Bir çocuğun hakaret etmesi, başka bir kişiye iftira atması, öğretmeni hakkında gerçeğe aykırı suçlamalarda bulunması, sosyal medyada küçük düşürücü paylaşımlar yapması, başka bir çocuğa sistematik şekilde zorbalık uygulaması veya fiziksel saldırıda bulunması hâlinde manevi tazminat istenebilir mi?

Toplumda yaygın olan düşüncelerden biri, 18 yaşından küçük kişilerin verdikleri zararlardan hukuken sorumlu tutulamayacağıdır. Oysa Türk hukukunda durum bu kadar basit değildir.

18 yaşından küçük olmak, tek başına haksız fiil sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Türk Medeni Kanunu’nun 16. maddesi, ayırt etme gücüne sahip küçüklerin haksız fiillerinden sorumlu olduklarını açık biçimde düzenlemektedir. Bu nedenle davranışının anlamını ve sonuçlarını kavrayabilecek durumda olan bir çocuk; hakaret, iftira niteliğindeki asılsız isnat, tehdit, fiziksel saldırı, sosyal medya paylaşımı, mala zarar verme veya benzeri hukuka aykırı bir davranışla başka bir kişinin kişilik haklarını ihlal etmişse doğrudan doğruya tazminat sorumluluğu ile karşılaşabilir.

Üstelik bazı durumlarda yalnızca çocuk değil, çocuğu gözetmekle yükümlü bulunan ev başkanının da ayrıca sorumluluğu gündeme gelebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 369. maddesi bu konuda özel bir kusursuz sorumluluk düzenlemesi getirmektedir.

Bu nedenle özellikle okul ortamında meydana gelen hakaret, iftira, akran zorbalığı, öğretmene yönelik gerçeğe aykırı suçlamalar, sosyal medya üzerinden kişilik hakkına saldırı ve fiziksel şiddet olaylarında ceza hukuku ile yetinilmemesi; olayın ayrıca maddi ve manevi tazminat hukuku bakımından değerlendirilmesi gerekir.

Çocuğa Karşı Manevi Tazminat Davası Açılabilir Mi?

Evet.

Gerekli şartların bulunması hâlinde reşit olmayan bir çocuğa karşı manevi tazminat davası açılması mümkündür.

Bu konuda temel hüküm Türk Medeni Kanunu’nun 16. maddesidir. Kanuna göre:

“Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludurlar.”

Dolayısıyla çocuğun bir sözleşme yapabilmesi için kural olarak yasal temsilcisinin rızasına ihtiyaç duyması ile haksız fiilinden sorumlu olması birbirinden tamamen farklı konulardır.

Örneğin 16 yaşındaki bir öğrenci kendi başına birçok sözleşmeyi hukuken geçerli şekilde kuramayabilir. Buna karşılık aynı öğrencinin bir öğretmen hakkında bilerek gerçeğe aykırı ve ağır bir suç isnadında bulunması, sosyal medyada öğretmeni küçük düşüren paylaşımlar yapması veya başka bir öğrenciyi darbetmesi hâlinde haksız fiil sorumluluğu gündeme gelebilir.

Çünkü hukuk düzeni burada çocuğun sözleşme yapma ehliyetini değil, gerçekleştirdiği davranışın anlam ve sonuçlarını anlayabilecek durumda olup olmadığını değerlendirir.

Çocuğun 18 Yaşından Küçük Olması Tazminat Sorumluluğunu Kaldırır Mı?

Hayır.

Haksız fiil sorumluluğu bakımından belirleyici ölçüt yalnızca nüfus kaydındaki yaş değildir.

Asıl değerlendirilmesi gereken husus ayırt etme gücüdür.

TMK m.13’e göre kişinin davranışlarını makul biçimde yönlendirme ve yaptığı eylemin anlam ve sonuçlarını kavrama kapasitesi ayırt etme gücünün değerlendirilmesinde esas alınır.

Dolayısıyla:

17 yaşındaki kişinin ağır bir hakaretin anlamını bilmediğinin kabul edilmesi hayatın olağan akışına çoğu durumda uygun olmayabilir.

16 yaşındaki öğrencinin sosyal medya hesabından bir öğretmen hakkında ağır ve asılsız suçlamalar yayımlamasının sonuçlarını kavrayıp kavrayamadığı ayrıca değerlendirilir.

15 yaşındaki öğrencinin başka bir öğrenciye sistematik biçimde hakaret edip tehdit etmesinde davranışlarının anlamını kavrayabilecek durumda olup olmadığı somut olay üzerinden belirlenir.

Buna karşılık çok küçük yaşta bulunan bir çocuk açısından aynı değerlendirme yapılamaz.

Bu nedenle hukukta “18 yaşından küçük = hiçbir sorumluluğu yoktur” şeklinde otomatik bir kural bulunmamaktadır.

Ayırt Etme Gücü Nedir?

Ayırt etme gücü, kişinin yaptığı davranışın anlamını, niteliğini ve muhtemel sonuçlarını anlayabilmesi ve buna göre davranışlarını yönlendirebilmesidir.

Ayırt etme gücü her olay bakımından aynı şekilde değerlendirilmez.

Bir çocuğun son derece karmaşık bir hukuki işlemin sonuçlarını değerlendirememesi mümkünken, bir başka kişiye küfür etmenin, onu dövmenin veya hakkında gerçeğe aykırı suç isnadında bulunmanın yanlış olduğunu anlayabilmesi mümkündür.

Bu nedenle ayırt etme gücü somut fiil bakımından değerlendirilir.

Çocuğun yaşı, eğitim düzeyi, zihinsel gelişimi, olayın niteliği, davranışın ne kadar karmaşık olduğu, olay öncesindeki hazırlıkları, eylemin tekrarlanması, eylemi gizleme girişimleri, kullanılan ifadeler ve olay sonrasındaki davranışları değerlendirmede önem taşıyabilir.

Akademik literatürde de ayırt etme gücüne sahip küçüklerin kusura dayalı haksız fiil sorumluluğunun esas olduğu; ancak küçüğün yaşı ve gelişim özelliklerinin sorumluluğun ve tazminatın belirlenmesinde göz önünde tutulması gerektiği belirtilmektedir.

Ayırt Etme Gücü Olmayan Çocuk Hiçbir Şekilde Tazminat Ödemez Mi?

Bu da mutlak bir kural değildir.

Ayırt etme gücü bulunmayan kişi bakımından klasik anlamda kusur sorumluluğundan söz edilemez. Ancak Türk Borçlar Kanunu’nun 65. maddesi özel bir düzenleme içermektedir.

TBK m.65’e göre hakkaniyet gerektiriyorsa hâkim, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zararın tamamen veya kısmen giderilmesine karar verebilir.

Dolayısıyla ayırt etme gücü bulunmayan çocuğun doğrudan kusur sorumluluğu bulunmasa dahi hakkaniyet sorumluluğu ayrıca değerlendirilmelidir.

Bunun yanında TMK m.369 kapsamında ev başkanının sorumluluğu da tamamen ayrı bir hukuki sebep olarak gündeme gelebilir.

Çocuğun Hakaret Etmesi Manevi Tazminat Sebebi Midir?

Şartları bulunuyorsa evet.

Bir kişinin onuru, şerefi, saygınlığı, mesleki itibarı ve toplum içerisindeki itibarı kişilik hakkının koruma alanındadır.

Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesine göre kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kişi, uğradığı manevi zarar karşılığında manevi tazminat isteyebilir.

Bu nedenle öğrencinin öğretmenine yönelik ağır hakaretleri, başka bir öğrenciye yönelik aşağılayıcı ifadeleri veya sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen kişilik hakkı saldırıları şartları bulunduğunda manevi tazminat sorumluluğuna yol açabilir.

Ancak her kaba söz veya tartışma otomatik olarak manevi tazminat doğurmaz.

İfadenin kullanıldığı ortam, tarafların ilişkisi, olayın öncesi ve sonrası, sözün ağırlığı, kaç kişiye ulaştığı, kişinin mesleki ve sosyal çevresindeki etkileri ve saldırının tekrarlanıp tekrarlanmadığı birlikte değerlendirilir.

Çocuğun Öğretmene İftira Atması Hâlinde Manevi Tazminat Davası

Okul ortamında hukuken özellikle önemli sorunlardan biri öğrencinin öğretmeni hakkında gerçeğe aykırı isnatlarda bulunmasıdır.

Örneğin öğrencinin öğretmeni hakkında gerçeğe aykırı biçimde;

“Beni dövdü.”

“Beni taciz etti.”

“Benden para istedi.”

“Bana cinsel içerikli davranışta bulundu.”

“Not vermek için para istedi.”

“Bana tehditte bulundu.”

gibi ağır suçlamalarda bulunması hâlinde olay yalnızca okul disiplin mevzuatı veya ceza hukuku bakımından değerlendirilmez.

İsnadın gerçeğe aykırı olduğunun ortaya çıkması ve öğrencinin davranışının kişilik hakkını ihlal edecek nitelikte bulunması hâlinde öğretmen lehine manevi tazminat gündeme gelebilir.

Özellikle öğretmenin böyle bir iddia nedeniyle okul yönetimi önünde ifade vermek zorunda kalması, disiplin soruşturmasına maruz kalması, Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şüpheli hâline gelmesi, öğrenciler ve veliler arasında itibarının zarar görmesi veya görev yerinde mesleki saygınlığının ciddi şekilde zedelenmesi manevi zararın değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.

Burada sonradan beraat veya takipsizlik kararı verilmiş olması tek başına otomatik olarak tazminat hakkı yaratmaz. Mahkeme; isnadın içeriğini, öğrencinin olayları algılayış biçimini, beyanın bilerek gerçeğe aykırı şekilde oluşturulup oluşturulmadığını, kullanılan ifadelerin niteliğini ve bütün delilleri birlikte değerlendirir.

Ancak gerçeğe aykırı olduğu bilinen ağır bir isnadın kasıtlı biçimde öğretmene yöneltilmesi ile çocuğun gerçek olduğunu düşündüğü bir olayı yetkili makamlara anlatması hukuken aynı değildir.

Bu ayrım tazminat davalarının en önemli noktalarından biridir.

Öğrencinin Şikâyet Hakkı İle İftira Arasındaki Sınır

Her öğrenci kendisine yönelik yanlış bir davranışı ailesine, okul yönetimine, kolluk makamlarına veya Cumhuriyet Başsavcılığına bildirebilir.

Hak arama ve şikâyet hakkının kullanılması tek başına hukuka aykırı değildir.

Dolayısıyla sırf öğretmen hakkında şikâyette bulunulduğu için öğrenciye karşı manevi tazminat kazanılması mümkün değildir.

Ancak şikâyet hakkının sınırları vardır.

Mahkeme özellikle isnadın tamamen uydurma olup olmadığına, öğrencinin gerçeği bilmesine rağmen anlatımı değiştirip değiştirmediğine, olayları bilinçli biçimde ağırlaştırıp ağırlaştırmadığına, isnadı yalnızca yetkili makamlara mı yoksa arkadaşlarına, velilere veya sosyal medyaya da mı yaydığına ve eylemin zarar verme amacı taşıdığına ilişkin delilleri değerlendirir.

Dolayısıyla bir tazminat davasında temel tez yalnızca “öğrenci şikâyet etti” olmamalıdır.

Asıl ortaya konulması gereken husus, hak arama özgürlüğünün sınırlarını aşan hukuka aykırı bir kişilik hakkı saldırısının bulunmasıdır.

Sosyal Medyada Öğretmen veya Başka Bir Kişi Hakkında Paylaşım Yapılması

Instagram, TikTok, WhatsApp, X, Snapchat veya başka platformlarda yapılan paylaşımlar da haksız fiil oluşturabilir.

Özellikle öğrencinin öğretmeninin fotoğrafını paylaşarak aşağılayıcı ifadeler kullanması, öğretmen hakkında asılsız suç isnatlarını yayması, WhatsApp sınıf gruplarında hakaret içeren içerikler paylaşması veya başkalarını da paylaşım yapmaya teşvik etmesi kişilik hakkına saldırı oluşturabilir.

Sosyal medyada gerçekleştirilen saldırılarda paylaşımın potansiyel yayılma gücü de manevi zararın ağırlığını etkileyebilir.

Bir kişinin yüzüne karşı söylenen söz ile yüzlerce öğrencinin görebildiği okul grubunda veya herkese açık sosyal medya hesabında yayımlanan ifade aynı etkiyi doğurmayabilir.

Yargıtay uygulamasında da sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen kişilik hakkı ihlalleri manevi tazminat hukukunun konusu olabilmektedir.

Akran Zorbalığında Manevi Tazminat Davası Açılabilir Mi?

Akran zorbalığı yalnızca pedagojik veya disiplin hukuku bakımından değerlendirilmesi gereken bir problem değildir.

Zorbalığın hukuka aykırı bir fiil oluşturması ve mağdur çocuğun kişilik haklarını, ruhsal veya bedensel bütünlüğünü ihlal etmesi hâlinde maddi ve manevi tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir.

Sistematik biçimde dışlama, küçük düşürme, tehdit, görüntü çekip paylaşma, hakaret, fiziksel saldırı, özel görüntülerin yayılması, okulda sürekli aşağılama ve sosyal medya üzerinden organize saldırılar buna örnek olabilir.

Özellikle zorbalığın uzun süre devam etmesi, mağdurun okul değiştirmesine yol açması, psikolojik tedavi görmesine neden olması veya sosyal yaşamını ciddi biçimde etkilemesi tazminat değerlendirmesinde önem kazanabilir.

Fail çocuk ayırt etme gücüne sahipse doğrudan sorumluluğu; anne ve babanın veya diğer ev başkanının TMK m.369 kapsamındaki sorumluluğu ayrıca tartışılabilir.

Fiziksel Saldırıda Bulunan Çocuğa Karşı Tazminat Davası

Bir çocuğun başka bir öğrenciye, öğretmene veya üçüncü kişiye fiziksel saldırıda bulunması da klasik haksız fiil örneklerinden biridir.

Yaralama sonucunda tedavi gideri, çalışma gücü kaybı, ekonomik kayıp veya başka maddi zararlar meydana gelmişse maddi tazminat; bedensel ve ruhsal bütünlüğün zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat talep edilebilir.

Türk Borçlar Kanunu m.49 genel haksız fiil sorumluluğunu, TBK m.56 ise bedensel bütünlüğün ihlali hâlinde manevi tazminatı düzenlemektedir.

Çocuğun Anne ve Babası Otomatik Olarak Sorumlu Mudur?

Hayır.

“Çocuk zarar verdiyse anne ve baba her durumda tazminat öder” şeklinde mutlak bir kural bulunmamaktadır.

Burada Türk Medeni Kanunu’nun 369. maddesi önem taşır.

Maddeye göre ev başkanı, ev halkından olan küçüğün verdiği zarardan; durum ve koşulların gerektirdiği şekilde onu gözetim altında bulundurduğunu veya gerekli dikkat ve özeni göstermiş olsaydı bile zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur.

Bu sorumluluk çocuğun sorumluluğundan farklıdır.

Çocuğun sorumluluğu kendi hukuka aykırı ve kusurlu davranışına dayanırken, ev başkanının sorumluluğu kanunun yüklediği gözetim ve özen yükümlülüğüne dayanır.

Ev Başkanı Kimdir?

Ev başkanı kavramı yalnızca “baba” anlamına gelmez.

TMK m.367 ve devamındaki düzenleme bakımından aynı aile düzeni içerisinde yaşayan kişiler arasında kanun, sözleşme veya örf gereğince yönetim ve gözetim yetkisine sahip olan kişi ev başkanı olabilir.

Günümüzde aile yapısına göre anne ve babanın birlikte bu sorumluluk kapsamında değerlendirilmesi mümkün olabilir.

Velayet ile ev başkanlığı kavramlarının da birbirine karıştırılmaması gerekir.

Her olayda çocuğun kimin yanında yaşadığı, fiilî aile düzeni, velayet durumu ve gözetim ilişkisinin kim tarafından yürütüldüğü ayrıca incelenmelidir.

Ev Başkanının Sorumluluğu Kusursuz Sorumluluk Mudur?

TMK m.369’da düzenlenen sorumluluk, öğretide ve Yargıtay uygulamasında özen yükümlülüğüne dayanan bir kusursuz sorumluluk türü olarak değerlendirilmektedir.

Zarar gören kişinin anne veya babanın doğrudan kusurunu klasik haksız fiilde olduğu gibi ayrıca ispat etmesi gerekmez.

Ev başkanı ancak kanunda öngörülen kurtuluş kanıtını ortaya koyarak sorumluluktan kurtulabilir.

Yani çocuğun yaşına, karakterine, geçmiş davranışlarına ve somut tehlikeye göre alınması gereken makul eğitim ve gözetim tedbirlerinin alındığının veya bunlar alınsa dahi olayın önlenemeyeceğinin ortaya konulması gerekir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 09.05.2024 tarihli E.2023/3484, K.2024/1622 sayılı kararında da küçüğün fiilinden kaynaklanan olayda ev başkanı olan anne ve babanın TMK m.369 kapsamındaki sorumluluğu incelenmiş ve somut olayda tazminat kararı onanmıştır.

Çocuğa ve Anne Babaya Aynı Anda Tazminat Davası Açılabilir Mi?

Bu konu uygulamada son derece önemlidir.

Çocuğun kendi haksız fiilinden kaynaklanan sorumluluğu ile ev başkanının TMK m.369 kapsamındaki sorumluluğu aynı şey değildir.

İki ayrı sorumluluk sebebi söz konusudur.

Gönderdiğiniz kaynak makalede de isabetli şekilde belirtildiği üzere, zarar gören kişi yalnızca küçüğün kişisel sorumluluğuna başvurabileceği gibi ev başkanının sorumluluğuna da dayanabilir. Eski Yargıtay kararlarında bu iki sorumluluğun hukuki kaynaklarının ve görevli mahkemelerinin farklı olduğu özellikle vurgulanmıştır.

Bununla birlikte daha yeni uygulamanın da gözden kaçırılmaması gerekir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 09.05.2024 tarihli E.2023/3484, K.2024/1622 sayılı kararında, haksız fiili gerçekleştiren çocuk ile ev başkanı olan anne ve babanın birlikte davalı gösterildiği uyuşmazlıkta Aile Mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi değerlendirmesi benimsenmiş ve karar onanmıştır.

Dolayısıyla dava açılırken yalnızca “küçük mü, anne baba mı davalı gösterilecek?” sorusu değil; hangi hukuki sorumluluk sebebine dayanıldığı ve taleplerin nasıl terdit veya birlikte yapılandırıldığı dikkatle değerlendirilmelidir.

Görev konusu kamu düzenine ilişkin olduğundan dava stratejisinin somut olaya göre belirlenmesi önem taşır.

Çocuk Davada Nasıl Temsil Edilir?

18 yaşından küçük çocuğun haksız fiilden maddi anlamda sorumlu tutulabilmesi ile davayı usulen kendi başına takip edebilmesi farklı konulardır.

Küçük kural olarak yasal temsilcisi aracılığıyla davada temsil edilir.

Ancak anne veya babanın da aynı davada TMK m.369 kapsamında kişisel olarak davalı olması hâlinde çocuk ile velisi arasında çıkar çatışması doğup doğmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Türk Medeni Kanunu m.426/2 ve Yargıtay uygulaması, yasal temsilci ile çocuk arasında menfaat çatışması bulunduğunda çocuğa temsil kayyımı atanmasını öngörmektedir. Yargıtay çeşitli kararlarında çocuk ile velisi arasındaki çıkar çatışması hâlinde kayyım atanması ve taraf teşkilinin buna göre sağlanması gerektiğini belirtmektedir.

Bu nedenle çocuğun ve anne-babanın birlikte davalı gösterildiği dosyalarda temsil meselesinin özellikle incelenmesi gerekir.

Manevi Tazminat Davasının Şartları Nelerdir?

Çocuğun ayırt etme gücüne sahip olduğu ve kusur sorumluluğuna dayanıldığı durumda genel olarak hukuka aykırı bir fiil, kusur, zarar ve uygun illiyet bağının bulunması gerekir.

Türk Borçlar Kanunu m.49 genel haksız fiil sorumluluğunun temel hükmüdür.

Kişilik hakkına saldırı söz konusu olduğunda TBK m.58 özel önem taşır.

Örneğin iftira niteliğinde asılsız isnat nedeniyle öğretmenin toplumdaki ve okul çevresindeki saygınlığının zedelenmesi; sosyal medyada küçük düşürücü içeriklerin yayılması; hakaret; tehdit veya benzeri saldırılar kişilik hakkı ihlaline yol açabilir.

Manevi Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?

Manevi tazminatın herkes için geçerli sabit bir tarifesi bulunmamaktadır.

Mahkeme somut olayın özelliklerine göre bir miktar belirler.

Özellikle saldırının ağırlığı, tarafların konumu, olayın gerçekleştiği ortam, saldırının yayılma biçimi, sonuçları, kişinin toplumdaki ve mesleğindeki konumu, eylemin sürekliliği ve tarafların sosyal-ekonomik durumları değerlendirilebilir.

Örneğin bir öğretmen hakkında yalnızca iki kişi arasında dile getirilen asılsız bir isnat ile yüzlerce veli ve öğrencinin ulaşabileceği sosyal medya hesabında yayımlanan ağır bir suçlama aynı etkiyi yaratmayabilir.

Yargıtay kararlarında da olay tarihi, olayın gelişimi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, ihlalin ağırlığı ve paranın satın alma gücü gibi unsurlar tazminat miktarı değerlendirmesinde dikkate alınmaktadır.

Manevi tazminatın temel amacı mağduru zenginleştirmek veya faili cezalandırmak değil, kişilik hakkı ihlali nedeniyle meydana gelen manevi zararı hukuk düzeninin imkânları içerisinde gidermektir.

Çocuğun Malvarlığı Yoksa Tazminat Davası Açmanın Anlamı Var Mıdır?

Bu da uygulamada sık sorulan sorulardan biridir.

Çocuğun dava tarihinde kendi adına önemli bir malvarlığı bulunmaması, hukuki sorumluluğunun bulunmadığı anlamına gelmez.

Tazminat hükmü çocuğun kendi malvarlığına yönelik bir borç doğurabilir.

Çocuğun haksız fiil sorumluluğu anne-babanın malvarlığına otomatik olarak aktarılan bir borç değildir. Anne ve babanın sorumlu tutulabilmesi için onların sorumluluğunun ayrıca hukuki dayanağının bulunması gerekir.

Bu nedenle uygulamada yalnızca küçüğün şahsi sorumluluğu değil, koşulları bulunuyorsa TMK m.369 kapsamındaki ev başkanı sorumluluğunun da değerlendirilmesi önemlidir.

Anne ve Baba “Çocuğumuz Okuldaydı, Gözetim Bizde Değildi” Diyerek Sorumluluktan Kurtulabilir Mi?

Her olayın kendi özellikleri değerlendirilir.

TMK m.369’un aradığı gözetim yükümlülüğü, çocuğun günün 24 saati fiziksel olarak ebeveyn tarafından takip edilmesi anlamına gelmez.

Gözetim yükümlülüğü çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun eğitim verilmesini, tehlikeli davranışlarına karşı gerekli tedbirlerin alınmasını ve somut koşullara göre makul kontrol mekanizmalarının oluşturulmasını da kapsayabilir.

Bu nedenle “olay okulda gerçekleşti” savunması tek başına her durumda sorumluluğu kaldıran otomatik bir sebep değildir.

Özellikle daha önce benzer şiddet, tehdit, zorbalık veya saldırgan davranışlar gösteren bir çocuk söz konusuysa ve aile bu durumu bildiği hâlde herhangi bir önlem almamışsa değerlendirme farklılaşabilir.

Buna karşılık hiçbir ön belirti bulunmayan, öngörülemeyen ve alınabilecek makul bütün tedbirlere rağmen engellenemeyecek ani bir davranış bakımından ev başkanının kurtuluş kanıtı tartışılabilir.

Okulun veya İdarenin de Sorumluluğu Doğabilir Mi?

Bazı olaylarda yalnızca çocuk ve ailesi değil, eğitim kurumunun sorumluluğu da gündeme gelebilir.

Örneğin okul yönetimine defalarca bildirilen sistematik akran zorbalığına rağmen hiçbir önlem alınmaması, ciddi bir saldırı tehlikesinin bilinmesine rağmen gerekli gözetimin sağlanmaması veya öğrencilerin güvenliği için alınması gereken tedbirlerin ihmal edilmesi farklı bir sorumluluk sebebi oluşturabilir.

Devlet okulunda meydana gelen olaylar bakımından kamu hizmetinin işleyişi ve idarenin hizmet kusuru gündeme gelebileceğinden görevli yargı kolu ayrıca değerlendirilmelidir.

Özel okul söz konusu olduğunda ise sözleşmesel sorumluluk, gözetim borcu ve özel hukuk hükümleri ayrıca tartışılabilir.

Bu nedenle okulda gerçekleşen bir saldırıda yalnızca “fail çocuk kim?” sorusu değil, “olayın meydana gelmesinde başka bir kişinin veya kurumun hukuki sorumluluğu bulunuyor mu?” sorusu da incelenmelidir.

Ceza Davası Açılması Manevi Tazminat Davası İçin Şart Mıdır?

Hayır.

Haksız fiil nedeniyle manevi tazminat davası açılabilmesi için mutlaka ceza mahkemesinde mahkûmiyet kararı verilmesi şart değildir.

Ceza sorumluluğu ile özel hukuk sorumluluğu birbirinden farklıdır.

Bir olay ceza hukuku bakımından farklı sonuç doğursa dahi özel hukuk bakımından kişilik hakkı ihlali veya haksız fiil oluşturabilir.

Bununla birlikte mevcut ceza soruşturması veya ceza davasındaki deliller, tanık anlatımları, kamera görüntüleri, bilirkişi raporları ve kesinleşmiş kararlar hukuk davası bakımından son derece önemli olabilir.

Takipsizlik Kararı Manevi Tazminat Davasını Otomatik Olarak Kazandırır Mı?

Hayır.

Örneğin öğrenci öğretmen hakkında suç duyurusunda bulunmuş ve savcılık KYOK vermişse, yalnızca KYOK kararı bulunması öğrencinin mutlaka iftira attığı anlamına gelmez.

Ceza soruşturmasında yeterli şüphe bulunmaması ile şikâyetçinin bilerek ve isteyerek gerçek dışı isnatta bulunması aynı kavram değildir.

Bu nedenle manevi tazminat davasında isnadın gerçeğe aykırılığı yanında öğrencinin olay hakkındaki bilgisi, anlatımındaki değişiklikler, başka deliller ve şikâyetin yapılma biçimi değerlendirilmelidir.

Buna karşılık kamera görüntüsü, bağımsız tanık anlatımları, öğrencinin mesajları veya başka objektif deliller isnadın bilinçli olarak uydurulduğunu ortaya koyuyorsa bu durum tazminat davası bakımından son derece önemli olabilir.

Öğretmen Hakkında Asılsız İddianın Diğer Öğrencilere ve Velilere Anlatılması

Bir iddianın yalnızca yetkili makama bildirilmesi ile okul içerisinde yayılması birbirinden farklı değerlendirilmelidir.

Örneğin bir öğrenci iddiasını ailesine veya okul yönetimine anlatabilir.

Ancak daha sonra arkadaşlarına “öğretmen tacizci”, “öğretmen sapık”, “öğretmen beni dövdü” şeklinde kesin ifadelerle anlatması ve iddianın sosyal çevrede yayılmasını sağlaması kişilik hakkına yönelik saldırının kapsamını ağırlaştırabilir.

Aynı şekilde sosyal medya paylaşımları, WhatsApp mesajları ve toplu öğrenci gruplarında yapılan açıklamalar da delil niteliği taşıyabilir.

Manevi Tazminat Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?

Somut olayın özelliğine göre ceza soruşturması dosyası, okul disiplin soruşturması, kamera kayıtları, WhatsApp yazışmaları, sosyal medya paylaşımları, ekran görüntüleri, tanık anlatımları, öğretmen ve öğrenci beyanları, rehberlik servisi kayıtları, okul tutanakları, bilirkişi incelemesi, sağlık raporları, psikolojik destek belgeleri ve hukuka uygun şekilde elde edilmiş diğer deliller kullanılabilir.

Özellikle dijital delillerde içeriğin kim tarafından oluşturulduğunun ve sonradan değiştirilip değiştirilmediğinin ispatlanması önem taşıyabilir.

Bu nedenle yalnızca ekran görüntüsü almakla yetinilmemesi; içeriğin URL, tarih, kullanıcı adı ve mümkün olan diğer teknik verilerle birlikte saklanması önemlidir.

Çocuğa Karşı Manevi Tazminat Davasında Görevli Mahkeme

Görev konusu somut davanın nasıl kurulduğuna göre özellikle dikkatle incelenmelidir.

Yalnızca ayırt etme gücüne sahip küçüğün kendi haksız fiil sorumluluğuna dayanılan klasik tazminat davalarında genel görevli hukuk mahkemesi Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Buna karşılık TMK m.369’daki ev başkanı sorumluluğuna dayanıldığında uyuşmazlığın aile hukukundan kaynaklanması nedeniyle Aile Mahkemesinin görevi gündeme gelmektedir.

Yargıtay’ın eski tarihli görev uyuşmazlığı kararlarında bu ayrım açıkça yapılmıştır. Örneğin ebeveynlerin yalnızca çocuğun kanuni temsilcisi olmaları sebebiyle davada yer almaları ile doğrudan TMK m.369’a göre ev başkanı sıfatıyla sorumlu tutulmalarının birbirinden farklı olduğu belirtilmiştir.

Bunun yanında Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 09.05.2024 tarihli E.2023/3484, K.2024/1622 sayılı kararında fail çocukla birlikte ev başkanı anne ve babanın da davalı olduğu uyuşmazlık bakımından Aile Mahkemesinin görevli kabul edilmesine yönelik karar onanmıştır.

Bu nedenle dava açılmadan önce görevli mahkemenin somut talep ve davalı kombinasyonuna göre ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Yetkili Mahkeme Nasıl Belirlenir?

Haksız fiilden doğan davalarda genel yetki kurallarının yanında haksız fiile özgü özel yetki kuralları da bulunmaktadır.

Davalının yerleşim yeri yanında haksız fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği veya gelme ihtimalinin bulunduğu yer gibi bağlantı noktaları somut olay bakımından değerlendirilebilir.

Özellikle internet ve sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen kişilik hakkı ihlallerinde yetki konusu ayrıca dikkatli incelenmelidir.

Manevi Tazminat Davasında Zamanaşımı Ne Kadardır?

Türk Borçlar Kanunu m.72’ye göre haksız fiilden doğan tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl içerisinde zamanaşımına uğrar.

Ancak fiil aynı zamanda ceza kanunlarında suç olarak düzenlenmiş ve ceza hukuku bakımından daha uzun zamanaşımı öngörülmüşse TBK m.72 gereğince bu daha uzun süre tazminat talebi bakımından da uygulanabilir.

Bu uygulama özellikle hakaret, tehdit, yaralama, cinsel saldırı veya istismar, mala zarar verme veya suç teşkil eden başka haksız fiiller bakımından önem taşıyabilir.

Dolayısıyla “olayın üzerinden iki yıl geçti, artık tazminat davası açılamaz” sonucuna otomatik olarak varılmamalıdır.

Fiilin suç oluşturup oluşturmadığı ve uygulanabilecek ceza zamanaşımı ayrıca incelenmelidir.

Çocuk Ceza Sorumluluğu Taşımıyorsa Hukuk Davası da Açılamaz Mı?

Ceza sorumluluğu ile hukuk sorumluluğu aynı şey değildir.

Ceza hukukundaki yaş grupları ve ceza sorumluluğuna ilişkin özel düzenlemeler, medeni hukuk ve borçlar hukukundaki ayırt etme gücü değerlendirmesiyle birebir aynı değildir.

Dolayısıyla bir çocuk hakkında ceza hukuku bakımından cezaya hükmedilememesi, her durumda özel hukuk bakımından tazminat sorumluluğunun bulunmadığı anlamına gelmez.

Hukuk hâkimi, özel hukuk kuralları çerçevesinde çocuğun ayırt etme gücünü ve haksız fiil sorumluluğunu ayrıca değerlendirir.

Çocuğun Haksız Fiilinden Dolayı Anne ve Baba ile Çocuk Birlikte Sorumlu Tutulabilir Mi?

Şartları oluştuğunda mümkündür.

Ancak sorumluluğun hukuki sebepleri farklıdır.

Çocuk kendi haksız fiilinden dolayı sorumludur.

Ev başkanı ise TMK m.369’daki özel gözetim sorumluluğu nedeniyle sorumlu olabilir.

Yargıtay uygulamasında aynı zarardan hem fail küçüğün hem ev başkanının sorumlu tutulmasına ilişkin örnekler bulunmaktadır. Güncel içtihat veri tabanlarında Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 21.01.2026 tarihli kararında, küçüğün gerçekleştirdiği ağır haksız fiil nedeniyle fail çocuk ile ev başkanı annenin maddi ve manevi tazminat sorumluluğuna ilişkin kabul kararının onandığı görülmektedir.

Ancak zarar görenin aynı zarar nedeniyle iki kez tahsilat yapması mümkün değildir. Bu nedenle tahsilde tekerrür oluşturulmaması gerekir.

Öğretmen Öğrenciye Karşı Manevi Tazminat Davası Açabilir Mi?

Evet.

Öğretmen ile öğrenci arasındaki eğitim ilişkisi öğrencinin öğretmenin kişilik haklarını ihlal etme serbestisine sahip olduğu anlamına gelmez.

Öğretmenin şerefi, mesleki itibarı, toplumdaki saygınlığı ve kişilik değerleri hukuk düzeninin koruması altındadır.

Bir öğrencinin öğretmen hakkında bilerek asılsız ve ağır suç isnadında bulunması, öğretmene sistematik biçimde hakaret etmesi, sosyal medyada aşağılayıcı paylaşım yapması veya öğretmenin görüntülerini kişilik haklarını ihlal edecek biçimde yayımlaması hâlinde, olayın şartlarına göre manevi tazminat talebi gündeme gelebilir.

Ancak özellikle öğretmen-öğrenci ilişkisinde çocuğun yaşı, gelişim düzeyi ve olayın meydana geliş biçimi mutlaka dikkate alınacaktır.

Bu nedenle başarılı bir dava açısından yalnızca kullanılan sözün ağır olması değil; öğrencinin ayırt etme gücü, isnadın gerçeğe aykırılığı, kişilik hakkına verilen zarar ve olayın bütün koşullarının ortaya konulması önemlidir.

Öğrencinin Velisine Karşı Manevi Tazminat Davası Açılabilir Mi?

Sadece “veli” olması tazminat sorumluluğu için yeterli değildir.

Anne veya babanın sorumluluğu doğrudan TMK m.369 kapsamında değerlendirilmelidir.

Dolayısıyla dava dilekçesinde yalnızca “davalı çocuğun annesidir/babasıdır” denilmesi yerine ev başkanı sorumluluğunun hukuki ve maddi koşullarının somutlaştırılması önem taşır.

Çocuğun geçmiş davranışları, aile tarafından bilinen riskler, daha önce okul tarafından yapılan uyarılar, tekrarlanan zorbalık veya şiddet olayları ve buna rağmen önlem alınmaması gibi olgular bazı uyuşmazlıklarda önem kazanabilir.

Manevi Tazminata Olay Tarihinden İtibaren Faiz İstenebilir Mi?

Haksız fiilden kaynaklanan tazminatlarda temerrüt kural olarak haksız fiilin gerçekleştiği tarihte meydana geldiğinden, koşulları bulunması hâlinde olay tarihinden itibaren yasal faiz talep edilmesi mümkündür.

Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E.2023/3484, K.2024/1622 sayılı kararına konu uyuşmazlıkta maddi ve manevi tazminatlara haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına yönelik karar onanmıştır.

Dava dilekçesinde faiz başlangıç tarihinin açık şekilde gösterilmesi bu nedenle önemlidir.

Manevi Tazminat Davası Açmadan Önce Nelere Dikkat Edilmelidir?

Bu tür davalarda ilk yapılması gereken işlem olayın mümkün olduğunca objektif delillerle kayıt altına alınmasıdır.

Özellikle öğretmen hakkında öğrenci tarafından gerçeğe aykırı bir isnatta bulunulduğu iddia ediliyorsa okul tutanakları, kamera kayıtları, soruşturma evrakı, tanıklar, sosyal medya içerikleri, WhatsApp konuşmaları ve ceza soruşturması belgelerinin korunması gerekir.

İkinci olarak çocuğun olay tarihindeki yaşı ve ayırt etme gücü değerlendirilmelidir.

Üçüncü olarak yalnızca çocuğun şahsi sorumluluğuna mı yoksa ev başkanının TMK m.369 kapsamındaki sorumluluğuna da mı dayanılacağı belirlenmelidir.

Dördüncü olarak görevli mahkeme ve çocuk ile ebeveyn arasındaki olası temsil çatışması gözden geçirilmelidir.

Son olarak manevi tazminat miktarı belirlenirken olayın gerçek ağırlığıyla uyumlu, gerekçelendirilebilir bir talep oluşturulmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

15 Yaşındaki Çocuğa Manevi Tazminat Davası Açılır Mı?

Yaşı tek başına engel değildir. Çocuğun gerçekleştirdiği fiil bakımından ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı değerlendirilir. Ayırt etme gücüne sahipse TMK m.16 uyarınca haksız fiilinden sorumlu olabilir.

17 Yaşındaki Öğrenci Öğretmene İftira Atarsa Tazminat Öder Mi?

İsnadın gerçeğe aykırı ve hukuka aykırı olduğu, öğrencinin ayırt etme gücüne sahip bulunduğu ve kişilik hakkının ihlal edildiği ispatlanırsa manevi tazminat sorumluluğu doğabilir.

Çocuk Üzerine Mal Yoksa Anne Babadan Para Alınabilir Mi?

Çocuğun borcu otomatik olarak anne-babanın borcu hâline gelmez. Ancak şartları varsa anne ve babanın TMK m.369 kapsamında ev başkanı olarak ayrı sorumluluğu doğabilir.

Öğrencinin Öğretmeni Şikâyet Etmesi Tazminat Sebebi Midir?

Tek başına değildir. Hak arama özgürlüğü korunur. Ancak şikâyet hakkının bilerek gerçeğe aykırı isnatlarda bulunmak veya kişilik hakkına saldırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı somut olayda değerlendirilir.

Ceza Davasında Beraat Alan Öğretmen Öğrenciye Dava Açabilir Mi?

Beraat veya KYOK önemli bir delil olabilir fakat otomatik olarak manevi tazminat hakkı doğurmaz. Öğrencinin isnadının hukuka aykırı olduğu ve manevi zarar doğurduğu ayrıca değerlendirilir.

Sosyal Medyada Öğretmene Hakaret Eden Öğrenciye Dava Açılabilir Mi?

Evet. Öğrencinin ayırt etme gücü bulunuyorsa ve paylaşım kişilik hakkını hukuka aykırı şekilde ihlal etmişse manevi tazminat istenebilir.

Çocukla Birlikte Anne Babaya da Dava Açılabilir Mi?

Koşulları varsa mümkündür. Ancak çocuğun sorumluluğu ile anne-babanın ev başkanı sorumluluğunun hukuki sebepleri farklıdır. Görevli mahkeme ve temsil sorunu dava açılmadan önce ayrıca incelenmelidir.

Çocuğa Açılan Tazminat Davasında Kayyım Gerekir Mi?

Her davada değil. Ancak çocuğu temsil edecek anne veya babanın aynı uyuşmazlıkta kendi menfaatleri ile çocuğun menfaatlerinin çatışması hâlinde TMK m.426 kapsamında temsil kayyımı atanması gündeme gelebilir.

Manevi Tazminat İçin Psikolojik Rapor Şart Mıdır?

Her kişilik hakkı ihlalinde zorunlu değildir. Ancak olayın ruhsal etkisini gösteren psikolog, psikiyatri veya sağlık kayıtları somut olay bakımından önemli deliller olabilir.

Manevi Tazminat Davası İçin Ceza Şikâyeti Şart Mıdır?

Hayır. Ceza soruşturması bulunmaksızın da haksız fiil ve kişilik hakkı ihlaline dayalı tazminat davası açılması mümkündür.

Sonuç: Çocuk Olmak Haksız Fiil Sorumluluğunu Kendiliğinden Ortadan Kaldırmaz

Türk hukukunda reşit olmayan kişinin haksız fiil sorumluluğu konusunda belirleyici husus yalnızca kişinin 18 yaşını doldurup doldurmaması değildir.

Ayırt etme gücüne sahip küçükler, Türk Medeni Kanunu’nun 16. maddesi gereğince haksız fiillerinden sorumludur.

Bu nedenle bir öğrencinin öğretmenine veya başka bir kişiye hakaret etmesi, bilerek asılsız suçlamalarda bulunması, sosyal medyada kişilik hakkını ihlal eden paylaşımlar yapması, başka bir çocuğa sistematik zorbalık uygulaması veya fiziksel saldırıda bulunması hâlinde maddi ve manevi tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir.

Üstelik şartların oluşması hâlinde çocuğun sorumluluğundan bağımsız olarak TMK m.369 gereğince ev başkanının da sorumluluğu söz konusu olabilir.

Bu tür davalarda çocuğun yaşı ve ayırt etme gücü, haksız fiilin niteliği, kişilik hakkına verilen zarar, anne-babanın gözetim yükümlülüğü, görevli mahkeme, çocuğun davada temsili, kayyım gerekip gerekmediği, ceza dosyasının etkisi ve zamanaşımı birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle öğretmen hakkında öğrenci tarafından yapılan asılsız suçlamalarda ise şikâyet hakkının kullanılması ile bilerek gerçeğe aykırı isnat yoluyla kişilik hakkına saldırı arasındaki sınır, davanın sonucunu belirleyen temel hukuki meselelerden biridir.

Her somut olay kendi delilleri ve özellikleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.

İlgili Mevzuat ve İçtihat

Türk Medeni Kanunu m.13: Ayırt etme gücü.

Türk Medeni Kanunu m.16: Ayırt etme gücüne sahip küçüklerin haksız fiil sorumluluğu.

Türk Medeni Kanunu m.367-369: Ev başkanlığı ve ev başkanının sorumluluğu.

Türk Medeni Kanunu m.426/2: Yasal temsilci ile küçüğün menfaat çatışması hâlinde kayyım.

Türk Borçlar Kanunu m.49: Haksız fiil sorumluluğu.

Türk Borçlar Kanunu m.56: Bedensel bütünlüğün ihlalinde manevi tazminat.

Türk Borçlar Kanunu m.58: Kişilik hakkının ihlalinde manevi tazminat.

Türk Borçlar Kanunu m.65: Ayırt etme gücü bulunmayan kişinin hakkaniyet sorumluluğu.

Türk Borçlar Kanunu m.72: Haksız fiil zamanaşımı.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 09.05.2024, E.2023/3484, K.2024/1622.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 31.12.2012, E.2012/16889, K.2012/15261.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 08.07.2013, E.2013/10571, K.2013/10955.

Yargıtay’ın TMK m.369 kapsamında küçüğün ve ev başkanının sorumluluğuna ilişkin güncel kararları.

Yazar
Av. Enes SENCER

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat değişebilir, güncel durum için hukuki destek alınız.

Yorum yazın

Yorumlar onaydan sonra yayımlanır. E-posta adresiniz görünmez.