Yoksulluk nafakası 2026 şartları, hesaplama, artırma ve kaldırma davası

Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle ekonomik bakımdan yoksulluğa düşecek eşin, kanunda belirtilen şartların gerçekleşmesi hâlinde diğer eşten talep edebileceği mali destektir. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde düzenlenen bu nafaka türü, boşanma sonrasında taraflar arasındaki ekonomik eşitsizliğin yol açabileceği yoksulluğu hafifletmeyi amaçlamaktadır.

Ancak yoksulluk nafakası, boşanan her eşe kendiliğinden bağlanan bir ödeme değildir. Nafaka talep eden eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olması, boşanmaya neden olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu bulunmaması ve nafaka yükümlüsünün ödeme gücünün bulunması gibi şartlar değerlendirilir.

Özellikle eşin çalışması, asgari ücret alması, emekli olması, taşınmaz sahibi olması, miras edinmesi, yeni bir ilişki yaşaması veya başka biriyle evlenmesi yoksulluk nafakasına ilişkin uyuşmazlıklarda önemli rol oynamaktadır.

2026 yılında yoksulluk nafakası bakımından son derece önemli bir anayasal gelişme de yaşanmıştır.

Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihinde Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar vermiştir. Karar 30 Eylül 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmış ve iptal hükmünün yürürlüğe girmesi dokuz ay ertelenmiştir. Dolayısıyla 17 Ekim 2026 itibarıyla iptal hükmü henüz yürürlüğe girmemiştir.

Bu gelişme, yoksulluk nafakası davalarının geleceği, mevcut nafaka kararlarının durumu ve nafakanın süreyle sınırlandırılması tartışmaları açısından önemli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.

Bu rehberde yoksulluk nafakasının hukuki şartları, nafaka hesaplaması, Yargıtay kararları, nafaka artırımı, azaltılması, kaldırılması, icra takibi, nafakanın ödenmemesi, anlaşmalı boşanmada nafaka ve 2026 tarihli Anayasa Mahkemesi kararının sonuçları ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır.

Yoksulluk Nafakası Nedir?

Yoksulluk nafakası, boşanma sonucunda ekonomik olarak yoksulluğa düşecek tarafın, geçimini sağlamak amacıyla diğer taraftan mali gücü oranında talep ettiği nafaka türüdür.

Nafakanın temelinde, evlilik birliği içerisinde eşlerin birbirlerine karşı sahip oldukları dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün boşanma sonrasında belirli koşullarla devam etmesi düşüncesi bulunmaktadır.

Yoksulluk nafakası bir ceza değildir. Nafaka ödeyen eşin mutlaka kusurlu olması da gerekmez.

Nitekim TMK 175/2, nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağını açıkça düzenlemektedir.

Buna karşılık nafaka talep eden eşin boşanmaya neden olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması gerekmektedir.

Dolayısıyla yoksulluk nafakasında, kusur ile ekonomik ihtiyaç birbirinden farklı hukuki şartlardır.

Bir eşin ekonomik bakımdan zor durumda olması, boşanmada ağır kusurlu bulunması hâlinde otomatik olarak nafaka hakkı doğurmaz. Aynı şekilde diğer eşin boşanmada kusursuz olması da kanuni şartlar gerçekleştiğinde nafaka yükümlülüğünü mutlaka ortadan kaldırmaz.

Yoksulluk Nafakasının Hukuki Dayanağı: TMK 175, 176, 177 ve 178

Yoksulluk nafakasına ilişkin temel hükümler 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir.

MaddeDüzenleme
TMK 175Yoksulluk nafakasının koşulları
TMK 176Nafakanın ödeme biçimi, artırılması, azaltılması ve kaldırılması
TMK 177Boşanma sonrası açılacak nafaka davasında yetki
TMK 178Boşanmadan doğan dava haklarında bir yıllık zamanaşımı
TMK 169Boşanma yargılaması süresince geçici önlemler
TMK 182Çocukların bakım giderleri ve iştirak nafakası
TMK 4Hakkaniyet ilkesi

TMK 175 – Yoksulluk Nafakasının Kanuni Şartları

17 Ekim 2026 itibarıyla uygulanmaya devam eden düzenlemeye göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan mali gücü oranında nafaka isteyebilir.

Kanun, yoksulluk nafakasını yalnızca kadınlara tanımamıştır.

Erkek eş de koşulları mevcutsa yoksulluk nafakasına hak kazanabilir.

Burada cinsiyet değil; boşanma nedeniyle doğacak yoksulluk, kusur durumu, nafaka talebi ve diğer eşin mali gücü belirleyicidir.

TMK 176 – Nafakanın Ödenmesi ve Sonradan Değiştirilmesi

Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi, nafakanın toptan veya irat biçiminde ödenmesi ile sonradan kaldırılması ya da miktarının değiştirilmesine ilişkin hükümleri düzenler.

Yoksulluk nafakası koşullara göre bir defada toptan veya belirli dönemlerde ödenmek üzere kararlaştırılabilir.

Aylık ödeme şeklinde belirlenmesi, uygulamada en sık karşılaşılan yöntemdir.

Nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması talepleri de bu maddedeki şartlara göre değerlendirilir.

TMK 177 – Yetkili Mahkeme

Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

Bu düzenleme, özellikle farklı şehirlerde yaşayan eski eşler bakımından önem taşımaktadır.

TMK 178 – Bir Yıllık Zamanaşımı

Evliliğin boşanma nedeniyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Bu hüküm, boşanma sonrasında ilk kez yoksulluk nafakası talep edilmesi bakımından önemlidir.

Ancak daha önce hükmedilmiş nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması davaları ile ilk kez nafaka talep edilmesi birbirinden farklıdır.

Yoksulluk Nafakası Şartları Nelerdir?

Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için kanunda öngörülen koşulların birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Başlıca koşullar şunlardır:

  1. Taraflar arasında boşanma sonucu sona erecek veya sona ermiş bir evlilik bulunmalıdır.
  2. Nafaka talep eden eş, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olmalıdır.
  3. Nafaka talep eden eşin kusuru, diğer eşin kusurundan daha ağır olmamalıdır.
  4. Nafaka yükümlüsünün mali gücü dikkate alınmalıdır.
  5. Yoksulluk nafakası usulüne uygun biçimde talep edilmelidir.
  6. Boşanma sonrasında ilk kez açılan davada, zamanaşımı ve önceki kesin hükümlerin etkisi değerlendirilmelidir.

1. Boşanma Nedeniyle Yoksulluğa Düşme Şartı

Yoksulluk nafakasının temel koşulu, talep eden eşin boşanma sebebiyle yoksulluğa düşecek olmasıdır.

Yoksulluk kavramı yalnızca hiçbir gelirin bulunmaması anlamına gelmez.

Yargıtay uygulamasında kişinin temel ve makul yaşam ihtiyaçlarını karşılayıp karşılayamadığı önemlidir.

Barınma, gıda, giyim, sağlık, ulaşım ve eğitim gibi ihtiyaçların karşılanmasına yetecek ekonomik imkâna sahip olup olmadığı araştırılır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 7 Ekim 1998 tarihli, 1998/2-656 E., 1998/688 K. sayılı kararı yoksulluk kavramının değerlendirilmesinde önemli bir referans oluşturmaktadır.

2. Nafaka İsteyen Eşin Daha Ağır Kusurlu Olmaması

Kanunun aradığı koşul, nafaka isteyen eşin tamamen kusursuz olması değildir.

Kusur bakımından önemli olan, talep eden eşin boşanmaya neden olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu bulunmamasıdır.

Örneğin tarafların eşit kusurlu olması, diğer koşullar da mevcutsa yoksulluk nafakasına engel değildir.

Buna karşılık nafaka talep eden taraf daha ağır kusurluysa talep reddedilebilir.

Yargıtay uygulamasında da eşit kusur hâlinde nafaka talep edilebileceği, ağır kusurlu olan tarafın ise bu haktan yararlanamayacağı kabul edilmektedir.

3. Nafaka Yükümlüsünün Mali Gücü

Yoksulluk nafakası miktarı belirlenirken ödeme yapacak eşin mali gücü göz önünde bulundurulur.

Mali güç yalnızca maaş bordrosundaki ücret anlamına gelmez.

Mahkeme; kişinin çalışma gelirlerini, taşınmazlarını, kira gelirlerini, şirket ortaklıklarını, ticari faaliyetlerini, banka hesaplarını, yaşam koşullarını ve ekonomik yükümlülüklerini değerlendirebilir.

Örneğin bordroda düşük ücret görünen ancak önemli taşınmazları ve ticari faaliyetleri bulunan kişinin ekonomik durumu yalnızca bordrodaki tutarla sınırlandırılarak değerlendirilmeyebilir.

Diğer taraftan yüksek miktarda borcu, sağlık gideri veya bakmakla yükümlü olduğu kişiler bulunan eşin ödeme kapasitesi de somut delillerle incelenmelidir.

4. Nafakanın Talep Edilmesi

Yoksulluk nafakası, tedbir nafakasından farklı olarak kural olarak talebe bağlıdır.

Mahkeme, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eş bulunduğunu düşünse bile usulüne uygun bir talep olmaksızın kendiliğinden yoksulluk nafakasına hükmedemez.

Bu nedenle boşanma dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve yargılamanın sonraki aşamalarındaki talepler büyük önem taşımaktadır.

Yoksulluk Nafakası Kimlere Verilir?

Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek ve kanuni koşulları karşılayan eş lehine hükmedilebilir.

Kadın veya erkek olmak tek başına nafaka hakkı doğurmaz ya da bu hakkı ortadan kaldırmaz.

Çocukların bakım ve eğitim giderleri için ödenen iştirak nafakası, eş lehine hükmedilen yoksulluk nafakasından farklıdır.

Anne veya babanın çocuğun velayetini alması da tek başına yoksulluk nafakasına hak kazandığı anlamına gelmez.

Örneğin velayet kendisine verilen ve yüksek gelir elde eden bir eş, çocuk için iştirak nafakası talep edebilse bile kendi adına yoksulluk nafakası koşullarını karşılamayabilir.

Erkek Yoksulluk Nafakası Alabilir mi?

Evet. Türk Medeni Kanunu’nda yoksulluk nafakasının yalnızca kadınlara ödeneceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.

Erkek eş de boşanma yüzünden yoksulluğa düşecekse, boşanmada diğer eşten daha ağır kusurlu değilse ve diğer şartlar gerçekleşmişse yoksulluk nafakası isteyebilir.

Örneğin kadın eşin düzenli ve yüksek geliri bulunurken erkek eşin sağlık sorunları nedeniyle çalışamadığı ve boşanmayla birlikte geçimini sağlamakta zorlanacağı bir olayda erkeğin nafaka talebi hukuken değerlendirilebilir.

Ancak erkek eşin çalışmıyor olması tek başına nafakaya hak kazanması için yeterli değildir.

Çalışma kapasitesi, gelir elde etme imkânı, malvarlığı ve boşanma nedeniyle yoksulluğa düşüp düşmeyeceği birlikte araştırılır.

Çalışan Eş Yoksulluk Nafakası Alabilir mi?

Yoksulluk nafakası konusunda en çok uyuşmazlık yaşanan meselelerden biri, nafaka talep eden eşin çalışıyor olmasıdır.

Bir kişinin SGK’lı çalışması veya düzenli maaş alması, tek başına yoksulluk nafakası talebinin reddini gerektirmez.

Önemli olan, elde ettiği gelirin kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığıdır.

Örneğin kirada oturan, sağlık giderleri bulunan ve düşük ücretle çalışan eşin toplam ekonomik koşulları, kendisine ait konutta yaşayan ve önemli kira geliri elde eden eşten farklıdır.

Bununla birlikte çalışan herkesin yoksulluk nafakası alacağı da söylenemez.

Mahkeme, gelir ve giderleri değerlendirerek kişinin temel yaşam ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayıp karşılayamadığını inceler.

Asgari Ücretle Çalışan Kadın Nafaka Alabilir mi?

Evet, asgari ücretle çalışmak yoksulluk nafakasına mutlak engel değildir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 8 Aralık 2022 tarihli, 2022/7520 E., 2022/10222 K. sayılı kararında, asgari ücretle çalışan eşin yoksulluk nafakası talebinin yalnızca düzenli geliri olduğu gerekçesiyle reddedilmesi isabetli bulunmamıştır.

Kararda tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak uygun nafakaya hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Ancak bu karar, asgari ücretle çalışan herkesin otomatik olarak nafaka alacağı anlamına gelmez.

Yoksulluk durumu, güncel ekonomik şartlar ve her davanın özellikleri kapsamında değerlendirilmelidir.

Asgari Ücretin Üzerinde Maaş Alan Eş Nafaka Alabilir mi?

Asgari ücretin üzerinde gelir elde etmek de tek başına kesin bir ret sebebi değildir.

Bununla birlikte gelir miktarı yükseldikçe yoksulluk şartının gerçekleşip gerçekleşmediği farklı şekilde değerlendirilebilir.

Örneğin aylık 70.000 TL net geliri bulunan ve önemli malvarlığına sahip olan eşin, yalnızca diğer eş daha fazla kazandığı için yoksulluk nafakasına hak kazanacağı söylenemez.

Yoksulluk nafakası, eşlerin boşandıktan sonra aynı gelir seviyesine sahip olmalarını sağlamak amacıyla düzenlenmiş bir gelir eşitleme mekanizması değildir.

Çalışmayan Eş Her Zaman Nafaka Alır mı?

Hayır. Çalışmayan eşin yoksulluk nafakası talebinin kabul edilebilmesi için diğer şartlar da gerçekleşmelidir.

Çalışmayan bir kişinin önemli miktarda kira geliri, birikimi veya malvarlığı bulunabilir.

Ayrıca kişinin yaşı, sağlık durumu, mesleki eğitimi, iş deneyimi ve çalışma imkânları da değerlendirmede etkili olabilir.

Bununla birlikte çalışabilecek durumda olmak, her olayda hâlihazırda yeterli gelire sahip olmakla aynı anlamı taşımaz.

Özellikle uzun yıllar boyunca ev işleri ve çocuk bakımını üstlendiği için iş yaşamından uzak kalan eşin, boşanma sonrasında hemen yeterli gelir elde edebileceği varsayılamaz.

Bu nedenle potansiyel çalışma imkânı ile fiilî ekonomik durum birlikte değerlendirilmelidir.

2026 Yılında Süresiz Nafaka Kaldırıldı mı? Anayasa Mahkemesinin Yeni Kararı

Yoksulluk nafakası konusunda 2026 yılının en önemli hukuki gelişmesi, Anayasa Mahkemesinin Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki süre sınırlamasına ilişkin verdiği iptal kararıdır.

Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihinde E.2025/156 sayılı dosyada yaptığı incelemede, TMK 175/1’deki “süresiz olarak” ibaresini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir.

Karar 30 Eylül 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Ancak iptal hükmünün yürürlüğe girmesi, yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonraya bırakılmıştır. Buna göre iptal hükmünün yürürlüğe giriş tarihi 30 Haziran 2027’dir.

AYM Süresiz Nafakayı Neden İptal Etti?

Anayasa Mahkemesi, yoksulluk nafakasının toplumsal dayanışma ve boşanma sonrasındaki ekonomik güçlüklerin giderilmesi bakımından meşru bir amaca hizmet ettiğini kabul etmiştir.

Bununla birlikte nafaka yükümlülüğünün herhangi bir süre ölçütü belirlenmeden kategorik olarak süresiz öngörülmesini, nafaka yükümlüsü bakımından ağır bir külfet oluşturabilecek nitelikte değerlendirmiştir.

Mahkeme, nafaka alacaklısının korunması ile nafaka yükümlüsünün ekonomik ve kişisel hakları arasında makul bir denge kurulması gerektiğini vurgulamıştır.

Kararda özellikle şu unsurların önem taşıdığı belirtilmiştir:

  • Evliliğin süresi ve tarafların evlilik içerisindeki rolleri.
  • Nafaka alacaklısının yaşı ve sağlık durumu.
  • Eğitim, meslek ve çalışma geçmişi.
  • Kişinin kendi geçimini sağlayabilecek ekonomik kapasiteye ulaşma imkânı.
  • Tarafların mali durumları ve ihtiyaçları.
  • Süreli veya bazı özel durumlarda yaşam boyu nafaka ödenmesini gerektirebilecek koşullar.

Anayasa Mahkemesi, nafaka süresinin somut olayın özelliklerine uygun biçimde belirlenmesini sağlayan öngörülebilir kanuni ölçütlerin bulunmasının önemine işaret etmiştir.

AYM Kararından Sonra Nafaka Ödemek Zorunlu mu?

Evet. 17 Ekim 2026 itibarıyla yoksulluk nafakasına ilişkin mevcut yükümlülükler devam etmektedir.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı, hâlen yürürlükte olan mahkeme kararlarının kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir.

Özellikle kesinleşmiş nafaka kararları bakımından şu hususlar önemlidir:

  1. Mevcut mahkeme kararları sırf AYM’nin iptal kararı nedeniyle kendiliğinden hükümsüz olmaz.
  2. Nafaka yükümlüsünün ödemeyi tek taraflı olarak durdurması hukuki ve icrai sonuçlar doğurabilir.
  3. Mevcut nafakanın kaldırılması veya azaltılması için TMK 176 kapsamında gerekli şartların bulunması ve ilgili hukuki yola başvurulması gerekir.
  4. 30 Haziran 2027 sonrasında uygulanacak süre rejimi ve mevcut kararlara etkisi, o tarihte yürürlükte bulunacak mevzuata ve geçiş hükümlerine göre değerlendirilmelidir.

2027 Yılından Sonra Nafaka Otomatik Olarak Sona Erecek mi?

Hayır. Anayasa Mahkemesinin “süresiz olarak” ibaresini iptal etmesi, mevcut bütün nafakaların 30 Haziran 2027 tarihinde kendiliğinden sona ereceği anlamına gelmez.

AYM kararının konusu, yoksulluk nafakası kurumunun tamamen ortadan kaldırılması değil, nafakanın süresiz olarak öngörülmesine ilişkin kanuni düzenlemedir.

Yeni yasal düzenleme yapılması durumunda nafakanın süresi, mevcut kararların durumu ve geçiş hükümleri ayrıca incelenmelidir.

Bu nedenle “AYM kararıyla bütün nafakalar kaldırıldı” veya “Artık hiçbir şekilde süresiz nafaka ödenmeyecek” şeklindeki ifadeler 17 Ekim 2026 itibarıyla hukuken doğru değildir.

Yoksulluk Nafakası Kaç Yıl Ödenir?

17 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükte bulunan TMK 175 hükmünde nafaka bakımından genel bir yıllık üst sınır öngörülmemektedir.

Ancak süresiz olarak nafakaya hükmedilmesi, nafakanın hiçbir koşulda kaldırılmayacağı anlamına gelmez.

TMK 176’daki sona erme, kaldırma ve değiştirme sebepleri nafaka yükümlülüğünü etkileyebilir.

Yoksulluk nafakasının sona ermesine ilişkin başlıca durumlar şunlardır:

DurumNafakaya etkisi
Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesiKendiliğinden sona erer
Taraflardan birinin ölümüKendiliğinden sona erer
Alacaklının fiilen evliymiş gibi yaşamasıMahkeme kararıyla kaldırılabilir
Alacaklının yoksulluğunun ortadan kalkmasıMahkeme kararıyla kaldırılır
Alacaklının haysiyetsiz hayat sürmesiKanuni şartlarla mahkeme kararıyla kaldırılabilir
Nafaka borçlusunun gelirinin azalmasıAzaltma veya şartlarına göre kaldırma gündeme gelebilir
Nafaka alacaklısının gelirinin artmasıAzaltma veya kaldırma gündeme gelebilir
Nafaka borçlusunun yeniden evlenmesiTek başına sona erdirmez
Nafaka alacaklısının işe başlamasıTek başına sona erdirmez
Çocuğun 18 yaşını doldurmasıYoksulluk nafakasını kendiliğinden sona erdirmez

Burada en önemli ayrım, kendiliğinden sona erme hâlleri ile mahkeme kararı gerektiren kaldırma sebeplerinin birbirinden farklı olmasıdır.

Yoksulluk Nafakası Nasıl Hesaplanır?

Yoksulluk nafakasının miktarına ilişkin Türk Medeni Kanunu’nda herkes için geçerli sabit bir hesaplama formülü bulunmamaktadır.

Örneğin nafaka ödeyecek kişinin maaşının yüzde 20’sinin, yüzde 25’inin veya üçte birinin mutlaka nafaka olarak belirlenmesi gerektiğine ilişkin genel bir kanuni düzenleme yoktur.

Nafakanın miktarı, tarafların mali ve sosyal durumları ile hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak belirlenir.

Nafaka Miktarı Belirlenirken Hangi Kriterlere Bakılır?

Mahkeme özellikle nafaka talep eden tarafın zorunlu yaşam giderlerini ve nafaka ödeyecek tarafın ekonomik gücünü inceler.

Değerlendirme konusuİncelenebilecek unsurlar
GelirMaaş, emekli aylığı, kira ve ticari gelirler
MalvarlığıKonut, arsa, araç, şirket payları, birikimler
BarınmaKira ödemesi veya kendine ait konutta yaşama
SağlıkTedavi, ilaç, engellilik ve bakım giderleri
Yaş ve meslekÇalışma kapasitesi ve iş imkânları
EğitimMesleki nitelikler ve gelir elde etme imkânları
Ekonomik yükümlülüklerBakmakla yükümlü olunan kişiler, zorunlu giderler
Boşanmanın etkisiEvlilik sonrasındaki ekonomik durum değişikliği

Nafaka Hesaplamasında Maaşın Yüzde Kaçı Esas Alınır?

Nafaka hesaplamasında sabit yüzde yöntemi kullanılmamaktadır.

Örneğin aylık 100.000 TL net gelir elde eden eşin mutlaka 25.000 TL yoksulluk nafakası ödemesi gerektiği söylenemez.

Benzer şekilde 40.000 TL geliri bulunan kişinin hiçbir şekilde 10.000 TL nafaka ödeyemeyeceğine ilişkin otomatik bir kural da yoktur.

Nafaka miktarı, somut dosyanın özelliklerine göre belirlenir.

Örnek Nafaka Değerlendirmesi

Aşağıdaki örnek, nafakanın nasıl değerlendirilebileceğini göstermek amacıyla hazırlanmıştır. Mahkemenin vereceği tutarı öngören bir tarife değildir.

Ekonomik unsurNafaka isteyen eşDiğer eş
Aylık net gelir25.000 TL100.000 TL
Kira18.000 TL25.000 TL
Diğer zorunlu giderler15.000 TL35.000 TL
Düzenli başka gelirYok10.000 TL
Konut mülkiyetiYok1 taşınmaz

Bu örnekte nafaka isteyen eşin aylık gelirinin temel giderlerini karşılamaya yetmediği ileri sürülebilir.

Ancak diğer eşin yüksek gelire sahip olması, talep edilen nafakanın tamamının mutlaka kabul edileceği anlamına gelmez.

Tarafların kusur durumu, ekonomik koşulları ve kanuni nafaka şartları birlikte değerlendirilir.

İnteraktif Yoksulluk Nafakası Ön Değerlendirmesi

Bu araç, gelir ve zorunlu gider farkını görmeye yardımcı olur. Mahkeme nafakasını hesaplamaz veya hukuki nafaka hakkını kesin olarak belirlemez.Aylık net gelir (TL)Diğer aylık gelirler (TL)Aylık kira (TL)Diğer zorunlu giderler (TL)

AYLIK GELİR – GİDER DENGESİ

₺8.000 açık

Girilen giderler toplam geliri aşıyor. Bu fark, ekonomik ihtiyaç incelemesinde dikkate alınabilecek bilgilerden biridir; nafaka miktarı değildir.Örneği sıfırla

Yoksulluk Nafakası Miktarında Üst Sınır Var mı?

Türk Medeni Kanunu, yoksulluk nafakası bakımından herkes için geçerli parasal bir üst sınır belirlememiştir.

Ancak nafaka miktarı sınırsız ve keyfî şekilde belirlenemez.

TMK 175 uyarınca nafaka yükümlüsünün mali gücü, TMK 4 uyarınca hakkaniyet ilkesi dikkate alınmalıdır.

Nafakanın amacı, diğer eşin bütün gelirini nafaka alacaklısına aktarmak veya evlilikteki yaşam standardını her koşulda aynen korumak değildir.

Ayrıca aynı ekonomik koşullara sahip olmayan kişiler hakkında aynı nafaka miktarına hükmedilmesi de zorunlu değildir.

Yoksulluk Nafakası Ne Zaman Başlar?

Yoksulluk nafakasının başlangıcı, nafakanın boşanma davasında mı yoksa boşanma sonrasında açılan bağımsız bir davada mı talep edildiğine bağlıdır.

Boşanma davasında hükmedilen yoksulluk nafakası kural olarak boşanma hükmünün kesinleşmesiyle işlemeye başlar.

Boşanma yargılaması devam ederken eşin geçimini sağlamak amacıyla hükmedilen ödeme ise tedbir nafakasıdır.

Boşanma sonrasında ayrı dava açılarak ilk kez hükmedilen yoksulluk nafakası bakımından davanın açıldığı tarih ve hükmün içeriği önem taşır.

Nafakanın hangi tarihten itibaren doğduğu, tahakkuk ettiği ve icrada ne zaman talep edilebileceği ayrı hukuki incelemeyi gerektirir.

Tedbir Nafakası ile Yoksulluk Nafakası Arasındaki Farklar

Tedbir nafakası ile yoksulluk nafakası uygulamada sıklıkla karıştırılmaktadır.

KonuTedbir nafakasıYoksulluk nafakası
Hukuki amaçYargılama süresince geçici geçim desteğiBoşanma sonrası yoksulluğu hafifletme
Temel dayanakTMK 169TMK 175
TalepHâkim gerekli tedbirleri resen alabilirKural olarak talep gerekir
KusurKural olarak kusur aranmazİsteyen daha ağır kusurlu olmamalıdır
BaşlangıçDavanın koşullarına göreKural olarak boşanmanın kesinleşmesi
Sona ermeTedbirin süresi veya değiştirilmesiTMK 176 ve diğer ilgili hükümler
Çalışma durumuGeçici ihtiyaç değerlendirilirBoşanma yüzünden yoksulluk değerlendirilir

Örneğin mahkeme, çekişmeli boşanma davası devam ederken eşlerden biri lehine aylık 8.000 TL tedbir nafakasına karar verebilir.

Ancak boşanma hükmü kesinleştiğinde aynı eşin yoksulluk nafakası alma hakkı ayrıca değerlendirilir.

Tedbir nafakası ödenmiş olması, yoksulluk nafakasının mutlaka kabul edileceği anlamına gelmez.

İştirak Nafakası ile Yoksulluk Nafakası Arasındaki Fark

İştirak nafakası, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğünden kaynaklanır.

Yoksulluk nafakası ise boşanma nedeniyle ekonomik olarak yoksulluğa düşecek eşin geçimine ilişkindir.

Bu nedenle bir kişi aynı anda hem kendi adına yoksulluk nafakası hem de müşterek çocuk adına iştirak nafakası alabilir.

Örneğin boşanma kararıyla anne lehine aylık 10.000 TL yoksulluk nafakası, müşterek çocuk lehine aylık 12.000 TL iştirak nafakası belirlenmiş olabilir.

Bu durumda iki ayrı nafaka alacağı söz konusudur.

Çocuğun ergin olması iştirak nafakası bakımından hukuki sonuçlar doğurabilirken, annenin yoksulluk nafakası bu nedenle kendiliğinden sona ermez.

Boşanma Davasında Yoksulluk Nafakası Nasıl Talep Edilir?

Boşanma davasında yoksulluk nafakası talep edilirken yalnızca nafaka miktarının belirtilmesi yeterli görülmemelidir.

Dava dilekçesinde nafaka talebinin maddi ve hukuki dayanakları açıklanmalıdır.

Özellikle nafaka isteyen eşin gelir durumu, çalışma koşulları, aylık giderleri, sağlık sorunları, çocuk bakımına ilişkin yükümlülükleri ve boşanma nedeniyle ekonomik durumunun nasıl etkileneceği ortaya konulmalıdır.

Talep sonucunda aylık nafaka miktarı ve gerekiyorsa sonraki yıllarda artırılma talebi açıkça belirtilmelidir.

Yoksulluk Nafakası Talebi Sonradan Artırılabilir mi?

Nafaka miktarının yargılama sırasında artırılması, usul hükümleri bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Talep artırımı bakımından ıslah, tahkikat aşaması ve usuli kazanılmış hak önemli olabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/3456 E., 2024/4198 K. sayılı kararında, bozma sonrasında yapılan ıslahın hangi koşullarda geçerli olacağı incelenmiştir. Yargıtay, ilgili somut olayda tahkikata yönelik bir bozma bulunmamasına rağmen sonraki ıslaha dayanılarak önceki talebin aşılmasını hukuka aykırı bulmuştur.

Bu nedenle dava açılırken talep edilen nafaka miktarının ve sonraki usuli işlemlerin dikkatle belirlenmesi önemlidir.

Boşanma Kesinleştikten Sonra Yoksulluk Nafakası İstenebilir mi?

Evet. Boşanma davasında nafaka talep edilmemiş olması, her durumda daha sonra dava açılamayacağı anlamına gelmez.

Ancak boşanma sonrasında ilk kez yoksulluk nafakası talep edilmesinde TMK 178’deki bir yıllık zamanaşımı ve önceki kararların hukuki etkisi önemlidir.

Örneğin boşanma kararı 15 Mayıs 2026 tarihinde kesinleşmişse, kural olarak bu tarihten itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi değerlendirilir.

Bununla birlikte önceki boşanma dosyasında yoksulluk nafakası talebinden açıkça feragat edilmiş olması, talebin esastan reddedilmesi veya nafaka konusunda kesin hüküm bulunması daha sonra açılacak davayı etkileyebilir.

Bu nedenle yalnızca boşanma kararının kesinleşme tarihine bakılması yeterli değildir.

Bir Yıllık Süre Hak Düşürücü Süre mi?

TMK 178’deki süre kanunda zamanaşımı olarak düzenlenmiştir.

Bu nedenle hak düşürücü süreyle aynı hukuki niteliğe sahip değildir.

Zamanaşımının ileri sürülmesi, kesilmesi, durması ve hukuki sonuçları bakımından Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri önem taşıyabilir.

Ayrıca bu bir yıllık süre, mevcut nafakanın artırılması veya azaltılması davaları için genel bir son başvuru tarihi olarak uygulanmaz.

Anlaşmalı Boşanmada Yoksulluk Nafakası

Anlaşmalı boşanmada yoksulluk nafakası, tarafların üzerinde anlaşmaları gereken mali sonuçlar kapsamında değerlendirilebilir.

TMK 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için tarafların boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında kabul ettikleri düzenlemenin hâkim tarafından uygun bulunması gerekir.

Taraflar, yoksulluk nafakası ödenip ödenmeyeceğini, miktarını, ödeme tarihini ve varsa artış koşullarını protokolde belirleyebilir.

Ancak protokoldeki ifadeler sonraki davalarda ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir.

Anlaşmalı Boşanmada Nafaka İstemeyen Eş Sonradan Nafaka İsteyebilir mi?

Bu sorunun cevabı, boşanma protokolündeki ifadeye ve mahkeme kararının içeriğine bağlıdır.

Örneğin “yoksulluk nafakası talebim yoktur” şeklindeki açık bir irade beyanının hukuki etkisi ile nafaka konusunda hiçbir düzenleme yapılmamış olması aynı değildir.

Açık feragat, kesin hüküm ve protokolün bağlayıcılığı bakımından sonradan açılacak dava ayrı değerlendirilir.

Bu nedenle anlaşmalı boşanma protokolünde yalnızca bugünkü ekonomik koşulları değil, düzenlemenin ilerleyen yıllarda doğurabileceği sonuçları da dikkate almak gerekir.

Anlaşmalı Boşanmada Nafaka Sonradan Artırılabilir mi?

Anlaşmalı boşanma protokolünde kabul edilmiş ve mahkeme hükmüne bağlanmış yoksulluk nafakasının sonradan artırılması, TMK 176/4 kapsamında gündeme gelebilir.

Tarafların mali durumlarının önemli ölçüde değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde artırım talep edilebilir.

Ancak protokoldeki hükümler, tarafların ekonomik koşulları, önceki uzlaşmanın kapsamı ve talebin dayanağı birlikte incelenir.

Protokolde nafaka miktarının kararlaştırılmış olması, nafakanın hiçbir koşulda değiştirilemeyeceği anlamına gelmez.

Yoksulluk Nafakası Artırma Davası

Yoksulluk nafakası artırma davası, daha önce hükmedilmiş nafaka miktarının değişen ekonomik koşullar nedeniyle yetersiz kaldığı iddiasıyla açılır.

TMK 176/4 uyarınca tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde irat biçiminde ödenen nafakanın artırılmasına karar verilebilir.

Yoksulluk Nafakası Hangi Durumlarda Artırılır?

Artırım talebinde özellikle şu durumlar önem taşıyabilir:

  • Nafaka alacaklısının zorunlu giderlerinin önemli ölçüde artması.
  • Kira giderlerinin yükselmesi.
  • Sağlık ve bakım harcamalarının artması.
  • Nafaka yükümlüsünün gelirinde önemli artış meydana gelmesi.
  • Nafakanın satın alma gücünün ekonomik gelişmeler nedeniyle azalması.
  • Tarafların önceki nafaka kararından sonraki koşullarının değişmesi.

Ancak yalnızca enflasyonun varlığından hareketle her durumda talep edilen artış miktarının tamamına hükmedilmez.

Yargıtay uygulamasında önceki nafaka miktarı, ekonomik göstergeler, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirilmiştir.

Nafaka Artırma Davası Kaç Yılda Bir Açılır?

TMK 176/4’te nafaka artırımı için mutlaka iki veya üç yıl beklenmesi gerektiğine ilişkin genel bir süre bulunmamaktadır.

Koşullarda değişiklik meydana gelmesi hâlinde artırım davası açılması gündeme gelebilir.

Ancak önceki kararın hemen ardından hiçbir önemli değişiklik yaşanmadan açılan davada, artırım şartlarının oluşmadığı değerlendirilebilir.

Bu nedenle belirleyici olan yalnızca geçen süre değil, ekonomik koşullardaki değişimin niteliğidir.

Nafaka Artışı TÜFE mi, ÜFE mi?

Yoksulluk nafakasının artırılmasında kullanılacak endeks konusunda mahkeme hükmünün içeriği önemlidir.

Mahkeme, talep üzerine sonraki yıllarda yapılacak artışa ilişkin bir düzenleme yapabilir.

Örneğin kararda TÜİK tarafından açıklanan belirli bir endeks oranında yıllık artışa hükmedilmişse hesaplamada bu karar esas alınmalıdır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/19840 E., 2017/7585 K. sayılı kararında, tarafların ekonomik durumunda olağanüstü değişiklik bulunmayan olaylarda önceki ekonomik dengenin korunması bakımından ÜFE oranı üzerinde durulmuştur.

Ancak bu içtihat, tüm nafakaların kanunen ve kendiliğinden ÜFE oranında artırılacağı anlamına gelmez.

Artış hesabında hükmün başlangıç tarihi, endeksin niteliği, artış dönemi ve varsa mahkemece belirlenen özel koşullar dikkate alınmalıdır.

Nafaka Artırma Davasında Artış Hangi Tarihten İtibaren Geçerlidir?

Artırım kararlarının etkisi bakımından dava tarihi önemlidir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/15254 E., 2015/1393 K. sayılı kararında nafaka artırımına dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Ancak somut davada talep sonucu, kararın kapsamı ve mevcut nafakanın artış hükümleri incelenmelidir.

Yoksulluk Nafakası Azaltma Davası

Nafaka azaltma davası, nafaka yükümlüsünün mali durumunda olumsuz değişiklik meydana geldiği veya nafaka alacaklısının ekonomik koşullarının iyileştiği durumlarda gündeme gelebilir.

TMK 176/4, nafakanın artırılmasının yanı sıra azaltılmasına da olanak tanımaktadır.

Nafaka Hangi Durumlarda Azaltılır?

Örneğin aşağıdaki olaylarda nafakanın azaltılması talep edilebilir:

  1. Nafaka borçlusunun gelirinde ciddi ve kalıcı azalma olması.
  2. İş kaybı veya ekonomik faaliyetlerin önemli ölçüde daralması.
  3. Sağlık sorunları nedeniyle çalışma gücünün azalması.
  4. Nafaka alacaklısının düzenli ve yeterli gelir elde etmeye başlaması.
  5. Nafaka alacaklısının ekonomik koşullarında iyileşme olması.
  6. Tarafların mali durumları arasındaki önceki dengenin esaslı biçimde değişmesi.
  7. Hakkaniyetin mevcut nafaka miktarının yeniden belirlenmesini gerektirmesi.

Ancak her gelir azalması veya her yeni gider nafakanın mutlaka azaltılmasını gerektirmez.

Nafaka Borçlusunun İşsiz Kalması Nafakayı Kaldırır mı?

İşsiz kalmak tek başına nafaka yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Nafaka borçlusunun işsizliğinin niteliği, süresi, mevcut malvarlığı, başka gelirleri, çalışma kapasitesi ve nafaka alacaklısının ihtiyaçları değerlendirilir.

Örneğin yüksek miktarda kira geliri bulunan kişinin ücretli işinden ayrılması ile hiçbir geliri ve malvarlığı bulunmayan kişinin sağlık nedeniyle çalışamaz hâle gelmesi aynı değildir.

Gelirdeki değişim kalıcı ve esaslı nitelikteyse nafakanın azaltılması veya koşullarına göre kaldırılması gündeme gelebilir.

Nafaka Borçlusunun Borçları Nafakayı Azaltır mı?

Kredi borçları, icra takipleri ve diğer mali yükümlülükler, nafaka borçlusunun ekonomik durumunun belirlenmesinde değerlendirilebilir.

Ancak kişinin kendi iradesiyle üstlendiği her borç, nafaka yükümlülüğünü azaltmayı zorunlu kılmaz.

Özellikle nafaka yükümlülüğünden kaçınmak amacıyla oluşturulduğu iddia edilen borçların gerçekliği ve ekonomik etkisi araştırılabilir.

Emekli Olan Kişinin Nafakası Azaltılır mı?

Emekli olmak, yoksulluk nafakasının otomatik olarak azaltılması veya kaldırılması sebebi değildir.

Emeklilik sonrasında kişinin aylık geliri önemli ölçüde azalmış olabilir. Ancak emekli aylığına ek kira geliri veya başka malvarlığı da bulunabilir.

Bu nedenle emeklilik öncesi ve sonrası ekonomik koşullar karşılaştırılmalıdır.

Mahkeme, emekliliğin nafaka ödeme gücü üzerindeki somut etkisini ve alacaklının mevcut ihtiyaçlarını değerlendirerek karar verir.

Yoksulluk Nafakasının Kaldırılması Davası

Yoksulluk nafakasının kaldırılması davası, nafaka alacaklısının yoksulluk durumunun sona erdiği veya kanunda belirtilen kaldırma sebeplerinin gerçekleştiği iddiasına dayanır.

Türk Medeni Kanunu’nun 176/3. maddesinde nafakanın kendiliğinden sona erdiği ve mahkeme kararıyla kaldırılabileceği durumlar ayrıca düzenlenmiştir.

Nafaka Hangi Hâllerde Kendiliğinden Sona Erer?

İrat biçiminde ödenen yoksulluk nafakası, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölmesi hâlinde kendiliğinden sona erer.

Buna karşılık alacaklının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da kanundaki haysiyetsiz hayat sürme koşulunun gerçekleşmesi hâlinde mahkeme kararı gerekir.

Nafaka Alacaklısının Yeniden Evlenmesi

Yoksulluk nafakası alan kişinin resmi olarak yeniden evlenmesi hâlinde mevcut yoksulluk nafakası TMK 176/3 uyarınca kendiliğinden sona erer.

Bu nedenle yeni evlilik tarihinin belirlenmesi önemlidir.

Örneğin nafaka alacaklısı 15 Ağustos 2026 tarihinde yeniden evlenmişse, eski eşinden aldığı yoksulluk nafakasının yeni evlilik sonrasında devam etmesi kural olarak söz konusu değildir.

Ancak yeni evlilikten önce doğmuş nafaka alacakları ile sonradan yapılan ödemelerin iadesi ayrı hukuki konular olup somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Nafaka Alacaklısının Sevgilisi Olması Nafakayı Kaldırır mı?

Yalnızca yeni bir duygusal ilişkinin bulunması, yoksulluk nafakasının kaldırılması için tek başına yeterli değildir.

TMK 176/3 bakımından önemli olan, alacaklının resmi evlilik olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşamasıdır.

Bu durumun varlığı, ortak hayatın niteliği ve delillerle değerlendirilir.

Örneğin tarafların aynı konutta sürekli ve ortak bir yaşam düzeni içerisinde bulunması, birlikte yaşamaya ilişkin diğer bulgularla birlikte değerlendirilebilir.

Buna karşılık sosyal medya fotoğrafı, birlikte tatil yapılması veya görüşme gerçekleştirilmesi tek başına fiilen evliymiş gibi yaşandığını kesin olarak kanıtlamaz.

Başka Biriyle Aynı Evde Yaşamak Nafakayı Kaldırır mı?

Aynı konutta yaşamak, somut olayda önemli bir delil olabilir.

Ancak her ortak konut kullanımı fiilen evliymiş gibi yaşamak anlamına gelmez.

Örneğin ekonomik sebeplerle bir arkadaşla aynı evin paylaşılması ile tarafların evlilik benzeri sürekli ortak hayat kurması farklı hukuki durumlardır.

Mahkeme, ilişkinin niteliğini ve birlikte yaşamın sürekliliğini değerlendirmelidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2020/1980 E., 2020/3397 K. sayılı kararında, fiilen evliymiş gibi yaşama iddiasının somut ve inandırıcı delillerle kanıtlanması gerektiği vurgulanmış; yeterli delil bulunmayan olayda nafakanın kaldırılması hukuka uygun görülmemiştir.

Sosyal Medya Paylaşımları Nafaka Kaldırma Davasında Delil midir?

Hukuka uygun şekilde elde edilmiş sosyal medya paylaşımları, tarafların yaşam koşulları veya ilişkilerine ilişkin delil olarak sunulabilir.

Ancak yalnızca bir fotoğrafın bulunması, nafaka kaldırma şartlarının mutlaka gerçekleştiği anlamına gelmez.

Paylaşımın tarihi, bağlamı, gerçekliği ve diğer delillerle uyumu değerlendirilir.

Özellikle gizli hesaplara hukuka aykırı erişim, şifre ele geçirilmesi, özel haberleşmelerin izinsiz kullanılması gibi işlemler hukuki sorumluluk doğurabilir.

Yoksulluğun Ortadan Kalkması Nedeniyle Nafakanın Kaldırılması

Yoksulluk nafakası alacaklısının ekonomik durumunun iyileşmesi ve artık yoksul sayılmayacak seviyeye ulaşması, TMK 176/3 kapsamında nafakanın kaldırılması sebebidir.

Örneğin nafaka alacaklısının yüksek ücretli işe başlaması, önemli kira gelirleri elde etmesi veya kendisini ekonomik olarak güvenceye alan bir malvarlığına sahip olması bu kapsamda değerlendirilebilir.

Ancak yalnızca işe başlamak yeterli değildir.

Gelirin yoksulluğu gerçekten ortadan kaldırıp kaldırmadığı araştırılmalıdır.

Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Nafakanın Kaldırılması

TMK 176/3’te düzenlenen bir diğer kaldırma sebebi, nafaka alacaklısının haysiyetsiz hayat sürmesidir.

Bu kavramın uygulanmasında kişilik hakları, özel hayatın gizliliği ve olayın kanundaki koşulları karşılayıp karşılamadığı önemlidir.

Kişinin yaşam tarzının diğer eş tarafından beğenilmemesi veya sosyal davranışlarının eleştirilmesi tek başına bu sebebin gerçekleştiğini göstermez.

Bu nedenle iddiaların somut vakıalara ve hukuka uygun delillere dayanması gerekir.

Nafaka Alacaklısının İşe Girmesi veya Emekli Olması

Yoksulluk nafakasının kaldırılması davalarında en sık ileri sürülen iddialardan biri, nafaka alacaklısının sonradan işe başlaması veya emekli aylığı almaya hak kazanmasıdır.

Ancak her iki olayın da hukuki sonucu, elde edilen gelirin nafaka alacaklısını yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığına bağlıdır.

Nafaka Alan Kadın Sigortalı İşe Girerse Nafaka Kesilir mi?

Sigortalı olarak çalışmaya başlamak, nafakayı kendiliğinden sona erdirmez.

Örneğin 15.000 TL nafaka alan kişinin aylık 25.000 TL gelirle çalışmaya başlaması durumunda, kira ve zorunlu yaşam giderleri dikkate alındığında yoksulluk koşullarının devam edip etmediği değerlendirilmelidir.

Buna karşılık kişinin yüksek maaşlı bir işe başlaması ve ekonomik olarak bağımsız hâle gelmesi, nafakanın kaldırılması talebini destekleyebilir.

Nafaka Alan Kişinin SGK Kaydı Nasıl Araştırılır?

Nafaka kaldırma veya azaltma davasında, karşı tarafın güncel ekonomik durumuna ilişkin delillerin ilgili kurumlardan celbi talep edilebilir.

Mahkemeden SGK hizmet dökümü, çalışma ve sigortalılık bilgileri, ücret kayıtları ve gerekli diğer belgelerin ilgili kurumlardan istenmesi talep edilebilir.

Kişisel verilere hukuka aykırı yollardan ulaşılması yerine mahkeme aracılığıyla delil toplanması tercih edilmelidir.

Nafaka Alan Kişiye Emekli Maaşı Bağlanırsa Ne Olur?

Emekli aylığı, yoksulluk değerlendirmesinde dikkate alınan düzenli bir gelirdir.

Ancak emekli aylığı almak tek başına nafakanın sona ermesi sonucunu doğurmaz.

Önemli olan aylığın miktarı, kişinin barınma ve sağlık ihtiyaçları, diğer gelir kaynakları ve malvarlığıdır.

Dul veya Yetim Aylığı Nafakayı Kaldırır mı?

Dul veya yetim aylığı da ekonomik durum değerlendirmesinde dikkate alınabilir.

Bununla birlikte aylığın bağlanması, yoksulluk nafakasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Düzenli gelirin kişiyi yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığı araştırılmalıdır.

Nafaka Alacaklısının Miras Kalması Nafakayı Kaldırır mı?

Nafaka alan kişiye miras kalması, yoksulluğun ortadan kalkması yönünden önem taşıyabilir.

Ancak mirasçılık sıfatı kazanılması ile kişinin fiilen ekonomik yeterliliğe ulaşması farklıdır.

Örneğin miras kalan taşınmazın niteliği, kullanım durumu, değeri ve gelir getirip getirmediği önemlidir.

Yüksek kira geliri getiren taşınmazların miras yoluyla edinilmesi, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebine dayanak olabilir.

Buna karşılık satışı güç olan, elbirliği mülkiyetine konu veya ekonomik yararı sınırlı bir taşınmazdaki küçük miras payı aynı sonucu doğurmayabilir.

Nafaka Alan Kişinin Evi, Arabası veya Birikimi Varsa Nafaka Kesilir mi?

Malvarlığı bulunması, nafakanın kaldırılması bakımından önemli olabilir; ancak her malvarlığı unsuru aynı nitelikte değildir.

Oturulan tek konut ile düzenli kira geliri sağlayan birden fazla konutun değerlendirilmesi farklıdır.

Aynı şekilde çalışma veya sağlık ihtiyacı nedeniyle kullanılan bir araç ile önemli yatırım araçlarına sahip olmak da ekonomik koşullar bakımından farklı sonuçlar doğurabilir.

Banka mevduatı, yatırım hesabı, şirket payı ve taşınmaz gelirleri gibi unsurlar kişinin gerçek mali gücünün değerlendirilmesinde önemlidir.

Nafaka Borçlusunun Yeniden Evlenmesi Nafakayı Kaldırır mı?

Nafaka borçlusunun yeniden evlenmesi, önceki eşine ödemekte olduğu yoksulluk nafakasını kendiliğinden sona erdirmez.

Ancak yeni evlilik nedeniyle değişen ekonomik koşullar, TMK 176/4 kapsamında azaltma talebi bakımından değerlendirilebilir.

Özellikle nafaka yükümlüsünün sonraki evliliğinden çocuklarının olması veya kanunen yerine getirmesi gereken başka bakım yükümlülüklerinin ortaya çıkması mali durum incelemesinde önem taşıyabilir.

Ancak yeni evlilik veya yeni çocuk sahibi olma, nafakanın mutlaka kaldırılmasını gerektirmez.

Nafaka Borçlusunun Başka Şehre veya Yurt Dışına Taşınması

Nafaka yükümlüsünün başka şehirde veya yurt dışında yaşamaya başlaması, nafaka borcunu kendiliğinden sona erdirmez.

Yurt dışında çalışan kişinin gelirlerinin tespitinde ücret bordroları, çalışma belgeleri, vergi kayıtları ve diğer ekonomik deliller önem taşıyabilir.

Bununla birlikte yabancı ülkedeki nominal gelir ile kişinin gerçek ekonomik gücü her zaman aynı değildir.

Yaşanılan ülkenin hayat pahalılığı, kira ve zorunlu yaşam giderleri de değerlendirmeye konu olabilir.

Yurt dışındaki malvarlığının araştırılması ve nafaka kararının yabancı ülkede icrası ise ilgili devletin hukukuna ve uygulanabilir milletlerarası sözleşmelere göre değerlendirilir.

Yoksulluk Nafakası Kaldırma ve Azaltma Davasında İspat

Nafakanın kaldırılmasını veya azaltılmasını isteyen taraf, kural olarak talebinin dayandığı değişen koşulları ortaya koymalıdır.

Mahkeme, tarafların mevcut ekonomik durumlarını araştırabilir.

Örneğin nafaka alacaklısının işe başladığı iddia ediliyorsa bu iddianın SGK kayıtları ve ücret belgeleriyle desteklenmesi önemlidir.

Fiilen evliymiş gibi yaşama iddiasında ise yalnızca şüphe veya söylenti yeterli görülmemelidir.

Nafaka Kaldırma Davasında Kullanılabilecek Deliller

Delilİspat bakımından amacı
SGK kayıtlarıÇalışma ve sigortalılık durumunu göstermek
Ücret bordrolarıDüzenli geliri belirlemek
Tapu kayıtlarıTaşınmaz mülkiyetini araştırmak
Vergi kayıtlarıTicari faaliyet ve gelir hakkında bilgi edinmek
Emeklilik bilgileriAylık gelir ve emeklilik durumunu belirlemek
Kira sözleşmeleriKira geliri veya kira giderini ortaya koymak
Tanık beyanlarıBirlikte yaşam veya ekonomik koşullara ilişkin olgular
Hukuka uygun dijital delillerİleri sürülen somut olayları desteklemek
Önceki mahkeme kararıNafakanın başlangıç koşullarını karşılaştırmak

Özellikle önceki nafaka hükmünün verildiği tarihteki ekonomik koşullarla yeni dava tarihindeki koşullar karşılaştırılmalıdır.

Nafaka Artırma, Azaltma ve Kaldırma Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Yoksulluk nafakasına ilişkin davalarda görevli mahkeme aile mahkemesidir.

Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde görevli asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.

TMK 177, boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılmaktadır.

Ancak özellikle nafaka yükümlüsünün açtığı kaldırma veya azaltma davalarında talebin niteliği, TMK 177 ve genel yetki kuralları birlikte değerlendirilmelidir.

Nafaka Davalarında Arabuluculuk Zorunlu mu?

Yoksulluk nafakasının artırılması, azaltılması veya kaldırılması davaları için genel bir dava şartı arabuluculuk zorunluluğu öngörülmemektedir.

Bununla birlikte özellikle boşanma sonrasında bağımsız olarak açılan nafaka değişikliği uyuşmazlıkları, koşullarına göre ihtiyari arabuluculuğa elverişli olabilir.

Adalet Bakanlığının aile hukukunda arabuluculuğa ilişkin çalışma metninde de yoksulluk nafakasının artırılması, azaltılması ve kaldırılması taleplerinin arabuluculuğa elverişliliği ele alınmıştır.

Tarafların serbestçe tasarruf edemeyecekleri haklar, kamu düzeni ve aile içi şiddet içeren uyuşmazlıklar bakımından arabuluculuğun kanuni sınırları ayrıca gözetilmelidir.

Nafaka Artırma veya Kaldırma Davası Ne Kadar Sürer?

Nafaka davalarının sonuçlanma süresi mahkemenin iş yüküne, delillerin niteliğine ve tarafların usuli işlemlerine bağlıdır.

Özellikle ekonomik durum araştırması, kurum kayıtlarının toplanması, tanıkların dinlenmesi ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yargılamayı etkileyebilir.

Bu nedenle her nafaka davasının kesin olarak belirli sayıda ayda sonuçlanacağı söylenemez.

İstinaf veya diğer kanun yolu süreçlerinin bulunması da toplam süreyi etkileyebilir.

Yoksulluk Nafakası Ödenmezse Ne Olur?

Mahkeme kararına dayanan yoksulluk nafakasının ödenmemesi hâlinde alacaklı, icra takibi başlatabilir.

Birikmiş nafaka taksitleri, işlemiş faiz ve takip giderleri bakımından icra hukuku hükümleri uygulanır.

Ayrıca kanuni koşulların gerçekleşmesi hâlinde İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesinde düzenlenen tazyik hapsi yaptırımı gündeme gelebilir.

Ancak her nafaka borcunun ödenmemesi hâlinde otomatik olarak hapis kararı verileceği düşünülmemelidir.

Nafaka İcra Takibi Nasıl Başlatılır?

Nafakaya ilişkin mahkeme kararının veya takip dayanağının hukuki niteliğine göre ilgili icra yoluna başvurulur.

Takip talebinde hangi dönemlerin ödenmediği, her dönem için doğan nafaka miktarı, varsa hükme bağlı artışlar ve faiz hesabı açıkça gösterilmelidir.

Özellikle uzun süredir ödenmeyen nafakalarda artış hükümlerinin doğru uygulanması büyük önem taşır.

Nafaka Ödemeyen Kişiye Hapis Cezası Verilir mi?

İİK 344 uyarınca nafaka kararının gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, kanuni şartların gerçekleşmesi hâlinde üç aya kadar tazyik hapsi kararı verilebilir.

Bu yaptırım, sıradan bir hapis cezasıyla aynı hukuki nitelikte değildir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2026/1226 E., 2026/1824 K. sayılı kararında da nafaka hükümlerine aykırılık nedeniyle yapılan şikâyet değerlendirilmiş, ödeme kayıtları ve cari nafaka borcunun varlığı üzerinde durulmuştur.

Mevzuat

Tazyik hapsinin uygulanmasında takip, tebligat, şikâyet ve ödenmeyen nafaka dönemi gibi koşullar incelenmelidir.

Nafaka Ödememe Şikâyetinde Süre Nedir?

İİK 347 kapsamında şikâyet hakkı, fiilin öğrenilmesinden itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlenmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır.

Bu süreler, boşanmadan sonra yoksulluk nafakası davası açılmasına ilişkin TMK 178’deki bir yıllık zamanaşımıyla karıştırılmamalıdır.

Sadece Birikmiş Nafaka Borcu İçin Tazyik Hapsi Olur mu?

Tazyik hapsi açısından özellikle icra emrinin tebliği sonrasında muaccel olan cari nafaka yükümlülüğüne uyulup uyulmadığı önemlidir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2023/5923 E., 2023/4875 K. sayılı kararında, cari nafaka borcu, ödeme belgeleri ve şikâyet koşulları ayrıntılı şekilde değerlendirilmiştir.

Yalnızca geçmişe dönük birikmiş nafaka alacağına ilişkin uyuşmazlık ile cari nafakanın ödenmemesi nedeniyle yapılan şikâyet aynı hukuki kapsamda değildir.

Nafaka Ödemesinin Açıklama Kısmına Ne Yazılmalı?

Nafakanın banka yoluyla ödenmesinde hangi aya ve hangi nafaka türüne ilişkin ödeme yapıldığının açıklamada belirtilmesi ispat bakımından önemlidir.

Örneğin “Ekim 2026 yoksulluk nafakası” şeklindeki açıklama, ödeme döneminin belirlenmesini kolaylaştırabilir.

Elden ödeme yapılması durumunda ise ilerleyen yıllarda ciddi ispat uyuşmazlıkları ortaya çıkabilir.

Bu nedenle ödeme belgelerinin saklanması önemlidir.

Nafaka Borçlusunun Maaşına Haciz Konulabilir mi?

Nafaka alacağının icrası bakımından maaş haczi gündeme gelebilir.

Nafaka alacakları, genel haciz sınırlamalarından farklı özellikler taşıyan alacaklardır.

Ancak cari nafaka ile birikmiş nafaka alacağının tahsil rejimi, başka hacizlerin bulunması ve ilgili icra kararları birlikte incelenmelidir.

Özellikle maaşta başka hacizler bulunması, nafaka alacağının niteliğine göre ayrıca değerlendirilir.

Nafaka Borçlusunun Emekli Maaşına Haciz Konulabilir mi?

Emekli aylıklarının haczi bakımından sosyal güvenlik mevzuatında genel koruma hükümleri bulunmaktadır.

Ancak nafaka alacakları bu konuda özel önem taşımaktadır.

5510 sayılı Kanun’un 93. maddesinde nafaka borçlarına ilişkin istisna düzenlenmiştir.

Bu nedenle emekli maaşına haciz uygulanıp uygulanamayacağı değerlendirilirken alacağın nafaka niteliği, cari veya birikmiş olması ve ilgili icra hükümleri birlikte incelenmelidir.

Birikmiş Yoksulluk Nafakası Geriye Dönük Kaç Yıl İstenebilir?

Ödenmeyen nafaka taksitlerinin zamanaşımı, boşanma sonrasında ilk kez nafaka davası açılması için öngörülen bir yıllık süreden farklıdır.

Mahkeme ilamına dayalı nafaka alacaklarında, ilamların zamanaşımı ve dönemsel alacaklara ilişkin hükümler birlikte değerlendirilir.

Uygulamada ilama bağlanmış nafaka taksitleri bakımından on yıllık zamanaşımı yaklaşımı önem taşımaktadır.

Bununla birlikte takibin dayanağı, nafakanın niteliği, icra işlemleri ve zamanaşımını kesen veya durduran olaylar ayrıca incelenmelidir.

Bu nedenle birikmiş nafaka alacağını hesaplarken yalnızca ödenmeyen ay sayısını toplamak yeterli değildir.

Nafaka Borcuna Faiz İşler mi?

Muaccel olup ödenmeyen nafaka taksitleri bakımından yasal faiz gündeme gelebilir.

Her aylık nafaka taksitinin hangi tarihte muaccel olduğu, temerrüt koşulları ve takip talebindeki faiz istemi önemlidir.

Örneğin aylık 10.000 TL nafakanın altı ay boyunca ödenmemesi hâlinde 60.000 TL ana para alacağı ortaya çıkabilir.

Ancak işlemiş faiz, her taksidin muacceliyet tarihine ve uygulanacak faiz oranına göre ayrıca hesaplanmalıdır.

Bu nedenle faiz hesabında bütün nafaka borcuna tek bir başlangıç tarihi uygulanması her durumda doğru değildir.

Nafaka Borcu Başka Bir Alacakla Mahsup Edilebilir mi?

Nafaka alacakları, niteliği gereği özel korumaya sahiptir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 144. maddesi, nafaka gibi kişinin ve ailesinin bakımı için zorunlu alacakların ancak alacaklının rızasıyla takas edilebileceğini düzenlemektedir.

Bu nedenle nafaka borçlusunun eski eşinden başka bir alacağı bulunduğunu ileri sürerek nafakayı tek taraflı şekilde ödememesi hukuki risk doğurabilir.

Nafaka Ödemesinden Vergi Kesilir mi?

Yoksulluk nafakasının vergisel durumu, nafakanın niteliği ile ödeme yapan ve alan kişilerin koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

Mahkeme kararına dayanan yoksulluk nafakası, olağan anlamda ücret veya ticari kazanç olarak değerlendirilmez.

Bununla birlikte belirli vergisel indirim, istisna veya beyan sonuçları hakkında ilgili vergi mevzuatı ve kişisel koşullar ayrıca incelenmelidir.

Yoksulluk Nafakasından Feragat Edilebilir mi?

Yoksulluk nafakası, tarafların üzerinde tasarrufta bulunabildiği mali talepler arasında yer alabilir.

Ancak feragat iradesinin kapsamı ve hangi aşamada açıklandığı önemlidir.

Özellikle anlaşmalı boşanma protokolünde yoksulluk nafakası talebinden açıkça vazgeçilmesi, daha sonra nafaka talep edilmesi bakımından ciddi hukuki sonuç doğurabilir.

Buna karşılık mevcut nafaka alacağının gelecekteki değişikliklere rağmen hiçbir koşulda değiştirilemeyeceği yönündeki hükümler, TMK 176’nın emredici yönleri ve somut olayın özellikleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Yoksulluk Nafakası ve Mal Paylaşımı Arasındaki İlişki

Boşanmada mal paylaşımı ile yoksulluk nafakası farklı hukuki kurumlardır.

Mal rejiminin tasfiyesi sonucunda bir eş lehine katılma alacağı veya değer artış payı alacağı doğabilir.

Yoksulluk nafakası ise boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme şartına dayanır.

Bununla birlikte mal paylaşımı sonucunda elde edilen ekonomik değer, nafaka alacaklısının yoksulluk durumunu etkileyebilir.

Örneğin önemli miktarda mal rejimi alacağı tahsil eden kişinin sonradan oluşan ekonomik durumu, yoksulluk nafakasının kaldırılması veya azaltılması bakımından değerlendirilebilir.

Ancak bir alacağa hükmedilmiş olması ile bu alacağın fiilen tahsil edilmesi aynı değildir.

Yoksulluk Nafakası ve Maddi Tazminat Birlikte İstenebilir mi?

Evet. Boşanma davasında yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat farklı koşullara dayanır.

TMK 174, boşanma nedeniyle maddi ve manevi tazminatı düzenlemektedir.

TMK 175 ise yoksulluk nafakasına ilişkindir.

Bu nedenle bir davada hem yoksulluk nafakası hem maddi veya manevi tazminat talep edilebilir.

Ancak her talebin kendine özgü kanuni şartları ayrıca ispatlanmalıdır.

Kısa Süreli Evliliklerde Yoksulluk Nafakası

Evliliğin kısa süre devam etmiş olması, 17 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükte bulunan TMK 175 kapsamında yoksulluk nafakasını otomatik olarak engelleyen bir durum değildir.

Örneğin altı ay veya bir yıl sürmüş evlilikte de kanuni şartlar gerçekleşmişse nafaka talebi gündeme gelebilir.

Bununla birlikte evlilik süresinin, tarafların ekonomik bağımlılık ilişkisi ve nafakanın gerekliliği bakımından somut olayda değerlendirilmesi mümkündür.

2026 tarihli AYM kararı da nafaka süresinin belirlenmesinde evliliğin süresi ve tarafların kişisel koşulları gibi ölçütlerin önemine işaret etmiştir.

Uzun Süreli Evliliklerde Yoksulluk Nafakası

Uzun yıllar devam eden evliliklerde eşlerden birinin çalışma hayatından uzak kalması, mesleki gelişiminin sınırlanması veya çocukların bakımını üstlenmesi ekonomik bağımlılık oluşturabilir.

Örneğin otuz yıl süren evlilikte uzun süredir çalışmayan, ileri yaşta olan ve sağlık sorunları bulunan kişinin boşanma sonrasında düzenli gelir elde etme kapasitesi sınırlı olabilir.

Bu tür koşullar nafakanın varlığı ve miktarı değerlendirilirken önem taşır.

Ancak uzun süre evli kalmak da tek başına nafaka hakkı doğurmaz.

Evlilik İptali Durumunda Yoksulluk Nafakası

Evliliğin iptali hâlinde de nafaka talepleri gündeme gelebilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 158. maddesi uyarınca, evlenmenin butlanına karar verilmesi hâlinde nafakaya ilişkin boşanma hükümleri uygulanır.

Bu nedenle evliliğin iptali davasında da nafaka talebinin kanuni koşullarının değerlendirilmesi mümkündür.

Ancak evlenmenin butlanı ile boşanma birbirinden farklı dava türleri olduğundan, iptal sebebi ve kişisel durum ayrıca dikkate alınmalıdır.

Yoksulluk Nafakası Hakkında Önemli Yargıtay Kararları

1. Asgari Ücretle Çalışmak Nafaka Talebine Engel Değildir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2022/7520 E., 2022/10222 K., 08.12.2022

Yargıtay, asgari ücretle çalışan kadının yoksulluk nafakası talebinin yalnızca gelir elde ettiği gerekçesiyle reddedilmesini hukuka aykırı bulmuştur.

Kararda kadının asgari ücretle çalıştığı, erkeğin ise kuaförlük ve güzellik salonu işletmeciliğinden gelir elde ettiği değerlendirilmiştir.

Bu karar, nafaka isteyen kişinin çalışmasının tek başına yoksulluk koşulunu ortadan kaldırmayacağını göstermektedir.

2. Yoksulluk Kavramının Belirlenmesi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 1998/2-656 E., 1998/688 K., 07.10.1998

Karar, yoksulluk kavramının yalnızca gelirsizlikle sınırlandırılamayacağını ortaya koyan temel içtihatlar arasındadır.

Kişinin temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek ekonomik imkânlara sahip olup olmadığı önemlidir.

Yoksulluk nafakası değerlendirmesinde bu ilke sonraki Yargıtay kararlarında da kullanılmıştır.

3. Nafaka Alacaklısının Başkasıyla Birlikte Yaşaması

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2020/1980 E., 2020/3397 K., 29.06.2020

Kararda nafaka alacaklısının başka biriyle fiilen evliymiş gibi yaşadığı iddiasının somut delillerle kanıtlanması gerektiği belirtilmiştir.

Birlikte yaşama iddiasını destekleyen yeterli delil bulunmadığı olayda nafakanın kaldırılması hukuka uygun görülmemiştir.

Bu karar, nafaka kaldırma davalarında ispatın önemini göstermektedir.

4. Nafaka Artırma Davasında Ekonomik Denge

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2016/19840 E., 2017/7585 K., 18.05.2017

Kararda nafaka miktarının artırılmasında tarafların ekonomik durumları ve önceki nafaka belirlemesindeki dengenin korunması gerektiği belirtilmiştir.

Tarafların gelir ve giderlerinde olağanüstü değişiklik bulunmayan olaylarda ÜFE oranının değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

5. Nafakanın Azaltılması ve Hakkaniyet

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2018/6720 E., 2018/10473 K., 23.10.2018

Kararda nafaka borçlusunun ekonomik koşullarındaki olumsuz değişiklik değerlendirilmiş, nafaka miktarının azaltılmasına ilişkin hakkaniyet incelemesi yapılmıştır.

Bu karar, anlaşmalı boşanma protokolüne dayanan nafakaların da değişen koşullar karşısında TMK 176 kapsamında yeniden değerlendirilebileceğini göstermektedir.

6. Nafaka Artışının Dava Tarihinden Başlatılması

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2014/15254 E., 2015/1393 K., 26.01.2015

Kararda nafaka artırımı taleplerinin dava tarihinden itibaren hüküm ifade etmesi üzerinde durulmuştur.

Ayrıca gelecek yıllardaki artış oranına ilişkin talebin karşılanması gerektiği değerlendirilmiştir.

7. Yoksulluk Nafakası ve Ağır Kusur

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2024/35 E., 2024/1484 K., 05.03.2024

Kararda boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu bulunan tarafın yoksulluk nafakası talebinin reddi incelenmiştir.

Bu karar, nafaka alacaklısının ekonomik ihtiyaçları bulunsa bile kusur koşulunun bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

8. Nafaka Talebinin Islahı ve Usuli Kazanılmış Hak

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2024/3456 E., 2024/4198 K., 04.06.2024

Kararda boşanma davasında talep edilen nafaka miktarının bozma sonrasında ıslahla artırılmasının usuli koşulları değerlendirilmiştir.

Karar, nafaka talebinin miktarı ve ıslahın zamanlamasının önemini göstermektedir.

9. Nafaka Ödememe ve Tazyik Hapsi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2026/1226 E., 2026/1824 K., 24.03.2026

Kararda nafaka borcunun ödenmemesi nedeniyle yapılan şikâyet, cari nafaka ve banka ödeme kayıtları değerlendirilmiştir.

Özellikle hangi nafaka döneminin ödendiğinin ve hangi dönemin şikâyete konu edildiğinin doğru belirlenmesi gerektiği görülmektedir.

Yoksulluk Nafakası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

1. Yoksulluk nafakası 2026 yılında kaldırıldı mı?

Hayır. Yoksulluk nafakası tamamen kaldırılmamıştır. AYM yalnızca TMK 175’teki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiş ve iptal hükmünün yürürlüğünü 30 Haziran 2027 tarihine ertelemiştir.

2. AYM kararı nedeniyle nafaka ödemeyi durdurabilir miyim?

Hayır. Mevcut nafaka kararları kendiliğinden ortadan kalkmamıştır. Kanuni sona erme veya kaldırma şartları ayrıca değerlendirilmelidir.

3. Yoksulluk nafakası ömür boyu mu ödenir?

17 Ekim 2026 itibarıyla genel bir süre üst sınırı bulunmamaktadır. Ancak TMK 176’daki sona erme ve kaldırma sebepleri uygulanabilir.

4. Yoksulluk nafakası almak için kaç yıl evli kalmak gerekir?

Kanunda nafakaya hak kazanmak için belirli bir asgari evlilik süresi öngörülmemiştir.

5. Altı ay evli kalan kişi nafaka alabilir mi?

Kanuni koşulları sağlıyorsa talep edebilir. Evliliğin kısa sürmesi tek başına ret sebebi değildir.

6. Bir yıl evli kalan kişi süresiz nafaka alabilir mi?

17 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükteki sistemde kısa evliliklere ilişkin genel süre sınırı bulunmamaktadır. Ancak nafakaya hak kazanma koşulları ve daha sonra ortaya çıkan kaldırma sebepleri ayrıca değerlendirilir.

7. Erkek nafaka alabilir mi?

Evet. TMK 175 cinsiyet ayrımı yapmamaktadır.

8. Çalışan kadın yoksulluk nafakası alabilir mi?

Evet. Çalışma geliri kişiyi yoksulluktan kurtarmıyorsa diğer koşullarla birlikte nafaka talebi değerlendirilebilir.

9. Asgari ücret alan kişi nafaka alabilir mi?

Evet. Asgari ücret elde etmek tek başına yoksulluk nafakasına engel değildir.

10. İki eş de çalışıyorsa nafaka verilir mi?

Verilebilir. Ancak eşlerin gelirleri arasındaki fark tek başına yeterli değildir; yoksulluk koşulu ayrıca bulunmalıdır.

11. Maaşı yüksek olan eş mutlaka nafaka öder mi?

Hayır. Nafaka talep edenin yoksulluğu, kusur durumu ve diğer şartlar birlikte incelenir.

12. Nafakanın maaşa göre sabit bir yüzdesi var mı?

Hayır. Yoksulluk nafakası için kanuni bir yüzde tarifesi bulunmamaktadır.

13. Boşanmada eşit kusurlu olan kişi nafaka alabilir mi?

Evet. Diğer şartlar gerçekleşmişse eşit kusur yoksulluk nafakasına engel değildir.

14. Daha ağır kusurlu eş nafaka alabilir mi?

TMK 175’teki kusur şartını karşılamadığı için yoksulluk nafakasına hak kazanamaz.

15. Hiç kusuru olmayan kişi nafaka ödemek zorunda kalabilir mi?

Evet. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.

16. Nafaka alan kişinin işe girmesi nafakayı kaldırır mı?

Kendiliğinden kaldırmaz. Yeni gelirin yoksulluğu ortadan kaldırıp kaldırmadığı değerlendirilir.

17. Nafaka alan kişi emekli olursa nafaka kesilir mi?

Otomatik olarak kesilmez. Emekli aylığının ekonomik durum üzerindeki etkisi incelenir.

18. Nafaka alan kişiye babasından maaş bağlanırsa ne olur?

Düzenli gelir yoksulluk değerlendirmesinde dikkate alınabilir. Ancak nafakanın kendiliğinden kalkması söz konusu değildir.

19. Nafaka alan kadına miras kalırsa nafaka kaldırılabilir mi?

Miras nedeniyle kişinin yoksulluğu ortadan kalkmışsa nafakanın kaldırılması gündeme gelebilir.

20. Nafaka alan kişinin evi olması nafakayı kaldırır mı?

Tek başına kaldırmaz. Konutun niteliği, kullanım durumu ve diğer ekonomik koşullar değerlendirilir.

21. Nafaka alan kişinin sevgilisi olması nafakayı kaldırır mı?

Yalnızca sevgili ilişkisi yeterli değildir. TMK 176/3’teki fiilen evliymiş gibi yaşama koşulunun ispatlanması gerekir.

22. Nafaka alan kişi başka biriyle aynı evde yaşarsa nafaka kaldırılır mı?

Birlikte yaşamın niteliği önemlidir. Fiilen evlilik benzeri ortak hayat kurulduğu ispatlanırsa mahkeme kararıyla kaldırılabilir.

23. Nafaka alan kişi yeniden evlenirse nafaka sona erer mi?

Evet. İrat biçimindeki yoksulluk nafakası yeniden evlenmeyle kendiliğinden sona erer.

24. Nafaka alan kişi yeniden boşanırsa eski nafaka canlanır mı?

Önceki nafaka, yeniden evlenmeyle sona ermişse sonraki evliliğin bitmesi kendiliğinden eski nafaka yükümlülüğünü yeniden doğurmaz.

25. Nafaka ödeyen kişi yeniden evlenirse nafaka kalkar mı?

Hayır. Yeni evlilik tek başına sona erme sebebi değildir.

26. Nafaka ödeyen kişinin çocuğu olursa nafaka azalır mı?

Yeni ekonomik yükümlülükler TMK 176/4 kapsamında değerlendirilebilir. Ancak kendiliğinden azalma olmaz.

27. Nafaka ödeyen kişi işsiz kalırsa ödeme durur mu?

Hayır. Mevcut yükümlülük kendiliğinden durmaz. Koşullar varsa azaltma veya kaldırma talep edilebilir.

28. Nafaka ödeyen kişi emekli olursa nafaka azalır mı?

Emeklilik sonucunda ödeme gücü önemli ölçüde azalmışsa azaltma davası gündeme gelebilir.

29. Nafaka alan kişi lüks yaşam sürüyorsa ne yapılabilir?

Somut gelir ve malvarlığı delilleriyle ekonomik koşulların değiştiği ileri sürülebilir. Sadece sosyal medya görüntüleri tek başına yeterli olmayabilir.

30. Nafaka artırma davası her yıl açılabilir mi?

Kanunda belirli bir bekleme süresi yoktur. Ancak artırım koşullarının oluşması gerekir.

31. Nafaka azaltma davası için ne kadar beklemek gerekir?

Kanunda genel bir bekleme süresi bulunmamaktadır. Esaslı koşul değişikliği önemlidir.

32. Nafaka kaldırma davası açınca ödeme durur mu?

Hayır. Davanın açılması tek başına mevcut nafaka yükümlülüğünü sona erdirmez.

33. Nafaka artırımı otomatik yapılır mı?

Mahkeme kararında artışa ilişkin hüküm varsa bu hüküm uygulanır. Böyle bir hüküm yoksa her nafakanın kendiliğinden aynı endekse göre artırılacağı söylenemez.

34. Nafaka ÜFE’ye göre mi TÜFE’ye göre mi artırılır?

Hükümdeki artış koşulu esas alınır. Artırım davasında ise ekonomik veriler ve hakkaniyet değerlendirilir.

35. Nafaka artırma davasında geriye dönük fark alınabilir mi?

Artırım kararının dava tarihinden itibaren etkili olması gündeme gelebilir. Karar ve talep sonucu incelenmelidir.

36. Anlaşmalı boşanmada nafaka istenmemişse sonradan dava açılabilir mi?

Önceki protokoldeki irade beyanı, feragat ve kesin hüküm etkisi belirleyicidir. Her durumda otomatik olarak dava hakkının bulunduğu söylenemez.

37. Boşanma kesinleştikten sonra nafaka istenebilir mi?

Koşulları varsa ayrı dava açılabilir. TMK 178’deki bir yıllık zamanaşımı ve önceki kararın kapsamı önemlidir.

38. On yıl önce boşanan kişi ilk kez nafaka isteyebilir mi?

TMK 178’deki zamanaşımı ve önceki boşanma kararının etkisi dikkate alındığında talebin ciddi zamanaşımı ve usul engelleriyle karşılaşması mümkündür.

39. Nafaka ödenmezse icra takibi yapılabilir mi?

Evet. Mahkeme kararına dayalı nafaka alacağı için icra yoluna başvurulabilir.

40. Nafaka ödemeyen kişi hapse girer mi?

İİK 344’teki koşullar gerçekleşirse üç aya kadar tazyik hapsi uygulanabilir. Her ödenmeyen taksit otomatik olarak hapis sebebi oluşturmaz.

41. Nafaka borcu ödenirse tazyik hapsi kalkar mı?

İİK 344 kapsamında, kararın gereğinin yerine getirilmesi tazyik hapsinin uygulanmasına ilişkin sonuçlar doğurur. Somut ödeme ve dosya durumu incelenmelidir.

42. Birikmiş nafaka borçlarına faiz işler mi?

Muaccel olup ödenmeyen nafaka taksitleri bakımından faiz talep edilmesi mümkündür. Hesap her taksidin niteliğine ve muacceliyetine göre yapılmalıdır.

43. Nafaka borcu için banka hesabına haciz konulabilir mi?

İcra mevzuatı kapsamında borçlunun haczi mümkün malvarlığına başvurulabilir.

44. Emekli maaşından nafaka kesilebilir mi?

Nafaka borçları emekli aylıklarının haczi bakımından özel istisna oluşturur. Somut alacağın ve takip türünün niteliği incelenmelidir.

45. Nafaka borçlusu yurt dışına çıkabilir mi?

Sırf nafaka borcunun bulunması, kendiliğinden yurt dışına çıkış yasağı doğurmaz. Ancak somut dosyada mevcut başka adli kararlar ayrıca değerlendirilmelidir.

46. Nafaka borcu ölümle sona erer mi?

İrat biçimindeki geleceğe yönelik yoksulluk nafakası taraflardan birinin ölümüyle sona erer. Ölümden önce doğmuş ve ödenmemiş taksitlerin hukuki durumu ise ayrı değerlendirilir.

47. Nafaka alacaklısı ölürse eski borçlar silinir mi?

Ölümden önce doğmuş nafaka alacaklarının niteliği ve miras hukuku sonuçları ayrıca incelenmelidir. Geleceğe yönelik irat yükümlülüğü ise sona erer.

48. Çocuğun 18 yaşına girmesi yoksulluk nafakasını kaldırır mı?

Hayır. Çocuğun erginliği, eş lehine hükmedilmiş yoksulluk nafakasını kendiliğinden sona erdirmez.

49. Velayet değişirse yoksulluk nafakası kaldırılır mı?

Velayet değişikliği doğrudan sona erme sebebi değildir. Ancak tarafların ekonomik koşullarını esaslı biçimde değiştirmişse nafakanın yeniden değerlendirilmesi gündeme gelebilir.

50. Yoksulluk nafakası yerine toplu para ödenebilir mi?

Evet. TMK 176/1 kapsamında koşullara göre yoksulluk nafakasının toptan ödenmesine karar verilebilir.

51. Toplu ödenmiş yoksulluk nafakası sonradan artırılır mı?

İrat biçimindeki nafakaya ilişkin artırma ve azaltma düzenlemeleri, toptan ödenmiş nafakayla aynı şekilde uygulanmaz. Bu nedenle ödeme biçimi önemlidir.

52. Yeni AYM kararı mevcut nafaka davalarını etkiler mi?

Karar gelecekteki yasal düzenleme açısından önemlidir. Ancak 17 Ekim 2026 itibarıyla iptal hükmü yürürlüğe girmemiştir ve mevcut nafaka kararları kendiliğinden sona ermemektedir.

Yoksulluk Nafakası Davalarında Sık Yapılan Hukuki Hatalar

Yoksulluk nafakasına ilişkin davalarda hem nafaka alacaklıları hem de nafaka yükümlüleri tarafından yapılan bazı hatalar hak kaybına yol açabilmektedir.

Özellikle şu konular önem taşımaktadır:

  1. Yoksulluk nafakasının talep edilmeden kendiliğinden hükmedileceğinin düşünülmesi.
  2. Asgari ücretle çalışmanın nafakayı her durumda ortadan kaldırdığının varsayılması.
  3. Yoksulluk şartı incelenmeden yalnızca eşlerin maaşlarının karşılaştırılması.
  4. Nafaka yükümlüsünün işsiz kaldığı gerekçesiyle ödemeleri tek taraflı durdurması.
  5. Nafaka alacaklısının yeni bir ilişkisi bulunmasının tek başına kaldırma sebebi kabul edilmesi.
  6. Mevcut nafaka kararının artış hükmü incelenmeden yanlış endeks uygulanması.
  7. Boşanma sonrasında ilk kez nafaka talebinde TMK 178’in göz ardı edilmesi.
  8. İcra takibinde ödenmiş taksitlerin veya banka açıklamalarının dikkate alınmaması.
  9. Nafaka azaltma ve kaldırma davalarında değişen ekonomik koşulların yeterince belgelenmemesi.
  10. AYM’nin 2026 tarihli kararının bütün mevcut nafaka yükümlülüklerini kaldırdığının düşünülmesi.

Yoksulluk Nafakası Davalarında Avukatın Önemi

Yoksulluk nafakasına ilişkin uyuşmazlıklarda yalnızca kanun maddelerinin bilinmesi yeterli değildir.

Özellikle boşanma dosyasında kesinleşmiş kusur tespitinin bulunması, önceki nafaka talebinin reddedilmiş olması, anlaşmalı boşanma protokolünde nafakaya ilişkin düzenleme yapılması veya karşı tarafın ekonomik koşullarının sonradan değişmesi, davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.

Nafaka alacaklısı açısından önemli olan, yoksulluğun ve mali ihtiyaçların somut delillerle ortaya konulmasıdır.

Nafaka yükümlüsü bakımından ise azaltma veya kaldırma taleplerinin, önceki karardan sonra meydana gelen değişiklikler üzerinden hukuken gerekçelendirilmesi önemlidir.

Bursa’da açılacak yoksulluk nafakası, nafaka artırma, azaltma ve kaldırma davalarında mevcut mahkeme hükmü ile tarafların güncel ekonomik koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Sonuç: Yoksulluk Nafakası Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin ekonomik olarak korunmasını amaçlayan önemli bir aile hukuku kurumudur.

Ancak bu nafaka her boşanmada kendiliğinden doğmaz.

Nafaka isteyen tarafın diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmesi ve diğer kanuni şartların gerçekleşmesi gerekir.

Nafakanın miktarı belirlenirken tarafların ekonomik koşulları ve hakkaniyet ilkesi önem taşır.

Yoksulluk nafakası alan kişinin çalışmaya başlaması, emekli olması veya malvarlığı edinmesi nafakayı otomatik olarak sona erdirmez. Buna karşılık bu değişiklikler, yoksulluğun ortadan kalkması veya ekonomik koşulların esaslı biçimde değişmesi durumunda nafakanın azaltılması ya da kaldırılması talebine dayanak olabilir.

2026 yılında verilen Anayasa Mahkemesi kararı, süresiz nafaka konusunda yeni bir hukuki dönemin başlangıcı niteliğindedir. Bununla birlikte kararın ertelenmiş yürürlük tarihi ve gelecekte yapılabilecek kanuni düzenlemeler dikkate alınmadan mevcut nafaka yükümlülüklerinin kendiliğinden ortadan kalktığı sonucuna varılmamalıdır.

Yoksulluk nafakası davalarında sonuç, her zaman somut olayın hukuki ve ekonomik koşullarına göre belirlenmektedir.

Bu içerik 17 Ekim 2026 tarihi esas alınarak hazırlanmış genel hukuki bilgilendirme metnidir. Özellikle AYM kararının ertelenmiş yürürlüğü nedeniyle sonraki mevzuat değişiklikleri ayrıca takip edilmelidir.

Kaynaklar ve doğrulanabilir içtihatlar

Yazar
enes sencer

Sencer Hukuk & Danışmanlık kurucusu. Bursa Barosu; ceza, aile ve vatandaşlık hukuku.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat değişebilir, güncel durum için hukuki destek alınız.

Yorum yazın

Yorumlar onaydan sonra yayımlanır. E-posta adresiniz görünmez.