bursa-avukat

Yargı Paketi Son Durum

12. Yargı Paketi Son Durum

Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 16 Temmuz 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda kabul edilmiş ve 7589 sayılı Kanun numarasını almıştır.

Bununla birlikte, 25 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla TBMM’nin kanun bilgi sayfasında Cumhurbaşkanlığına gönderilme tarihi, Cumhurbaşkanınca yapılan işlem, Resmî Gazete tarihi ve Resmî Gazete sayısı bölümleri henüz doldurulmamıştır. Bu nedenle paket TBMM tarafından kabul edilerek kanunlaşmış olmakla birlikte, hükümlerinin yürürlüğe girdiği sonucuna doğrudan ulaşılmamalı; Resmî Gazete’de yayımlanma ve her madde için belirlenen özel yürürlük tarihleri ayrıca takip edilmelidir.

  1. Yargı Paketi, kamuoyundaki beklentilerin aksine genel af veya kapsamlı bir infaz indirimi paketi değildir. Düzenlemenin ağırlık merkezi;
  • hukuk yargılamalarının hızlandırılması,
  • idari yargıda tek hâkimle görülecek davaların genişletilmesi,
  • kanun yollarının yeniden düzenlenmesi,
  • belirsiz alacak davası sisteminin kaldırılması,
  • kısmi davada talep artırımına yeni bir model getirilmesi,
  • hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun yeniden düzenlenmesi,
  • IBAN veya banka hesabını kullandırarak dolandırıcılığa sınırlı biçimde iştirak edenler hakkında ceza indirimi,
  • vesayet altındaki kişilerin mallarının elektronik ortamda satılması,
  • kanuni faiz oranının değişken ekonomik göstergelere bağlanması,
  • DNA ve moleküler genetik inceleme verilerinin saklanması,
  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisinin genişletilmesi,
  • destekten yoksun kalma ve iş gücü kaybı tazminatlarının hesaplanması

gibi farklı hukuk alanlarına yayılan değişikliklerden oluşmaktadır.

12. Yargı Paketi Meclisten Geçti mi?

Evet. Paket 22 Haziran 2026 tarihinde 2/3737 esas numarasıyla TBMM Başkanlığına sunulmuş, Adalet Komisyonunda görüşülmüş ve 16 Temmuz 2026 tarihinde Genel Kurulda kabul edilmiştir. Kabul edilen metin 7589 sayılı Kanun olarak kayıtlara geçmiştir.

Yasama sürecinin temel aşamaları şöyledir:

22 Haziran 2026: Kanun teklifi TBMM Başkanlığına sunuldu.

24-25 Haziran 2026: Teklif Adalet Komisyonunda görüşüldü. Kamuoyunda “IBAN mağdurları düzenlemesi” olarak bilinen TCK değişikliği komisyon aşamasında metne eklendi.

14-16 Temmuz 2026: Teklif TBMM Genel Kurulunda görüşüldü.

16 Temmuz 2026: Kanun kabul edildi.

17 Temmuz 2026: TBMM tarafından kabul edildiğine ilişkin ayrıntılı bilgilendirme yayımlandı.

12. Yargı Paketi Yürürlüğe Girdi mi?

“Meclisten geçmek”, “kanunlaşmak” ve “yürürlüğe girmek” aynı anlama gelmez.

TBMM tarafından kabul edilen bir kanunun genel olarak Cumhurbaşkanınca yayımlanmak üzere Resmî Gazete’ye gönderilmesi gerekir. Kanunun bazı maddeleri yayımlandığı tarihte, bazı maddeleri ise kanunda gösterilen ileri bir tarihte yürürlüğe girebilir.

25 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla TBMM sayfasında 7589 sayılı Kanun’un Resmî Gazete tarihi ve sayısı belirtilmemiştir. Dolayısıyla özellikle devam eden davalarda, kanun yolu sürelerinde veya infaz işlemlerinde yalnızca “12. Yargı Paketi çıktı” şeklindeki haber başlıklarına dayanılarak işlem yapılmamalıdır. Her somut olay bakımından;

  • Resmî Gazete’de yayımlanma tarihi,
  • ilgili maddenin yürürlük hükmü,
  • geçici madde,
  • lehe kanun ilkesi,
  • devam eden dosyanın bulunduğu yargılama aşaması

birlikte değerlendirilmelidir.

12. Yargı Paketinde Genel Af Var mı?

Hayır. 12. Yargı Paketi’nde genel af bulunmamaktadır.

Paket aynı zamanda bütün hükümlüleri kapsayan genel bir ceza indirimi, koşullu salıverme indirimi, denetimli serbestlik süresinin topluca uzatılması veya COVID-19 infaz düzenlemesine benzer kapsamlı bir tahliye mekanizması da içermemektedir.

Paketin ceza hukuku bakımından en önemli sonucu, dolandırıcılık suçuna iştiraki yalnızca banka hesabını, ödeme aracını veya hesabın kullanılmasını sağlayan bilgileri başkasına vermekten ibaret kalan kişiler yönünden yarı oranında ceza indirimi getirmesidir. Bu düzenleme genel af değildir; failin eyleminin niteliğine bağlı özel bir ceza indirimi nedenidir.

12. Yargı Paketinde İnfaz Düzenlemesi Var mı?

Paketin ana konusu infaz hukuku değildir. Bununla birlikte, TCK 158 kapsamındaki yeni indirim hükmünden yararlanabilecek ve cezası kesinleşmiş kişiler yönünden özel bir geçiş düzenlemesi bulunmaktadır.

Bu nedenle “12. Yargı Paketi’nde hiçbir infaz hükmü yoktur” demek de tam olarak doğru değildir. Doğru ifade şudur:

  1. Yargı Paketi, genel nitelikte bir infaz reformu içermemekte; yalnızca IBAN veya hesap kullandırma suretiyle dolandırıcılığa sınırlı iştirak eden bazı hükümlüler bakımından özel sonuçlar doğurabilecek geçici hükümler öngörmektedir.

1. Miras Kalan Taşınmazların Satışında Önce Mirasçılar Arasında İhale

İcra ve İflas Kanunu’nda yapılan değişiklikle, bütün maliklerin taşınmazı miras yoluyla edindiği ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlarda farklı bir satış yöntemi kabul edilmiştir.

Ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi hâlinde ilk artırma yalnızca malik olan mirasçılar arasında yapılacaktır. Bu yöntem bir defaya mahsus uygulanacaktır. İlk artırmada teklifin geçerli olabilmesi için taşınmazın muhammen kıymetinin yüzde 100’üne ulaşılması gerekecektir.

İlk artırmada satış gerçekleşmezse ikinci artırma genel sisteme göre yapılacak ve muhammen kıymetin yüzde 50’si esas alınacaktır.

Düzenlemenin Amacı

Bu düzenlemenin temel amacı, özellikle aileden kalan taşınmazların ilk aşamada aile veya mirasçı grubu içinde tutulmasına imkân sağlamaktır.

Uygulamada ortaklığın giderilmesi davalarında taşınmazların çoğu kez piyasa değerinin altında satıldığı, aile konutlarının veya tarım arazilerinin üçüncü kişilere geçtiği ve mirasçılar arasında ciddi mağduriyetler doğduğu görülmektedir.

Yeni sistem mirasçılara öncelik vermekle birlikte, birtakım sorunlar da doğurabilir:

  • Mirasçılar arasında ekonomik gücü yüksek olan kişinin taşınmazı tek başına edinmesi,
  • Diğer mirasçıların ihale finansmanına erişememesi,
  • Muhammen değerin yüzde 100’ü şartı nedeniyle ilk ihalenin sonuçsuz kalması,
  • Mirasçılar arasında görünüşte anlaşmalı teklifler verilmesi,
  • Ortaklığın giderilmesi sürecinin uzaması.

Dolayısıyla düzenleme taşınmazın aile içinde kalmasını teşvik etmekte ancak mirasçılar arasında ekonomik eşitlik sağlamamaktadır.

2. Elektronik İhalelerde Teminat ve İhale Bedelini Ödememe Yaptırımları

Elektronik satış portalındaki ilanlarda, ihaleye katılacak kişilerin teminat yükümlülükleri daha açık şekilde gösterilecektir.

Satış isteyen alacaklının alacağı teminat miktarını karşılıyorsa, alacağı ölçüsünde ayrıca teminat yatırması gerekmeyecektir. Hazine ise açık artırmalarda teminat göstermekten muaf olacaktır.

En yüksek teklifi verdiği hâlde ihale bedelini süresinde yatırmayan kişinin teminatı iade edilmeyecektir. Teminat öncelikle satış masraflarına mahsup edilecek, kalan tutar hak sahiplerine ödenecektir.

Buna ek olarak ihale bedelini süresinde yatırmayan kişiye, teklif ettiği bedelin yüzde 5’i oranında idari para cezası uygulanacaktır.

Uygulamadaki Etkisi

Elektronik ihalelerde ciddi olmayan veya fiyat yükseltme amacı taşıyan tekliflerin önüne geçilmesi hedeflenmektedir.

Önceki uygulamada bazı kişilerin yüksek teklif vererek ihaleyi kazandığı, ardından bedeli yatırmayarak satışın uzamasına ve yeni ihale masraflarına neden olduğu görülmekteydi. Yeni yaptırım, hem teminatın kaybedilmesi hem de yüzde 5 idari para cezası nedeniyle caydırıcılığı artıracaktır.

3. Noterlik Evraklarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi

Noterlik evrak ve defterleri;

  • mahkemeler,
  • sulh ceza hâkimlikleri,
  • Cumhuriyet başsavcılıkları,
  • yetkili resmî daireler,
  • noterlikte soruşturma yapmaya yetkili kişiler

tarafından incelenebilecektir.

Noterlik evrakının aslı istenirse noter evrakın bir örneğini çıkaracak, aslına uygunluğunu onaylayacak ve onaylı örneği noterlikte saklayarak aslını ilgili makama gönderecektir.

Yalnızca onaylı örnek istenmesi hâlinde ise belge taranarak güvenli elektronik imzayla imzalanacak ve elektronik ortamda ilgili kuruma iletilecektir.

Bu işlemlerden posta ve zorunlu yol masrafı dışında harç, vergi, değerli kâğıt bedeli veya başka ücret alınmayacaktır.

Hukuki Değerlendirme

Düzenleme özellikle ceza soruşturmalarında noterlik belgelerinin teminini hızlandırabilir. Bununla birlikte noterlik evrakının gizliliği, kişisel verilerin korunması ve belgeye erişimin amaçla sınırlı olması önemini korumaktadır.

Yetkili kurumun talep yazısında hangi soruşturma veya dava nedeniyle belgeye ihtiyaç duyulduğunun açıkça gösterilmesi gerekir. Aksi takdirde belirsiz veya genel nitelikte belge talepleri noterlik sırrı ve kişisel verilerin korunması bakımından sorun yaratabilir.

4. Danıştay Daire Sayısına İlişkin Geçiş Süresi Uzatıldı

Danıştayın daire sayısının 10’a düşürülmesine ilişkin daha önce belirlenen süre 23 Temmuz 2026 tarihinde sona erecekti. Yeni düzenlemeyle bu süre dört yıl uzatılmıştır.

Ayrıca boşalan her iki üyelik için bir üye seçilmesi şeklindeki uygulamadan da 23 Temmuz 2030 tarihine kadar vazgeçilecektir.

Bu düzenleme vatandaşların doğrudan hak ve yükümlülüklerinden çok Danıştayın kurumsal yapısı ve iş yükü yönetimiyle ilgilidir.

5. İdare Mahkemelerinde Tek Hâkimle Görülecek Davalar Genişletildi

  1. Yargı Paketi’nin idari yargı bakımından en önemli değişikliklerinden biri, heyet yerine tek hâkim tarafından karara bağlanacak davaların genişletilmesidir.

2026 yılı itibarıyla konusu 486.000 TL’yi aşmayan bazı iptal ve tam yargı davaları tek hâkim tarafından görülecektir.

Ayrıca aşağıdaki uyuşmazlıkların önemli bir bölümü tek hâkimle çözümlenecektir:

  • Öğrenciler hakkında verilen, uzaklaştırma veya ilişik kesme sonucunu doğurmayan disiplin cezaları,
  • Sınıf geçme ve not tespiti işlemleri,
  • Öğrenci yurdu, kredi ve burs işlemleri,
  • Kamu görevlileri hakkındaki geçici görevlendirme işlemleri,
  • Yolluk, lojman ve izin uyuşmazlıkları,
  • Kamu görevlilerine verilen uyarma cezaları,
  • Meslek kuruluşlarının, mesleki faaliyeti geçici veya sürekli engellemeyen disiplin cezaları,
  • 65 yaş aylığı uygulamasından doğan bazı uyuşmazlıklar.

Vergi mahkemelerinde de konusu 486.000 TL’yi aşmayan davalar tek hâkim tarafından karara bağlanacaktır.

Tek Hâkim Sistemi Yargılamayı Hızlandırır mı?

Tek hâkim sistemi, mahkeme heyetinin toplanması ve karar oluşturması için gereken süreyi azaltabilir. Ancak idari uyuşmazlıkların yalnızca parasal değerine göre basit veya karmaşık kabul edilmesi her zaman isabetli değildir.

Örneğin düşük parasal değere sahip bir disiplin cezası, kamu görevlisinin sicili, kariyeri ve terfisi üzerinde uzun vadeli sonuçlar doğurabilir. Benzer şekilde öğrenciye verilen bir disiplin cezasının parasal değeri bulunmasa bile eğitim hayatı üzerinde ciddi etkileri olabilir.

Bu nedenle tek hâkimle görülmesi, davanın hukuki öneminin düşük olduğu anlamına gelmemektedir.

6. Bölge İdare Mahkemelerinin Gerekçeyi Değiştirerek İstinafı Reddetmesi

Bölge idare mahkemesi ilk derece kararının sonucunu hukuka uygun bulmakla birlikte gerekçesini yanlış veya eksik görürse, gerekçeyi değiştirerek istinaf başvurusunun reddine karar verebilecektir.

Maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltme yapılarak karar korunabilecektir.

Bu düzenleme, yalnızca gerekçe hatası nedeniyle ilk derece kararının kaldırılmasını önlemeyi amaçlamaktadır. Ancak bölge idare mahkemesinin gerekçeyi tamamen değiştirmesi durumunda tarafların yeni gerekçeye karşı etkili biçimde beyanda bulunup bulunamayacağı tartışma konusu olabilir.

Özellikle ilk derece mahkemesinin hiç değerlendirmediği bir hukuki sebebin istinaf tarafından kararın temel gerekçesi hâline getirilmesi, hukuki dinlenilme hakkı bakımından dikkatle uygulanmalıdır.

7. İdari Yargıda Dosyanın İlk Derece Mahkemesine Gönderileceği Hâller

Bölge idare mahkemesinin dosyayı ilk derece mahkemesine geri gönderebileceği durumlar sınırlı olarak düzenlenmiştir.

Başlıca geri gönderme nedenleri şunlardır:

  • Davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme tarafından bakılması,
  • Yasaklı veya reddedilmiş hâkimin davaya katılması,
  • Dilekçenin reddi gerekirken esasa girilmesi,
  • Dosyanın eksik veya yanlış hasımla tekemmül ettirilmesi,
  • Talep hakkında hiç karar verilmemesi,
  • Eksik hüküm kurulması,
  • Gerekli keşif veya bilirkişi incelemesinin yapılmaması,
  • Zorunlu olduğu hâlde duruşma yapılmaması.

Bölge idare mahkemesi bazı durumlarda eksikliği kendisi gidererek esastan karar verebilecektir. Bu sayılan durumlar dışında dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilemeyecektir.

Amaç “kaldır-gönder” kararlarını azaltarak uyuşmazlığın istinaf aşamasında sonuçlandırılmasıdır.

8. İdari Yargıda Temyiz Sisteminin Yeniden Düzenlenmesi

Bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırarak yeniden karar verdiği bazı davalarda Danıştay temyiz yolu açılmaktadır.

Ancak;

  • tek hâkimle görülen davalarda,
  • Çiftçi Mallarının Korunması Kanunu’ndan doğan davalarda,
  • taşınmaz zilyetliğine tecavüzün önlenmesine ilişkin davalarda,
  • Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’ndan doğan bazı davalarda,
  • yalnızca vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkin kararlarda

kaldırma üzerine yeniden karar verilmiş olsa bile temyiz yolu kapalı olacaktır.

Genel Kurulda kabul edilen önergeyle, ilk derece kararı ile bölge idare mahkemesi kararı arasındaki farkın 2026 yılı için 55.000 TL’yi geçmemesi hâlinde de temyiz yoluna başvurulamayacağı kabul edilmiştir.

Olası Tartışma

İlk derece mahkemesi ile istinaf mahkemesinin tamamen farklı tutarlara hükmettiği bir dosyada temyiz yolunun kapalı olması, hak arama özgürlüğü bakımından tartışılabilir.

Kanun koyucu, uyuşmazlığın ekonomik değeriyle yüksek mahkemeye erişim arasında bir denge kurmaya çalışmaktadır. Ancak özellikle düşük parasal değerli olduğu hâlde emsal niteliği taşıyan idari uyuşmazlıklarda içtihat birliğinin nasıl sağlanacağı önemlidir.

9. Adli Tıp Kurumu Başkan ve Üyelerinin Görev Süresi

Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliğine atanmak için tıp veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da ilgili alanda doktora derecesi aranacaktır.

Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile grup ve ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi dört yıl olacaktır.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte dört yıl veya daha uzun süredir görev yapanların görevleri sona erecek; dört yıldan az görev yapanlar kalan sürelerini tamamlayacaktır.

10. Hâkim ve Savcı Yardımcılarının Eğitim ve Sınav Sistemi

Hâkim ve savcı yardımcılarına;

  • Anayasa ve insan hakları hukuku,
  • ceza hukuku,
  • özel hukuk,
  • idare hukuku,
  • vergi hukuku,
  • usul hukuku,
  • duruşma yönetimi,
  • karar ve gerekçeli karar yazımı,
  • adalet hizmetlerinin yönetimi,
  • uluslararası sözleşmeler,
  • kişisel gelişim

alanlarında eğitim verilmesi öngörülmektedir.

Yazılı sınavlar 100 tam puan üzerinden değerlendirilecektir. Sözlü sınavlarda mevzuat ve içtihat bilgisi yanında hukuki sorun çözme yeteneği, ifade gücü, özgüven, temsil kabiliyeti, Türkçeyi kullanma becerisi ve genel kültür de değerlendirilecektir.

11. Hukuki Bilgiyle Çözülebilecek Konuda Bilirkişiye Başvuran Hâkime Uyarma Cezası

Hâkimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek bir konuda bilirkişiye başvurulması disiplin hukuku bakımından uyarma cezası nedeni olacaktır.

Neden Önemli?

Bilirkişi yalnızca özel veya teknik bilgi gerektiren konularda görüş bildirebilir. Bilirkişinin hukuki değerlendirme yapması zaten usul hukukunun temel ilkelerine aykırıdır.

Uygulamada bilirkişi raporlarının;

  • sözleşmenin yorumlanması,
  • taraflardan hangisinin haklı olduğu,
  • zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği,
  • davanın kabul edilip edilmemesi gerektiği

gibi doğrudan hâkimin görev alanına giren konularda görüş içerdiği görülmektedir.

Yeni hüküm, hâkimin hukuki sorumluluğunu bilirkişiye devretmesini önlemeyi amaçlamaktadır. Ancak disiplin tehdidinin hâkimi teknik sınırda kalan konularda bilirkişi incelemesinden kaçınmaya sevk etmemesi gerekir.

12. Kanuni Faiz Oranı Değişken Sisteme Bağlanıyor

3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da değişiklik yapılmaktadır.

Türk Borçlar Kanunu veya Türk Ticaret Kanunu uyarınca faiz ödenmesi gerektiği hâlde oran sözleşmeyle belirlenmemişse, yıllık faiz oranı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının bir önceki yılın 31 Aralık tarihinde kısa vadeli kredi işlemlerine uyguladığı reeskont oranının yüzde 80’i olacaktır.

30 Haziran tarihindeki reeskont oranı, önceki 31 Aralık oranından en az beş puan farklıysa yılın ikinci yarısında 30 Haziran tarihindeki oranın yüzde 80’i uygulanacaktır.

Yeni Sistem Neden Getirildi?

Sabit kanuni faiz oranları yüksek enflasyon dönemlerinde alacağın gerçek değerini korumaktan uzaklaşabilmektedir. Borçlu, yargılama süresinin uzamasından ekonomik fayda sağlayabilmekte; alacaklı ise parasının satın alma gücünü kaybetmektedir.

Değişken faiz sistemi, kanuni faizi ekonomik koşullara daha duyarlı hâle getirmeyi amaçlamaktadır.

Bununla birlikte şu sorunlar gündeme gelebilir:

  • Faiz oranının yıl içinde değişmesi nedeniyle hesaplamaların karmaşıklaşması,
  • Geçmiş dönemlere hangi oranın uygulanacağının tartışılması,
  • Kesinleşmiş veya devam eden dosyalarda geçiş sorunu,
  • Sözleşme faizi, ticari temerrüt faizi ve kanuni faiz arasındaki ayrım,
  • İcra takiplerinde dönemsel faiz tablolarının hazırlanması.

13. Vesayet Altındaki Kişilerin Mallarının UYAP Üzerinden Satılması

Vesayet altındaki kişinin menfaati gerektiriyorsa değerli şeyler dışındaki taşınırlar, vesayet makamının talimatıyla UYAP’a entegre elektronik satış portalında açık artırmayla satılacaktır.

Taşınmazların satışı da elektronik satış portalında yapılacak ve ihale vesayet makamının onayıyla tamamlanacaktır. Vesayet makamı, onama kararını ihale tarihinden itibaren 10 gün içinde vermelidir.

Bu hükümler kanunun yayımlanmasından üç ay sonra uygulanacaktır.

Amaç ve Riskler

Amaç, kısıtlının malının sınırlı yerel çevrede değil Türkiye çapında rekabetçi bir ortamda satılması ve mümkün olan en yüksek bedelin elde edilmesidir.

Ancak vesayet makamının;

  • satışın gerçekten kısıtlının menfaatine olup olmadığını,
  • muhammen değerin güncel piyasa koşullarını yansıtıp yansıtmadığını,
  • ihaleye fesat veya muvazaa ihtimalini,
  • satış bedelinin nasıl korunacağını

ayrıntılı biçimde değerlendirmesi gerekir.

14. IBAN Mağdurları Düzenlemesi ve TCK 158’e Eklenen Yeni Fıkra

  1. Yargı Paketi’nin kamuoyunda en çok tartışılan hükmü, dolandırıcılık suçuna banka hesabını veya ödeme aracını kullandırarak iştirak eden kişilerle ilgilidir.

Dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştiraki;

  • banka kartını,
  • kredi kartını,
  • başka bir ödeme aracını,
  • banka hesabını,
  • aracı kurum hesabını,
  • ödeme hizmeti sağlayıcısı hesabını,
  • kripto varlık hizmet sağlayıcısı hesabını,
  • hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları

başkasına vermekle sınırlı kalan kişinin cezası yarı oranında indirilecektir.

Her IBAN’ını Veren Kişi İndirimden Yararlanır mı?

Hayır. Düzenleme otomatik bir cezasızlık veya beraat hükmü değildir.

İndirim uygulanabilmesi için iştirakin yalnızca hesap veya ödeme aracını kullandırma fiiliyle sınırlı kalması gerekir.

Kişi;

  • mağdurla bizzat görüşmüşse,
  • sahte ilanı hazırlamışsa,
  • mağduru yönlendirmişse,
  • parayı çekip diğer şüphelilere teslim etmişse,
  • suç organizasyonunun parçasıysa,
  • birden fazla hesap yönetmişse,
  • para trafiğini kontrol etmişse,
  • dolandırıcılık planını biliyor ve yürütüyorsa

eylemin yalnızca hesap kullandırmadan ibaret olduğu kabul edilmeyebilir.

Mahkeme, iştirak iradesini ve kişinin suçtaki rolünü somut delillerle belirlemelidir.

“Farkında Olmadan Hesabımı Kullandırdım” Savunması

Kişinin suçtan haberdar olmaması durumunda mesele yalnızca ceza indirimi değildir. Kastın bulunmaması hâlinde suçun unsurları oluşmayabilir ve beraat gündeme gelebilir.

Yeni hüküm esas olarak dolandırıcılık suçuna iştirak iradesi bulunan ancak katkısı hesap kullandırmayla sınırlı kalan kişiler için uygulanacaktır.

Bu nedenle savunma stratejisinde şu ayrım yapılmalıdır:

Birinci ihtimal: Kişinin dolandırıcılıktan haberi yoktur. Kast bulunmadığından beraat talep edilir.

İkinci ihtimal: Kişi hesabını haksız menfaat amacıyla kullandırmıştır ancak suçun planlanması ve icrasında başka katkısı yoktur. Yeni yarı oranındaki indirim tartışılır.

Üçüncü ihtimal: Kişi dolandırıcılık organizasyonunda aktif görev almıştır. Yeni indirim uygulanmayabilir.

İndirim Nasıl Hesaplanacak?

Öncelikle suçun niteliğine, zarar miktarına, mağdur sayısına, zincirleme suç hükümlerine ve diğer artırımlara göre temel ceza belirlenecektir. Daha sonra yeni özel iştirak indirimi uygulanacaktır.

İndirimin hangi hesaplama sırasıyla uygulanacağı, TCK’nın cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin hükümleriyle birlikte değerlendirilmelidir.

15. Devam Eden IBAN ve Dolandırıcılık Dosyaları Ne Olacak?

Kanun yürürlüğe girmeden önce dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılıktan hüküm kurulmuş ancak dosyası istinaf incelemesinde bulunan sanıklardan yeni hüküm kapsamına girenler bakımından bölge adliye mahkemesi bozma kararı verecek ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilecektir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar da usulüne uygun biçimde ilk derece mahkemelerine gönderilecektir.

Bu hüküm, yeni düzenlemenin uygulanması için ilk derece mahkemesince sanığın eyleminin gerçekten yalnızca hesap veya ödeme aracı kullandırmaktan ibaret olup olmadığının yeniden değerlendirilmesini sağlayacaktır.

16. Kesinleşmiş IBAN Dosyalarında Etkin Pişmanlık İmkânı

Cezası kesinleşmiş ve infaz aşamasında bulunan bazı hükümlüler bakımından özel bir düzenleme kabul edilmiştir.

TCK 157 veya 158 uyarınca hüküm kurulmuş, yeni iştirak indirimi kapsamına girebilecek ve daha önce TCK 168’deki etkin pişmanlık hükmünden yararlanmamış hükümlü, mağdur zararını mahkemenin ihtarından itibaren altı ay içinde tamamen giderirse TCK 168/2’deki indirimden yararlanabilecektir.

Bu Düzenleme Yeniden Yargılama mı?

Teknik olarak her dosyada klasik anlamda yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulması gerektiği söylenemez. Lehe kanunun uygulanması ve uyarlama yargılaması hükümleri gündeme gelebilir.

Görevli mahkeme;

  • kişinin yeni TCK hükmü kapsamına girip girmediğini,
  • iştirakinin hesap kullandırmayla sınırlı olup olmadığını,
  • daha önce etkin pişmanlık uygulanıp uygulanmadığını,
  • mağdur zararının miktarını,
  • zararın süresinde tamamen giderilip giderilmediğini

değerlendirecektir.

Zarar Ödenince Tahliye Olunur mu?

Zararın ödenmesi otomatik tahliye sonucu doğurmaz.

Mahkeme önce yeni indirim ve etkin pişmanlık hükümlerini uygulayarak cezayı yeniden belirlemelidir. Ortaya çıkan sonuç cezanın infaz edilen kısmı, mahsup, koşullu salıverme ve denetimli serbestlik şartlarıyla birlikte değerlendirilir.

Ayrıca zarar tamamen giderilinceye kadar yalnızca bu hükme dayanılarak infazın ertelenmesi veya durdurulması mümkün değildir.

17. Moleküler Genetik İnceleme ve DNA Verilerinin Saklanması

Moleküler genetik inceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılarak özel bir sisteme kaydedilecektir. Bir örneği soruşturma veya kovuşturma dosyasında delil olarak saklanacaktır.

Veriler;

  • kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleşmesi,
  • itirazın reddedilmesi,
  • beraat kararının kesinleşmesi,
  • ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi

hâllerinde derhal yok edilecektir.

Diğer hâllerde veriler mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren 20 yıl sonra Cumhuriyet savcısı huzurunda imha edilecektir.

Kişi, verinin saklanmasını gerektiren amaç ortadan kalkarsa veya haklı bir sebep bulunursa hâkimden ya da mahkemeden silinmesini isteyebilecektir.

Veriler yalnızca devam eden bir soruşturma veya kovuşturmada maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla, hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı kararıyla kullanılabilecektir.

Kişisel Veriler Bakımından Tartışma

Genetik veriler, kişinin yalnızca kimliğini değil biyolojik ve ailevi özelliklerini de ortaya koyabilecek nitelikte özel kategoride verilerdir.

Yirmi yıllık saklama süresinin ölçülülüğü, veri güvenliği, yetkisiz erişim, veri eşleştirmesi ve masumiyet karinesi yönünden düzenlemenin uygulaması yakından izlenmelidir.

18. HAGB Yeniden Düzenlendi

Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu yeniden düzenlenmiştir.

Sanığa verilen ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasıysa mahkeme HAGB kararı verebilecektir.

Başlıca şartlar şunlardır:

  • Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması,
  • Yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkemede olumlu kanaat oluşması,
  • Mağdurun veya kamunun zararının tamamen giderilmesi.

Zarar hemen karşılanamıyorsa denetim süresi içinde taksitlerle ödenmesi şartıyla da HAGB kararı verilebilecektir.

Denetim Süresi

Sanık beş yıl denetime tabi tutulacaktır. Denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç nedeniyle tekrar HAGB kararı verilemeyecektir.

Mahkeme bir yılı geçmemek üzere;

  • eğitim programına devam,
  • meslek veya sanat öğrenme,
  • gözetim altında çalışma,
  • belirli yerlere gitmeme,
  • belirli yerlere devam etme

gibi yükümlülüklere karar verebilir.

Denetim süresince dava zamanaşımı duracaktır.

Denetim Başarıyla Tamamlanırsa

Kişi kasıtlı yeni bir suç işlemez ve yükümlülüklere uyarsa açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilecektir.

Yükümlülüklere Uyulmazsa

Sanık kasıtlı yeni suç işler veya yükümlülüklere aykırı davranırsa mahkeme hükmü açıklayacaktır.

Ancak yükümlülüğün yerine getirilememesinde haklı neden bulunması hâlinde mahkeme;

  • cezanın bir kısmının infaz edilmemesine,
  • hapis cezasının ertelenmesine,
  • cezanın seçenek yaptırıma çevrilmesine

karar verebilecektir.

19. HAGB Kararına Karşı İstinaf Yolu

Yeni sistemde HAGB kararına karşı, kanundaki istinaf sınırlamaları saklı kalmak üzere istinaf yoluna başvurulabilecektir.

İstinaf incelemesi yalnızca HAGB şartlarıyla sınırlı olmayacak; karar hem usul hem esas yönünden denetlenebilecektir.

Bölge adliye mahkemesinin ilk derece sıfatıyla verdiği HAGB kararına karşı ise koşulları varsa temyiz yoluna gidilebilecektir.

Bu değişiklik HAGB kurumunun en önemli sorunlarından biri olan etkili kanun yolu eksikliğini gidermeyi amaçlamaktadır.

20. HAGB Uygulanamayacak Suçlar

HAGB;

  • işkence,
  • eziyet,
  • kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlar

bakımından uygulanmayacaktır.

Bu hüküm, kötü muamele yasağının mutlak niteliği ve kamu görevlilerinin cezasız bırakılmaması ilkesiyle bağlantılıdır.

21. Kaçak Sanık Hakkında Yargılama

Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilecektir. Ancak daha önce sorgusu yapılmamış sanık hakkında mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyecektir.

Güvenlik tedbirine karar verilmişse kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkını kullanmak istediğini bildirerek yargılamanın yenilenmesini talep edebilecektir.

Bu düzenleme, yargılamanın sürüncemede kalmasını önlemek ile sanığın sorgulanma ve savunma hakkını korumak arasında denge kurmayı amaçlamaktadır.

22. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları dışında Yargıtay ceza dairelerinin bütün kararlarına karşı Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilecektir.

İtiraz, dosyanın Başsavcılığa tesliminden itibaren üç ay içinde yapılmalıdır. Sanık lehine itirazda süre aranmayacaktır.

İtiraz talebi;

  • sanık,
  • sanığın kanun yoluna başvurma hakkı bulunan yakınları veya müdafii,
  • katılan,
  • katılma talebi karara bağlanmamış kişi,
  • katılan sıfatını alabilecek derecede suçtan zarar gören

tarafından yapılabilecektir.

Mağdur Açısından Önemi

Önceki uygulamada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisinin kapsamı ve özellikle katılan tarafın başvuru imkânı tartışmalıydı.

Yeni sistem suçtan zarar gören ve katılan tarafın da Başsavcılıktan itiraz talep etmesini açıkça düzenlemektedir. Ancak kişinin talepte bulunması Başsavcılığın mutlaka itiraz edeceği anlamına gelmez.

23. Destekten Yoksun Kalma ve İş Gücü Kaybı Tazminatlarında Faiz

Çalışma gücünün azalması veya kaybı ile destekten yoksun kalma zararlarında tazminatın farklı dönemlerine farklı faiz başlangıçları uygulanacaktır.

Zarar görenin veya desteğin kazancının bilindiği dönem için hesaplanan tazminata olay tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecektir.

Gelecekteki ve kazancın bilinmediği dönem için hesaplanan tazminata ise karar tarihinden itibaren faiz uygulanacaktır.

Neden Tartışmalıdır?

Özellikle trafik kazaları ve iş kazalarında gelecekteki zarar, olay tarihinde doğan bedensel zarar veya ölümün ekonomik sonucudur.

Gelecek dönem zararına yalnızca karar tarihinden itibaren faiz uygulanması, yargılamanın uzun sürmesi hâlinde zarar gören aleyhine sonuç doğurabilir. Kanun koyucu ise gelecekteki ve henüz muaccel hâle gelmemiş zarar bölümü için olay tarihinden faiz yürütülmesini hakkaniyete aykırı görmektedir.

Bu alanın Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatlarına konu olması muhtemeldir.

24. Tazminat Ödemelerinin Oransal Mahsubu

Çalışma gücü kaybı veya destekten yoksun kalma nedeniyle tahkikat başlayıncaya kadar yapılan ödemeler, ödeme tarihindeki tazminat miktarına göre oransal olarak mahsup edilecektir.

Bu düzenleme özellikle sigorta şirketlerinin yaptığı kısmi ödemelerin yıllar sonra nominal tutar üzerinden mahsup edilmesinden doğan adaletsizlikleri önlemeyi amaçlamaktadır.

Örneğin ödeme tarihinde zararın yüzde 40’ını karşılayan bir ödemenin, karar tarihinde yalnızca nominal rakam üzerinden mahsup edilmesi yerine tazminatın yüzde 40’ına karşılık geldiği kabul edilebilecektir.

25. Belirsiz Alacak Davası Kaldırılıyor

  1. Yargı Paketi’nin hukuk yargılamaları bakımından en köklü değişikliği, HMK’nın “belirsiz alacak davası” başlıklı 107. maddesinin yürürlükten kaldırılmasıdır.

Belirsiz alacak davası, alacak miktarının davacı tarafından dava tarihinde tam ve kesin olarak belirlenemediği durumlarda asgari bir tutar üzerinden dava açılmasını ve miktar belirlendikçe talebin artırılmasını sağlıyordu.

İşçilik alacakları, trafik kazaları, maluliyet tazminatları, destekten yoksun kalma zararları, eser sözleşmesi ve ayıplı ifa uyuşmazlıklarında yoğun biçimde kullanılmaktaydı.

Neden Kaldırıldı?

Belirsiz alacak davasının;

  • hangi alacaklarda açılabileceği,
  • hukuki yarar yokluğunun sonucu,
  • davanın kısmi dava olarak görülüp görülemeyeceği,
  • talep artırımının zamanı,
  • zamanaşımının tamamı için kesilip kesilmediği

konularında çok sayıda içtihat farklılığı doğurduğu ileri sürülmekteydi.

Yeni sistem bu sorunları belirsiz alacak davası yerine genişletilmiş kısmi dava modeliyle çözmeye çalışmaktadır.

26. Kısmi Davada Bir Defalık Talep Artırımı

Alacağın yalnızca bir kısmı dava edilmişse davacı, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikat sona erinceye kadar talebini artırabilecektir.

Artırılan bölüm bakımından zamanaşımı da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacaktır.

Yeni Sistem Islah mı, Talep Artırımı mı?

Düzenleme klasik ıslah kurumuna benzese de kendine özgü bir talep artırım mekanizmasıdır.

Davacıya yalnızca bir defa artırım hakkı verildiğinden bilirkişi raporuna karşı itiraz edilirken miktarın dikkatle belirlenmesi gerekir. İlk rapor üzerine talep artırıldıktan sonra ek raporda daha yüksek alacak hesaplanırsa ikinci kez artırım yapılıp yapılamayacağı ciddi bir uygulama sorunu oluşturabilir.

Zamanaşımı Bakımından Sonuç

Yeni sistemin en güçlü yönü, artırılan kısım bakımından zamanaşımını dava tarihine götürmesidir.

Önceki kısmi dava sisteminde zamanaşımı yalnızca dava edilen miktar bakımından kesiliyor, sonradan artırılan bölüm bakımından zamanaşımı itirazı gündeme gelebiliyordu.

Yeni hüküm, kısmi dava açan kişinin zamanaşımı yönünden korunmasını sağlamaktadır.

27. İki Duruşma Arası En Fazla Üç Ay

Hukuk yargılamalarında iki duruşma arasındaki süre kural olarak üç aydan uzun olamayacaktır.

Ancak bilirkişi incelemesinin uzaması, istinabe işlemleri veya işin niteliğinden kaynaklanan zorunluluklar varsa hâkim gerekçesini açıklayarak daha uzun süre belirleyebilecektir.

Gerçekten Yargılamayı Hızlandırır mı?

Bu düzenlemenin başarısı yalnızca kanuni süreye bağlı değildir.

Bilirkişi sayısı, adliye personeli, mahkeme iş yükü, tebligat sorunları, müzekkere cevapları ve istinaf dosya yoğunluğu çözülmeden üç aylık süre tek başına yargılamaları hızlandırmayabilir.

Ayrıca istisna hükmünün geniş yorumlanması hâlinde üç aylık sınır uygulamada etkisizleşebilir.

28. SEGBİS veya Ses ve Görüntü Yoluyla Katılımda İmza

Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılan kişiler hakkında kural olarak elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.

Ancak;

  • ikrar,
  • yemin,
  • davanın geri alınmasına muvafakat,
  • feragat,
  • kabul,
  • sulh

gibi doğrudan taraf iradesine bağlı işlemler bu kapsamın dışında tutulmuştur.

Bu hüküm kanunun yayımlanmasından üç ay sonra yürürlüğe girecektir.

29. Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması

Aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülen davaların birleştirilmesine ilişkin kararlar yeniden düzenlenmektedir.

İlk davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararının kesinleşmesinden sonra bu kararla bağlı olacaktır.

Birleştirme kararına karşı yalnızca istinaf yoluna başvurulabilecektir. Ayırma kararlarına karşı ise kural olarak esas hükümle birlikte kanun yoluna gidilebilecektir.

Birleştirme veya ayırmaya ilişkin hata tek başına bölge adliye mahkemesinde kararın kaldırılması ya da Yargıtayda bozma nedeni oluşturmayacaktır.

30. Hukuk Davalarında Temyiz Sınırı

Bölge adliye mahkemesi ilk derece kararını kaldırarak yeniden esas hakkında karar verirse, kabul veya ret bölümünün değeri temyiz sınırının üzerindeyse karar temyiz edilebilecektir.

Bölge adliye mahkemesinin kararı temyiz sınırının altında kalıyorsa ve ilk derece kararıyla arasındaki fark da temyiz sınırını aşmıyorsa temyiz yolu kapalı olacaktır.

Yalnızca vekâlet ücreti veya yargılama gideri hakkında verilen ve parasal sınırın altında kalan kararlar da temyiz edilemeyecektir.

31. İlk Derece Mahkemesinin Görev veya Yetki Hatası Tek Başına Bozma Nedeni Olmayacak

Kanunun genel gerekçesinde, ilk derece mahkemesinin yalnızca görevsiz veya yetkisiz olması nedeniyle Yargıtayın bozma kararı verememesine yönelik düzenleme de paketin amaçları arasında gösterilmiştir.

Buradaki yaklaşım, görev veya yetki hatasının dosyanın esasını etkilemediği ve yargılamanın yeniden yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı bazı durumlarda usul ekonomisini korumaktır.

Ancak görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olduğu durumlarda hükmün nasıl uygulanacağı içtihatla şekillenecektir.

Genel Kurulda Paketten Çıkarılan Maddeler

Genel Kurul görüşmelerinde iki önemli madde teklif metninden çıkarılmıştır.

Birinci olarak, mahkemeler tarafından idare aleyhine hükmedilen para, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri için icra takibinden önce idareye başvuru ve IBAN bildirme zorunluluğu getiren düzenleme çıkarılmıştır.

İkinci olarak, bilgisayarlar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma tedbirine ilişkin CMK değişikliği paketten çıkarılmıştır.

Bu nedenle teklifin ilk hâline dayanılarak hazırlanan bazı internet içerikleri güncel değildir.

12. Yargı Paketinde Olmayan Düzenlemeler

Kamuoyunda uzun süre 12. Yargı Paketi kapsamında değerlendirilen ancak kabul edilen metinde bulunmayan başlıca konular şunlardır:

  • Genel af,
  • Toplu ceza indirimi,
  • Bütün hükümlüler için denetimli serbestlik süresinin uzatılması,
  • COVID-19 infaz eşitsizliğinin genel olarak giderilmesi,
  • Süresiz nafakanın tamamen kaldırılması,
  • Boşanmada aile arabuluculuğu,
  • Cinsiyet uyum süreçlerine ilişkin düzenlemeler,
  • Avukatlık ücretlerinde genel reform,
  • Noter yardımcılığı,
  • Bütün nitelikli dolandırıcılık suçlarının asliye ceza mahkemesine devri,
  • TCK 158 suçunun uzlaştırma kapsamına alınması.

Özellikle nafaka, boşanma ve aile arabuluculuğu konusunda çeşitli taslak iddiaları kamuoyunda yoğun biçimde tartışılmış; baroların kadın hakları merkezleri de bu ihtimaller üzerine açıklamalar yapmıştır. Ancak kabul edilen 7589 sayılı Kanun’da söz konusu aile hukuku değişiklikleri yer almamaktadır.

İnternetteki Eski Haberler Neden Çelişiyor?

  1. Yargı Paketi konusunda internette birbirine tamamen zıt haberler görülebilmektedir.

Örneğin 4 Haziran 2026 tarihli bazı haberlerde IBAN mağdurlarına ilişkin düzenlemenin pakette yer almayacağı belirtilmişken daha sonra komisyon aşamasında verilen önergeyle hüküm metne eklenmiştir.

Benzer şekilde paketin Meclise sunulmasından önce;

  • 24 maddeden oluşacağı,
  • 38 madde içereceği,
  • infaz indirimi getireceği,
  • süresiz nafakayı kaldıracağı,
  • aile arabuluculuğu getireceği,
  • nitelikli dolandırıcılığı uzlaştırmaya tabi tutacağı

yönünde çeşitli iddialar yayımlanmıştır.

Kanun teklifleri komisyon ve Genel Kurul aşamasında değişebildiği için değerlendirme yapılırken şu kaynak sırası izlenmelidir:

  1. Resmî Gazete’de yayımlanan kanun metni,
  2. TBMM’de kabul edilen kanun metni,
  3. Komisyon raporu,
  4. Kanun teklifinin ilk metni,
  5. Bakanlık ve TBMM açıklamaları,
  6. Haber, makale ve forum içerikleri.

Forum ve sosyal medya paylaşımları, kamuoyunun hangi konulara yoğunlaştığını göstermesi bakımından yararlıdır; ancak yürürlükteki hukuk bakımından kaynak kabul edilemez. Forumlarda özellikle “IBAN mağdurlarına af”, “bütün dolandırıcılık dosyaları bozulacak” ve “zararı ödeyen herkes tahliye olacak” biçimindeki yorumlar hukuken isabetli değildir.

12. Yargı Paketinin En Önemli Beş Sonucu

1. Belirsiz Alacak Davası Sisteminin Sona Ermesi

Özellikle iş, tüketici, trafik kazası, maluliyet ve tazminat davalarında dava stratejileri tamamen değişecektir. Davalar kısmi dava şeklinde açılacak ve talep bir defaya mahsus artırılabilecektir.

2. IBAN Kullandıranlara Otomatik Af Değil, Özel Ceza İndirimi

Yeni hüküm hesabını kullandıran herkesi cezasız bırakmamaktadır. Sanığın suçtaki rolü yalnızca hesap veya ödeme aracı kullandırmayla sınırlıysa yarı oranında indirim uygulanabilecektir.

3. HAGB Kararları Esas Yönünden Denetlenebilecek

HAGB kararına karşı istinaf yolunun açılması, mahkûmiyet hükmünün delil ve hukuka uygunluk yönünden üst mahkemece incelenmesini sağlayacaktır.

4. Kanuni Faiz Ekonomik Koşullara Bağlanacak

Sabit faiz yerine TCMB reeskont oranına bağlı değişken faiz sistemi, uzun süren davalarda alacağın değer kaybını azaltabilir.

5. Yargılamayı Hızlandırmaya Yönelik Süre ve Kanun Yolu Sınırlamaları

Duruşmalar arasındaki üç aylık süre, tek hâkimle görülecek davaların genişletilmesi ve dosyanın ilk dereceye geri gönderileceği hâllerin sınırlandırılması yargılamayı hızlandırmayı amaçlamaktadır.

12. Yargı Paketi Kimleri Doğrudan Etkileyecek?

Düzenlemeden doğrudan etkilenebilecek başlıca kişiler şunlardır:

  • Dolandırıcılık suçunda banka hesabını veya ödeme aracını kullandırdığı iddia edilen sanıklar,
  • TCK 157 veya 158’den cezası kesinleşmiş bazı hükümlüler,
  • HAGB kararı verilen veya verilmesi gündemde olan sanıklar,
  • Dolandırıcılık suçunun mağdurları,
  • İşçilik alacağı, tazminat veya maluliyet davası açacak kişiler,
  • Belirsiz alacak davası açmayı düşünen davacılar,
  • Destekten yoksun kalma veya iş gücü kaybı tazminatı talep edenler,
  • Miras kalan taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davası bulunan mirasçılar,
  • Vesayet altındaki kişilerin vasileri,
  • İdari para, disiplin, öğrenci, yolluk, lojman ve izin uyuşmazlığı bulunan kişiler,
  • İdare ve vergi mahkemelerinde davası bulunanlar,
  • Yargıtay ceza dairesi kararına karşı Başsavcılık itirazı talep edecek taraflar.

Sık Sorulan Sorular

12. Yargı Paketi çıktı mı?

TBMM Genel Kurulunda 16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilmiş ve 7589 sayılı Kanun numarasını almıştır. Ancak 25 Temmuz 2026 itibarıyla TBMM sayfasında Resmî Gazete yayım bilgisi bulunmamaktadır.

12. Yargı Paketi ne zaman yürürlüğe girecek?

Genel hükümler Resmî Gazete’de yayımlanma ve kanunun yürürlük maddesine göre yürürlüğe girecektir. Vesayet mallarının elektronik satışı ve uzaktan duruşmada imzaya ilişkin bazı hükümler yayım tarihinden üç ay sonra uygulanacaktır.

12. Yargı Paketinde af var mı?

Hayır. Genel af veya bütün hükümlüleri kapsayan bir infaz indirimi bulunmamaktadır.

IBAN mağdurları tahliye olacak mı?

Otomatik tahliye söz konusu değildir. Sanığın eyleminin yalnızca hesap kullandırmayla sınırlı olup olmadığı, zarar giderimi, etkin pişmanlık, yeni ceza miktarı ve infaz durumu mahkemece incelenmelidir.

TCK 158 cezası yarıya mı düşecek?

Yalnızca yeni hükmün şartlarını taşıyan ve dolandırıcılığa iştiraki hesap veya ödeme aracını kullandırmakla sınırlı kalan kişiler bakımından ceza yarı oranında indirilecektir.

Kesinleşmiş dosyalarda başvuru yapılabilir mi?

Yeni hükmün kapsamına giren kesinleşmiş dosyalarda lehe kanun ve uyarlama yargılaması gündeme gelebilir. Ayrıca daha önce etkin pişmanlık uygulanmamış bazı hükümlüler için altı aylık zarar giderme imkânı düzenlenmiştir.

Belirsiz alacak davası tamamen kaldırıldı mı?

Kabul edilen metne göre HMK 107’deki belirsiz alacak davası kaldırılmaktadır. Yürürlükten önce açılan davalar bakımından eski hükümlerin uygulanmasına devam edilecektir.

İşçilik alacakları nasıl talep edilecek?

İşçilik alacakları kısmi dava olarak açılabilecek ve talep tahkikat sona erinceye kadar bir defaya mahsus artırılabilecektir. Artırılan kısım bakımından zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılacaktır.

HAGB kararına itiraz mı, istinaf mı yapılacak?

Yeni sistemde kanundaki parasal ve diğer istinaf sınırlamaları saklı kalmak üzere HAGB kararına karşı istinaf yolu öngörülmektedir.

İki duruşma arası mutlaka üç ay mı olacak?

Kural olarak üç ayı geçemeyecektir. Ancak bilirkişi incelemesi, istinabe veya benzeri zorunlu nedenlerde hâkim gerekçe göstererek daha uzun süre belirleyebilecektir.

Süresiz nafaka kaldırıldı mı?

Hayır. Kabul edilen 12. Yargı Paketi’nde nafaka sistemini değiştiren bir hüküm bulunmamaktadır.

Sonuç

  1. Yargı Paketi, kamuoyundaki “af paketi” beklentisinin aksine ağırlıklı olarak hukuk ve idari yargılama usulünü yeniden yapılandıran kapsamlı bir düzenlemedir.

Paketin en dikkat çekici yönleri; belirsiz alacak davasının kaldırılması, kısmi davada talep artırımının zamanaşımı bakımından güçlendirilmesi, HAGB kararlarına karşı istinaf yolunun açılması ve banka hesabını kullandırarak dolandırıcılığa sınırlı biçimde iştirak eden kişiler için özel ceza indirimi getirilmesidir.

Bununla birlikte kanunun bazı hükümleri yeni hukuki tartışmalara yol açacaktır. Özellikle;

  • belirsiz alacak davasının kaldırılmasının hak arama özgürlüğüne etkisi,
  • tek seferlik talep artırımının yetersiz kalabileceği durumlar,
  • IBAN kullandırma ile aktif dolandırıcılık iştirakinin sınırı,
  • genetik verilerin 20 yıl saklanmasının ölçülülüğü,
  • gelecekteki tazminat bölümüne yalnızca karar tarihinden faiz uygulanması,
  • kanun yolu parasal sınırlarının mahkemeye erişim hakkına etkisi

önümüzdeki dönemde mahkeme kararları ve yüksek yargı içtihatlarıyla şekillenecektir.

Devam eden her dosya bakımından yalnızca kanunun genel başlığına göre değil; suç tarihi, dava tarihi, karar tarihi, dosyanın istinaf veya temyiz aşamasında bulunup bulunmadığı, hükmün kesinleşme durumu ve ilgili maddenin yürürlük tarihi birlikte incelenmelidir.

Bu makale genel bilgilendirme amacı taşımakta olup her somut uyuşmazlık kendi delilleri ve usul aşaması içinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Leave A Comment

All fields marked with an asterisk (*) are required

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız