Anayasa Mahkemesi, 22 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan İ.L. başvurusu kararında, çocukların cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarında mağdur ifadelerinin duruşmada incelenmesi, Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM) kayıtlarının delil değeri ve sanığın tanık sorgulama hakkı bakımından önemli değerlendirmelerde bulunmuştur.
AYM, aynı olaydan kaynaklanan iki ayrı mahkûmiyet hükmünü değerlendirerek, çocukların cinsel istismarı suçunda tanık sorgulama hakkının ihlal edilmediğine; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda ise ihlal edildiğine hükmetmiştir.
Kararın ceza yargılaması bakımından en önemli sonucu, mağdur beyanının Çocuk İzlem Merkezinde alınmış olmasının tek başına savunma hakkının yeterince korunduğunu göstermemesidir. Mağdurun duruşmada dinlenmemesi halinde, savunmaya etkili karşı dengeleyici güvenceler sağlanmalıdır.
ÇİM Kayıtları İzlenmeden Mahkûmiyet Kararı Verilmesi: Anayasa Mahkemesinin 2026/9807 Değil, 2020/9807 Başvuru Numaralı Emsal Kararı
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 24 Şubat 2026 tarihinde verdiği ve 22 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan İ.L. başvurusu kararında, ceza yargılamasında tanık sorgulama hakkının sınırlarını yeniden değerlendirmiştir.
AYM tanık sorgulama hakkı kararı, özellikle çocukların cinsel istismarı suçlamasıyla yürütülen davalarda mağdur çocukların duruşmada yeniden dinlenmesinin gerekli olup olmadığı, Çocuk İzlem Merkezi kayıtlarının mahkeme huzurunda izlenmesinin zorunluluğu ve sanığın savunma haklarının hangi koşullarda korunmuş sayılacağı bakımından önem taşımaktadır.
Karar yalnızca çocukların cinsel istismarı suçuyla sınırlı değildir. Mağdur veya tanık anlatımlarının belirleyici delil olarak kullanıldığı diğer ceza davalarında da önemli ilkeler içermektedir.
1. Anayasa Mahkemesi Kararının Künyesi
| Bilgi | Açıklama |
|---|---|
| Mahkeme | Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu |
| Başvuru | İ.L. Başvurusu |
| Başvuru numarası | 2020/9807 |
| Birleştirilen başvuru | 2023/10094 |
| Karar tarihi | 24.02.2026 |
| Resmî Gazete | 22.10.2026, Sayı 33408 |
| İlgili anayasal hak | Anayasa m. 36 – Adil yargılanma hakkı |
| Çocukların cinsel istismarı | İhlal olmadığına karar verildi |
| Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma | İhlal kararı verildi |
| Yeniden yargılama | İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi |
| Yargılama gideri | 40.446,90 TL |
AYM, çocukların cinsel istismarı yönünden ihlal bulunmadığına oybirliğiyle, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma yönünden ise ihlal bulunduğuna oyçokluğuyla karar vermiştir
2. Olayın Özeti: Aynı Mağdur Beyanlarına Dayanan İki Ayrı Mahkûmiyet
Somut olayda başvurucu, kardeş olan üç erkek çocuğa yönelik cinsel istismar eylemlerinde bulunduğu iddiasıyla tutuklanmıştır.
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianamede başvurucunun her üç mağdur yönünden zincirleme şekilde çocukların cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması talep edilmiştir.
Yargılamayı gerçekleştiren ağır ceza mahkemesi, mağdur çocukların ifadelerinin daha önce Çocuk İzlem Merkezinde alınmış olması, çocukların yaşları ve yeniden dinlenmelerinin psikolojilerini olumsuz etkileyebileceği gerekçesiyle mağdurların duruşmada yeniden dinlenmelerine gerek görmemiştir.
Sanık müdafii ise mağdur çocukların anlatımları ve babalarının beyanları arasında çelişkiler bulunduğunu savunmuştur. Bunun yanında H.Y. ve N.T. isimli tanıkların duruşmada dinlenmesini talep etmiş; mahkeme bu talepleri kovuşturmaya katkı sağlamayacağı gerekçesiyle reddetmiştir.
İlk derece mahkemesi her iki suç yönünden mahkûmiyet kararı vermiştir.
2.1. İstinaf aşamasında ne oldu?
Sanık müdafii, istinaf başvurusunda mağdurları sorgulama imkânının bulunmadığını, tanık dinletme taleplerinin reddedildiğini ve mahkûmiyet kararlarının yeterli gerekçe içermediğini ileri sürmüştür.
Bölge adliye mahkemesi istinaf taleplerini esastan reddetmiştir.
Ancak iki suç arasında kanun yolu yönünden önemli bir farklılık ortaya çıkmıştır.
Çocukların cinsel istismarı suçu yönünden verilen mahkûmiyet hükmü temyize açıkken, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmü istinaf aşamasında kesinleşmiştir.
2.2. Yargıtay neden bozma kararı verdi?
Çocukların cinsel istismarı suçuna ilişkin hükümleri inceleyen Yargıtay, mağdurların olayın doğrudan tanıkları olduğunu dikkate almıştır.
Yargıtay, mağdurların mahkeme huzurunda dinlenmeleri gerektiğini; bunun mümkün olmaması halinde ise ifadelerinin alındığı görüntü kayıtlarının duruşmada taraflarla birlikte izlenmesi gerektiğini belirterek mahkûmiyet hükümlerini bozmuştur.
Bu bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesi, mağdur çocukların Çocuk İzlem Merkezinde alınan ifadelerine ilişkin görüntü kayıtlarını duruşmada izlemiş ve önceki mahkûmiyet hükümlerindeki gerekçelerini esas itibarıyla koruyarak yeniden mahkûmiyet kararı vermiştir.
Yargıtay, ikinci mahkûmiyet kararlarını onamıştır.
Böylece aynı olayda iki farklı usulî durum meydana gelmiştir: Cinsel istismar suçu yönünden görüntü kayıtları incelenmiş, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden ise hüküm daha önce kesinleştiğinden aynı inceleme gerçekleştirilmemiştir.
3. Tanık Sorgulama Hakkı Nedir?
Tanık sorgulama hakkı, sanığın aleyhine kullanılan tanık anlatımlarının doğruluğunu ve güvenilirliğini sorgulayabilmesini, tanığa soru yöneltilmesi için uygun imkânlara sahip olmasını ve bu delillere etkili şekilde karşı çıkabilmesini güvence altına alan adil yargılanma hakkının bir unsurudur.
Bu hak başta Anayasa’nın 36. maddesi olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-d maddesiyle de korunmaktadır.
Ceza muhakemesinde tanık sorgulama hakkı; silahların eşitliği, çelişmeli yargılama, doğrudan doğruyalık ve savunma hakkıyla yakından ilişkilidir.
Burada önemli bir hukuki ayrım bulunmaktadır:
Bir kişinin soruşturma aşamasında ifadesinin alınmış olması ile o ifadenin duruşmada savunmanın etkili denetimine açılmış olması aynı şey değildir.
Dolayısıyla mahkûmiyette kullanılan tanık anlatımının dosyada mevcut olması, her durumda tanık sorgulama hakkının yerine getirildiği anlamına gelmez.
3.1. Tanık sorgulama hakkı yalnızca tanık sıfatıyla dinlenen kişileri mi kapsar?
Hayır.
Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadında tanık kavramı, yalnızca ulusal hukukta tanık sıfatıyla dinlenen kişileri kapsayacak şekilde dar yorumlanmaz.
Ceza yargılamasında sanık aleyhine kullanılan mağdur veya müşteki anlatımları da belirli koşullarda tanık sorgulama hakkının konusunu oluşturabilir.
İ.L. kararında çocuk mağdurların anlatımları bu kapsamda değerlendirilmiştir.
3.2. Mağdurun mutlaka sanıkla yüzleştirilmesi gerekir mi?
Kural olarak savunmanın, aleyhine kullanılan anlatımların güvenilirliğini sınama imkânına sahip olması gerekir.
Ancak bu gereklilik, özellikle çocuk mağdurlar bakımından her koşulda sanıkla fiziksel olarak aynı duruşma salonunda yüzleştirme yapılacağı anlamına gelmez.
Mağdurun yaşı, psikolojik durumu, yeniden travma yaşama riski ve korunma ihtiyacı dikkate alınabilir.
Önemli olan, doğrudan yüzleştirmenin gerçekleştirilmediği durumlarda savunmanın karşılaştığı dezavantajların yeterli usulî güvencelerle giderilmesidir.
4. AYM’nin Tanık Sorgulama Hakkında Uyguladığı Üç Aşamalı Test
Anayasa Mahkemesi, tanık sorgulama hakkının ihlal edilip edilmediğini değerlendirirken üç temel soruyu incelemektedir.
Birinci aşama: Tanığın duruşmada dinlenmemesi için geçerli neden var mı?
Mahkeme öncelikle, tanığın neden duruşmada hazır edilmediğini değerlendirmelidir.
Çocuk mağdurun psikolojik açıdan korunması, yeniden örselenmesinin önlenmesi veya başka ciddi engeller geçerli neden oluşturabilir.
Bununla birlikte geçerli bir nedenin bulunması, savunma hakkına getirilen sınırlamanın otomatik olarak hukuka uygun olduğu anlamına gelmemektedir.
İkinci aşama: Tanık beyanı tek veya belirleyici delil mi?
İkinci aşamada mahkûmiyetin hangi delillere dayandığı incelenmektedir.
Tanık anlatımı mahkûmiyetin tek delili veya hükmün kurulmasında belirleyici ağırlığa sahip bir delilse, bu anlatımın güvenilirliğinin sınanabilmesi daha büyük önem kazanmaktadır.
Örneğin sanığın suçlamayı reddettiği, olayın bağımsız tanığının bulunmadığı ve mahkûmiyetin esas itibarıyla tek bir mağdur beyanına dayandığı dosyalarda tanık sorgulama hakkına ilişkin inceleme özellikle önemlidir.
Üçüncü aşama: Savunmaya karşı dengeleyici güvenceler sağlandı mı?
AYM’nin incelemesindeki üçüncü aşama, savunmanın maruz kaldığı usulî dezavantajların giderilip giderilmediğidir.
Bu çerçevede mahkeme, somut olayın koşullarına göre şu hususları değerlendirmelidir:
- Mağdurun görüntülü ifadesi mahkeme huzurunda incelenmiş midir?
- Savunma tarafının bu ifadeye etkili şekilde itiraz etmesi mümkün olmuş mudur?
- İfadenin güvenilirliği başka delillerle sınanmış mıdır?
- Savunmanın soru yöneltmesi için uygun bir usul değerlendirilmiş midir?
- Mağdurun adli görüşme odası aracılığıyla yeniden dinlenmesi mümkün müdür?
- Mahkeme, yeniden dinleme taleplerini somut ve yeterli gerekçelerle karşılamış mıdır?
Üç aşamalı test bir bütün olarak uygulanmalıdır. Mağdurun korunmasını gerektiren haklı bir neden bulunması, diğer iki aşamanın değerlendirilmesini gereksiz hale getirmez.
5. Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM) Kayıtlarının Hukuki Niteliği
Çocuk İzlem Merkezleri, özellikle cinsel istismar mağduru çocukların ifadelerinin uzman desteğiyle, mümkün olduğunca tekrar tekrar ifade vermek zorunda bırakılmadan alınmasını amaçlayan yapılardır.
Çocukların örselenmesini önlemeye yönelik bu sistem ceza yargılamasında önemli bir işleve sahiptir.
Bununla birlikte AYM’nin değerlendirmesine göre ÇİM’de ifade alınması ile savunmanın tanık sorgulama hakkının korunması birbirinden ayrı meselelerdir.
5.1. ÇİM’de alınan ifade tek başına mahkûmiyete esas alınabilir mi?
ÇİM’de alınmış bir ifadenin delil olarak kullanılması kategorik olarak yasak değildir.
Ancak bu ifade mahkûmiyet açısından tek veya belirleyici delil niteliğindeyse savunmanın beyanın güvenilirliğini sınayabilmesi büyük önem taşır.
Özellikle savunmanın ifade alma işlemine katılmadığı, soru yöneltemediği ve duruşmada görüntü kayıtlarını inceleyemediği durumlarda adil yargılanma hakkı bakımından ciddi sorunlar ortaya çıkabilir.
AYM’nin İ.L. kararı, ÇİM beyanlarının otomatik olarak yeterli ve tartışılmaz delil kabul edilemeyeceğini göstermektedir.
5.2. ÇİM kayıtlarının duruşmada izlenmesi zorunlu mudur?
İ.L. kararından, her ceza dosyasında istisnasız biçimde ÇİM kaydının izlenmemesinin ihlal oluşturacağı sonucuna ulaşılamaz.
Bununla birlikte tanık anlatımlarının mahkûmiyet açısından belirleyici olduğu ve savunmanın tanığı sorgulama imkânı bulunmadığı hallerde, görüntü kayıtlarının duruşmada izlenmesi önemli bir karşı dengeleyici güvence olarak ortaya çıkmaktadır.
Nitekim somut olayda Yargıtay, mağdurların dinlenmemesi halinde görüntü kayıtlarının duruşmada taraflarla birlikte izlenmesi gerektiğini belirtmiştir.
AYM ise görüntü kaydının izlenmesini diğer usulî güvencelerle birlikte değerlendirerek sonuca ulaşmıştır.
5.3. Görüntü kaydının izlenmesi savunma hakkındaki bütün eksiklikleri giderir mi?
Hayır.
AYM kararında özellikle vurgulanan noktalardan biri de budur.
Görüntülü ifadenin duruşmada izlenmesi, mahkemenin ve savunmanın mağdurun ifade sırasındaki davranışlarını gözlemlemesini sağlayabilir.
Ancak görüntü kaydını izlemek, doğrudan tanığa soru yöneltmekle aynı usulî imkânı sağlamaz.
Bu nedenle görüntü kayıtlarının izlenmesi tek başına her durumda yeterli karşı dengeleyici güvence olarak değerlendirilemez.
Somut olayın özellikleri, savunmanın diğer imkânları ve mahkûmiyete esas alınan deliller birlikte incelenmelidir.
6. AYM Çocukların Cinsel İstismarı Suçu Yönünden Neden İhlal Bulmadı?
Anayasa Mahkemesi, çocukların cinsel istismarı suçu bakımından savunma hakkına getirilen sınırlamanın somut olayda yeterli karşı dengeleyici güvencelerle telafi edildiği kanaatine varmıştır.
Bu değerlendirmede dört unsur önem taşımıştır.
6.1. Mağdur ifadelerinin görüntü kayıtları duruşmada izlendi
Yargıtayın bozma kararı sonrasında ÇİM kayıtları duruşmada izlenmiştir.
Böylece hem mahkemenin hem de savunmanın mağdurların ifade sırasındaki davranışlarını gözlemleyebildiği kabul edilmiştir.
6.2. Mağdurların babasının beyanlarına başvuruldu
Mağdur çocukların olay sonrasında kendisine anlattıklarını aktaran babaları duruşmada dinlenmiştir.
Mahkeme, babanın anlatımlarıyla çocukların beyanlarının büyük ölçüde örtüştüğünü değerlendirmiştir.
Burada dikkat edilmesi gereken husus, babanın doğrudan olayın tanığı olmamasıdır. Dolayısıyla babanın anlatımları, olayın gerçekleştiğine ilişkin bağımsız bir görgü tanığı beyanıyla aynı delil niteliğine sahip değildir.
Bununla birlikte AYM, somut olayın bütününde bu anlatımları destekleyici bir unsur olarak dikkate almıştır.
6.3. Sanığa delillerini sunma ve itiraz etme imkânı tanındı
Başvurucu, yargılama boyunca olayları kendi bakış açısıyla anlatabilmiş ve savunma delillerini mahkemeye sunabilmiştir.
Ayrıca ifade tutanakları, duruşma tutanakları ve görüntü kayıtları üzerinden itirazlarını ileri sürebilmiştir.
6.4. Savunma, çelişkileri yeterince somutlaştırmadı
Kararın avukatlar açısından belki de en dikkat çekici gerekçesi budur.
Başvurucu müdafii, mağdur ifadelerinin çelişkili olduğunu ileri sürmüş ancak AYM’nin değerlendirmesine göre:
- Hangi beyanlar arasında çelişki bulunduğunu,
- Çelişkilerin hangi olay veya fiillere ilişkin olduğunu,
- Bu çelişkilerin neden önemli olduğunu,
- Çelişkilerin giderilmesi için mağdurların neden yeniden dinlenmesi gerektiğini
yeterli açıklıkta ortaya koymamıştır.
AYM, daha güçlü bir usulî güvence olarak mağdurların adli görüşme odasında yeniden dinlenebileceğini kabul etmekle birlikte, somut yargılamada sağlanan diğer imkânların savunmanın karşılaştığı güçlükleri yeterince telafi ettiği sonucuna ulaşmıştır.
Sonuç olarak çocukların cinsel istismarı suçundan verilen mahkûmiyet bakımından tanık sorgulama hakkının ihlal edilmediğine oybirliğiyle karar verilmiştir.
7. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Neden İhlal Kararı Verildi?
Anayasa Mahkemesi, aynı olayın ikinci suçunu oluşturan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma yönünden farklı sonuca ulaşmıştır.
Bu farklılığın temel nedeni, anılan mahkûmiyet hükmünün istinaf aşamasında kesinleşmesi ve sonradan gerçekleştirilen delil incelemesinden yararlanmamış olmasıdır.
7.1. Görüntü kayıtları duruşmada izlenmedi
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin mahkûmiyet kesinleşmeden önce mağdur çocukların görüntülü ifade kayıtları duruşmada izlenmemiştir.
Bu nedenle savunma, mağdurların anlatımlarını görüntü üzerinden değerlendirme ve güvenilirliklerine ilişkin gözlemlerini mahkemeye sunma imkânından yoksun kalmıştır.
7.2. Mağdurların yeniden dinlenmemesi yeterince gerekçelendirilmedi
AYM, mahkemenin mağdur çocukları adli görüşme odası aracılığıyla yeniden dinlememe nedenlerini de incelemiştir.
Kararda, mağdurların bu yöntemle neden yeniden dinlenmediğine veya görüntü kayıtlarının neden duruşmada izlenmediğine ilişkin yeterli açıklama bulunmadığı belirtilmiştir.
7.3. Mahkûmiyet belirleyici ölçüde mağdur anlatımlarına dayanıyordu
AYM’nin değerlendirmesine göre mağdur beyanlarının güvenilirliği ve doğruluğu savunma bakımından yeterince test edilmemiştir.
Buna rağmen mahkûmiyetin kurulmasında bu anlatımlara belirleyici ağırlık verilmiştir.
7.4. Yargıtay bozmasının etkisi diğer suça yansımadı
Çocukların cinsel istismarı yönünden verilen mahkûmiyet hükmü Yargıtay tarafından bozulmuşken, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen mahkûmiyet daha önce kesinleşmiştir.
Bu nedenle Yargıtayın işaret ettiği usulî eksiklik ikinci suç yönünden giderilememiştir.
AYM, bu durumu ceza yargılamasındaki kanun yolu sisteminden kaynaklanan yapısal bir sorun olarak değerlendirmiştir.
Sonuç olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi
+1
8. Aynı Dosyada Bir Suçtan İhlal, Diğer Suçtan İhlal Olmaması Ne Anlama Geliyor?
AYM’nin İ.L. kararı, aynı maddi olay kapsamında verilen birden fazla mahkûmiyet hükmünün adil yargılanma hakkı bakımından birbirinden bağımsız şekilde değerlendirilebileceğini göstermektedir.
İki suç yönünden AYM’nin karşılaştırmalı değerlendirmesi
| İncelenen husus | Cinsel istismar | Hürriyetten yoksun kılma |
| Mağdurların yeniden dinlenmesi | Hayır | Hayır |
| Video kaydının duruşmada izlenmesi | Evet, bozma sonrası | Hayır |
| Savunmanın görüntü kaydına itiraz imkânı | Sağlandı | Aynı kapsamda sağlanmadı |
| Hükmün kesinleşme süreci | Temyiz sonrası | İstinafta |
| AYM sonucu | İhlal yok | İhlal var |
Buradan çıkarılması gereken sonuç, ceza dosyasındaki delil durumunun tek başına değil, her bir suç bakımından gerçekleştirilen muhakeme işlemleriyle birlikte değerlendirilmesidir.
Özellikle birden fazla suçun aynı iddianame içerisinde yargılandığı ve bu suçlara ilişkin hükümlerin farklı kanun yollarına tabi bulunduğu dosyalarda karar önem taşımaktadır.
9. Tanık veya Mağdur Dinlenmeden Mahkûmiyet Verilmesi Her Zaman Hukuka Aykırı mıdır?
Hayır. Tanığın duruşmada dinlenmemesi tek başına her zaman adil yargılanma hakkı ihlali oluşturmaz.
Bununla birlikte, duruşmada dinlenmeyen tanığın anlatımına mahkûmiyette belirleyici ölçüde dayanılıyorsa savunmanın bu delilin güvenilirliğini sınayabilmesini sağlayacak güvencelerin bulunması gerekir.
Örneğin çocuk mağdurun yeniden ifade vermesi psikolojik açıdan ciddi bir risk oluşturuyorsa mahkeme farklı usuller değerlendirebilir.
Ancak mağdurun korunması gerekliliği ile sanığın savunma hakkı arasında adil bir denge kurulmalıdır.
Ceza yargılamasında mağdurun korunması ilkesi, sanığın adil yargılanma hakkının bütünüyle ortadan kaldırılmasına gerekçe yapılamaz.
10. CMK 210, 217 ve 236. Maddeler Bakımından Kararın Önemi
İ.L. başvurusu yalnızca anayasal güvenceleri değil, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun delillerin duruşmada incelenmesine ilişkin hükümlerini de gündeme getirmektedir.
10.1. CMK 210 – Olayın delilinin bir tanığın açıklamalarından ibaret olması
CMK 210/1 uyarınca olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaretse bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesi gerekir; önceki ifade tutanağının okunması, dinleme yerine geçmez.
Bu düzenleme doğrudanlık ilkesi açısından temel öneme sahiptir.
Bununla birlikte çocuk mağdurlar bakımından CMK 236 kapsamında getirilen özel usuller ve mağdurun korunması gerekliliği birlikte değerlendirilmelidir.
10.2. CMK 217 – Delillerin duruşmada tartışılması
CMK 217/1 gereğince hâkim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir.
ÇİM kayıtlarının duruşmada izlenmesi meselesi, bu düzenlemeyle de yakından bağlantılıdır.
Savunmanın bir delilin içeriğini bilmesi ile bu delilin mahkeme huzurunda usulüne uygun biçimde incelenip tartışılması farklı hususlardır.
10.3. CMK 236 – Mağdurun dinlenmesi
CMK 236, mağdurun dinlenmesine ilişkin özel hükümler içermekte ve özellikle çocuk mağdurların korunmasına yönelik usulî güvenceler öngörmektedir.
Bu hükümlerin amacı çocukların yeniden mağduriyet yaşamasını önlemektir.
Bununla birlikte mağdurun korunması için alınan tedbirlerin savunmanın haklarına etkisi de değerlendirilmelidir.
AYM’nin kararı, çocukların korunması ile savunma haklarının birbirini tamamen dışlayan ilkeler olmadığını, her ikisinin de somut davada gözetilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
11. Mağdur Beyanlarındaki Çelişkiler Nasıl İleri Sürülmelidir?
AYM’nin çocukların cinsel istismarı suçu yönünden ihlal bulmamasında, savunmanın ileri sürdüğü çelişkilerin somutlaştırılmamış olması da etkili olmuştur.
Bu nedenle müdafilerin yalnızca mağdur beyanlarında çelişki bulunduğunu ifade etmeleri yeterli olmayabilir.
Savunma bakımından daha etkili yöntem; ilk ifade, sonraki ifade, ÇİM kaydı ve duruşma anlatımlarının somut biçimde karşılaştırılmasıdır.
Örneğin:
| İncelenecek husus | Savunmada yapılabilecek değerlendirme |
|---|---|
| Olay tarihi | Farklı beyanlarda olayın farklı tarihlerde anlatılıp anlatılmadığı |
| Olay yeri | Fiilin gerçekleştiği yerin anlatımlar arasında değişip değişmediği |
| Eylemin gerçekleşme şekli | Suçun maddi unsurlarını etkileyen farklılıkların bulunup bulunmadığı |
| Failin tanımlanması | Teşhisin dayanağı ve beyanların tutarlılığı |
| Olayın başkalarına anlatılması | İlk anlatım ile sonraki ifadeler arasındaki farklılıklar |
| Görüntülü ifade | Tutanakla görüntü kaydı arasında içerik veya anlam farklılıkları bulunup bulunmadığı |
Ancak burada önemli bir sınırlama bulunmaktadır.
Çocuk mağdurun anlatımlarındaki her küçük farklılık, beyanın güvenilirliğini ortadan kaldırmaz. Yaş, travma, zamanın geçmesi ve ifade alma koşulları dikkate alınmalıdır.
Esas olan, ileri sürülen farklılıkların olayın maddi gerçekliği ve mahkûmiyetin dayanağı bakımından önem taşıyıp taşımadığıdır.
12. ÇİM Kayıtları İle İfade Tutanakları Arasında Çelişki Bulunması
Çocuk İzlem Merkezinde alınan ifadeler çoğu zaman tutanak haline getirilmekte ve görüntülü olarak kaydedilmektedir.
Ancak yazılı tutanakla görüntü kaydı arasında eksiklik veya anlam farklılığı bulunması ihtimali her somut dosyada ayrıca değerlendirilmelidir.
Özellikle anlatımın soru-cevap bağlamından koparılması, tutanağa eksik geçirilmesi veya beyanın anlamını etkileyen farklılıkların bulunması savunma açısından önem taşıyabilir.
Bu nedenle müdafi, somut gerekçe ortaya koyarak görüntü kaydının mahkeme huzurunda incelenmesini talep edebilir.
Bununla birlikte AYM’nin İ.L. kararı, her tutanak-kayıt farklılığının otomatik şekilde beraat veya bozma nedeni oluşturduğu anlamına gelmemektedir.
13. Adli Görüşme Odasında Yeniden Dinleme Talebi
Mağdur çocukların klasik duruşma ortamında yeniden dinlenmelerinin psikolojik risk oluşturabileceği durumlarda adli görüşme odası önemli bir alternatif usuldür.
Bu yöntemin amacı, mağdurun örselenmesini azaltırken yargılamanın ihtiyaç duyduğu bilgilerin uzman desteğiyle elde edilmesini sağlamaktır.
AYM de somut olayda mağdurların adli görüşme odası aracılığıyla yeniden dinlenmelerinin daha yüksek düzeyde güvence sağlayabileceğine işaret etmiştir.
Bu kapsamda savunmanın, mağdurun mutlaka sanıkla fiziksel olarak yüzleştirilmesini istemek yerine, uygun koşullarda ve uzman aracılığıyla soru yöneltme imkânı talep etmesi somut olayın koşullarına göre daha ölçülü bir yöntem olabilir.
14. Anayasa Mahkemesinin Fatma İyitütüncü Kararıyla Bağlantısı
İ.L. kararının değerlendirilmesinde Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun bir başka önemli kararı olan Fatma İyitütüncü başvurusu da dikkate alınmalıdır.
Karar künyesi: Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Fatma İyitütüncü, B. No: 2020/39936, 27.01.2026; Resmî Gazete: 02.06.2026, Sayı 33268.
Bu karar, bağlantılı suçlardan biri bakımından temyiz incelemesi devam ederken diğerine ilişkin hükmün istinaf aşamasında kesinleşmesinin doğurduğu sorunlara ilişkindir.
AYM, farklı yargı mercilerinin aynı maddi veya hukuki olgu hakkında farklı sonuçlara ulaşması durumunda bu farklılığın gerekçelendirilmesinin önemini vurgulamıştır.
Bu mesele, özellikle aynı olaydan kaynaklanan birden fazla suç yönünden verilen mahkûmiyet kararlarının farklı aşamalarda kesinleşmesi halinde önem kazanmaktadır.
İ.L. başvurusunda da kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükmün önceden kesinleşmesi, Yargıtayın diğer suç bakımından tespit ettiği eksikliğin giderilmesini engellemiştir.
Dolayısıyla iki karar birlikte değerlendirildiğinde, ceza yargılamasında bağlantılı suçlara ilişkin kesinleşme ve kanun yolu sisteminin adil yargılanma hakkına etkisi ortaya çıkmaktadır.
kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr
15. AYM İhlal Kararı Sonucunda Yeniden Yargılama Yapılması
Anayasa Mahkemesi, İ.L. başvurusunda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
Bu ihlalin sonuçlarının giderilmesi amacıyla kararın İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine hükmedilmiştir.
Yeniden yargılama kararı, AYM tarafından doğrudan beraat kararı verilmesi anlamına gelmemektedir.
İlgili mahkemenin, Anayasa Mahkemesinin ihlal gerekçelerini dikkate alarak ihlalin sonuçlarını ortadan kaldıracak yargısal işlemleri gerçekleştirmesi gerekmektedir.
Somut olayın koşullarına göre delillerin yeniden incelenmesi, usulî eksikliklerin giderilmesi ve yeniden hüküm kurulması gündeme gelebilir.
AYM ayrıca 2020/9807 numaralı bireysel başvuru bakımından başvurucuya toplam 40.446,90 TL yargılama gideri ödenmesine hükmetmiştir.
16. Kesinleşmiş Mahkûmiyet Kararlarında Bu İçtihattan Yararlanılabilir mi?
İ.L. kararı, benzer usulî eksikliklerin bulunduğu kesinleşmiş mahkûmiyet dosyaları bakımından da önemli bir başvuru kaynağıdır.
Ancak AYM’nin bir dosyada ihlal kararı vermesi, benzer suçtan mahkûm edilen herkes hakkında kendiliğinden yeniden yargılama yapılacağı anlamına gelmez.
Her dosyanın kesinleşme tarihi, başvurulabilecek hukuki yolları ve iddia edilen ihlalin niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.
16.1. Henüz kesinleşmemiş dosyalar
İlk derece mahkemesinde görülmekte olan veya istinaf ve temyiz aşamasında bulunan ceza davalarında AYM’nin belirlediği ilkeler savunma gerekçesi olarak ileri sürülebilir.
Özellikle mağdur veya tanık anlatımının mahkûmiyette belirleyici delil olduğu dosyalarda, tanığın dinlenmesine veya ifadelerin güvenilirliğinin sınanmasına yönelik talepler önem taşımaktadır.
16.2. Kesinleşmiş dosyalar
Kesinleşmiş mahkûmiyetlerde bireysel başvuru koşullarının oluşup oluşmadığı ve başvuru süresinin geçip geçmediği incelenmelidir.
AYM’ye bireysel başvuruda genel süre, olağan başvuru yollarının tüketilmesinden veya ihlalin öğrenilmesinden itibaren 30 gündür. Somut olayda sürenin başlangıcı ayrıca değerlendirilmelidir.
Bireysel başvuru süresi geçmiş dosyalarda ise yeni yayımlanan içtihadın tek başına olağanüstü kanun yollarını veya yargılamanın yenilenmesini otomatik olarak mümkün kıldığı düşünülmemelidir.
Anayasa Mahkemesinin kendi dosyasında verdiği ihlal kararı üzerine yapılacak yeniden yargılama ile başka bir dosyada bu içtihada dayanılarak yapılacak başvurular hukuken birbirinden farklıdır.
17. Bursa Ağır Ceza Mahkemelerinde Görülen Davalar Bakımından Kararın Önemi
Anayasa Mahkemesinin İ.L. kararı, Bursa’da yürütülen ceza yargılamaları bakımından da dikkate alınması gereken güncel içtihatlardan biridir.
Bursa Ağır Ceza Mahkemelerinde görülen çocukların cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tanık anlatımlarının ağırlıklı delil niteliği taşıdığı diğer ceza davalarında bu kararın ortaya koyduğu ilkeler önem taşıyabilir.
17.1. Bursa’da çocukların cinsel istismarı davalarında ÇİM kayıtları
Örneğin Bursa’da görülen bir çocukların cinsel istismarı davasında mağdur çocuğun ifadesi soruşturma aşamasında Çocuk İzlem Merkezinde alınmış olsun.
Yargılamada sanık suçlamayı reddetmekte, mahkûmiyet açısından mağdur beyanı belirleyici nitelik taşımakta ve savunma da anlatımlar arasında somut farklılıklar bulunduğunu ileri sürmektedir.
Bu durumda ÇİM kayıtlarının mahkeme huzurunda incelenmesi, çelişkilerin değerlendirilmesi ve gerekli görülen hallerde mağdurun uygun usullerle yeniden dinlenmesi konusu önem kazanacaktır.
Bu örnek varsayımsaldır; gerçek bir Bursa mahkeme kararına ilişkin değildir.
17.2. Bursa’da kişiyi hürriyetinden yoksun kılma davaları
Bursa’da görülen bir diğer varsayımsal dosyada, aynı olay kapsamında çocukların cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyet kurulduğunu düşünelim.
Suçlardan biri temyize açıkken diğeri istinafta kesinleşmiş olabilir.
Böyle bir durumda aynı olay ve aynı mağdur anlatımları hakkındaki usulî eksikliklerin hangi hüküm yönünden giderildiği ayrıca incelenmelidir.
İ.L. kararı, özellikle bu tür çok suçlu ceza davalarında delillerin incelenme süreci ile hükümlerin kesinleşme sürecinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
18. Sıkça Sorulan Sorular
ÇİM’de ifade veren çocuk mahkemede tekrar dinlenir mi?
Her dosyada tekrar dinlenmesi zorunlu değildir. Çocuğun korunması, yeniden örselenme riski ve somut olayın ihtiyaçları dikkate alınır. Ancak savunmanın tanık sorgulama hakkının da yeterli şekilde güvence altına alınması gerekir.
ÇİM kaydı izlenmeden ceza verilebilir mi?
ÇİM kaydının izlenmemesi her durumda otomatik ihlal oluşturmaz. Ancak mahkûmiyette mağdur anlatımı belirleyici delil niteliğindeyse ve savunmaya yeterli karşı dengeleyici güvence sağlanmamışsa adil yargılanma hakkı ihlali söz konusu olabilir.
Mağdur beyanı tek başına mahkûmiyet için yeterli midir?
Türk ceza muhakemesinde mağdur beyanının her durumda başka bir delille doğrulanmasını zorunlu kılan genel bir kural bulunmamaktadır. Ancak beyanın güvenilirliği, tutarlılığı ve tüm delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekir. Mahkûmiyetin her türlü makul şüpheden uzak, hukuka uygun delillere dayanması esastır.
Mağdurun görüntülü ifadesi tanık sorgulama hakkını karşılar mı?
Görüntü kaydının izlenmesi önemli bir güvence sağlayabilir. Bununla birlikte tanığa doğrudan veya uygun usulle soru sormakla aynı imkânı sağlamaz. Yeterliliği somut olayın bütününde değerlendirilmelidir.
Tanık dinleme talebinin reddedilmesi bozma nedeni olabilir mi?
Tanık dinleme talebinin reddedilmesi, savunma hakkını etkileyen önemli bir usulî eksikliğe yol açabilir. Ancak bunun değerlendirilmesinde tanığın olayla ilgisi, dinlenmesinin neden gerekli olduğu ve ret gerekçesi önem taşır.
AYM’nin 2020/9807 sayılı kararı beraat kararı mıdır?
Hayır. AYM kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine hükmetmiş ve yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir. Doğrudan beraat kararı vermemiştir.
Yargıtay bir suçtan bozma kararı verirken diğer suç kesinleşmişse ne olur?
Her hükmün kanun yolu ve kesinleşme durumu ayrı değerlendirilir. Bununla birlikte aynı maddi olaya ilişkin çelişkili sonuçlar veya giderilmeyen usulî eksiklikler adil yargılanma hakkı bakımından önem taşıyabilir.
AYM tanık sorgulama hakkı ihlali nedeniyle yeniden yargılama yapılabilir mi?
Somut başvuruda AYM ihlal kararı vermişse ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmedebilir. Diğer dosyalarda ise ilgili başvuru yollarının koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.
Sanık, mağdur çocuğa doğrudan soru sorabilir mi?
Çocuk mağdurun korunması amacıyla doğrudan yüzleştirme yerine uzman aracılığıyla veya özel usullerle soru yöneltilmesi gündeme gelebilir. Savunma hakkının korunması, çocuğun sanıkla mutlaka yüz yüze getirilmesini gerektirmez.
AYM kararı yalnızca çocuk istismarı davaları için mi geçerlidir?
Hayır. Karardaki tanık sorgulama hakkı, belirleyici delil, savunma hakkı ve karşı dengeleyici güvence ilkeleri başka ceza yargılamalarında da önem taşıyabilir. Bununla birlikte her suç tipi ve somut dosyanın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.
19. Sonuç: AYM’nin 2026 Tarihli Kararı Ceza Yargılamasında Neyi Değiştiriyor?
Anayasa Mahkemesinin İ.L. başvurusu, B. No: 2020/9807, 24.02.2026 tarihli kararı; çocuk mağdurların korunması ile sanığın adil yargılanma hakkı arasında kurulması gereken dengeyi ayrıntılı şekilde ele alan önemli bir içtihattır.
Kararın temel sonuçları şu şekilde özetlenebilir:
- Çocuk mağdurların duruşmada yeniden dinlenmemesi, tek başına her durumda tanık sorgulama hakkı ihlali oluşturmaz.
- Çocuk İzlem Merkezinde alınan ifadelerin varlığı, savunmanın bütün usulî haklarının karşılandığı anlamına gelmez.
- Mahkûmiyetin tek veya belirleyici delili mağdur anlatımı olduğunda savunmaya etkili karşı dengeleyici güvenceler sağlanmalıdır.
- Görüntü kayıtlarının duruşmada incelenmesi önemli bir güvencedir; ancak her durumda tek başına yeterli değildir.
- Savunma tarafından ileri sürülen çelişkilerin somutlaştırılması, tanığın yeniden dinlenmesi taleplerinin değerlendirilmesinde önemlidir.
- Aynı maddi olaydan kaynaklanan farklı suçlara ilişkin mahkûmiyet hükümleri, adil yargılanma hakkı bakımından ayrı sonuçlara yol açabilir.
Sonuç olarak bu karar, ceza yargılamasında mağdurun korunması amacıyla uygulanan özel ifade alma usullerinin, savunma hakkına ilişkin anayasal güvencelerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Av. Enes Sencer – Sencer Hukuk Danışmanlık
Bursa’da ceza hukuku, ağır ceza davaları, istinaf, temyiz ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru süreçlerine ilişkin hukuki değerlendirmeler.
Kaynaklar ve ilgili kararlar
- Anayasa Mahkemesi – İ.L. başvurusu, 22.10.2026 tarihli resmî duyuru
- İ.L. başvurusunun tam karar metni
- AYM – Fatma İyitütüncü başvurusu, 2020/39936
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 210, 217 ve 236.
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6.
