlendirildiğinde Yargıtay uygulamasında şu ayrım belirginleşmektedir:

  • İtirazın iptali davası açılmadan önce: Borçlunun menfi tespit davası açmasında hukuki yarar vardır. Çünkü yalnızca takibe itiraz etmek, maddi hukuk bakımından borcu kesin biçimde ortadan kaldırmaz.
  • İtirazın iptali davası açıldıktan sonra: Borçlu aynı konuda ayrıca menfi tespit davası açarsa, bu davada ileri süreceği hususları itirazın iptali davasında savunma olarak da kullanabileceğinden, ayrı davada hukuki yarar bulunmadığı kabul edilir.

Bu yaklaşım, hem dava şartı teorisiyle hem de usul ekonomisi ilkesiyle uyumludur.

8. Uygulamada en sık yapılan hata

Uygulamada borçlular bazen şu düşünceyle hareket eder:
“İcra takibine itiraz ettim, bir de ayrıca menfi tespit davası açayım; dosyam daha güçlü olsun.”

Oysa çoğu durumda bu strateji fayda değil zarar doğurur. Çünkü:

  • ikinci dava usulden reddedilebilir,
  • gereksiz yargılama gideri doğabilir,
  • vekâlet ücreti riski ortaya çıkabilir,
  • ana savunmanın odak noktası dağılabilir.

Bu nedenle borçlu vekilinin dosya stratejisini, “ayrı dava açmak” yerine çoğu zaman mevcut itirazın iptali davasındaki savunmayı güçlendirmek üzerine kurması daha isabetlidir. Bu değerlendirme, kaynakta aktarılan kararlarla da uyumludur.

9. Pratik sonuç

Sorunun özlü cevabı şudur:

Alacaklı, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali davası açmışsa; borçlunun aynı hukuki ilişkiye dayanarak ayrıca menfi tespit davası açmasında kural olarak hukuki yarar bulunmaz. Böyle bir dava büyük ihtimalle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. Buna karşılık alacaklı henüz itirazın iptali davası açmamışsa, borçlu İİK m. 72 kapsamında menfi tespit davası açabilir; çünkü sadece icra dosyasına itiraz etmiş olmak, maddi hukuk yönünden kesin ve nihai koruma sağlamaz.

Bu kuralın istisnası var mı?

Hayır, bu yönde bir istisna yoktur. Araştırmalarda (Yargıtay kararları, doktrin ve baro yayınları) alacaklının itirazın iptali davasını açmasından sonra borçlunun menfi tespit davası açmasına izin veren herhangi bir istisnai durum belirtilmemiştir. Kural katıdır ve aynı husus (aynı alacak ve aynı taraflar) için geçerlidir.

Dikkat: İstisna gibi görünen durumlar aslında farklı bir zamanlama ile ilgilidir:

  • Borçlu menfi tespit davasını önce açarsa → Alacaklı sonra itirazın iptali davası açabilir. Bu durumda davalar birleştirilir veya biri bekletici sorun yapılır (önce hangisi sonuçlanırsa diğeri ona göre karara bağlanır). Alacaklının itirazın iptali davasında hukuki yararı vardır.
  • İtirazın kaldırılması davası (İİK m. 68 – özet yargılama) ile karıştırılmamalıdır. Bu davada itiraz reddedilirse borçlu menfi tespit açabilir (çünkü kesin hüküm teşkil etmez). Ama itirazın iptali davası (tam yargılama) farklıdır.
  • Borç ödenmişse → Artık menfi tespit değil, istirdat davası (geri alma) açılır.
  • İtirazın iptali davası usulden reddedilir veya çekilirse → Yeni bir hukuki durum doğar; ancak bu “istisna” değil, davanın sona ermesi nedeniyle hukuki yararın yeniden doğmasıdır.

Özetle pratik tavsiye

  • Alacaklı itirazın iptali davasını açtıysa → Borçlu bu davada cevap dilekçesi ile bütün savunmalarını yapsın; ayrı menfi tespit açmasın (açarsa reddedilir ve masraf çıkar).
  • Henüz alacaklı dava açmadıysa → Borçlu menfi tespit davası açabilir (hukuki yararı vardır, çünkü 1 yıllık süre belirsizliği devam eder).

10. Son değerlendirme

İcra hukukunda menfi tespit davası ile itirazın iptali davası arasındaki ilişki, salt teknik değil; stratejik bir meseledir. Dosyada “borç yoktur” savunmasının hangi araçla, hangi aşamada ve hangi usuli zeminde ileri sürüleceği davanın kaderini doğrudan etkiler. Bu nedenle meseleye sadece “bir dava daha açalım” mantığıyla yaklaşmak doğru değildir.

Doğru yaklaşım şudur:
Önce, alacaklının itirazın iptali davası açıp açmadığı tespit edilir.

  • Açılmamışsa, borçlu yönünden menfi tespit davası etkili bir araç olabilir.
  • Açılmışsa, çoğu olayda ayrı menfi tespit davası açmak yerine savunmaların itirazın iptali dosyasında eksiksiz ve sistemli biçimde ileri sürülmesi gerekir.

Leave A Comment

All fields marked with an asterisk (*) are required

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız