Danıştay 5. Dairesinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat konusundaki yaklaşımı 2026 yılında değişti mi? Kamu görevinden çıkarılan polis memurları, öğretmenler, akademisyenler ve diğer kamu görevlileri bakımından hangi davranışlar iltisak kabul ediliyor? Garson fişlemelerinde hangi kodlar delil sayılıyor? Beraat veya takipsizlik kararı memuriyete iadeyi sağlıyor mu?
2026 yılı itibarıyla bu soruların cevaplarını etkileyen önemli anayasal yargı kararları bulunmaktadır. Özellikle Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 2 Nisan 2026 tarihli ve 23 Haziran 2026’da kamuoyuna duyurulan kararları, örgütsel kodlama verilerinin delil niteliğinin değerlendirilmesinde önemli açıklamalar içermektedir.
Ancak başlangıçta önemli bir ayrım yapılmalıdır: Danıştay 5. Dairesinin bütün FETÖ dosyalarında geçerli olmak üzere iltisak ve irtibat yaklaşımını Ekim 2026’da tamamen değiştirdiği sonucuna ulaşılmış değildir. Doğrulanabilen kararlar, tek tip bir yön değişikliğinden çok, bireyselleştirilmiş delil değerlendirmesinin, kodlama bilgilerinin güvenilirliğinin ve yargısal gerekçelendirmenin giderek önem kazandığını göstermektedir.
İncelemede kamuya açık resmî kararlar esas alınmış, Danıştay kararlarının çoğunluk görüşleri ile karşı oy gerekçeleri birbirinden ayrılmıştır. Kamuya açık olmayan kararlar nedeniyle Ekim 2026’ya kadar verilen bütün kararların tarandığı iddia edilmemektedir.
1. Ekim 2026 İtibarıyla Öne Çıkan Hukuki Gelişmeler
2 Nisan 2026 – AYM Genel Kurul kararları
Mehmet Emin Okyay dosyasında hak ihlali, Doğan Doğan dosyasında ise ihlal bulunmadı. Kararlar, Garson kodlamalarının doğrulanması ve denetlenebilirliği bakımından birbirinden ayrılan sonuçlar ortaya koydu.
5 Mart 2025 – Danıştay 5. Dairesi, E.2023/15356, K.2025/2811
SCD kodlamasının değerlendirildiği dosyada çoğunluk ret hükmünü onarken, karşı oyda örgütten ayrılmayı gösteren kodlamaların kişi lehine değerlendirilmesi gerektiği ayrıntılı olarak açıklandı. Bu görüş henüz söz konusu kararın çoğunluk içtihadı değildir.
29 Şubat 2024 – Danıştay İDDK, E.2022/3708, K.2024/430
Eşin örgütsel konumu, HTS kayıtları ve diğer olguların birlikte değerlendirilmesi sonucunda, Danıştay 5. Dairesinin önceki iptal kararını bozdu. Bu karar, Danıştay 5. Dairesinin her dosyada daha dar bir iltisak anlayışına geçtiğini söylemenin neden doğru olmadığını gösteriyor.
Bu gelişmelerin uygulamadaki temel sonucu şudur: İdare tarafından ileri sürülen delillerin yalnızca varlığı değil, bireysel dosyada neyi ispat ettiği, kendi içinde tutarlı olup olmadığı, hangi tarihe ilişkin olduğu ve ilgilinin savunmalarıyla birlikte değerlendirilip değerlendirilmediği önemlidir.
2. FETÖ Davalarında İltisak ve İrtibat Nedir? Örgüt Üyeliğinden Farkı Ne?
FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak kavramları, özellikle 15 Temmuz 2016 sonrasında gerçekleştirilen kamu görevinden çıkarma işlemleriyle birlikte idare hukukunun en fazla tartışılan konularından biri hâline gelmiştir.
Uygulamada üç kavramın birbirinden ayrılması gerekir:
Örgüt üyeliği: TCK m.314/2 kapsamında değerlendirilen, kişinin silahlı örgütün hiyerarşik yapısına bilerek ve isteyerek dâhil olmasını gerektiren ceza hukuku kavramıdır. Yargıtay içtihatlarında örgütsel ilişkinin sürekliliği, çeşitliliği ve yoğunluğu önem taşımaktadır.
İltisak: Kamu görevinden çıkarma mevzuatı bağlamında, belirli yapı veya örgütle bağlantının ve yakınlığın idari yönden değerlendirilmesine imkân veren kavramdır. Ancak soyut yakınlık iddiası, her durumda hukuken yeterli delil anlamına gelmez.
İrtibat: İlgili yapı veya örgütle kurulduğu ileri sürülen bağlantı ve ilişkinin değerlendirilmesini ifade eder. Her sosyal temasın otomatik olarak iltisak veya irtibat oluşturduğu söylenemez.
İltisak ve irtibat için örgüt üyeliği şart mı?
Hayır.
Danıştay ve Anayasa Mahkemesinin kararlarında, kamu görevinden çıkarma işlemlerine ilişkin idari değerlendirmenin ceza hukukundaki örgüt üyeliği tespitiyle aynı olmadığı kabul edilmektedir.
Bu nedenle kişi hakkında;
- Silahlı terör örgütü üyeliğinden beraat kararı verilmesi,
- Kovuşturmaya yer olmadığı kararı bulunması,
- Ceza soruşturmasının açılmamış olması,
- Örgüt hiyerarşisine dâhil olduğunun kanıtlanamamış olması
tek başına kamu görevinden çıkarma işlemini hukuka aykırı hâle getirmez.
Bununla birlikte bu ayrım, idarenin hiçbir somut delil göstermeksizin kişiyi örgütle bağlantılı kabul edebileceği anlamına da gelmez.
AYM’nin 2026 tarihli kararlarında, kişinin demokratik anayasal düzene sadakat bağını yitirdiği yönündeki değerlendirmenin ciddi ve objektif nedenlerle, yeterli gerekçelendirmeyle ortaya konulması gerektiği belirtilmektedir.
Ceza mahkemesinin beraat kararı neden idare mahkemesini her zaman bağlamıyor?
Ceza yargılamasıyla idari yargılamanın değerlendirdiği hukuki meseleler farklıdır.
Ceza mahkemesi, kanunda tanımlanan suçun unsurlarının oluşup oluşmadığını ve suçun sanık tarafından işlendiğinin ceza muhakemesine özgü ispat ölçüsüyle ortaya konulup konulmadığını inceler.
İdare mahkemesi ise kamu görevinden çıkarma işleminin hukuka uygunluğunu, işlemin dayandığı mevzuat ve somut olgular çerçevesinde denetler.
Bununla birlikte, beraat hükmünün gerekçesi idari yargı açısından son derece önemlidir.
Örneğin bir mahkûmiyet hükmünün kurulamaması ile isnat edilen olayın gerçekleşmediğinin kesin olarak tespit edilmesi aynı şey değildir. İdari mahkemenin ceza dosyasındaki maddi tespitleri ve beraat gerekçesini dikkate alması, ayrıca masumiyet karinesine uygun bir dil kullanması gerekir.
3. Anayasa Mahkemesinin 2026 Yılındaki En Önemli Kararları
3.1. Mehmet Emin Okyay Kararı: Garson Kodlamasında Hak İhlali
DOĞRULANMIŞ EMSAL KARAR
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu
Başvuru numarası
2023/47320
Karar tarihi
02.04.2026
Yayımlanan duyuru
23.06.2026
Sonuç
Özel hayata saygı hakkı ihlali
Bu karar, özellikle Garson veri inceleme raporu nedeniyle kamu görevinden çıkarılmış emniyet personeli bakımından önemlidir.
Olayın özellikleri
Başvurucu polis memurudur. Garson’dan elde edilen kodlama listesinde başvurucu hakkında;
- EA kodlaması,
- ETÜD: 2015/1 bilgisi
bulunmaktadır.
EA kodu, ilgili kişinin örgütü benimsediği ancak bazı zaafları bulunduğu yönündeki örgütsel sınıflandırmayı ifade etmektedir. ETÜD bilgisi ise toplantı veya faaliyet sayısına ilişkin kayıt olarak değerlendirilmiştir.
Derece mahkemeleri, söz konusu kodlama bilgilerine dayanarak ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna ulaşmıştır.
AYM’nin değerlendirmesi
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun kodlamalara ilişkin esaslı itirazlarının yeterince karşılanmadığını, özellikle örgütü sahiplendiği iddiasını destekleyen olguların ortaya konulmadığını ve veri inceleme raporundaki başka bilgilerin gerektiği gibi değerlendirilmediğini tespit etmiştir.
İlgili ve yeterli gerekçelerle bağlantının ortaya konulmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Kararın önemi
Bu karar, Garson kodlamalarının mutlak ve tartışılmaz delil olmadığını göstermektedir.
Ancak kararın, Garson verilerinin hiçbir şekilde delil kabul edilemeyeceğine hükmettiği söylenemez.
Asıl mesele, kodlama verilerinin güvenilirliği, tutarlılığı, denetlenebilirliği ve somut olayla bağlantısıdır.
3.2. Doğan Doğan Kararı: Kodlama ve Tanık Beyanlarıyla İltisakın Kabulü
DOĞRULANMIŞ EMSAL KARAR
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu
Başvuru numarası
2023/1011
Karar tarihi
02.04.2026
Kodlama
A4
Sonuç
Hak ihlali bulunmadı
AYM’nin aynı tarihte verdiği bu karar, iltisak ve irtibat iddialarında her kodlamanın otomatik olarak reddedilmediğini ortaya koymaktadır.
Başvurucu ilçe emniyet müdür yardımcısı olarak görev yapmıştır.
Dosyada A4 kodlamasının yanında, başvurucunun görev yaptığı dönemdeki davranışlarına ilişkin tanık beyanları da bulunmaktadır.
Bu beyanlar arasında FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu düşünülen kişilere yönelik görev dağılımları ve belirli bir kişi hakkında düzenlenen rapor üzerine işlem yapılmaması iddiaları yer almıştır.
AYM, derece mahkemelerinin yalnızca kodlama verisine dayanmadığını; tanık anlatımlarını da değerlendirdiğini belirterek somut olayda özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.
Kararın ortaya koyduğu ayrım önemlidir:
Kodlama verileri başka somut olgularla desteklendiğinde, iltisak ve irtibat değerlendirmesi anayasal denetimden geçebilir.
Bununla birlikte tanık beyanlarının bulunduğu her dosyada mutlaka iltisakın oluşacağı yönünde genel bir kural da yoktur. Beyanların içeriği, somutluğu ve güvenilirliği ayrıca değerlendirilmelidir.
3.3. İki AYM Kararının Karşılaştırılması
| İnceleme konusu | Mehmet Emin Okyay | Doğan Doğan |
|---|---|---|
| Kodlama | EA ve ETÜD | A4 |
| Kodlama dışı tespitler | Yeterli gerekçelendirme bulunmadı | Tanık beyanları değerlendirildi |
| Esaslı itirazların incelenmesi | Yetersiz bulundu | Yeterli görüldü |
| AYM sonucu | İhlal | İhlal yok |
| Hukuki önemi | Kodlamanın gerekçesiz kabul edilemeyeceği | Kodlamanın somut destekleyici delillerle kullanılabileceği |
Bu iki karar birlikte okunduğunda AYM’nin yaklaşımının kodlama delillerini kategorik biçimde kabul etmek veya reddetmek olmadığı görülmektedir.
AYM, delilin somut uyuşmazlık içindeki ispat gücünün değerlendirilmesini istemektedir.
4. Danıştay 5. Dairesinin 2025 Tarihli SCD Kararı: Çok Önemli Bir Karşı Oy
Danıştay 5. Dairesinin Garson kodlamalarına ilişkin yaklaşımı bakımından ayrıntılı incelenmesi gereken kararlardan biri şöyledir:
Danıştay 5. Dairesi, 05.03.2025, E.2023/15356, K.2025/2811.
Bu kararın önemi yalnızca çoğunluk tarafından verilen onama hükmünden kaynaklanmamaktadır. Kararın karşı oyunda iltisak, irtibat ve örgütten ayrılma meselesi kapsamlı biçimde tartışılmıştır.
4.1. Uyuşmazlığın konusu
Davacı emniyet personeli, 375 sayılı KHK’nın Geçici 35. maddesi kapsamında kamu görevinden çıkarılmıştır.
Davacı hakkında Garson verileri içerisinde SC ve SCD kodlamaları bulunduğu belirtilmiştir.
Davacı;
- SCD kodlamasının güncel örgütsel bağlantının bulunmadığını gösterdiğini,
- 17–25 Aralık 2013 sonrasındaki dönemde örgütle bağlantısının olmadığını,
- Hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini,
- 3 Şubat 2016 tarihinde kendiliğinden emniyete başvurarak geçmişte katıldığı sohbet toplantıları hakkında ifade verdiğini
ileri sürmüştür.
4.2. Danıştay çoğunluğunun kararı
Danıştay 5. Dairesi çoğunluğu, bölge idare mahkemesinin kararında bozmayı gerektirecek hukuka aykırılık görmeyerek temyiz istemini reddetmiş ve kararı onamıştır.
Dolayısıyla somut dosyada kamu görevinden çıkarma işleminin iptali yönündeki talep kabul edilmemiştir.
4.3. Karşı oyda hangi yeni yorumlar bulunuyor?
Karşı oyda dikkat çeken husus, kodlamaların kendi anlamlarına göre birbirinden ayrılmasıdır.
Bu görüşe göre, kişinin geçmişte örgüt tarafından bir kategoride değerlendirilmesi ile sonradan örgütten ayrıldığının yine örgütün kayıtlarında görülmesi aynı hukuki sonucu doğurmamalıdır.
Karşı oyda özellikle üç durum ayrıştırılmaktadır:
Birincisi: Örgütle aktif temasın sürdüğünü gösteren kodlamalar.
İkincisi: Örgütten ayrılmayı ve artık temasın bulunmadığını gösteren kodlamalar.
Üçüncüsü: Alt kodu bilinmediği için tek başına kişinin güncel durumunu açıklamayan genel kodlamalar.
Karşı oyda CD, CE, DA, DP, SCD, SCE, SDA ve SDP gibi kodlamaların, aksini ortaya koyan esasa etkili başka delil bulunmadığında, örgütsel ilişkinin sona erdiği yönünde değerlendirilmesi gerektiği savunulmuştur.
Aynı görüşte, yalnızca C veya SC genel kodlamasının bulunmasının, hangi alt kategoriye karşılık geldiği belirlenemiyorsa ve başka delille desteklenmiyorsa, tek başına yeterli olmayacağı ifade edilmiştir.
Bu tespitler çoğunluk kararı değil, karşı oy gerekçesidir. Bu nedenle mahkemeye sunulan dilekçelerde bağlayıcı veya yerleşik Danıştay görüşü olarak değil, savunmayı destekleyen yargısal yorum olarak kullanılmalıdır.
5. Garson Fişlemelerinde Hangi Kodlar İltisak Delili Sayılıyor?
Garson kodlamalarıyla ilgili en önemli hukuki sorun, veri tabanındaki her kaydın aynı anlamı taşımamasıdır.
Kodlama sistemleri farklı yıllara, alanlara ve alt sınıflandırmalara göre değişiklik gösterebilmektedir. Bu nedenle tek bir kodun bütün dosyalarda aynı sonucu doğuracağı varsayılmamalıdır.
Aşağıdaki tablo, Danıştay 5. Dairesinin E.2023/15356 sayılı kararında yer alan karşı oy açıklamalarındaki ayrımı esas almaktadır.
| Kodlama | Karşı oyda yapılan değerlendirme |
|---|---|
| CA / SCA | Örgüt adına düzenli görüşme veya grup programlarına katılım |
| CB / SCB | Periyodik olmayan fakat örgüt adına gerçekleştirilen görüşmeler |
| CC / SCC | Örgüt adına görevli atandığı ve insanî temas aşamasının bulunduğu durum |
| CD / SCD | Yeniden görüşme planı veya takip bulunmasına rağmen mevcut örgütsel temasın kurulmaması |
| CE / SCE | Örgüt adına olmayan beşerî ilişkinin sürdürülebilmesi veya güven ilişkisinin sona ermesi |
| DA / SDA | Geçmişte temas olmasına rağmen örgüte karşı olumsuz tutum veya faaliyet |
| DP / SDP | Örgüte karşı olumsuz tutum bulunmasına rağmen aktif karşı faaliyet yürütülmemesi |
| C / SC | Alt kod belirlenmedikçe tek başına güncel ilişkinin niteliğini açıklayamayan genel sınıflandırma |
Kaynak: Danıştay 5. Dairesi, 05.03.2025, E.2023/15356, K.2025/2811, karşı oy gerekçesi. Tablo kesin ve bağlayıcı bir iltisak listesi değildir.
SCD kodu olan polis memuru görevine iade edilebilir mi?
SCD kodu, dosyanın özelliklerine göre lehe değerlendirmeye elverişli olabilir. Özellikle güncel örgütsel temasın bulunmadığına ilişkin bilgilerle uyumlu olması savunma bakımından önemlidir.
Ancak yalnızca SCD kodunun bulunması, otomatik olarak göreve iade sonucunu doğurmaz.
Mahkemenin ayrıca geçmiş faaliyetleri, diğer verileri, varsa tanık beyanlarını ve işlem tarihindeki durumu incelemesi gerekir.
EA veya A4 kodu kesin iltisak delili midir?
Hayır, mutlak bir delil değildir. Bununla birlikte bu kodlamaların hukuken dikkate alınamayacağı da söylenemez.
AYM’nin Mehmet Emin Okyay ve Doğan Doğan kararları, kodlamaların somut olayın diğer unsurlarıyla birlikte değerlendirilmesinin önemini ortaya koymaktadır.
Kişinin kodlanmış olması tek başına örgüt üyesi olduğunu ispatlar mı?
Hayır. Garson kodlaması, örgüt üyeliği suçunun bütün unsurlarını kendiliğinden ispatlamaz.
Ceza yargılamasında örgüt üyeliğine ilişkin daha farklı ve daha yüksek bir ispat standardı bulunmaktadır. İdari yargılama bakımından da kodun doğru kişiye ait olması, içeriğinin güvenilirliği ve ortaya koyduğu ilişkinin niteliği önemlidir.
Kodlamalar birbiriyle çelişiyorsa ne yapılmalı?
Örneğin bir kişinin bir raporda A4, başka bir raporda SC veya SCD olarak kodlandığı iddia ediliyorsa;
- Kodların hangi tarihte üretildiği,
- Hangi kayıt veya tabloda bulunduğu,
- Eski ve yeni kayıtların aynı kişiye ait olup olmadığı,
- Kodlamanın güncellenip güncellenmediği,
- Yeni kodun önceki ilişkinin sona erdiğini gösterip göstermediği,
- Veri analiz raporunun bu farklılıkları açıklayıp açıklamadığı
incelenmelidir.
Özellikle AYM’nin 2026 tarihli kararları sonrasında, savunmada yalnızca kodlamaya itiraz etmek yerine bu soruların belge bazında cevaplandırılmasını talep etmek önem kazanmıştır.
6. İltisak ve İrtibat Sayılabilecek Faaliyetler: Delil Türlerine Göre 2026 Değerlendirmesi
Kamu görevinden çıkarma dosyalarında en sık karşılaşılan isnatlar Bank Asya hesapları, sohbet toplantıları, himmet ödemeleri, sendika üyeliği, örgütle bağlantılı kurumlarda eğitim veya çalışma, HTS kayıtları, ByLock kullanımı ve tanık beyanlarıdır.
Bu delillerin her biri bakımından farklı değerlendirme yapılmalıdır.
6.1. Bank Asya hesabı açmak veya para yatırmak
Bank Asya hesap hareketleri FETÖ/PDY dosyalarında kullanılan deliller arasındadır. Bununla birlikte hesabın bulunması ile örgütün finansal ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla talimat doğrultusunda işlem yapılması aynı olgu değildir.
Bank Asya bakımından özellikle şu hususlar incelenmelidir:
- Hesabın açılış tarihi ve açılma amacı.
- 2013–2014 dönemindeki para hareketleri.
- Hesap bakiyesinde olağan dışı artış bulunup bulunmadığı.
- Para yatırma işlemlerinin rutin bankacılık faaliyetleriyle açıklanıp açıklanamadığı.
- Örgütsel talimat doğrultusunda hareket edildiğine ilişkin delil bulunup bulunmadığı.
- Hesaptaki paranın maaş, kredi, ticari ödeme, kira veya başka meşru kaynağa dayanıp dayanmadığı.
- İdarenin örgütsel bağlantı kabul ettiği finansal davranışın somut gerekçesi.
Örnek: Bir öğretmenin 2011 yılında açtığı Bank Asya hesabına düzenli maaş ödemesi yapılmasıyla, örgütsel çağrı üzerine mevcut malvarlığının belirli bir dönemde bankaya aktarıldığının somut biçimde ispatlanması aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Öte yandan bir ceza mahkemesinin Bank Asya işlemlerini örgüte yardım suçu için yeterli görmemesi, idare mahkemesinin mutlaka aynı sonuca ulaşmasını sağlamaz.
Danıştay kararlarında da ceza yargılamasındaki beraat değerlendirmesiyle idari iltisak değerlendirmesinin birbirinden ayrıldığı örnekler bulunmaktadır.
6.2. Sohbet toplantılarına katılmak
Sohbet toplantıları bakımından hukuki değerlendirmenin yalnızca katılım iddiasına indirgenmemesi gerekir.
Özellikle toplantıların niteliği, sıklığı, içeriği ve kişinin bunlara katıldığı tarih önemlidir.
Örneğin 2010 yılında üniversite öğrencisiyken dinî sohbet amacıyla birkaç toplantıya katıldığını belirten bir kişiyle, örgütsel hiyerarşi içerisinde düzenli toplantılar organize ettiği ve başkalarına görev verdiği ileri sürülen kişinin durumu farklıdır.
İncelenmesi gereken temel noktalar:
- Toplantıların hangi tarihlerde gerçekleştiği,
- Katılımın düzenli olup olmadığı,
- Toplantıların içeriğinde örgütsel talimat bulunup bulunmadığı,
- Kişinin toplantıları organize edip etmediği,
- Örgüt adına sorumluluk üstlenip üstlenmediği,
- 17–25 Aralık 2013 sonrasındaki ilişkinin devam edip etmediği.
17–25 Aralık 2013 öncesindeki her temasın hukuken tamamen önemsiz olduğu yönünde genel bir Danıştay kuralı yoktur. Bununla birlikte ilgili dönemdeki ilişkinin niteliği ve sonradan sürdürülüp sürdürülmediği, bireysel değerlendirmede önem taşıyabilir.
6.3. Himmet ödemesi yapmak
Himmet isnatlarında paranın gerçekten ödenip ödenmediği kadar, ödemenin niteliği ve örgütsel amaçla bağlantısı da incelenmelidir.
Önemli unsurlar şunlardır:
- Ödemelerin sıklığı ve düzenliliği,
- Ödemelerin kime yapıldığı,
- Paranın hangi amaçla toplandığı,
- Kişinin ödeme yaptığı dönemde ne bildiği,
- Ödemelerin talimat üzerine gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği,
- Makbuz, banka dekontu veya güvenilir tanık anlatımı bulunup bulunmadığı,
- Kişinin örgütün finansal yapılanması içerisinde görev alıp almadığı.
Ödeme miktarı tek başına belirleyici değildir.
Örneğin yüksek tutarlı bir ödemenin açıkça belgelendirilmiş meşru bir bağış olması ile düşük tutarlı fakat örgütsel bir görev kapsamında düzenli toplanan paralar birbirinden farklıdır.
Ayrıca himmet iddiasının ceza hukukunda örgüte yardım, örgüt üyeliği veya başka bir suçun unsurlarını oluşturup oluşturmadığı ayrı; idari iltisak değerlendirmesinde nasıl kullanılacağı ayrı bir hukuki meseledir.
6.4. ByLock kullanımı
ByLock, ceza yargılamaları ile idari işlemler bakımından özellikle dikkatli ele alınması gereken bir veri türüdür.
İddia edilen kullanımın;
- Doğru kişiye ait olup olmadığı,
- Teknik tespitlerin doğruluğu,
- Kullanıcı kimliğinin hangi yöntemle belirlendiği,
- İçerik kayıtlarının bulunup bulunmadığı,
- Savunmaya teknik verilerin erişilebilir biçimde sunulup sunulmadığı
önem taşır.
Bir IP eşleşmesi, tek başına bütün teknik ve hukuki uyuşmazlıkları çözen bir delil olarak kabul edilmemelidir. Teknik bulgunun mahiyeti dosyaya özgü olarak incelenmelidir.
AİHM’nin 29 Eylül 2026 tarihli yeni kararı
EKİM 2026 İTİBARIYLA YENİ AİHM İÇTİHADI
Korkmaz ve Diğerleri / Türkiye
AİHM İkinci Bölüm, 29.09.2026, Başvuru No. 36880/20 ve bağlantılı 10 başvuru
Mahkeme, ByLock kullanımının tek başına örgüt üyeliği suçunun bütün unsurlarının kesin kanıtı olarak değerlendirilmesine dayanan yaklaşım bakımından AİHS m.7’nin ihlal edildiğine karar verdi.
Bu kararın önemi, AİHM’nin 26 Eylül 2023 tarihli Yüksel Yalçınkaya/Türkiye ve 22 Temmuz 2025 tarihli Demirhan ve Diğerleri/Türkiye kararlarındaki yaklaşımını sürdürmesidir.
AİHM, ByLock dışındaki delillerin somut olayda örgüt üyeliğinin unsurlarını ispatlayabileceği ihtimalini dışlamamış; ancak ByLock kullanımına otomatik ve kesin suçluluk sonucu bağlanmasını hukuka aykırı bulmuştur.
Bu kararlar ceza mahkûmiyetleri hakkındadır; doğrudan Danıştay 5. Dairesinin idari iltisak ölçütlerini değiştiren kararlar değildir. Bununla birlikte otomatik delil değerlendirmesine yönelik eleştirileri, idari davalardaki bireyselleştirme tartışmalarında karşılaştırmalı hukuki argüman olarak önemlidir.
6.5. Sendika üyeliği
Kapatılan bir sendikaya üye olunması, kamu görevinden çıkarma dosyalarında tek başına veya başka isnatlarla birlikte kullanılabilmektedir.
Burada dikkat edilmesi gereken ayrım, yasal zeminde faaliyet gösteren bir sendikaya üyelik hakkının kullanılması ile örgütsel talimat ve amaçla bağlantılı özel faaliyetlerin birbirinden ayrılmasıdır.
Sendika üyeliğinde;
- Üyelik tarihi,
- Üyeliğin süresi,
- Yönetim görevi bulunup bulunmadığı,
- Üyeliğin örgütsel talimatla bağlantısına ilişkin deliller,
- Sendikanın faaliyetlerine fiilî katılımın niteliği
incelenebilir.
Yasal sendika üyeliğini doğrudan ve hiçbir ek değerlendirme yapmadan örgüt üyeliğiyle eşitlemek, temel haklar bakımından ciddi hukuki sorun doğurur.
6.6. Dernek ve vakıf üyeliği
Dernek veya vakıf üyeliği bakımından da üyeliğin kendisi ile örgütsel faaliyet yürütülmesi arasında ayrım yapılmalıdır.
Örneğin bir öğretmenin eğitim faaliyeti yürüten bir derneğe geçmişte üye olması, o kişinin mutlaka yasa dışı bir örgütün hiyerarşik yapılanmasına dâhil olduğu anlamına gelmez.
Buna karşılık derneğin örgütsel amaçla kullanıldığı bir dönemde kişinin bu amaca yönelik özel ve somut faaliyetleri bulunması farklı değerlendirmeye konu olabilir.
6.7. Zaman gazetesi aboneliği
Gazete aboneliği, basın ve ifade özgürlüğüyle bağlantılı meşru bir faaliyettir.
Yalnızca bir gazeteye abone olunduğu için örgütsel iltisakın ispatlandığını kabul etmek hukuki bakımdan sorunludur.
Ancak aboneliğin daha geniş bir örgütsel faaliyet zincirinin parçası olarak ileri sürüldüğü durumlarda, mahkeme somut verileri birlikte inceleyebilir.
Burada abonelik tarihinin, içeriğinin, niteliğinin ve varsa örgütsel talimat iddiasının açıklığa kavuşturulması gerekir.
6.8. FETÖ ile ilişkilendirilen dershanelerde eğitim almak
Örgütle bağlantılı olduğu iddia edilen bir dershanede öğrenim görmek veya çocuğunu bu dershaneye göndermek, tek başına kişinin örgütsel faaliyet yürüttüğünü göstermez.
Özellikle kamuoyunda meşru bir eğitim kurumu olarak faaliyet yürütülen dönem ile kurumun örgütsel amaçlarına bilerek katkıda bulunulduğu ileri sürülen durumlar ayrıştırılmalıdır.
6.9. Örgütle ilişkilendirilen özel okullarda öğretmen olarak çalışmak
Bir öğretmenin hukuken faaliyet gösteren bir özel okulda iş sözleşmesine dayanarak çalışması ile okulda örgütsel faaliyetleri organize etmesi aynı şey değildir.
Mahkeme, kişinin yalnızca iş sözleşmesini değil, isnat edilen örgütsel faaliyetleri de araştırmalıdır.
Bu kapsamda öğretmenin ders görevi, idari sorumluluğu, öğrenci yönlendirme faaliyeti, finansal katkı ve varsa örgütsel toplantılardaki rolü ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
6.10. HTS kayıtları ve ankesörlü telefon görüşmeleri
HTS kayıtları birçok dosyada diğer verilerle birlikte değerlendirilmektedir.
Ancak görüşmenin varlığı ile görüşmenin örgütsel içerik taşıması aynı husus değildir.
Özellikle;
- Görüşmenin zamanı,
- Görüşmenin sıklığı,
- Arayan ve aranan kişilerin kimlikleri,
- Aramaların ardışık olup olmadığı,
- Aramaları açıklayan mesleki veya kişisel ilişki bulunup bulunmadığı,
- Telekomünikasyon verilerinin teknik güvenilirliği
önemlidir.
Ankesörlü telefon veya ardışık arama iddialarında örüntünün ne şekilde oluştuğu ayrıca değerlendirilmelidir.
6.11. Tanık ve etkin pişmanlık beyanları
Tanık anlatımlarında en önemli mesele, kişinin hangi somut davranışının aktarıldığıdır.
Bir tanığın yalnızca kişiyi örgüt mensubu olarak bildiğini söylemesiyle, belirli tarih ve yer göstererek örgütsel faaliyetleri anlatması arasında ispat gücü bakımından fark bulunmaktadır.
Savunmada özellikle tanığın bilgiyi doğrudan edinip edinmediği, beyanlarındaki çelişkiler, olayların tarihleri ve anlatımın bağımsız delillerle desteklenip desteklenmediği incelenmelidir.
6.12. Eşin veya birinci derece yakınların FETÖ dosyasının bulunması
Bu konu bakımından Danıştay içtihatlarında oldukça önemli bir tartışma bulunmaktadır.
Danıştay 5. Dairesinin 06.06.2022 tarihli E.2017/4461, K.2022/4157 sayılı kararında, eski eş hakkındaki tespitlerin doğrudan davacının kendisini örgütle ilişkilendiren bir veri içermediği gerekçesiyle yeterli görülmediği belirtilmiştir.
Ancak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 29.02.2024 tarihli E.2022/3708, K.2024/430 sayılı kararıyla bu değerlendirmeyi bozmuştur.
İDDK; eşin örgüt içindeki konumu, uzun süreli aile birlikteliği, HTS kayıtları ve aramada ele geçirilen diğer unsurları birlikte değerlendirmiştir.
Bu karar üzerine Danıştay 5. Dairesi, E.2024/11635, K.2024/20487 sayılı kararında bozma kararına uyarak davanın reddine hükmetmiştir.
Buradan çıkan sonuç iki yönlüdür:
Birincisi, eşin veya yakın akrabanın örgütsel bağlantısı her durumda doğrudan kişiye atfedilebilecek otomatik bir sorumluluk oluşturmaz.
İkincisi, özellikle yargı mensupları bakımından kişinin mesleki konumu ve başka somut olguların birlikte değerlendirilmesi, idari yargıda iltisak sonucuna ulaşılmasına neden olabilmektedir.
Bu nedenle eşin veya kardeşin örgütsel bağlantısının hiçbir durumda dikkate alınamayacağını söylemek mevcut içtihatlarla bağdaşmaz.
7. Danıştay 5. Dairesi Hangi Delilleri Yetersiz Bulabiliyor?
Mevcut içtihatlar ve AYM’nin 2026 kararları birlikte değerlendirildiğinde, aşağıdaki durumlarda delilin yeterliliğine yönelik ciddi hukuki tartışma yapılabilir:
| İleri sürülen tespit | Hukuki sorun |
|---|---|
| Kişinin kodlama listesinde bulunması | Kodun doğruluğu, anlamı ve bağlamı ispatlanmalı |
| Sadece başka kişinin FETÖ şüphelisi olması | Bireysel davranış ortaya konulmalı |
| Soyut sosyal çevre bilgisi | Somut ilişki ve etkisi gösterilmeli |
| Evde kitap bulunması | Kitabın varlığıyla örgütsel bağlantı arasında gerekçe kurulmalı |
| Önceden yasal faaliyet yürüten bir kurumda eğitim | Örgütsel faaliyetle ilişki açıklanmalı |
| Takipsizlikle sonuçlanan soruşturma | Soruşturmanın delilleri ayrıca incelenmeli |
| İçeriği açıklanmayan istihbari bilgi | Denetlenebilirlik ve savunma hakkı sağlanmalı |
| Kodlamaların kendi içinde çelişmesi | Çelişkiler giderilmeli ve gerekçelendirilmelidir |
Bu tablo, söz konusu delillerin hiçbir koşulda değerlendirilemeyeceği anlamına gelmez.
Önemli olan, delilin somut olayı ortaya koymaya yeterli olup olmadığı ve mahkemenin vardığı sonucu ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklamasıdır.
8. Polis, Öğretmen, Akademisyen ve Yargı Mensupları Bakımından Farklılıklar
Polis memurları ve emekli emniyet personeli
Emniyet personelinin dosyalarında Garson fişlemeleri, mahrem yapılanma iddiaları, ardışık arama verileri ve mesleki görevlendirmeler öne çıkabilmektedir.
Emniyet personeli bakımından en önemli savunma konularından biri, kişinin örgüt tarafından nasıl kodlandığından ziyade gerçekte hangi faaliyetleri yürüttüğünün ortaya konulmasıdır.
Emekli emniyet personeli açısından ise ayrıca işlem tarihindeki hukuki statü ve uygulanabilir mevzuat değerlendirilmelidir.
Aktif kamu görevlisi hakkında uygulanan meslekten çıkarma hükümlerinin emekli kişiye aynı şekilde uygulanabileceği varsayılamaz. Emeklilikten önce tesis edilen işlem, emeklilikten sonra tesis edilen işlem ve emeklilik haklarına yönelik sonuçlar birbirinden farklı hukuki inceleme gerektirir.
Öğretmenler
Öğretmenler hakkında sıklıkla sendika üyeliği, Bank Asya, dershane veya okul çalışması, sohbet toplantıları ve tanık beyanları gündeme gelmektedir.
Öğretmenin eğitim faaliyetini yerine getirmesi ile örgütsel sorumluluk üstlenmesi birbirinden ayrılmalıdır.
Mesleki geçmiş, çalışma belgeleri, sendika kayıtları ve tanık beyanları arasında çelişki bulunup bulunmadığı önemlidir.
Akademisyenler
Akademisyenlerin dosyalarında örgütle bağlantılı olduğu iddia edilen üniversitelerde çalışma, akademik faaliyetler, bilimsel organizasyonlar veya yurtdışı temasları gündeme gelebilmektedir.
Bilimsel araştırma, akademik iş birliği veya meşru istihdam ilişkisi ile örgütsel faaliyetlerin birbirine karıştırılmaması gerekir.
Bir akademik faaliyetin hangi somut nedenle örgütsel bağlantı sayıldığı gerekçelendirilmelidir.
Hâkimler ve savcılar
Hâkim ve savcılar bakımından Danıştay İDDK’nin kararlarında yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının korunması daha belirgin şekilde tartışılmaktadır.
Bu nedenle polis veya öğretmen bakımından yapılan değerlendirmeyle hâkim veya savcı bakımından yapılan değerlendirmeyi tamamen özdeş görmek isabetli değildir.
Nitekim yukarıda incelenen E.2022/3708, K.2024/430 sayılı İDDK kararı, yargı mensubunun mesleki konumuna özel önem vermiştir.
9. AYM’nin Mart 2026’da Duyurduğu Üç Önemli Karar
Anayasa Mahkemesi, 13 Mart 2026 tarihli basın duyurusunda da kamu görevinden veya meslekten çıkarılma işlemleri nedeniyle yapılan üç başvurunun sonuçlarını açıklamıştır.
| Başvurucu | Başvuru no. | Karar tarihi | Sonuç |
|---|---|---|---|
| B.K. | 2023/38927 | 20.11.2025 | Özel hayata saygı hakkı ihlali |
| Sinan Ulu | 2023/57158 | 25.09.2025 | İhlal yok |
| Sümeyra Bakla | 2023/46215 | 20.11.2025 | İhlal yok |
Bu kararlar 2025 yılında verilmiş olmakla birlikte, 13 Mart 2026 tarihinde toplu olarak kamuoyuna duyurulmuştur.
Ayrıca başvuruların masumiyet karinesine ilişkin bölümleri açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur.
Karar sonuçlarının farklı olması, iltisak ve irtibat iddialarının soyut bir kategori altında otomatik biçimde karara bağlanmadığını; başvuruların özellikleriyle birlikte incelendiğini göstermektedir.
10. 2026 Yılında Göreve İade Davalarında Nasıl Bir Savunma Yapılmalı?
Özellikle Garson fişleme dosyalarında savunmanın yalnızca kişinin örgütle bağlantısı olmadığını ifade etmesi yerine, delil bazında somutlaştırılması gerekir.
Garson raporunun tamamının getirtilmesi
İdare dosyasında yalnızca özet kodlama raporu varsa, kodlamanın kaynağının ve ilgili kişi hakkında düzenlenen veri analiz raporunun araştırılması istenebilir.
Kodun hangi tarihli tabloda bulunduğu, farklı tablolar arasında değişiklik olup olmadığı ve teknik verinin aynı kişiye ait olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır.
Lehe kayıtların da incelenmesi
Kişinin yalnızca aleyhine ileri sürülen A veya EA kodlamasına yer verilerek farklı tarihlerdeki başka kodlamaların değerlendirme dışı bırakılması hâlinde, savunmada bu eksikliğe dikkat çekilmelidir.
Özellikle SCD gibi ilişkinin sona erdiğini gösterebilecek veriler bulunuyorsa bunların bütüncül değerlendirilmesi istenebilir.
Tanıkların somut anlatımlarının karşılaştırılması
Tanık beyanlarının hangi tarihte ve nerede gerçekleştiği ileri sürülen faaliyetleri anlattığı, kişinin bu faaliyette ne şekilde yer aldığı ve başka delillerin bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Ceza dosyasındaki lehe tespitlerin sunulması
Takipsizlik veya beraat kararının yalnızca sonuç kısmı değil, gerekçesi de değerlendirilmelidir.
Özellikle;
- ByLock bulunmadığına ilişkin teknik tespitler,
- Bank Asya işlemlerinin rutin olduğuna ilişkin değerlendirmeler,
- Örgütsel talimat veya hiyerarşik ilişki bulunmadığına ilişkin tespitler,
- Tanıkların kişiyi teşhis edememesi,
- Görüşmelerin mesleki veya kişisel ilişki kapsamında olduğunun saptanması
gibi hususlar ilgili idari davada ele alınmalıdır.
Örgütsel ilişkinin sona erdiğine ilişkin deliller
Kişinin geçmişte belirli bir sosyal veya dinî faaliyet kapsamında bağlantısı bulunduğu iddia edilse dahi, sonraki dönemde ilişkiyi sona erdirdiğine ilişkin deliller önem taşıyabilir.
Bu kapsamda toplantılara katılımın sona ermesi, varsa örgütsel talimatların reddi, sonraki yıllara ilişkin bağlantı bulunmaması ve kişinin kendi iradesiyle yetkili makamlara bilgi vermesi değerlendirmeye sunulabilir.
Ancak geçmişteki ilişkinin kesilmiş olması, bütün dosyalarda geçmiş faaliyetlerin hukuken önemsizleştiği anlamına gelmez.
11. Danıştay Kararlarında En Kritik Hukuki İlkeler
Delillerin kişiselleştirilmesi
Kişinin örgütle irtibatının bulunduğu iddiası, yalnızca başka kişilerin faaliyetlerinden hareketle kurulamaz; davacının somut durumu incelenmelidir.
Gerekçeli karar hakkı
Mahkeme, davanın sonucunu etkileyebilecek nitelikteki temel itirazları karşılamalıdır.
Örneğin SCD kodunun örgütsel bağın kesildiğini gösterdiği yönündeki savunma, somut dosyada belirleyici olabilecekse bu savunmanın değerlendirilmeden geçilmesi gerekçeli karar hakkı bakımından sorun doğurabilir.
Ölçülülük
Kamu görevinden çıkarma, kişinin mesleki yaşamında ağır sonuçlar doğurur.
Dolayısıyla anayasal düzene sadakat bağının yitirildiği yönündeki değerlendirme, dayandığı somut gerekçelerle ve uygulanan tedbirin niteliğiyle birlikte ele alınmalıdır.
Masumiyet karinesi
İdari yargılama ile ceza yargılamasının ayrı olması, kesinleşmiş beraat kararının görmezden gelinmesine veya kişinin mahkûm olmadığı bir suçtan suçluymuş gibi ifade edilmesine izin vermez.
Lehe ve aleyhe delillerin birlikte değerlendirilmesi
Yalnızca idarenin aleyhe değerlendirdiği kayıtların ele alınması yeterli olmayabilir. Davacının savunmasını destekleyen ve sonuca etkili belgelerin de incelenmesi gerekir.
Teknik delillerin denetlenebilirliği
Özellikle dijital raporların ve kodlama verilerinin güvenilirliği tartışılıyorsa, bu tartışmanın davanın sonucuna etkisi değerlendirilmelidir.
12. Göreve İade Davası Kesinleşen Kişiler Yeni AYM Kararlarına Dayanabilir mi?
Bu konuda birbirinden farklı üç hukuki durum vardır.
Birinci durum: İdari dava hâlen devam ediyor
İlk derece, istinaf veya temyiz aşamasında bulunan dosyalarda, yeni AYM kararlarının ilgili bölümleri ek beyan veya kanun yolu dilekçesiyle sunulabilir.
Özellikle dosyada Garson verilerine dayalı karar verilmişse Mehmet Emin Okyay ve Doğan Doğan kararları birlikte değerlendirilmelidir.
İkinci durum: İdari dava kesinleşti ancak AYM başvuru süresi devam ediyor
Nihai kararın öğrenilmesinden itibaren kural olarak 30 günlük bireysel başvuru süresi söz konusudur. Sürenin başlangıcı ve varsa istisnai durumlar somut dosya üzerinden belirlenmelidir.
Bu durumda hak ihlali iddiaları, Anayasa Mahkemesinin güncel yaklaşımı çerçevesinde değerlendirilebilir.
Üçüncü durum: İdari dava yıllar önce kesinleşti
Yeni bir AYM veya Danıştay kararının verilmesi, geçmişte kesinleşen bütün davaların kendiliğinden açılmasını sağlamaz.
İYUK m.53 kapsamındaki yargılamanın yenilenmesi sebepleri sınırlıdır.
Özellikle kişinin kendi başvurusu hakkında verilen bir AYM veya AİHM ihlal kararı ile başka bir kişinin davasında verilen emsal karar aynı usulî sonucu doğurmaz.
Başka dosyada yeni bir lehe içtihadın ortaya çıkması, tek başına genel bir yargılamanın yenilenmesi sebebi değildir.
Bu nedenle kesinleşmiş dosyalarda yargılamanın yenilenmesi, yeni idari işlem, başvuru yolları ve olası süreler ayrı ayrı incelenmelidir.
13. Göreve İade Kararı Verilirse Hangi Haklar Talep Edilebilir?
İptal kararının kapsamına ve ilgili statü mevzuatına göre kişinin görevine döndürülmesi, özlük haklarının düzeltilmesi ve yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi gündeme gelebilir.
Bu kapsamda;
- Maaş ve diğer parasal haklar,
- Hizmet süresi ve derece-kademe etkileri,
- Sosyal güvenlik kayıtları,
- Emeklilik bakımından hizmet değerlendirmesi,
- Faiz istemleri,
- Koşulları varsa ayrıca tazminat talepleri
incelenebilir.
İYUK m.28 uyarınca idarenin yargı kararlarının gereklerini gecikmeksizin yerine getirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bununla birlikte her parasal hak kaleminin otomatik olarak ve aynı kapsamda ödeneceği varsayılamaz.
14. Bursa’da FETÖ İltisak Davaları ve Danıştay Süreci
Bursa’da kamu görevinden çıkarılmış polis memurları, öğretmenler, akademisyenler ve diğer kamu görevlileri bakımından iltisak ve irtibat değerlendirmeleri, ülke genelinde uygulanan anayasal ve idari yargı ilkelerine tabidir.
Bursa, Nilüfer, Osmangazi, Yıldırım, İnegöl, Gemlik ve diğer ilçelerde görev yapmış kişilerin dosyalarında da özellikle OHAL Komisyonu kararları, kurum kayıtları, adli soruşturma dosyaları, Garson kodlamaları ve Bank Asya hesap hareketleri önem taşıyabilir.
Bursa’daki bir kamu görevlisinin davasında görevli idari yargı yeri, işlem türüne ve kanuni görev-yetki kurallarına göre belirlenir. Her uyuşmazlığın doğrudan Bursa idare mahkemelerinde açılacağı varsayılmamalıdır.
Ayrıca görevden çıkarma işlemine karşı açılan iptal davası ile ceza mahkemesinde görülen silahlı terör örgütü üyeliği davasının birbirinden farklı süreçler olduğu unutulmamalıdır.
15. Sıkça Sorulan Sorular
Danıştay 5. Dairesi 2026 yılında FETÖ iltisak kararlarını tamamen değiştirdi mi?
Bütün dosyalar bakımından geçerli, kapsamlı bir içtihat değişikliği doğrulanmamıştır. Bununla birlikte 2026 tarihli AYM kararları, bireyselleştirilmiş delil incelemesi ve yeterli gerekçelendirme bakımından önemli açıklamalar içermektedir.
Garson fişlemesinde SCD kodu olan polis görevine dönebilir mi?
SCD kodu bazı dosyalarda lehe yorumlanabilir. Ancak otomatik iade sebebi değildir. Danıştay 5. Dairesinin E.2023/15356, K.2025/2811 sayılı kararında bu yöndeki ayrıntılı yorum karşı oyda yer almıştır.
Garson kodlamasında EA kodu varsa kesin iltisak kabul edilir mi?
Hayır. AYM’nin Mehmet Emin Okyay kararında EA kodlamasının ve ilgili diğer kayıtların somut olayda yeterince gerekçelendirilmemesi nedeniyle hak ihlali bulunmuştur.
A4 kodu tek başına kamu görevinden çıkarma sebebi olabilir mi?
Tek başına her durumda yeterli olduğu söylenemez. Doğan Doğan kararında A4 kodlamasıyla birlikte tanık anlatımları değerlendirilmiş ve hak ihlali bulunmadığına karar verilmiştir.
FETÖ dosyasından beraat eden memur görevine iade edilir mi?
Beraat kararı otomatik iade sonucu doğurmaz. İdari işlemin dayandığı deliller ve beraat gerekçesi birlikte incelenmelidir.
Takipsizlik kararı iltisakı ortadan kaldırır mı?
Tek başına kaldırmaz. Ancak takipsizlik kararında yer alan maddi tespitler, özellikle somut örgütsel bağlantı bulunmadığına ilişkin gerekçeler idari davada önem taşıyabilir.
2013 yılından önceki sohbetler iltisak kabul edilir mi?
Katılımın niteliği, sürekliliği, örgütsel amaçla bağlantısı ve sonraki dönemdeki davranışlar önemlidir. 2013 öncesindeki bütün faaliyetlerin kendiliğinden hukuka aykırı veya kendiliğinden hukuken önemsiz olduğu söylenemez.
Eşin ByLock kullanıcısı olması nedeniyle diğer eş ihraç edilebilir mi?
Eşin eyleminden dolayı otomatik sorumluluk doğmaz. Ancak Danıştay İDDK’nin E.2022/3708, K.2024/430 sayılı kararında, yargı mensubu olan davacı bakımından eşin durumu ve diğer olgular birlikte değerlendirilerek iltisak sonucuna ulaşılmıştır.
Emekli polis memurları Garson fişlemeleri nedeniyle dava açabilir mi?
Dava açma imkânı, tesis edilen işlemin türüne, ilgilinin işlem tarihindeki statüsüne, hukuki menfaatine ve dava açma süresine bağlıdır. Her emekli bakımından aynı dava yolu uygulanmaz.
2026 AYM kararları geçmişte kesinleşmiş dosyaları açar mı?
Başka kişilere ait yeni emsal kararlar, kesinleşen davaları kendiliğinden yeniden açmaz. Somut dosyanın usulî durumu ayrıca incelenmelidir.
Danıştay kararına karşı AYM’ye başvurulabilir mi?
İlgili usul koşullarının gerçekleşmesi, olağan başvuru yollarının tüketilmesi ve başvuru süresine uyulması koşuluyla bireysel başvuru mümkündür.
16. Sonuç: Ekim 2026 İtibarıyla Danıştay 5. Dairesinin İltisak Yaklaşımı
2026 yılı itibarıyla FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat nedeniyle kamu görevinden çıkarılma dosyalarında esas mesele, yalnızca hangi delilin bulunduğu değil, bu delilin ilgili kişinin hangi somut örgütsel bağlantısını ispat ettiği ve kararın yeterli gerekçelerle kurulup kurulmadığıdır.
Danıştay 5. Dairesi ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararları, beraat veya takipsizlik kararlarının idari davalarda otomatik göreve iade sonucu doğurmadığını göstermektedir.
Diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin 2026 kararları, özellikle Garson verilerinin değerlendirilmesinde teknik doğrulama, tutarlılık, karşı beyanların dikkate alınması ve bireyselleştirilmiş gerekçelendirme ihtiyacını vurgulamaktadır.
Bu nedenle kamu görevinden çıkarılmış bir kişinin dosyasında Garson fişlemesi, Bank Asya işlemi, sohbet toplantısı, himmet iddiası, sendika üyeliği veya aile fertlerine ilişkin tespitler bulunuyorsa, delillerin her biri ayrı ayrı incelenmelidir.
Bursa merkezli hukuki danışmanlık kapsamında FETÖ/PDY ceza yargılamaları, idari işlemler, kamu görevinden çıkarma uyuşmazlıkları, Danıştay temyizleri ve anayasal başvuru yollarına ilişkin hukuki değerlendirmeler yapılmaktadır.
Doğrulanmış Yargı Kararları ve Kaynaklar
| Karar | Künye / Tarih | Temel konu |
|---|---|---|
| AYM, Mehmet Emin Okyay | B. No: 2023/47320, 02.04.2026 | Garson verileri, ihlal |
| AYM, Doğan Doğan | B. No: 2023/1011, 02.04.2026 | Kodlama ve tanık beyanları, ihlal yok |
| AYM, B.K. | B. No: 2023/38927, 20.11.2025 | Kamu görevinden çıkarma, ihlal |
| AYM, Sinan Ulu | B. No: 2023/57158, 25.09.2025 | İltisak, ihlal yok |
| AYM, Sümeyra Bakla | B. No: 2023/46215, 20.11.2025 | İltisak, ihlal yok |
| Danıştay 5. Daire | E.2023/15356, K.2025/2811, 05.03.2025 | SCD, karşı oy |
| Danıştay 5. Daire | E.2017/4461, K.2022/4157, 06.06.2022 | Delil yetersizliği nedeniyle iptal |
| Danıştay İDDK | E.2022/3708, K.2024/430, 29.02.2024 | Eş ve diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi |
| Danıştay 5. Daire | E.2024/11635, K.2024/20487 | İDDK bozmasına uyularak ret |
| AİHM, Yüksel Yalçınkaya/Türkiye | No.15669/20, 26.09.2023 | ByLock ve ceza yargılaması |
| AİHM, Demirhan ve Diğerleri/Türkiye | No.1595/20 ve 238 diğer başvuru, 22.07.2025 | ByLock temelli mahkûmiyetler |
| AİHM, Korkmaz ve Diğerleri/Türkiye | No.36880/20 ve 10 diğer başvuru, 29.09.2026 | ByLock, AİHS m.7 ihlali |
Resmî inceleme bağlantıları:
