Evliliğin iptali davası, mutlak ve nisbi butlan sebepleri ve 2026 aile hukuku rehberi

Evliliğin iptali davası, evlenmenin kurulduğu anda mevcut olan ve kanunda sınırlı şekilde sayılan bir geçersizlik sebebine dayanılarak açılan davadır.

Hukuki terminolojide bu dava, evlenmenin butlanı davası olarak da adlandırılmaktadır.

Türk Medeni Kanunu’nun 156. maddesi uyarınca batıl bir evlilik ancak hâkim kararıyla sona erer. Dolayısıyla evlenme sırasında bir geçersizlik sebebinin bulunması, evliliğin nüfus kayıtlarından kendiliğinden silinmesi anlamına gelmez.

Örneğin evli bir kişinin ikinci kez resmi nikâh yapması mutlak butlan sebebidir. Bununla birlikte ikinci evlilik, mahkeme tarafından butlan kararı verilinceye kadar hukuken geçerli evliliğin sonuçlarını doğurur. Somut olayda TMK 147. maddesindeki iyi niyet ve önceki evliliğin sona ermesi istisnasının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Evliliğin iptali davasında temel inceleme, evlilik birliğinin daha sonra bozulup bozulmadığı değil, evlenme sırasında hukuki bir sakatlığın bulunup bulunmadığıdır.

Bu ayrım, evlilik iptali ile boşanma arasındaki en önemli farklardan biridir.

Evliliğin İptalinin Hukuki Dayanağı

Evliliğin iptaline ilişkin temel düzenlemeler şunlardır:

Kanun maddesiDüzenlenen konu
TMK 145Mutlak butlan sebepleri
TMK 146Mutlak butlan davası açabilecek kişiler
TMK 147Dava hakkının sınırlanması
TMK 148Geçici ayırt etme gücü kaybı
TMK 149Yanılma nedeniyle iptal
TMK 150Aldatma nedeniyle iptal
TMK 151Korkutma nedeniyle iptal
TMK 152Hak düşürücü süreler
TMK 153Yasal temsilcinin dava hakkı
TMK 154–155Butlanı gerektirmeyen hâller
TMK 156–158Butlan kararının sonuçları
TMK 159Mirasçıların dava hakkı
TMK 160Yetki ve yargılama usulü

Kanunun sistematiği gereğince bir evliliğin iptalini talep eden kişinin öncelikle hangi butlan sebebine dayandığını doğru belirlemesi gerekir.

Evliliğin İptali Şartları Nelerdir?

Evliliğin iptali davasının kabul edilebilmesi için yalnızca taraflardan birinin evliliği sürdürmek istememesi yeterli değildir.

İptal talebinin kanuni bir sebebe dayanması gerekir.

Evliliğin iptali şartları genel olarak şu unsurlardan oluşur:

  1. Hukuken kurulmuş bir evlilik bulunmalıdır.
  2. Evlenme sırasında mutlak veya nisbi butlan sebebi mevcut olmalıdır.
  3. Davacı, ilgili butlan sebebine dayanarak dava açabilecek kişilerden olmalıdır.
  4. Nisbi butlan hâlinde kanuni hak düşürücü süreler geçirilmemiş olmalıdır.
  5. İleri sürülen olaylar hukuka uygun delillerle ispatlanmalıdır.
  6. İptali engelleyen özel bir kanuni durum bulunmamalıdır.

Kanunda öngörülmeyen sebeplerin yalnızca taraflarca önemli kabul edilmesi, bu olayların kendiliğinden evlilik iptali sebebi hâline gelmesini sağlamaz.

Örneğin evlendikten sonra eşlerin anlaşamaması, ekonomik beklentilerin karşılanmaması, sadakatsizlik yaşanması veya evlilik birliğinin çekilmez duruma gelmesi çoğunlukla boşanma hukuku kapsamında değerlendirilir.

Ancak evlenmeden önce gerçekleşen ve evlenme iradesini kanunun aradığı ağırlıkta etkileyen bir aldatma söz konusuysa aynı olay, koşullarına göre nisbi butlan tartışmasını gündeme getirebilir.

Mutlak Butlan Nedeniyle Evliliğin İptali

Mutlak butlan, evliliğin kurulması sırasında kamu düzeni bakımından ağır kabul edilen bir evlenme engelinin bulunmasıdır.

Türk Medeni Kanunu’nun 145. maddesinde mutlak butlan sebepleri dört başlık altında düzenlenmiştir.

1. Eşlerden Birinin Evlenme Sırasında Başka Biriyle Evli Olması

Türk hukukunda tek eşlilik ilkesi kabul edilmektedir.

Bu nedenle evli bir kişinin mevcut evliliği hukuken sona ermeden başka bir kişiyle yeniden resmi nikâh yapması mutlak butlan sebebidir.

Örneğin bir kişi önceki eşiyle boşanma davası devam ederken, henüz boşanma kararı kesinleşmemiş olmasına rağmen başka biriyle evlenmişse ikinci evlilik mutlak butlan bakımından değerlendirilir.

Boşanma kararının verilmiş olması tek başına yeterli değildir. Önceki evliliğin hukuken sona ermiş olması gerekir.

Ancak TMK 147/3 önemli bir istisna içermektedir.

Evliyken yeniden evlenen kişinin önceki evliliği, ikinci evliliğin mutlak butlanına karar verilmeden önce sona ermiş ve ikinci evlilikteki diğer eş iyi niyetli bulunmuşsa ikinci evliliğin butlanına karar verilemez.

Bu nedenle ikinci evliliğin iptalinin her durumda zorunlu olduğu söylenemez.

2. Sürekli Ayırt Etme Gücünden Yoksunluk

Evlenme, kişiye sıkı sıkıya bağlı hukuki bir işlemdir. Bu sebeple kişinin evlenme iradesini oluşturabilecek ve açıklayabilecek ayırt etme gücüne sahip olması gerekir.

Evlilik sırasında eşlerden birinin sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olması mutlak butlan sebebidir.

Burada önemli olan, kişinin evlilik tarihinde iradesinin anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek durumda bulunup bulunmadığıdır.

İleri yaş, engellilik, belirli bir sağlık tanısı veya kısıtlılık kararı tek başına her durumda sürekli ayırt etme gücü yokluğunu kanıtlamaz.

Hukuki değerlendirme için kişinin evlenme tarihindeki bilişsel ve iradi durumunun incelenmesi gerekir.

Bu kapsamda hastane kayıtları, sağlık kurulu raporları, tedavi geçmişi ve gerekli hâllerde adli tıp incelemesi önem taşıyabilir.

Ayrıca TMK 147/2 gereğince ayırt etme gücünün sonradan kazanılması hâlinde dava açma yetkisi özel olarak sınırlandırılmıştır.

3. Evlenmeye Engel Olacak Derecede Akıl Hastalığı

Her psikiyatrik rahatsızlık evlenmenin iptal edilmesi sonucunu doğurmaz.

Türk Medeni Kanunu’nun 145/3. maddesi, yalnızca evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığının bulunmasını mutlak butlan sebebi olarak kabul etmektedir.

Bu değerlendirmede hastalığın niteliği, evlenmeye hukuken engel olup olmadığı ve evlilik tarihinde mevcut bulunup bulunmadığı önemlidir.

Özellikle evlilikten sonra ortaya çıkan psikiyatrik hastalık ile evlilik öncesinde mevcut olan ve evlenmeye engel teşkil eden sağlık durumu birbirine karıştırılmamalıdır.

Eşin hastalığının sonradan iyileşmesi durumunda TMK 147/2 kapsamında dava hakkının kim tarafından kullanılabileceği ayrıca değerlendirilmelidir.

4. Eşler Arasında Evlenmeye Engel Hısımlık Bulunması

Türk Medeni Kanunu’nun 129. maddesinde belirli akrabalar arasında evlenme yasaklanmıştır.

Buna göre üstsoy ile altsoy, kardeşler ve amca, dayı, hala, teyze ile yeğenleri arasındaki evlenmeler yasaktır. Ayrıca kanunda belirtilen kayın hısımlığı ve evlat edinme ilişkileri de evlenme engeli oluşturabilir.

Evlenmeye engel derecede hısımlık bulunmasına rağmen evlilik gerçekleştirilmişse mutlak butlan hükümleri uygulanır.

Örneğin dayı ile yeğen arasında resmi evlilik yapılmış olması, TMK 145/4 uyarınca mutlak butlan sebebidir.

Bu konuda nüfus kayıtları, soybağı kayıtları ve gerektiğinde diğer resmi belgeler üzerinden inceleme yapılır.

Nisbi Butlan Nedeniyle Evliliğin İptali

Nisbi butlan, evlenmenin kurulması sırasında eşlerden birinin iradesinin kanunda düzenlenen sebeplerle sakatlanması veya yasal temsilci izninin gerekli olduğu durumda bu iznin alınmaması nedeniyle gündeme gelir.

Mutlak butlandan farklı olarak nisbi butlan sebeplerinde dava hakkı kural olarak sınırlı kişilere tanınmıştır.

Türk Medeni Kanunu’nun 148–153. maddelerinde nisbi butlana ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır.

1. Geçici Ayırt Etme Gücü Kaybı Nedeniyle Evliliğin İptali

TMK 148 uyarınca evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olan eş, evliliğin iptalini dava edebilir.

Örneğin kişinin nikâh sırasında bilincini veya irade oluşturma yeteneğini geçici olarak ortadan kaldıran bir durumda bulunması bu kapsamda değerlendirilebilir.

Ancak yalnızca alkol kullanmış olmak veya ilaç almış olmak yeterli değildir.

Bu durumun evlenme sırasında gerçekten ayırt etme gücünü ortadan kaldırmış olması gerekir.

Geçici ayırt etme gücü kaybını ileri süren eşin olayın özelliklerine göre sağlık kayıtları ve diğer delillerle iddiasını ispatlaması önemlidir.

2. Yanılma Nedeniyle Evliliğin İptali

Türk Medeni Kanunu’nun 149. maddesi iki ayrı yanılma hâlini düzenlemektedir.

İlk olarak kişi, evlenmeyi hiç istemediği veya evlendiği kişiyle evlenmeyi düşünmediği hâlde yanılarak evlenmiş olabilir.

İkinci olarak, eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi bakımından çekilmez hâle getirecek derecede önemli bir nitelikte yanılmış olabilir.

Burada sıradan bir hayal kırıklığı ile kanunun aradığı esaslı yanılma birbirinden ayrılmalıdır.

Örneğin eşin mesleği, ekonomik durumu veya bazı kişisel özellikleri hakkında beklentilerin karşılanmaması her somut olayda evliliğin iptalini gerektirmez.

Yanılmanın hangi olguya ilişkin olduğu, davacının evlilik iradesi bakımından ne derece belirleyici olduğu ve birlikte yaşamayı çekilmez hâle getirip getirmediği araştırılır.

3. Aldatma Nedeniyle Evliliğin İptali

Evliliğin iptali davalarında en sık tartışılan konulardan biri evlilik öncesinde gerçekleştirilen aldatıcı davranışlardır.

Ancak burada kullanılan aldatma kavramı, evlilik sırasında başka biriyle ilişki kurulması anlamındaki sadakatsizlikten farklıdır.

TMK 150 uyarınca aşağıdaki hâllerde evliliğin iptali talep edilebilir:

  • Eşin namus ve onuru hakkında, doğrudan onun tarafından veya onun bilgisi altında üçüncü bir kişi tarafından aldatılarak evlenmeye razı olunması.
  • Davacının veya altsoyunun sağlığı bakımından ağır tehlike oluşturan bir hastalığın gizlenmesi.

Kanun, evlilik öncesindeki her yanlış açıklamayı otomatik olarak iptal sebebi saymamaktadır.

Aldatmanın kapsamı ve ağırlığı somut olayda incelenir.

Eşin Geçmişini Gizlemesi Evlilik İptali Sebebi midir?

Eşin geçmişine ilişkin bir bilgiyi açıklamamış olması tek başına evlilik iptalini gerektirmez.

Bununla birlikte gizlenen bilgi, TMK 149’daki esaslı nitelikte yanılma veya TMK 150’deki nitelikli aldatma şartlarını karşılıyorsa nisbi butlan davası gündeme gelebilir.

Mahkeme, gizlenen olayın evlenme iradesine etkisini, tarafların açıklamalarını, delilleri ve kanundaki sınırlı iptal sebeplerini birlikte değerlendirir.

Kişinin evlenmeden önceki özel hayatının her yönünü karşı tarafa açıklama şeklinde sınırsız bir hukuki yükümlülüğü bulunduğu söylenemez.

Bu nedenle olayın mahremiyet hakkı ve kişilik hakları gözetilerek değerlendirilmesi gerekir.

Hastalığını Gizleyen Eşe Evliliğin İptali Davası Açılabilir mi?

Hastalığın gizlenmesi hâlinde iptal bakımından önemli hüküm TMK 150/2’dir.

Bu hüküm uyarınca davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalık kendisinden gizlenmişse evliliğin iptali istenebilir.

Burada her kronik hastalık, psikiyatrik tanı, engellilik veya tedavi geçmişi kendiliğinden iptal sebebi değildir.

Hastalığın kanunun aradığı ağır tehlike ölçütünü karşılayıp karşılamadığı tıbbi delillerle değerlendirilmelidir.

Eşin hastalığını evlilikten önce bilip bilmediği, hastalığın gerçekten gizlenip gizlenmediği ve davacının bu durumu ne zaman öğrendiği de önem taşır.

4. Korkutma ve Tehdit Nedeniyle Evliliğin İptali

Türk Medeni Kanunu’nun 151. maddesine göre bir kişi, kendisinin veya yakınlarından birinin hayatına, sağlığına, namus ve onuruna yönelik pek yakın ve ağır bir tehlike ile korkutularak evlenmeye razı edilmişse evliliğin iptalini talep edebilir.

Özellikle zorla evlendirme olaylarında bu hüküm önem kazanmaktadır.

Korkutmanın hukuken kabul edilebilmesi için yalnızca kişinin evlilik konusunda ailesinden baskı görmesi değil, somut olayda kanunun aradığı ağırlık ve yakınlıkta bir tehdidin mevcut olması gerekir.

Örneğin ciddi ölüm veya ağır şiddet tehdidi altında evlenmeye zorlanma nisbi butlan kapsamında değerlendirilebilir.

Aile baskısı, ekonomik baskı veya sosyal çevrenin yönlendirmesi de somut olayda incelenebilir; ancak bunların TMK 151’deki ağır tehlike şartını karşılayıp karşılamadığı ayrıca tespit edilmelidir.

Tehdit mesajları, tanık anlatımları, kolluk başvuruları, sağlık raporları ve hukuka uygun diğer deliller iptal davasında önem taşıyabilir.

5. Yasal Temsilcinin İzni Olmadan Yapılan Evlilik

TMK 153 uyarınca küçük veya kısıtlı kişinin yasal temsilcisinin gerekli izni olmadan evlenmesi hâlinde, izni alınmayan yasal temsilci evliliğin iptalini dava edebilir.

Ancak bu dava hakkı sınırsız değildir.

Kanuna göre bu şekilde evlenen kişi sonradan on sekiz yaşını doldurarak ergin olur, kısıtlı olmaktan çıkar veya kadın eş gebe kalırsa evliliğin iptaline karar verilemez.

Burada evlenme yaşı, evlenme ehliyeti ve yasal temsilci izni konularının ayrı ayrı incelenmesi gerekir.

Mutlak Butlan ve Nisbi Butlan Arasındaki Farklar

KarşılaştırmaMutlak butlanNisbi butlan
Hukuki dayanakTMK 145–147TMK 148–153
Temel nedenAğır evlenme engelleriİrade sakatlığı veya temsilci izni
DavacıSavcı ve hukuki ilgisi olanlar; istisnalar saklıKural olarak ilgili eş veya TMK 153’te yasal temsilci
SüreKural olarak TMK 152’deki sürelere tabi değilTMK 152’de altı ay ve beş yıl
İspatEvlenme engeliİrade sakatlığı veya izin eksikliği
Mahkeme kararıGerekliGerekli
Çocukların durumuTMK 157 uygulanırTMK 157 uygulanır
Nafaka ve tazminatTMK 158 uygulanırTMK 158 uygulanır

Her iki durumda da mahkeme kararı verilinceye kadar evlilik hukuki sonuçlarını doğurmaya devam eder.

Mutlak butlan bakımından süre sınırlamasının bulunmaması, davanın her kişi tarafından ve her koşulda açılabileceği anlamına gelmez. TMK 147 ve 159’daki özel sınırlamalar önemlidir.

Evliliğin İptali Davası Açma Süresi

Evliliğin iptali davasında en kritik konulardan biri dava açma süresidir.

Özellikle nisbi butlan sebeplerine dayanan davalarda kanun iki ayrı hak düşürücü süre öngörmektedir.

Nisbi Butlanda 6 Aylık Süre

TMK 152 uyarınca iptal davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren altı ay geçmekle düşer.

Örneğin kişi 10 Ocak 2026 tarihinde evlenmiş, kanuni iptal sebebini ise 20 Nisan 2026 tarihinde öğrenmiş olsun.

Altı aylık sürenin başlangıcı, iptal sebebinin öğrenildiği 20 Nisan 2026 tarihidir.

Bu örnekte kural olarak 20 Ekim 2026 tarihi altı aylık sürenin son günü olarak gündeme gelir. Süre hesabında genel süre kuralları ve son günün niteliği ayrıca dikkate alınmalıdır.

Önemli olan yalnızca olayın gerçekleştiği tarih değil, kanunun belirlediği öğrenme veya korkunun ortadan kalkma tarihidir.

Evlilik Tarihinden İtibaren 5 Yıllık Üst Sınır

TMK 152 ikinci bir sınır getirmektedir.

Buna göre evlenmenin üzerinden beş yıl geçmesiyle nisbi butlan sebebine dayanan iptal hakkı sona erer.

Örneğin 1 Mart 2021 tarihinde evlenen kişi, 2026 yılının Nisan ayında geçmişteki bir aldatmayı öğrenmiş olsa bile beş yıllık üst sınırın aşılmış olması nedeniyle TMK 152 kapsamındaki nisbi butlan davası açılamayabilir.

Bu nedenle öğrenme tarihinden başlayan altı aylık süre, evlilik tarihinden başlayan beş yıllık üst sınırı ortadan kaldırmaz.

Mutlak Butlanda Süre Var mı?

Mutlak butlan davaları bakımından TMK 152’de düzenlenen altı aylık ve beş yıllık süreler uygulanmaz.

Bununla birlikte dava hakkına ilişkin özel sınırlamalar söz konusudur.

Örneğin sona ermiş evlilikte Cumhuriyet savcısının resen dava açma yetkisi bulunmamakta, buna karşılık hukuken ilgili kişiler mutlak butlanın tespitini isteyebilmektedir.

Ayrıca TMK 147’de düzenlenen sonradan iyileşme ve iyi niyet istisnalarının incelenmesi zorunludur.

Evliliğin İptali Davası ile Boşanma Davası Arasındaki Farklar

Evliliğin iptali ve boşanma, sonuç olarak evlilik bağının sona ermesine yol açabilse de farklı hukuki sebeplere dayanır.

Boşanma davasında kural olarak geçerli bir evlilik birliğinin kanuni boşanma sebepleri nedeniyle sona erdirilmesi talep edilir.

Evliliğin iptali davasında ise evlenmenin kurulduğu sırada mevcut bulunan kanuni bir geçersizlik sebebi ileri sürülür.

KonuEvliliğin iptaliBoşanma
Esas incelemeEvlenme anındaki hukuki sakatlıkBoşanma sebeplerinin gerçekleşmesi
Hukuki dayanakTMK 145–160TMK 161 ve devamı
AnlaşamamaTek başına yeterli değilŞartlarına göre boşanma sebebi olabilir
SadakatsizlikTek başına butlan sebebi değilZina veya evlilik birliğinin sarsılması bakımından değerlendirilebilir
SüreButlan türüne göre değişirBoşanma sebebine göre değişir
MahkemeAile mahkemesiAile mahkemesi
ÇocuklarHakları korunurHakları korunur
Nafaka ve tazminatBoşanma hükümlerine atıf yapılırİlgili boşanma hükümleri uygulanır

Önemli hukuki ayrım: Evliliğin iptali, evlilik boyunca doğmuş bütün hukuki sonuçların geriye dönük olarak kendiliğinden ortadan kalkması anlamına gelmez. TMK 156 gereğince batıl evlilik dahi hâkim kararına kadar geçerli evliliğin sonuçlarını doğurur.

Evliliğin İptali Davası Nasıl Açılır?

Evliliğin iptali davası, yetkili ve görevli mahkemeye dava dilekçesi sunularak açılır.

Dava dilekçesinde iptal talebinin hangi kanuni sebebe dayandığı, olayların ne zaman meydana geldiği, davacının ilgili olayları ne zaman öğrendiği ve iddiaların hangi delillerle ispatlanacağı açıkça belirtilmelidir.

Evliliğin İptali Davasında Görevli Mahkeme

Evliliğin iptali davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir.

Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde kanunen görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.

Evliliğin İptali Davasında Yetkili Mahkeme

TMK 160 gereğince yetki ve yargılama usulü bakımından boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.

Bu kapsamda TMK 168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde veya eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde dava açılması mümkündür.

Örneğin eşlerden birinin yerleşim yeri Bursa ise somut olayın özelliklerine ve yetki kurallarına göre Bursa Aile Mahkemelerinde dava açılabilir.

Yetki kuralının niteliği ve davalının süresinde yetki itirazında bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Evliliğin İptali Davasında Gerekli Belgeler

Dava nedenine göre şu delillere ihtiyaç duyulabilir:

  • Nüfus kayıtları, evlenme kayıtları ve önceki evlilik bilgileri.
  • Sağlık kurulu raporları, tedavi kayıtları ve adli tıp incelemeleri.
  • Tehdit veya aldatmaya ilişkin hukuka uygun mesajlar ve yazışmalar.
  • Tanıkların kimlik ve adres bilgileri.
  • Savcılık soruşturması veya ceza mahkemesi dosyaları.
  • Soybağı ve akrabalık ilişkisini gösteren resmi belgeler.
  • Olayların öğrenilme tarihini ortaya koyabilecek kayıtlar.

Her davada bütün belgelerin sunulması gerekmemektedir. Deliller, ileri sürülen somut iptal sebebine göre belirlenir.

Evliliğin İptali Davasında İspat Yükü

Evliliğin iptalini talep eden taraf, kural olarak iddiasının temelini oluşturan vakıaları ispatlamakla yükümlüdür.

Örneğin aldatma sebebiyle dava açan eşin yalnızca karşı tarafın kendisine yalan söylediğini belirtmesi yeterli olmayabilir.

Aldatmanın kanuni iptal sebebi oluşturduğunu, evlenme iradesi üzerindeki etkisini ve diğer gerekli unsurları ortaya koyması gerekir.

Korkutma nedeniyle açılan davada ise tehdidin varlığı, ağırlığı, evlenme iradesine etkisi ve hak düşürücü sürenin başlangıcı önemlidir.

Mutlak butlan hâllerinde resmi kayıtlar veya tıbbi incelemeler belirleyici delil niteliği taşıyabilir.

Delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi zorunludur. Hukuka aykırı şekilde ele geçirilen özel haberleşmelerin veya kişisel verilerin kullanılması ayrı hukuki sorunlara yol açabilir.

Evliliğin İptali Davası Ne Kadar Sürer?

Evliliğin iptali davasının süresi, ileri sürülen iptal sebebine ve yapılacak delil incelemelerine göre değişir.

Örneğin nüfus kayıtlarıyla açıkça ortaya konulabilen bir evlenme engeli hakkında yürütülen dava ile evlilik tarihindeki ayırt etme gücünün tespitini gerektiren dava aynı sürede sonuçlanmayabilir.

Özellikle sağlık raporlarının toplanması, Adli Tıp Kurumundan görüş alınması, tanıkların dinlenmesi ve başka yargı dosyalarının incelenmesi yargılama süresini uzatabilir.

İlk derece yargılamasının ardından istinaf ve şartları varsa temyiz süreçleri de gündeme gelebilir.

Bu nedenle evlilik iptali davalarının kesin olarak belirli sayıda ay içerisinde sonuçlanacağını söylemek mümkün değildir.

Evliliğin İptali Davasında Nafaka Talep Edilebilir mi?

Evliliğin iptali hâlinde nafaka talep edilmesi mümkündür.

TMK 158/2, evlenmenin butlanına karar verilmesi durumunda eşler arasındaki nafaka konusunda boşanmaya ilişkin hükümlerin uygulanacağını düzenlemektedir.

Ancak bu düzenleme, evliliğin iptal edilmesi hâlinde her eşin otomatik olarak nafaka alacağı anlamına gelmez.

Tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve çocuklar bakımından iştirak nafakası farklı koşullara tabidir.

Mahkeme, talebin niteliği ve ilgili kanuni şartlar doğrultusunda karar verir.

Evliliğin İptali Davasında Yoksulluk Nafakası

Yoksulluk nafakası talebi değerlendirilirken boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.

Bu nedenle talep eden tarafın yoksulluğa düşme durumu, kusur koşulları ve karşı tarafın ekonomik gücü gibi unsurlar önem taşır.

Çocuklar İçin İştirak Nafakası

Evliliğin iptali kararı, müşterek çocukların bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Çocukların ihtiyaçları ile anne ve babanın ekonomik koşulları dikkate alınarak iştirak nafakasına hükmedilebilir.

Evliliğin İptali Davasında Maddi ve Manevi Tazminat

TMK 158 kapsamında tazminata ilişkin boşanma hükümleri uygulanır.

Bu nedenle butlan sebebiyle evliliğin sona erdirilmesi durumunda da maddi veya manevi tazminat talepleri gündeme gelebilir.

Ancak evlenmenin iptaline karar verilmesi, tek başına tazminat talebinin mutlaka kabul edileceği anlamına gelmez.

Maddi tazminat açısından hukuken korunan menfaatlerin zedelenmesi ve uygulanacak hükümlerin koşulları, manevi tazminat bakımından ise kişilik haklarına yönelik saldırı ve ilgili kusur şartları incelenmelidir.

Örneğin ağır tehdit altında evlenmeye zorlanma veya kanunun öngördüğü nitelikte bir aldatma olayında tazminat talepleri ayrıca değerlendirilebilir.

Talep edilecek tazminatın miktarı olayın niteliğine, tarafların kusuruna, ekonomik ve sosyal durumlarına ve somut zarar veya ihlale göre belirlenir.

Evliliğin İptali Hâlinde Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Evliliğin iptal edilmesi, evlilik süresince edinilen malların otomatik olarak yalnızca bir eşe bırakılması sonucunu doğurmaz.

TMK 158/2 uyarınca eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesine ilişkin boşanma hükümleri uygulanır.

Eşlerin tabi oldukları mal rejimine göre edinilmiş mallara katılma, kişisel mallar, katılma alacağı ve diğer mal rejimi talepleri gündeme gelebilir.

Örneğin evlilik sırasında edinilen bir taşınmazın hangi kaynakla alındığı, kredi ödemelerinin nasıl yapıldığı ve tarafların mal rejimi bakımından hangi haklara sahip olduğu ayrıca araştırılır.

Bu nedenle evliliğin iptali davasıyla mal rejiminin tasfiyesinin aynı hukuki işlem olduğu düşünülmemelidir.

Mal rejimi alacakları yönünden dava türü, talep zamanı, zamanaşımı ve usul koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.

Evliliğin İptali Durumunda Çocukların Velayeti

Türk Medeni Kanunu’nun 157. maddesi çocukların hukuki durumunu açıkça korumaktadır.

Kanuna göre butlanına karar verilen bir evlilikten doğan çocuklar, anne ve babaları iyi niyetli olmasalar bile evlilik içinde doğmuş sayılır.

Dolayısıyla evlilik iptal edildi diye çocukların soybağı kendiliğinden ortadan kalkmaz.

Velayet, kişisel ilişki ve çocukların bakımı konusunda boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.

Velayet bakımından belirleyici ilke çocuğun üstün yararıdır.

Mahkeme; çocuğun yaşı, bakım ihtiyaçları, eğitim durumu, ebeveynlerin koşulları ve gerekli görülen sosyal inceleme bulguları doğrultusunda değerlendirme yapar.

Evliliğin İptali Hâlinde Miras Hakkı

Evliliğin iptali davalarının miras hukuku bakımından önemli sonuçları olabilir.

Özellikle eşlerden birinin ölümünden sonra evlenmenin geçersizliğinin gündeme gelmesi, mirasçılar arasında ciddi uyuşmazlıklar doğurabilmektedir.

TMK 159 uyarınca evlenmenin butlanını dava etme hakkı mirasçılara geçmez. Ancak mirasçılar, açılmış olan davayı sürdürebilirler.

Bu davanın sonucunda evlenme sırasında iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olamayacağı gibi daha önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder.

Eş Öldükten Sonra Evliliğin İptali Davası Açılabilir mi?

Bu sorunun cevabı, ileri sürülen butlan türüne ve dava açma hakkına göre değişmektedir.

TMK 147/1 uyarınca sona ermiş evliliğin mutlak butlanı Cumhuriyet savcısı tarafından resen dava edilemez. Ancak hukuken ilgili kişiler mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebilir.

Buna karşılık TMK 159’daki mirasçıların dava hakkına ilişkin düzenleme, özellikle eşin kişisel nisbi butlan davası hakkının mirasçılara geçmemesi bakımından önemlidir.

Bu sebeple mirasçının her durumda ölen kişinin yerine geçerek evlilik iptali davası açabileceği söylenemez.

Davanın mutlak veya nisbi butlana dayanması, evliliğin hangi sebeple sona erdiği ve daha önce açılmış bir dava bulunup bulunmadığı belirleyicidir.

Mirasçılar Evliliğin Geçersizliğini İleri Sürebilir mi?

Mutlak butlan hâlinde TMK 147 kapsamındaki hukuki ilgi şartının bulunması durumunda evliliğin hükümsüzlüğünün tespiti istenebilir.

Ancak bu durum, bütün mirasçıların ileri sürdükleri her iddia bakımından mutlaka dava hakkına sahip olduğu anlamına gelmez.

Özellikle mirastan yararlanmayı engellemek amacıyla açılan davalarda dava hakkı, evlenme engeli ve sağ kalan eşin iyi niyeti dikkatle incelenmelidir.

Evliliğin İptali Kararı Nüfus Kayıtlarına Nasıl İşlenir?

Evliliğin iptaline ilişkin mahkeme kararı kesinleştikten sonra ilgili kayıt işlemleri mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilir.

Ancak evlilik iptali kararı, tarafların geçmişte evlenmiş olduğu gerçeğinin nüfus kayıtlarından hiçbir iz kalmayacak şekilde silinmesi anlamına gelmez.

Evlenmenin butlanı, evlenmenin yokluğu ve nüfus kaydındaki maddi hataların düzeltilmesi birbirinden farklı hukuki konulardır.

Bunların aynı dava kapsamında veya aynı taleple ileri sürülüp sürülemeyeceği somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.

Evliliğin İptali ile Evliliğin Yokluğu Arasındaki Fark

Evliliğin iptali davasıyla evlenmenin yokluğunun tespiti aynı hukuki kurum değildir.

Butlan hâlinde hukuk düzeninde kurulmuş bir evlilik vardır. Ancak bu evlilik kanuni geçersizlik sebebinden dolayı mahkeme kararıyla sona erdirilebilir.

Yokluk hâlinde ise evlenmenin kurucu unsurlarından birinin bulunmaması nedeniyle hukuken kurulmuş bir evliliğin mevcut olmadığı ileri sürülür.

Örneğin evlendirmeye yetkili memur önünde karşılıklı evlenme iradesinin açıklanması, evliliğin kurulması bakımından temel önemdedir.

Bu kurucu unsurun hiç bulunmadığı olaylarda butlan yerine yokluk tartışması gündeme gelebilir.

Buna karşılık her şekil eksikliği yokluk veya butlan sonucunu doğurmaz.

TMK 155 uyarınca evlendirmeye yetkili memur önünde yapılmış bir evlilik, kanunun diğer şekil kurallarına uyulmadığı gerekçesiyle batıl sayılamaz.

Ayrıca TMK 154 gereğince kadının kanuni bekleme süresi sona ermeden evlenmiş olması da tek başına evlenmenin butlanını gerektirmez.

Evliliğin İptali Davasında Yargıtay Kararları

Evliliğin iptali davalarında kanun hükümlerinin doğru uygulanması kadar somut olayın hukuki nitelendirilmesi de önemlidir.

Aşağıdaki kararlar, mutlak butlan, nisbi butlan, yanılma, korkutma ve mirasçıların dava hakkına ilişkin uygulamayı göstermektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2023/250 E., 2023/3474 K.

Konu: Korkutma nedeniyle nisbi butlan ve hak düşürücü süre

Kararda korkutma sebebine dayanan evlilik iptali uyuşmazlığı incelenmiştir.

Kişinin kendisinin veya yakınlarının hayatına, sağlığına ya da namus ve onuruna yönelik ağır tehlikeyle korkutularak evlenmeye razı edilmesi ve korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı tarihin belirlenmesi üzerinde durulmuştur.

Bu karar, özellikle zorla evlendirme vakalarında korkutmanın ispatı ve altı aylık sürenin başlangıcı açısından önemlidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2020/1267 E., 2020/3754 K., 15.09.2020

Konu: Mutlak ve nisbi butlanın hukuki nitelendirilmesi, mirasçıların dava hakkı

Uyuşmazlık, evliliğin yokluğu ve mutlak butlan talebinin yanı sıra evlenme sırasındaki ayırt etme gücüne ilişkin iddiaları içermektedir.

Kararda özellikle nisbi butlan davasının kişisel niteliği, dava açma süresi ve mirasçıların bu davayı açma yetkisi tartışılmıştır.

Bu karar, evlilikten sonra eşlerden birinin ölmesi üzerine ileri sürülen iptal iddialarının değerlendirilmesinde önem taşımaktadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2015/9977 E., 2015/12247 K., 10.06.2015

Konu: Nitelikte yanılma nedeniyle evliliğin iptali ve dava dilekçesinin değerlendirilmesi

Kararda TMK 149 kapsamında nitelikte yanılma iddiası ve davacının dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların hukuki değerlendirilmesi ele alınmıştır.

Yargıtay, dava dilekçesindeki olayların değerlendirilmesi ve hukuki nitelendirmenin hâkim tarafından yapılması gerektiğini vurgulamıştır.

Bu karar, evliliğin iptali davasında dilekçenin yalnızca kanun maddesi belirtilerek değil, somut olaylar açıklanarak hazırlanmasının önemini göstermektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2013/23497 E., 2014/7047 K., 27.03.2014

Konu: Evlenmeye engel hısımlık ve sona ermiş evlilikte mutlak butlanın tespiti

Karar, dayı ile yeğen arasında gerçekleştirilen evlenmenin hukuki niteliğiyle ilgilidir.

Evlenmeye engel derecede hısımlık bulunduğu ve evliliğin ölümle sona erdiği olayda mutlak butlanın tespiti ile evliliğin iptaline ilişkin hüküm kurulması arasındaki ayrım değerlendirilmiştir.

Bu karar, sona ermiş evliliklerde mutlak butlan talebinin niteliği bakımından önem taşımaktadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2023/6945 E., 2024/3174 K.

Konu: Evlenme iradesinin bulunmadığı ve yanılma iddiaları

Kararda evlenme işlemi sırasında gerçek evlenme iradesinin açıklanıp açıklanmadığına ilişkin uyuşmazlık incelenmiştir.

Resmi evlendirme işlemi, tarafların irade açıklamaları ve sunulan deliller değerlendirilerek ileri sürülen iddiaların ispat durumu ele alınmıştır.

Karar, evlilik iptali iddiasının yalnızca evlenmenin istenmediğine ilişkin sonradan yapılan açıklamalara değil, evlenme anındaki gerçek vakıalara ve delillere dayanması gerektiğini göstermektedir.

Evliliğin İptali Davasında Sık Yapılan Hatalar

Evliliğin iptali davasında hukuki sebebin yanlış belirlenmesi veya sürelerin dikkate alınmaması davanın reddedilmesine neden olabilir.

Uygulamada özellikle aşağıdaki hatalarla karşılaşılmaktadır:

  1. Boşanma sebebinin iptal sebebi sanılması: Evlilik sırasında yaşanan sadakatsizlik veya geçimsizlik, kendiliğinden evlilik iptali sebebi değildir.
  2. Kanundaki aldatma şartlarının değerlendirilmemesi: Her yalan TMK 150 kapsamında nitelikli aldatma oluşturmaz.
  3. Hak düşürücü sürenin geçirilmesi: Nisbi butlanda altı ay ve beş yıllık sınırlar dikkate alınmalıdır.
  4. Yanlış davacı tarafından dava açılması: Nisbi butlan bakımından dava hakkı kural olarak ilgili eşe aittir.
  5. Evlilik tarihindeki durumun ispatlanamaması: Özellikle sağlıkla bağlantılı iddialarda evlenme anındaki durum önemlidir.
  6. Butlan ile yokluğun karıştırılması: Evliliğin kurucu unsurlarının hiç bulunmadığı olaylar farklı hukuki değerlendirme gerektirebilir.
  7. Ferî taleplerin göz ardı edilmesi: Nafaka, tazminat, mal rejimi, velayet ve miras sonuçları ayrıca ele alınmalıdır.

Evliliğin İptali Davasında Avukatın Önemi

Evliliğin iptali davası, kanunda sınırlı olarak düzenlenen sebeplere dayanması ve özellikle hak düşürücü sürelerin söz konusu olması nedeniyle dikkatli hukuki değerlendirme gerektirir.

Başvuru öncesinde evlenmenin kurucu unsurlarının bulunup bulunmadığı, olayın mutlak veya nisbi butlan kapsamında olup olmadığı, dava açma hakkının kime ait olduğu ve hangi delillerin sunulabileceği belirlenmelidir.

Yanlış hukuki sebebe dayanılarak açılan dava, hak kaybına ve yargılama giderlerine yol açabilir.

Bursa’da aile hukuku kapsamında yürütülecek evliliğin iptali davalarında, dava açmadan önce evlilik tarihindeki olayların ve hukuki sonuçların bütün olarak değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

Evliliğin İptali Davası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Evlendikten Kaç Gün Sonra Evlilik İptal Edilebilir?

Evliliğin iptali için evlilikten sonra mutlaka belirli bir gün beklenmesi gerektiğine ilişkin genel bir kural bulunmamaktadır. Kanuni iptal sebebi mevcutsa dava açılabilir. Ancak nisbi butlan bakımından hak düşürücü sürelere uyulmalıdır.

Evlilik İlk 1 Ay İçinde İptal Edilebilir mi?

Evet. Kanuni butlan sebebinin bulunması hâlinde evliliğin ilk ayında da iptal davası açılabilir. Bununla birlikte yalnızca evliliğin kısa sürmüş olması iptal sebebi değildir.

6 Ay İçinde Evlilik İptali Diye Bir Şey Var mı?

Halk arasında kullanılan altı ay içinde evlilik iptali ifadesi eksiktir. TMK 152’deki altı aylık süre, nisbi butlan bakımından iptal sebebinin öğrenilmesi veya korkunun etkisinin ortadan kalkmasıyla başlar. Ayrıca evlilik tarihinden itibaren beş yıllık üst sınır bulunmaktadır.

Evlilik İptali ile Anlaşmalı Boşanma Aynı Şey mi?

Hayır. Anlaşmalı boşanma TMK 166/3 kapsamındaki şartlara dayanır. Evliliğin iptali ise kanundaki mutlak veya nisbi butlan sebeplerinin bulunmasını gerektirir. Tarafların sadece evliliği iptal etmek konusunda anlaşmaları yeterli değildir.

Evlilikten Önce Söylenen Yalanlar İptal Sebebi midir?

Her yalan iptal sebebi değildir. Somut olayın TMK 149 veya TMK 150 kapsamında değerlendirilmesi ve kanuni şartların ispatlanması gerekir.

Eşin Borçlarını Gizlemesi Evlilik İptali Sebebi Olur mu?

Eşin borçlarını gizlemesi kendiliğinden evlilik iptali sebebi değildir. Gizlenen bilgilerin niteliği, evlenme iradesine etkisi ve kanunun aradığı esaslı yanılma şartları bakımından özel değerlendirme yapılması gerekir.

Eşin Hastalığını Gizlemesi Evliliğin İptaline Neden Olur mu?

TMK 150/2 uyarınca davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığın gizlenmesi evlilik iptali sebebi olabilir. Ancak her hastalık bu kapsamda değildir.

Evlilikten Önceki Aldatma Sonradan Öğrenilirse Dava Açılabilir mi?

Eğer olay kanundaki nisbi butlan sebeplerinden birini oluşturuyorsa ve TMK 152’de düzenlenen süreler geçmemişse dava açılması mümkündür. Öğrenme tarihi, olayın niteliği ve kanuni şartlar önemlidir.

Zorla Evlenen Kişi Evliliğini İptal Ettirebilir mi?

TMK 151’deki ağır korkutma şartları mevcutsa evliliğin iptali talep edilebilir. Korkutmanın ağırlığı, evlenme iradesine etkisi ve sürenin başlangıcı incelenir.

Evlilik İptal Edilirse Nafaka Alınır mı?

Kanuni koşullar mevcutsa nafaka talep edilebilir. TMK 158 uyarınca nafaka bakımından boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.

Evlilik İptal Edilirse Çocukların Soyadı ve Soybağı Ne Olur?

TMK 157 gereğince butlanına karar verilen evlilikten doğan çocuklar, anne ve babaları iyi niyetli olmasalar bile evlilik içinde doğmuş sayılır. Evliliğin iptali, çocukların soybağını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Evlilik İptal Edilirse Mal Paylaşımı Yapılır mı?

Evet. Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin boşanma hükümleri uygulanır. Ancak hangi eşin ne kadar alacaklı olduğu, tabi olunan mal rejimine ve edinilen malların niteliğine göre belirlenir.

Evliliğin İptalini Aileler İsteyebilir mi?

Mutlak butlanda hukuki ilgisi bulunan kişiler belirli koşullarda dava açabilir. Nisbi butlanda ise dava hakkı kural olarak ilgili eşe aittir. Yasal temsilcinin izin eksikliğine dayanan dava hakkı ayrıca TMK 153’te düzenlenmiştir.

Eş Öldükten Sonra Evlilik İptal Edilebilir mi?

Mutlak butlanın tespiti bakımından TMK 147 kapsamında hukuki ilgisi bulunan kişiler dava açabilir. Ancak mirasçıların dava hakkı ve önceki davayı sürdürebilmeleri TMK 159 ile birlikte değerlendirilmelidir.

Evlilik İptal Edilirse Hiç Evlenmemiş Sayılır mıyım?

Hayır. Butlan, evlilik süresince doğmuş bütün hukuki sonuçların kendiliğinden yok olması anlamına gelmez. TMK 156, 157 ve 158 bu hususta özel hükümler içermektedir.

Evliliğin İptali Davası Ücretli midir?

Evet. Davanın açılması sırasında yürürlükteki tarifelere göre mahkeme harçları ve gider avansı gibi masraflar söz konusu olabilir. Bilirkişi, sağlık kurulu veya adli tıp incelemesi gereken davalarda ek giderler doğabilir. Avukatla temsil hâlinde vekâlet ücreti ayrıca değerlendirilir.

Evliliğin İptali Davası Kesinleşmeden Yeniden Evlenilebilir mi?

Evliliğin butlanına ilişkin karar hukuken kesinleşmeden evlilik bağının sona erdiği varsayılarak yeniden evlenilmemelidir. TMK 156 gereğince batıl evlilik de mahkeme kararına kadar geçerli evliliğin sonuçlarını doğurur.

Sonuç: Evliliğin İptali İçin Hangi Şartlar Gereklidir?

Evliliğin iptali davası, boşanmanın alternatifi olarak her evlilik uyuşmazlığında başvurulabilecek bir yol değildir.

Bu davanın açılabilmesi için evlenme sırasında kanunda öngörülen mutlak veya nisbi butlan sebeplerinden birinin bulunması gerekir.

Mutlak butlan hâllerinde özellikle mevcut evlilik, sürekli ayırt etme gücü eksikliği, evlenmeye engel akıl hastalığı ve yasak hısımlık ilişkileri önem taşımaktadır.

Nisbi butlan hâllerinde ise geçici ayırt etme gücü kaybı, esaslı yanılma, kanundaki nitelikli aldatma, ağır korkutma ve yasal temsilci izninin bulunmaması incelenir.

Nisbi butlan davalarında altı aylık ve beş yıllık hak düşürücü süreler özellikle dikkate alınmalıdır.

Evliliğin iptaline karar verilmesi hâlinde çocukların hakları korunur; nafaka, tazminat, mal rejiminin tasfiyesi ve soyadı bakımından boşanma hükümleri uygulanır.

Bu nedenle evliliğin iptali talebinde yalnızca evlenme engelinin veya irade sakatlığının bulunması değil, davanın mali sonuçları, aile ilişkileri ve miras hukuku bakımından doğuracağı etkiler de birlikte değerlendirilmelidir.

Av. Enes Sencer – Sencer Hukuk Danışmanlık

Bursa / Nilüfer

www.enessencer.av.tr

Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayda uygulanacak hukuki yol ve dava hakkı, kişisel durum ve mevcut deliller çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynaklar ve mevzuat

  1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 124–129, 145–160 ve 168 — Adalet Bakanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi.
  2. Türk Medeni Kanunu’nun evlenmenin butlanına ilişkin hükümleri — TBMM kanun metni.
  3. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2023/250 E., 2023/3474 K. — Karar metni.
  4. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2020/1267 E., 2020/3754 K. — Karar metni.
  5. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2015/9977 E., 2015/12247 K. — Karar metni.
  6. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2023/6945 E., 2024/3174 K. — Karar metni.
  7. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü — Evlenme İşlemleri.
Yazar
enes sencer

Sencer Hukuk & Danışmanlık kurucusu. Bursa Barosu; ceza, aile ve vatandaşlık hukuku.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat değişebilir, güncel durum için hukuki destek alınız.

Yorum yazın

Yorumlar onaydan sonra yayımlanır. E-posta adresiniz görünmez.