Uyku Halindeki Kişiye Karşı Suç İşlenmesi
Uyku halindeki bireylere karşı işlenen suçlar, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) bağımsız bir nitelikli hal olarak düzenlenmemiş olsa da, “bedenen veya ruhen kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı suç işlenmesi” şeklindeki ifadelere dahil edilebileceği görülmektedir. Bu makalede; uyku halindeki kişiye karşı işlenen suçların kasten öldürme, cinsel saldırı ve hırsızlık suçları bağlamında nitelikli hal sayılıp sayılamayacağı, Yargıtay kararları ışığında değerlendirilecektir.
1. Kasten Öldürme Suçu Çerçevesinde Uyku Halinin Değerlendirilmesi
TCK m.82/1-e uyarınca, “beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı” işlenen kasten öldürme suçu, nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Uyku hali, kişinin fiziksel olarak savunmasız olduğu bir durumdur ve bu nedenle nitelikli hal kapsamında değerlendirilmesi mümkün görülmektedir.
Kanun gerekçesi, yaşlılık, hastalık, malullük gibi durumların bu kapsamda olduğunu belirtir. Uyku hali de benzer şekilde suçun işlenmesini kolaylaştıran bir unsur olarak görülebilir. Bu bağlamda, Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 20.03.2025 tarihli kararı, uyku halindeki kişiye karşı işlenen suçun nitelikli hal olarak değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur.
2. Cinsel Saldırı Suçu Yönünden Uyku Halinin Değerlendirilmesi
TCK m.102/3-a’ya göre, cinsel saldırının beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiye karşı işlenmesi nitelikli haldir. Ancak Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 04.02.2025 tarihli kararında, uyku halinin bu kapsama girmediği kanaatini belirtmiştir. Bu durum, cinsel saldırı suçlarında uyku halinin nitelikli hal sayılmamasına yol açmaktadır.
Ancak bu yorum, hukukta öngörülebilirlik ve “kanunilik ilkesi” açısından sorunludur. Çünkü TCK m.82/1-e ile m.102/3-a’daki ifadeler birebir aynıdır. Bu nedenle uyku halinin bir suçta nitelikli hal olarak kabul edilirken diğerinde edilmemesi çelişkili bir uygulamadır.
3. Hırsızlık Suçu Çerçevesinde Uyku Halinin Değerlendirilmesi
TCK m.142/2-a uyarınca, suçun “kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından yararlanarak” işlenmesi nitelikli haldir. Uyku hali de kişinin malını koruyamayacağı bir durum yaratmaktadır. Buna rağmen, Yargıtay 6. Ceza Dairesi ve Ceza Genel Kurulu kararları, uyku halinin bu kapsamda olmadığını belirtmiştir. Bu kararlar, uyku halinin failin suç işlemesini kolaylaştırsa da, “beden veya ruh bakımından savunamayacak durumda olma” kavramının içine girmediğini vurgulamaktadır.
4. Genel Hukuki Değerlendirme ve Sonuç
Her üc suç tipinde de aynı ifade (“beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda”) kullanılmasına rağmen, Yargıtay’ın farklı dairelerinin uyku haline ilişkin yaklaşımı farklılık arz etmektedir:
- Kasten öldürme suçunda: Uyku hali nitelikli hal olarak kabul edilmekte;
- Cinsel saldırı suçunda: Uyku hali nitelikli hal olarak kabul edilmemektedir;
- Hırsızlık suçunda: Uyku hali nitelikli hal sayılmamaktadır.
Bu durum, “kanunilik ilkesi” ve öngörülebilirlik açısından sorunludur. Kanun koyucunun aynı ifadelere farklı anlamlar yüklenmesine sebep olacak şekilde yorum farklılıkları, ceza hukukunun temel ilkeleriyle çelişebilir.
Bu nedenle, uyku halinin her üc suç tipi için ortak bir hukuki zeminde değerlendirilmesi ve gerekirse TCK’da “uyku hali” ibaresine açık şekilde yer verilmesi yerinde olacaktır. Bu sayede hem uygulamada birlik sağlanacak hem de bireylerin hukuki güvenliği teminat altına alınacaktır.


