Yabancı Anneden Doğan Çocuğun Türk Baba Tarafından Tanınması: Soybağı, Nüfus Kaydı, Vatandaşlık, Velayet, Soyadı ve Miras Yönünden Kapsamlı Hukuki Rehber

Giriş

Yabancı bir anneden ve Türk vatandaşı bir babadan evlilik dışı doğan çocuğun baba tarafından tanınması, ilk bakışta yalnızca nüfus kaydına ilişkin teknik bir işlem gibi görünse de, gerçekte hem özel hukuk hem de kamu hukuku bakımından son derece önemli sonuçlar doğuran çok katmanlı bir hukuki süreçtir. Bu süreç yalnızca baba ile çocuk arasında soybağının kurulmasını sağlamaz; aynı zamanda çocuğun nüfus sicilindeki statüsünü, vatandaşlık durumunu, soyadını, miras hakkını, velayet tartışmalarını, kişisel ilişki rejimini ve idare önündeki haklarını da doğrudan etkiler.

Özellikle annenin yabancı uyruklu olması, çocuğun yurt dışında doğmuş bulunması, doğum kaydının yabancı ülkede yapılmış olması, çocuğun başka bir erkek üzerine kayıtlı olması, babanın evli bulunması, babalığın yabancı mahkeme kararıyla tespit edilmiş olması veya çocuğun ergin hale gelmiş bulunması gibi durumlar, tanıma sürecini daha da karmaşık hale getirir. Uygulamada en sık yapılan hata ise soybağına ilişkin adli yargı süreci ile vatandaşlık ve nüfusa tescil boyutundaki idari sürecin birbirine karıştırılmasıdır. Gönderdiğiniz metin de tam olarak bu temel ayrımı, tanımanın yöntemlerini, ön şartlarını ve sonuçlarını öne çıkarmaktadır.

Bu nedenle yabancı anneden doğan çocuğun Türk baba tarafından tanınması meselesi, yalnızca “tanıma beyanı verildi, işlem bitti” şeklinde ele alınamaz. Hangi durumda aile mahkemesine gidileceği, hangi halde nüfus müdürlüğüne başvurulacağı, hangi dosyada idari yargının görevli olacağı, hangi durumda yabancı mahkeme kararının tanıma-tenfizine ihtiyaç duyulacağı ve hangi anda vatandaşlık sonucunun doğacağı dikkatle analiz edilmelidir.

I. Hukuki Dayanak: Soybağı Nasıl Kurulur

Türk Medeni Kanunu bakımından çocuk ile baba arasındaki soybağı; ana ile evlilik, tanıma, hâkim hükmü ve evlat edinme gibi yollarla kurulabilir. Evlilik dışı doğan çocuk bakımından en pratik ve doğrudan yol, babanın tek taraflı irade açıklamasıyla yaptığı tanımadır. Gönderdiğiniz metinde de açıkça belirtildiği üzere TMK m. 282, çocuk ile baba arasındaki soybağının kurulma yollarından birinin tanıma olduğunu kabul etmektedir. Ayrıca tanımanın nüfus memuruna veya mahkemeye yazılı başvuru ile yahut resmî senet ya da vasiyetname ile yapılabileceği vurgulanmaktadır.

Burada altı özellikle çizilmesi gereken nokta şudur: Tanıma, babalığın yeniden ispatı için mutlaka uzun bir dava açılmasını gerektirmez. Şayet ortada başka bir erkekle kurulmuş mevcut bir soybağı engeli yoksa, baba kanunun tanıdığı usullerden biriyle çocuğu tanıyabilir. Ancak uygulamada tanımanın tek başına her sorunu çözmediği, özellikle vatandaşlık, tescil, velayet ve yabancı resmi belgelerin Türkiye’de geçerliliği bakımından ek süreçler gerektiği unutulmamalıdır.

II. Tanımanın Şekli: Baba Çocuğu Nasıl Tanır

Tanıma bir kişilik hakkı işlemidir ve sıkı şekil şartlarına tabidir. Baba;

nüfus memuruna yazılı başvuruda bulunarak,

mahkemeye yazılı beyanda bulunarak,

resmî senet düzenleyerek,

vasiyetname ile

çocuğu tanıyabilir.

Bu yöntemler, gönderdiğiniz metinde Yargıtay içtihatları ışığında açıkça ortaya konmuştur. Özellikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi kararları, tanımanın serbest irade beyanı ile fakat kanunda öngörülen resmi şekiller içinde yapılması gerektiğini teyit etmektedir.

Uygulamada en sık karşılaşılan senaryo, babanın nüfus müdürlüğünde tanıma beyanı vermesidir. Ancak dosyada yabancı doğum belgesi, annenin yabancı kimlik belgeleri, çocuğun yabancılar kütüğündeki kaydı, apostil-çeviri eksikliği veya çocuğun başka bir erkek üzerine kayıtlı olması gibi sorunlar varsa, nüfus müdürlüğü işlemi tek başına sonuç vermeyebilir. Bu durumda aile mahkemesi ve devamında idari başvuru süreci devreye girebilir.

III. Çocuğun Yabancı Uyruklu Olması Tanımaya Engel midir

Hayır. Çocuğun yabancı uyruklu olması tek başına tanımaya engel değildir. Yüklediğiniz metinde de açıkça ifade edildiği üzere, TMK m. 295 ve devamı maddelerinde çocuğun Türk vatandaşı olmamasının tanımaya engel olarak öngörülmediği belirtilmiştir. Bu yaklaşım, uygulamada son derece önemlidir. Çünkü çoğu dosyada yanlış biçimde, “Çocuk yabancı, önce vatandaş olsun sonra tanıma yapılır” veya “Anne yabancı olduğu için babalık ancak dava ile ispat edilir” gibi hukuken hatalı kanaatlerle hareket edilmektedir. Oysa soybağı sorunu ile vatandaşlık sorunu birbirinden ayrıdır. Önce soybağı kurulabilir; vatandaşlık sonucu ise somut olayın şartlarına göre ayrıca değerlendirilebilir.

IV. Evli Erkek, Evlilik Dışı Çocuğunu Tanıyabilir mi

Evet. Evli bir erkeğin evlilik dışı ilişkisinden doğan çocuğunu tanıması mümkündür. Gönderdiğiniz metin, bu hususta Anayasa Mahkemesi’nin çok önemli bir kararına dayanmakta ve hem eski 743 sayılı Kanun hem de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu döneminde evli erkeğin evlilik dışı çocuğunu tanımasının hukuken mümkün olduğunu belirtmektedir.

Bu tespit son derece değerlidir. Çünkü uygulamada özellikle aile içi çatışma, mal rejimi kaygısı, miras tartışmaları ya da mevcut eşin baskısı sebebiyle, evli babanın tanıma hakkı sanki yasakmış gibi gösterilebilmektedir. Oysa babanın tanıma hakkı vardır. Elbette bu tanımanın mevcut aile yapısı üzerinde sosyal ve malvarlığına ilişkin sonuçları olabilir; ancak bu, işlemin hukuk düzenince yasak olduğu anlamına gelmez.

V. Tanımanın Önündeki En Büyük Engel: Başka Erkekle Mevcut Soybağı

Tanımanın önündeki en kritik engel, çocuğun zaten başka bir erkekle hukuken soybağı içinde bulunmasıdır. Yüklediğiniz metne göre Yargıtay, “çocuğun tanınabilmesi için bir başka erkek ile soybağının bulunmaması gerekir; başka bir erkekle soybağı kurulmuşsa bu ilişki kaldırılmadan tanıma yapılamaz” görüşünü benimsemektedir. Aynı metin, böyle bir durumda öncelikle mevcut soybağının ortadan kaldırılması gerektiğini vurgulamaktadır.

Bu husus özellikle şu dosyalarda karşımıza çıkar:

Anne doğum tarihinde başka biriyle evlidir.
Çocuk yabancı ülkede annenin eşi üzerine kaydedilmiştir.
Yabancı doğum belgesinde baba hanesinde başka bir erkek görünmektedir.
Türk babanın fiilî babalık ilişkisi bulunsa da hukuki baba başkasıdır.

Bu tür olaylarda doğrudan tanıma yeterli olmaz. Önce mevcut soybağının reddi, iptali veya ortadan kaldırılması gerekir. Aksi halde yapılan tanıma ya işleme alınmaz ya da sonradan hükümsüzlük tartışmalarına konu olur. Bu nedenle dosyanın ilk incelemesinde mutlaka “çocuğun halihazırda kimin çocuğu göründüğü” tespit edilmelidir.

VI. Vekâletname ile İşlem Yapılacaksa Özel Yetki Şartı

Tanıma kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan biridir. Bu nedenle vekil aracılığıyla yapılacak işlemlerde genel vekâletname yeterli olmayabilir; vekâletnamede açık ve özel yetkinin bulunması gerekir. Yüklediğiniz metin de bunu açık biçimde vurgulamaktadır.

Bu ayrıntı uygulamada çok önemlidir. Özellikle yurtdışında yaşayan baba, Türkiye’deki avukatına genel vekâlet vererek tanıma işlemini yürütmek isteyebilir. Ancak vekâletnamede tanıma, soybağına ilişkin işlem, nüfusta beyan, babalık davası, tanıma-tenfiz, nüfus kaydının düzeltilmesi gibi yetkilerin açıkça yazılması gerekir. Aksi halde nüfus müdürlüğü veya mahkeme aşamasında usulden sorun yaşanabilir.

VII. Türkiye’de Nüfusa Kayıtlı Olmayan Yabancı Çocuklarda İlk Adım Nedir

Uygulamada gözden kaçan önemli aşamalardan biri, çocuğun Türkiye’de hiçbir nüfus kaydının bulunmamasıdır. Gönderdiğiniz metin, özellikle Türkiye’de bulunan yabancı çocuklarda, tanıma sürecinden önce çocuğun Yabancılar Kütüğü’ne kaydedilmesinin gerekebileceğini belirtmektedir. Ayrıca Türkiye’de nüfusa kayıtlı olmayan çocuklar yönünden tescil yapılmadan babalık davasının dahi görülemeyeceği yönünde yargısal yaklaşım bulunduğu aktarılmaktadır. Süreç, yabancılar kütüğüne kayıt ve ardından tanıma sonrasında Türk babanın hanesine tescil şeklinde ilerleyebilir.

Burada pratik kural şudur: Çocuk önce “hukuken görünür” hale gelmelidir. Yani çocuk bakımından resmi doğum belgesi, anneye ait kimlik/pasaport, varsa çocuğun yabancı ülke kayıtları, apostil ve yeminli tercüme evrakı hazırlanmalı; gerekiyorsa yabancılar kütüğünde kayıt zemini oluşturulmalıdır. Pek çok dosyada sorun, soybağının yokluğundan değil, kayıt altyapısının eksikliğinden kaynaklanır.

VIII. İspat ve Delil Rejimi: DNA Testi Ne Kadar Önemli

Soybağına ilişkin davalar kamu düzenini ilgilendirir. Bu nedenle hâkim, tarafların sunduğu delillerle pasif şekilde yetinmez; gerçeği araştırma yükümlülüğü daha yoğundur. Gönderdiğiniz metinde de mahkemenin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde delilleri toplaması gerektiği, özellikle DNA incelemesinin babalığın ispatında kritik rol oynadığı ifade edilmektedir.

Uygulamada şu deliller önem taşır:

DNA incelemesi
Doğum belgeleri
Hastane kayıtları
Yabancı ülke nüfus kayıtları
Anne ile babanın yazışmaları
Hamilelik sürecine ilişkin finansal veya sosyal destek kanıtları
Fotoğraflar
Seyahat kayıtları
Tanık anlatımları
Babanın daha önceki ikrar içerikli mesajları

Ancak özellikle tartışmalı dosyalarda DNA delili neredeyse belirleyici niteliktedir. Taraflardan birinin kaçınması da değerlendirme konusu olabilir. Mahkeme, çocuğun üstün yararı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla gerektiğinde re’sen araştırma yapmalıdır.

IX. Hangi Uyuşmazlıkta Aile Mahkemesi, Hangi Uyuşmazlıkta İdari Yargı Görevlidir

Bu konu, uygulamadaki en kritik ayrımdır. Yüklediğiniz metin, sürecin amacına göre görevli yargı yolunun değiştiğini açıkça ortaya koymaktadır. Buna göre soybağının kurulması, babalığın tespiti, tanıma, soybağının reddi gibi uyuşmazlıklarda görevli mahkeme aile mahkemesidir. Ancak amaç vatandaşlık kazanımının tespiti veya nüfusa tescile ilişkin idari işlemin denetlenmesi ise süreç idareye başvuru ile başlar; ret halinde idari yargıya gidilir. Adli yargıdan, vatandaşlığa esas teşkil etmek üzere soyut tespit kararı istenemez. Yüklediğiniz metin, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin bu ayrımı açıkça benimsediğini belirtmektedir.

Başka bir ifadeyle:

Soybağı kurulsun mu, baba kimdir, mevcut soybağı kaldırılacak mı, tanıma geçerli mi soruları aile mahkemesinin alanındadır.

İdare, tanıma veya babalık hükmü sonrası çocuğun vatandaşlık ve tescil statüsü hakkında işlem tesis ediyor mu, bu işlem hukuka uygun mu soruları ise idari sürecin ve gerektiğinde idari yargının alanına girer.

Bu ayrım doğru kurulmazsa, dava yanlış yerde açılır, usulden ret veya görevsizlik kararı çıkar, zaman ve hak kaybı yaşanır.

X. Vatandaşlık Meselesi: Tanıma Otomatik Olarak Türk Vatandaşlığı Sağlar mı

Kural olarak, Türk babadan ve yabancı anadan evlilik dışı doğan çocuk, soybağı hukuken kurulduğunda Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak bu konu her olayda otomatik, zahmetsiz ve tartışmasız şekilde sonuç doğurmaz. Gönderdiğiniz metinde, Danıştay’ın özellikle babanın çocuğun doğum anında Türk vatandaşı olması gerektiği yönünde değerlendirme yaptığı; babanın sonradan vatandaş olduğu durumlarda ise çocuğun soybağı esasına göre değil, genel hükümlere göre vatandaşlık başvurusunda bulunabileceği belirtilmektedir.

Bu noktada şu ayrım hayati önemdedir:

Baba, çocuğun doğum tarihinde Türk vatandaşı ise, soybağının kurulması vatandaşlığa esas güçlü bir hukuki zemin sağlar.

Baba doğumdan sonra Türk vatandaşlığını kazanmışsa, çocuk için doğrudan soybağına dayalı vatandaşlık sonucu her zaman kabul edilmeyebilir; idare genel hükümlere göre başvuru değerlendirmesi yapabilir.

Dolayısıyla aile mahkemesinden alınan karar veya yapılan tanıma işlemi, vatandaşlık sürecinde çok önemli olsa da tek başına nihai idari sonucu garanti etmez. Nüfus müdürlüğü ve gerekirse İçişleri Bakanlığı değerlendirmesi de belirleyicidir.

XI. Ergin Çocuklarda Durum Farklı mı

Evet, uygulamada ergin çocuklarda tescil ve vatandaşlık boyutu daha dikkatli ele alınır. Yüklediğiniz metin, 18 yaşından büyük çocuğun babalık hükmüyle tescilinde de İçişleri Bakanlığı’nın vatandaşlık durumunu tespit etmesi sonrası idari işlem yapılacağını vurgulamaktadır.

Bu nedenle çocuk küçükken yapılmayan tanıma veya babalık işlemi, çocuk ergin olduktan sonra da yapılabilir; ancak idari değerlendirme, belgelerin tamlığı ve vatandaşlık zemini ayrıca incelenecektir. Özellikle yurt dışında doğup yıllar sonra Türkiye’de tanınmak istenen çocuklar bakımından bu ayrım önem taşır.

XII. Yabancı Mahkeme Kararı veya Yurtdışındaki Tanıma Türkiye’de Doğrudan Geçerli midir

Hayır, her zaman doğrudan geçerli sayılmaz. Gönderdiğiniz metin, babalığın yabancı mahkeme kararıyla tespit edildiği veya çocuğun yurtdışında tanındığı hallerde, bunun Türkiye’de hukuki sonuç doğurabilmesi için tanıma ve tenfiz mekanizmasının gündeme gelebileceğini belirtmektedir. Ayrıca yabancı kararın usulüne uygun onaylı örneği, kesinleşme şerhi ve tercümeleriyle aile mahkemesinde dava açılması gerektiği ifade edilmektedir.

Burada dikkat edilmesi gereken temel mesele şudur: Yabancı ülkede geçerli olan her kayıt veya karar, Türkiye’de kendiliğinden nüfus siciline işlenmez. Özellikle:

yabancı babalık kararları,
yabancı doğum sertifikaları,
yabancı resmi senetler,
yabancı nüfus kayıt örnekleri,
yabancı noter işlemleri

Türk hukuk düzeninde ayrıca tanıma, tenfiz veya uygun idari tescil prosedürü gerektirebilir. Bu aşama atlanırsa, kişi fiilen baba olsa bile Türkiye bakımından hukuki sonuç doğmayabilir.

XIII. Tanımanın Sonuçları

  1. Soyadı

Tanımanın klasik sonucu, çocuğun babanın soyadını alabilmesidir. Gönderdiğiniz metinde bu husus açıkça yer almaktadır. Bununla birlikte yine aynı metin, velayet hakkını kullanan annenin haklı sebeplere dayanarak çocuğa kendi soyadını verebilmesi için dava açabileceğini de belirtmektedir.

Bu nedenle soyadı meselesi artık yalnızca “tanındıysa otomatik babanın soyadı olur” şeklinde katı bir formülle ele alınmamalıdır. Çocuğun üstün yararı, sosyal çevresi, eğitim hayatı, annenin bakım sorumluluğu ve çocuğun psikolojik yararı da değerlendirilir.

  1. Velayet

En sık karıştırılan meselelerden biri budur. Tanıma, velayeti otomatik olarak babaya vermez. Gönderdiğiniz metin açık biçimde, TMK m. 337 uyarınca evlilik dışı doğan çocuğun velayetinin annede olduğunu; babanın velayeti alabilmesi için ayrıca mahkeme kararı gerektiğini vurgulamaktadır. Annenin küçük olması, kısıtlı bulunması, ölmüş olması veya velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi gibi durumlar söz konusu olabilir; ama her halde ölçüt çocuğun üstün yararıdır.

Bu nedenle baba çocuğu tanıdı diye velayet otomatik geçmez. Babanın ayrıca velayet davası açması veya mevcut uyuşmazlıkta velayet talep etmesi gerekir. Mahkeme de yalnızca biyolojik bağa değil, çocuğun fiilî yaşam düzenine ve üstün yararına bakar.

  1. Miras

Tanıma ile birlikte çocuk, babasının mirasçısı haline gelir. Gönderdiğiniz metin de bunu net şekilde belirtmektedir. Eski dönemlerde evlilik dışı doğan çocuklar bakımından miras payı yönünden ayrımlar bulunmuş olmakla birlikte, güncel sistemde bu farklılaştırmalar büyük ölçüde terk edilmiştir.

Miras boyutu uygulamada çoğu zaman asıl çatışma alanıdır. Tanıma işlemi yıllarca ertelenir; baba ölünce mirasçılar arasında soybağı ve mirasçılık ihtilafı başlar. Bu sebeple tanıma işleminin sağlıklı ve zamanında yapılması, gelecekte açılacak veraset, tenkis, muris muvazaası veya mirasçılık belgesi davalarında ciddi önem taşır.

XIV. Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar

Birinci hata, çocuğun başka erkek üzerine kayıtlı olup olmadığını hiç araştırmadan tanıma sürecine başlanmasıdır.

İkinci hata, genel vekâletname ile işlem yapılabileceğinin sanılmasıdır.

Üçüncü hata, yabancı doğum belgesi ve kimlik evrakının apostil ve tercüme eksikleriyle dosyaya sunulmasıdır.

Dördüncü hata, aile mahkemesinde vatandaşlık tespiti talep edilmesi; oysa bunun önce idare önünde yürütülmesi gereken bir süreç olmasıdır.

Beşinci hata, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de otomatik geçerli olacağının düşünülmesidir.

Altıncı hata, tanımanın velayeti kendiliğinden babaya geçireceği yanılgısıdır.

Yedinci hata, vatandaşlık için babanın doğum anındaki vatandaşlık statüsünün öneminin gözden kaçırılmasıdır.

XV. Avukat Açısından Dosya Stratejisi Nasıl Kurulmalıdır

Bu tür dosyalarda avukatın ilk yapması gereken şey, meseleyi üç başlıkta ayrıştırmaktır:

Soybağı sorunu var mı
Nüfus ve tescil sorunu var mı
Vatandaşlık sorunu var mı

Sonra şu sorular sırayla cevaplanmalıdır:

Çocuk nerede doğdu
Doğum belgesi hangi ülkede düzenlendi
Anne kim, baba kim, mevcut kayıtlarda baba hanesinde kim yazıyor
Anne doğum tarihinde evli miydi
Çocuk Türkiye’de yabancılar kütüğünde kayıtlı mı
Baba doğum tarihinde Türk vatandaşı mıydı
Yurtdışında verilmiş bir mahkeme kararı var mı
Tanıma beyanı daha önce yapıldı mı
Çocuk küçük mü, ergin mi
Velayet ve soyadı yönünden ayrıca talep var mı

Bu soruların net cevabı olmadan doğrudan dava açmak çoğu zaman yanlış yol seçimine neden olur.

XVII. Bursa’dan Somut Örnekler

Bursa örneği 1

Bursa’da yaşayan Türk vatandaşı bir baba, Bulgaristan uyruklu anneden doğan çocuğunu tanımak istemektedir. Çocuk Sofya’da doğmuş, doğum belgesinde anne yer almakta ancak baba hanesi boş görünmektedir. Bu durumda en doğru yol; doğum belgesinin apostilli ve noter/yeminli tercümeli şekilde temin edilmesi, çocuğun Türkiye’de yabancılar kütüğü kaydının oluşturulması ve ardından tanıma beyanı ile soybağının kurulmasıdır. Eğer nüfus müdürlüğü vatandaşlık veya tescil konusunda tereddüt yaşarsa, ret işlemine göre idari yol ayrıca değerlendirilmelidir.

Bursa örneği 2

Bursa Osmangazi’de yaşayan evli bir erkek, yabancı uyruklu anneden olan evlilik dışı çocuğunu nüfusta tanımak istemektedir. Aile çevresinden “evli olduğun için bunu yapamazsın” şeklinde yanlış yönlendirme yapılmaktadır. Oysa evli olmak tanımaya engel değildir. Sorun, babanın evli olup olmaması değil; çocuğun başka bir erkekle mevcut soybağı içinde bulunup bulunmamasıdır.

Bursa örneği 3

Bursa Yıldırım’da yaşayan bir Türk vatandaşı, Romanya’da doğan çocuğunu yıllar önce yerel noter işlemiyle tanıdığını söylemektedir. Ancak Türkiye’de nüfus kaydı incelendiğinde bu işlem hiçbir hukuki sonuç doğurmamıştır. Sebep, yabancı işlem veya yabancı kararın Türk hukukunda ayrıca tanıma-tenfiz ya da uygun tescil prosedürüne tabi olmasıdır. Bu nedenle sadece yurtdışındaki evrakın varlığı yetmez; Türkiye’de de sonuç doğuracak işlem yürütülmelidir.

Bursa örneği 4

Bursa Nilüfer’de görülen bir dosyada çocuk, annenin yabancı uyruklu eşi üzerine kayıtlıdır; biyolojik baba ise Türk vatandaşıdır. Türk baba doğrudan tanıma yapmak istemektedir. Bu mümkün değildir. Önce çocuk ile kayıtlı baba arasındaki mevcut soybağının ortadan kaldırılması gerekir. Bu yapılmadan verilen tanıma beyanı hukuken sonuç doğurmaz.

Bursa örneği 5

Bursa Gemlik’te yaşayan bir baba, çocuğu tanıdıktan sonra velayetin otomatik olarak kendisine geçeceğini sanmaktadır. Bu da sık yapılan hatalardandır. Tanıma yalnızca soybağı kurar; velayet bakımından ayrıca mahkeme kararı gerekir. Anne bakım ve gözetim görevini sürdürüyor ve çocuğun menfaati anne yanında kalmayı gerektiriyorsa, tanıma yapılmış olsa bile velayet babaya verilmeyebilir.

Bursa örneği 6

Bursa İnegöl’de yaşayan bir baba, çocuğun doğum tarihinde henüz Türk vatandaşı değildir; sonradan vatandaşlık kazanmıştır. Babalık bağı kurulsa dahi çocuk bakımından vatandaşlık sonucunun otomatik doğacağını düşünmek doğru olmaz. Bu durumda soybağı ile vatandaşlık süreci birbirinden ayrılarak değerlendirilmelidir; idarenin genel hükümlere göre başvuru rejimi devreye girebilir.

Bursa örneği 7

Bursa Mudanya’da yaşayan yabancı uyruklu anne ile Türk baba arasında, çocuğun soyadı konusunda uyuşmazlık çıkmıştır. Baba tanıma sonrası çocuğun kendi soyadını taşımasını istemekte; anne ise çocuğun okul çevresinde ve sosyal yaşamında kendi soyadıyla tanındığını, velayetin de kendisinde bulunduğunu ileri sürmektedir. Bu tür olaylarda mahkeme sadece soybağına değil, çocuğun üstün yararına ve somut yaşam koşullarına bakacaktır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/762.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/4836.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/2279.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2011/160.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/281.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2011/10380.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2015/6387.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2012/4343.

Uyuşmazlık Mahkemesi, E. 2021/282.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/5939.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/11361.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/2309.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2014/22367.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/2572.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/1916.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/6612.

Danıştay 10. Daire, E. 2016/2765.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/19080.

Leave A Comment

All fields marked with an asterisk (*) are required

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız