Av. Enes Sencer | Ceza Hukuku – Yargıtay Kararları | 9 Ekim 2026

Fuhuş suçunda çaresizlikten yararlanma, Türk Ceza Kanunu’nun 227/4. maddesi kapsamında cezayı artıran nitelikli hâllerden biridir. Ancak mağdurun yalnızca ekonomik sıkıntı içerisinde bulunması, işsiz olması veya maddi desteğe ihtiyaç duyması, tek başına bu ağırlaştırıcı nedenin uygulanması için yeterli değildir. Mağdurun karşı koymakta güçlük çektiği ciddi bir çaresizlik içerisinde bulunması ve failin bu durumdan yararlanarak kişiyi fuhşa sevk ettiğinin somut delillerle ortaya konulması gerekir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 14.10.2021 tarihli ve 2020/8124 E., 2021/24580 K. sayılı kararında; çaresizlik unsurunun yeterince araştırılmamasını, mağdur beyanlarının eksikliğini, mahkûmiyet için yeterli delil bulunmamasını ve sanığın duruşmada hazır edilmemesini ayrı ayrı değerlendirmiştir.

Karar, özellikle fuhuş suçunda nitelikli hâllerin ispatı ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi açısından önemli hukuki sonuçlar içermektedir.

Yargıtay kararının künyesi

BilgiAçıklama
Kararı veren daireYargıtay 4. Ceza Dairesi
Esas numarası2020/8124
Karar numarası2021/24580
Karar tarihi14.10.2021
İncelenen suçFuhuş suçu
İlgili hükümlerTCK 227, 64, 66, 67; CMK 35, 135, 193, 196, 217, 223
Temel hukuki sorunÇaresizlikten yararlanma, ispat, eksik araştırma ve savunma hakkı
SonuçBazı hükümler onanmış, bazıları bozulmuş, zamanaşımı gerçekleşen davalarda düşme kararı verilmiştir.

Kararın önemli özelliği, bütün sanıklar hakkında tek bir bozma gerekçesi bulunmamasıdır. Yargıtay, farklı sanık ve mağdurlara ilişkin hükümleri ayrı ayrı inceleyerek bazı mahkûmiyet ve beraat hükümlerini onamış, diğerlerinde farklı hukuka aykırılıklar tespit etmiştir.

Fuhuş suçunda çaresizlikten yararlanma nedir?

Fuhuş suçunda çaresizlikten yararlanma, mağdurun içerisinde bulunduğu ağır ve aşılması güç durumun fail tarafından istismar edilerek fuhşa sevk edilmesi veya fuhuş yapmasının sağlanmasıdır.

TCK 227/4 uyarınca cebir, tehdit, hile veya çaresizlikten yararlanılması hâlinde temel ceza yarısından iki katına kadar artırılır.

Ancak bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için yalnızca mağdurun zor bir yaşam sürmesi yeterli değildir. Failin mağdurun içerisinde bulunduğu durumu bilerek bundan yararlanması ve bu yararlanmanın fuhuş eylemiyle bağlantılı olması gerekir.

Mağdurun ekonomik sıkıntı içerisinde bulunması yeterli midir?

Ekonomik sıkıntı, çaresizlik değerlendirmesinde dikkate alınabilecek bir olgudur. Bununla birlikte her maddi güçlüğün TCK 227/4 kapsamında cezayı artıran çaresizlik olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

Örneğin mağdurun işsiz olması, gelirinin bulunmaması veya borçlarının olması tek başına nitelikli hâli kesin olarak ortaya koymaz.

Mahkemenin özellikle şu hususları incelemesi gerekir:

  • Mağdurun geçimini sağlamak veya barınmak açısından gerçekten hangi seçeneklere sahip olduğu,
  • İçerisinde bulunduğu koşulların ağırlığı,
  • Failin bu koşulları bilip bilmediği,
  • Failin mağdurun muhtaçlığından hangi somut davranışlarla yararlandığı,
  • Mağdurun bu koşullar nedeniyle fuhşa sevk edilip edilmediği,
  • Suçun diğer maddi ve manevi unsurlarının bulunup bulunmadığı.

Dolayısıyla hukuki değerlendirme, yalnızca mağdurun kişisel veya ekonomik durumuna değil, failin bu durumu nasıl istismar ettiğine odaklanmalıdır.

Yargıtay çaresizlik kavramını nasıl yorumlamıştır?

İncelenen kararda Yargıtay, çaresizlik kavramını kişinin yaşamını sürdürmesi, barınması veya bulunduğu yerden ayrılması gibi temel konularda gerçekçi bir çıkış yolu bulamamasıyla ilişkilendirmiştir.

Daire, mağdurun içerisinde bulunduğu ağır koşulların sömürü aracı hâline getirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Buna göre mahkeme, sanığın mağdurun çaresizliğinden ne şekilde yararlandığını kararında açıklamalıdır.

Yalnızca çaresizlik bulunduğunun belirtilmesi, TCK 227/4 uyarınca ceza artırımı yapılması için yeterli gerekçe değildir.

TCK 227/4 kapsamında ceza artırımı nasıl uygulanır?

Fuhuş suçunda çaresizlikten yararlanmanın kabul edilmesi hâlinde, temel cezanın ilgili hüküm uyarınca artırılması gerekir.

DurumHukuki sonuç
Yetişkine yönelik fuhşa aracılık veya yer temin etmeTCK 227/2 kapsamında temel ceza
Çaresizlikten yararlanma ispatlanmışsaTCK 227/4 uyarınca temel cezada artırım
Çaresizlik iddiası ispatlanamamışsaBu nitelikli hâl uygulanamaz; temel suçun oluşup oluşmadığı ayrıca incelenir
Temel suçun unsurları da ispatlanamamışsaCMK 223 kapsamında beraat değerlendirmesi gerekir

Örneğin TCK 227/2 kapsamında temel hapis cezasının 2 yıl olarak belirlendiği ve yalnızca 227/4 artırımının uygulandığı varsayımında:

  • Yarı oranında artırımla 3 yıl hapis,
  • Bir kat artırımla 4 yıl hapis,
  • İki kat artırımla 6 yıl hapis

sonucuna ulaşılır.

Bu örnekler, diğer nitelikli hâller, indirimler veya içtima hükümleri uygulanmadan yapılan açıklayıcı hesaplamalardır.

Yargıtay kararında da önemli olan, artırım oranından önce artırım sebebinin varlığının yeterli gerekçeyle ortaya konulmasıdır.

Fuhuş suçunda yetersiz delille mahkûmiyet kurulabilir mi?

Ceza muhakemesinin temel ilkelerinden biri, mahkûmiyet hükmünün şüpheden uzak, yeterli ve hukuka uygun delillere dayanması gerektiğidir.

İncelenen Yargıtay kararında, suçlamayı kabul etmeyen bir sanık hakkında, savunmasının aksini ispatlayacak yeterli ve inandırıcı delil bulunmamasına rağmen mahkûmiyet kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

Bu yönüyle karar, fuhuş suçunda yalnızca isnadın ileri sürülmesinin mahkûmiyet için yeterli olmayacağını göstermektedir.

Mağdurun beyanı olmadan fuhuş suçundan ceza verilebilir mi?

Mağdur beyanının bulunmaması, her durumda mahkûmiyet verilmesini imkânsız kılmaz. Ancak mağdurun dinlenmesinin olayın aydınlatılması açısından gerekli olduğu durumlarda, bu eksikliğin giderilmesi gerekir.

Kararda bazı mağdurların sanıklarla ilgili beyanlarının bulunmadığı tespit edilmiştir.

Yargıtay, beyanı alınmayan mağdurların dinlenmesi ve elde edilecek sonuçlara göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Bu tespit, eksik soruşturma veya kovuşturma işlemlerinin hükmün güvenilirliğini doğrudan etkileyebileceğini göstermektedir.

Sanığın hangi hareketi gerçekleştirdiği açıkça belirlenmeli midir?

Evet. Mahkûmiyet hükmünde sanığın hangi somut hareketiyle kanunda tanımlanan suçu işlediğinin gösterilmesi gerekir.

Özellikle çok sanıklı ve çok mağdurlu fuhuş dosyalarında her sanığın hangi mağdura yönelik hangi fiilden sorumlu tutulduğu açıkça belirlenmelidir.

Yargıtay, sanığın belirli bir mağdura fuhuş yaptırdığına ilişkin yeterli ve kesin delillerin neler olduğunun açıklanmamasını da bozma gerekçesi olarak değerlendirmiştir.

Bu nedenle bir kişinin başka sanıklarla birlikte hareket ettiğine ilişkin genel değerlendirmeler, kişiselleştirilmiş ispatın yerine geçemez.

Telefon dinleme kayıtları fuhuş suçunda delil olarak kullanılabilir mi?

Yargıtay kararının dikkat çekici yönlerinden biri de iletişimin tespiti kapsamında elde edilen telefon görüşmelerinin delil niteliğine ilişkin değerlendirmesidir.

Karara konu soruşturmada iletişimin denetlenmesi kararları, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle alınmıştır.

Yargıtay, tedbir kararlarının verildiği tarihlerde fuhuş suçunun CMK 135 kapsamında iletişimin denetlenmesine izin veren katalog suçlar arasında bulunmadığını belirterek, elde edilen görüşme kayıtlarının fuhuş suçu yönünden yasal delil niteliği taşımadığını ifade etmiştir.

Başka suç için alınan dinleme kararı fuhuş suçunda kullanılabilir mi?

Bu sorunun cevabı tedbirin uygulandığı tarihteki mevzuata, tedbirin türüne, hangi suç nedeniyle alındığına ve elde edilen delilin hukuki niteliğine bağlıdır.

İncelenen olayda başka bir suç nedeniyle alınan iletişimin tespiti kararlarından elde edilen kayıtların fuhuş suçu için doğrudan yasal delil kabul edilmemesi gerektiği belirtilmiştir.

Ancak bu değerlendirme, her türlü telefon kaydının fuhuş suçunda hukuka aykırı olduğu anlamına gelmez.

CMK 135’in farklı tarihlerdeki düzenlemeleri, tedbir türleri ve tesadüfen elde edilen delillere ilişkin hükümler birlikte incelenmelidir.

Hukuka aykırı delil mahkûmiyete esas alınabilir mi?

Anayasa’nın 38/6. maddesi ve CMK 217/2 uyarınca, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen bulguların ceza yargılamasında delil olarak kullanılmasına ilişkin sınırlamalar bulunmaktadır.

Bu nedenle bir telefon görüşmesinin suçla bağlantılı görünmesi, kaydın her koşulda mahkûmiyete esas alınabileceği anlamına gelmez.

Mahkemenin delilin nasıl elde edildiğini, ilgili koruma tedbirine ilişkin kanuni koşulların bulunup bulunmadığını ve delilin hukuka uygunluğunu araştırması gerekir.

Fuhuş suçunda savunma hakkının kısıtlanması

Yargıtay kararındaki başka bir bozma nedeni, sanığın mahkûmiyet hükmünün açıklandığı duruşmada hazır bulundurulmamasıdır.

Karara konu olayda sanıklardan biri, başka bir suç nedeniyle farklı yargı çevresindeki ceza infaz kurumunda hükümlü bulunmaktaydı.

Buna rağmen sanık duruşmada bizzat veya SEGBİS aracılığıyla hazır edilmemiş, duruşmadan bağışık tutulmaya ilişkin talebi de bulunmaksızın yokluğunda mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

Yargıtay, bu durumu CMK 193/1 ve olay tarihinde uygulanacak CMK 196/5 hükümleri kapsamında savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirmiştir.

Sanık cezaevindeyken yokluğunda hüküm verilebilir mi?

Sanığın duruşmada bulunma hakkı, ceza muhakemesinin temel güvencelerindendir.

Bununla birlikte CMK’da sanığın yokluğunda duruşma yapılabilmesine ilişkin istisnalar bulunmaktadır. Dolayısıyla her yokluk hâli kendiliğinden hukuka aykırılık oluşturmaz.

İncelenen kararda bozma gerekçesi, sanığın durumuna uygun kanuni koşullar sağlanmadan ve bağışık tutulma talebi bulunmadan yokluğunda mahkûmiyet kararı verilmesidir.

Bu nedenle sanığın başka bir ceza infaz kurumunda olması, savunma hakkının kullanılmasına ilişkin yükümlülükleri kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Fuhuş suçunda dava zamanaşımı: Yargıtay neden düşme kararı verdi?

Kararda bazı sanıklar yönünden 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımının gerçekleştiği tespit edilmiştir.

Yargıtay, bu kişiler hakkındaki hükümleri bozmuş ve yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmayan ilgili kısımlar yönünden kamu davalarının düşmesine karar vermiştir.

Burada olağan dava zamanaşımı ile kesilme hâllerinin etkisiyle uzayabilen zamanaşımı süresinin birbirinden ayrılması gerekir.

Olağan ve olağanüstü dava zamanaşımı arasındaki fark

ZamanaşımıAçıklama
Olağan dava zamanaşımıTCK 66 kapsamında suçun cezasına göre belirlenen süre
Kesilme hâlinde uzayan süreTCK 67 çerçevesinde, ilgili suç için öngörülen sınırlar dahilinde uzayabilen süre
Zamanaşımının durmasıKanunda öngörülen nedenlerle sürenin işlememesine yol açan hâller
Zamanaşımı nedeniyle düşmeYargılama şartlarının ortadan kalkması nedeniyle CMK 223/8 uyarınca verilen karar

İncelenen dosyada bazı fiiller bakımından Yargıtay, TCK 66/1-e ve 67/4 hükümlerini uygulayarak 12 yıllık sürenin dolduğunu belirlemiştir.

Ancak bu sonucun bütün fuhuş suçları açısından aynı şekilde uygulanacağı düşünülmemelidir. Nitelikli hâller, mağdurun yaşı, suç tarihi ve zamanaşımını etkileyen başka koşullar ayrıca incelenmelidir.

Sanığın ölümü hâlinde fuhuş suçu davası ne olur?

Kararda, iki sanığın yargılama sırasında öldüğünün UYAP kayıtlarından anlaşıldığı belirtilmiştir.

Yargıtay, ölüm olgusunun kesin biçimde araştırılmasını ve TCK 64 ile CMK 223/8 hükümleri uyarınca kamu davalarının düşmesine karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesini istemiştir.

Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereğince sanığın ölümü, kamu davasının yürütülmesi bakımından hukuki sonuçlar doğurur.

Bu yönüyle Yargıtay kararı yalnızca fuhuş suçunun unsurlarını değil, ceza muhakemesinde davanın sona ermesine ilişkin kuralları da içermektedir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/8124 E. kararının sonuçları

Kararda birden fazla sanık ve mağdur bulunduğundan Yargıtay farklı hukuki sonuçlara ulaşmıştır.

İncelenen meseleYargıtay’ın değerlendirmesi
Çaresizlikten yararlanmaSomut istismar açıklanmadan TCK 227/4 uygulanması hukuka aykırı
Yeterli delil bulunmamasıŞüpheden uzak delil yoksa mahkûmiyet kurulamaz
Mağdurun dinlenmemesiOlayın aydınlatılması için gerekli beyanların alınması gerekir
Sanığa özgü fiilin açıklanmamasıHangi eylemden mahkûmiyet kurulduğu gerekçelendirilmelidir
Telefon görüşme kayıtlarıİlgili tarihteki CMK 135 koşulları nedeniyle hukuki delil niteliği reddedilmiştir
Sanığın duruşmada bulunmamasıSomut olaydaki koşullar altında savunma hakkının kısıtlanması
Dava zamanaşımıBazı sanıklar bakımından kamu davalarının düşmesi
Sanığın ölümüÖlümün kesinleştirilerek düşme koşullarının değerlendirilmesi
Hukuka uygun hükümlerBazı mahkûmiyet ve beraat kararlarının onanması

Kararın ceza avukatları açısından önemi

Bu içtihat, fuhuş suçundan yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda savunmanın yalnızca suçlamanın reddiyle sınırlı kalmaması gerektiğini göstermektedir.

Savunma hazırlanırken aşağıdaki sorulara cevap aranmalıdır:

  1. Sanığın hangi somut hareketinin fuhşa aracılık, teşvik veya kolaylaştırma olarak nitelendirildiği belirli midir?
  2. TCK 227/4 kapsamında ileri sürülen çaresizlik somut delillerle ortaya konulmuş mudur?
  3. Mağdurun durumundan failin nasıl yararlandığı açıklanmış mıdır?
  4. Mahkûmiyet için kullanılan iletişim ve dijital deliller hukuka uygun şekilde elde edilmiş midir?
  5. Sanığın savunma hakkı ve duruşmaya katılım hakkı korunmuş mudur?
  6. Mağdur ve tanık beyanlarındaki eksiklikler giderilmiş midir?
  7. Dava zamanaşımı veya diğer düşme nedenleri mevcut mudur?

Bu hususların her biri, somut dosyanın sonucunu değiştirebilecek niteliktedir.

Fuhuş suçunda çaresizlikten yararlanma hakkında sıkça sorulan sorular

Yalnızca maddi sıkıntı içerisinde olmak çaresizlik sayılır mı?

Hayır. Maddi sıkıntı tek başına TCK 227/4 kapsamında cezayı artıran çaresizlik hâlinin bulunduğunu göstermez. Kişinin içerisinde bulunduğu koşullar ve failin bu koşullardan nasıl yararlandığı somut biçimde değerlendirilmelidir.

Fuhuş suçunda mağdur ifade vermemişse beraat kararı mı verilir?

Her durumda değil. Olayın diğer delilleri ve mağdur beyanının ispat bakımından gerekliliği değerlendirilir. İncelenen Yargıtay kararında, bazı mağdurlar dinlenmeden mahkûmiyet kurulması eksik araştırma olarak kabul edilmiştir.

TCK 227/4 için cebir veya tehdit şart mı?

Hayır. TCK 227/4’te cebir, tehdit, hile ve çaresizlikten yararlanma alternatif nitelikli hâller olarak düzenlenmiştir. Çaresizlikten yararlanma başka bir nedenle oluşabilir; ancak kanuni unsurları ispatlanmalıdır.

Telefon dinleme kayıtları tek başına mahkûmiyet için yeterli midir?

Kayıtların hukuka uygun şekilde elde edilmesi ve içeriğinin ilgili suçun unsurlarını ispatlaması gerekir. İncelenen kararda farklı bir suç nedeniyle alınan iletişimin denetlenmesi kararlarıyla elde edilen bazı görüşme kayıtları fuhuş suçunda yasal delil olarak kabul edilmemiştir.

Sanığın duruşmaya katılmaması bozma nedeni midir?

Somut olayda savunma hakkının ihlal edilmesine yol açan bir yokluk hâli bozma nedeni olabilir. Kanundaki istisnalar ve sanığın duruşmadan bağışık tutulup tutulmadığı ayrıca incelenir.

Fuhuş suçunda zamanaşımı 12 yıl mıdır?

Tüm fuhuş suçları için tek bir süre bulunmamaktadır. İncelenen kararda belirli suçlar bakımından 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı uygulanmıştır. Süre; ilgili ceza hükmü, suç tarihi, nitelikli hâller ve zamanaşımını etkileyen diğer koşullara göre belirlenir.

Sonuç ve hukuki değerlendirme

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2020/8124 E., 2021/24580 K. sayılı kararı, fuhuş suçunda cezayı artıran çaresizlik unsurunun geniş ve soyut yorumlanamayacağını ortaya koymaktadır.

Mahkeme, mağdurun yalnızca güç koşullar içerisinde bulunduğunu belirtmekle yetinmemeli; failin bu durumdan nasıl yararlandığını, hangi somut eylemleri gerçekleştirdiğini ve ağırlaştırıcı nedenin neden oluştuğunu denetlenebilir bir gerekçeyle açıklamalıdır.

Karar ayrıca eksik mağdur beyanlarının, yetersiz delillerin, hukuka aykırı iletişim kayıtlarının ve savunma hakkına ilişkin eksikliklerin ceza yargılaması bakımından taşıdığı önemi göstermektedir.

Sonuç olarak, fuhuş suçunda nitelikli hâllerin varlığı varsayımlarla değil, somut ve hukuka uygun delillerle ispatlanmalıdır. Mahkûmiyetin gerekçesi, her sanık ve mağdur bakımından kişiselleştirilmiş bir değerlendirmeye dayanmalıdır.

Kaynaklar ve ilgili mevzuat

  1. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 14.10.2021 tarihli, 2020/8124 E., 2021/24580 K. sayılı karar — Kazancı İçtihat Bilgi Bankası.
  2. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 64, 66, 67 ve 227.
  3. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 35, 135, 193, 196, 217 ve 223.
  4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 36 ve 38.

Yazar
enes sencer

Sencer Hukuk & Danışmanlık kurucusu. Bursa Barosu; ceza, aile ve vatandaşlık hukuku.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat değişebilir, güncel durum için hukuki destek alınız.

Yorum yazın

Yorumlar onaydan sonra yayımlanır. E-posta adresiniz görünmez.