bursa-avukat-ceza-bursa-avukat

EGM PERSONELİNİN FETÖ/PDY SORUŞTURMALARINDA “GARSON” KODLAMALARI NEDENİYLE DİSİPLİN SORUŞTURMASINA TABİ TUTULMASI VE YÜKSEK DİSİPLİN KURULU ÖNÜNDE SON SAVUNMA

Garson Kodlamalarının Delil Değeri, Kodlama Sistemindeki Tutarsızlıklar, Etkili Savunma Yöntemi ve Güncel Yüksek Yargı İçtihatları

I. GİRİŞ

15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünden sonra Emniyet Genel Müdürlüğü personeli hakkında yürütülen FETÖ/PDY soruşturmalarının en tartışmalı delil gruplarından biri, kamuoyunda “Garson kodlamaları” veya “Garson SD kart verileri” olarak bilinen dijital verilerdir.

“Garson” kod adlı gizli tanığın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına teslim ettiği dijital materyaller üzerinde yapılan incelemeler sonucunda çok sayıda Emniyet personelinin çeşitli harf, rakam, kelime ve kategorilerle tasnif edildiği görülmüş; sonraki yıllarda bu bilgiler “veri inceleme raporu” veya daha kapsamlı “veri analiz raporu” biçiminde adli ve idari dosyalara girmiştir.

Ancak burada son derece önemli bir ayrım yapılmalıdır:

Bir kişinin herhangi bir örgütün kendi iç kayıtlarında kodlanmış olması ile o kişinin gerçekte o örgütle hukuken kabul edilebilir bir iltisak veya irtibatının bulunması aynı şey değildir.

Nitekim Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 2 Nisan 2026 tarihli Mehmet Emin Okyay ve Doğan Doğan kararlarıyla Garson verilerinin hukuki değerine ilişkin oldukça ayrıntılı bir kriter sistemi oluşturmuştur. Kararlar 23 Haziran 2026 tarihinde kamuoyuna duyurulmuştur. AYM artık “Garson verileri baştan sona hükümsüzdür” demediği gibi “Garson’da kod varsa ihraç yeterlidir” biçiminde otomatik bir yaklaşımı da kabul etmemektedir. Esas mesele; kodlamanın tutarlılığı, doğruluğu, denetlenebilirliği, diğer veri setleriyle teyit edilip edilmediği, kişinin karşı beyanlarının araştırılıp araştırılmadığı ve varsa kodlamayı destekleyen bağımsız delillerin niteliğidir.

Dolayısıyla bugün Ankara’da Emniyet Genel Müdürlüğü veya İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu önünde yapılacak bir savunmanın 2017-2020 yıllarındaki standart “ByLock kullanmadım, Bank Asya hesabım yoktur, FETÖ’cü değilim” savunmasından çok daha teknik hazırlanması gerekmektedir.

Savunmanın merkezinde şu soru bulunmalıdır:

İdarenin somut personel hakkındaki iltisak/irtibat değerlendirmesini doğrulayabilecek, kişiselleştirilmiş, tutarlı, denetlenebilir ve objektif olgular gerçekten mevcut mudur?


II. “GARSON” VERİLERİ NEDİR?

FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında “Garson” kod adlı gizli tanığın 18 Nisan 2017 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına dijital materyaller teslim ettiği, bu materyaller üzerinde Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından teknik çalışmalar gerçekleştirildiği ve Emniyet personeline ilişkin geniş kapsamlı kayıtların ortaya çıkarıldığı AYM kararlarında da kabul edilmektedir.

İlk dönemlerde düzenlenen veri inceleme raporlarından sonra dijital materyaller üzerindeki şifre çözme ve teknik analiz çalışmalarının ilerlemesiyle farklı dosya yolları, tablolar ve listeler ortaya çıkarılmış ve aynı kişiler hakkında birden fazla dönem veya kategoriye ilişkin bilgiler elde edilmiştir. Bu nedenle eski tarihli tek sayfalık “veri inceleme raporu” ile sonraki yıllarda hazırlanmış daha kapsamlı “veri analiz raporu” arasında ciddi içerik farkları bulunabilmektedir.

Bu ayrım savunmada son derece önemlidir.

Çünkü hakkında yalnızca eski tarihli bir veri inceleme raporu bulunan personel yönünden;

“Sonradan çözülen diğer veri setlerinde müvekkile ilişkin kayıt bulunup bulunmadığı, varsa bütün kayıtların birbiriyle uyumlu olup olmadığı, kodun zaman içerisinde değişip değişmediği ve kişinin hangi somut eylemine dayanılarak bu kodun oluşturulduğu”

mutlaka araştırılmalıdır.

AYM’nin 2026 kriterleri de tam olarak burada devreye girmektedir.


III. GARSON KODLAMA SİSTEMİ NASIL ÇALIŞMAKTADIR?

Kamuya yansıyan dava dosyaları, gizli tanık ifadeleri ve yargı kararlarında kodlamaların tek tip olmadığı görülmektedir.

Kişiler “alan dışı”, “ilgi”, “alan içi”, “ümit”, “serhat” benzeri genel kategorilere ayrılmış; ayrıca A4, A5, B4, EA, SAY, SEA, DİL, AD, F, G ve benzeri çok sayıda kod kullanılmıştır.

Bazı dava dosyalarında örneğin AD kodunun örgütün etki alanı dışında bulunan kişileri; DİL kodunun örgüt mensubu olmadığı hâlde kazanılmaya çalışıldığı ileri sürülen kişileri; EA veya SAY gibi kodların ise daha güçlü örgütsel aidiyet iddiası içeren kategorileri ifade ettiği belirtilmektedir.

Danıştay 5. Dairesinin 1 Mart 2023 tarihli E.2023/3301, K.2023/1963 sayılı kararında incelenen polis memuru bakımından son derece çarpıcı bir örnek vardır. Veri inceleme raporunda davacı “AD” olarak kodlanmış; ayrıca alan dışı “0”, kurs taksiti “0”, ofis “Hayır”, ETÜD 2015 “0” olarak gösterilmiştir. İlk derece mahkemesi bunların tamamını örgüt bağlantısının bulunmadığını gösteren lehe veriler arasında değerlendirmiştir.

Dolayısıyla savunmada sadece kişinin karşısındaki bir harf koduna bakılması kesinlikle yeterli değildir.

Kodlama tablosunun:

DERECE 1, DERECE 2, 2015 MART ALAN, 2015 MART ALAN DIŞI, ALAN, AD, ETÜD, OFİS, KURS TAKSİDİ/HİMMET, ZÜMRE BAŞKANI, ÖĞRETMEN, VEKİL ve benzeri bütün sütunları birlikte incelenmelidir.

Örneğin bir tabloda “alan” hanesinde şüphe uyandıran bir kod bulunmasına karşılık;

ETÜD = 0,

Kurs taksiti/himmet = 0,

Ofis = Hayır,

Alan dışı = 0,

örgüt evi kaydı = yok,

ByLock = yok,

ankesör/operasyonel hat = yok,

tanık = yok,

örgüt yöneticisiyle irtibat = yok

şeklinde bir veri grubu mevcutsa savunmanın özellikle bu iç tutarsızlığa odaklanması gerekir.


IV. GARSON VERİLERİNİN EN ÖNEMLİ PROBLEMİ: KODLAMA BİR “TESPİT” MİDİR, YOKSA BAŞKALARININ KİŞİ HAKKINDAKİ KANAATİ MİDİR?

Garson sisteminin hukuki değerlendirilmesinde en temel mesele budur.

Bir telefon HTS kaydı objektif olarak bir iletişimin yapılıp yapılmadığını gösterir.

Bir banka kaydı objektif olarak hesabın bulunup bulunmadığını gösterir.

Bir ByLock IP kaydı belirli teknik veriler üzerinden incelenebilir.

Ancak bir örgüt mensubunun başka bir kişi hakkında “A4”, “EA”, “SAY” veya başka bir kod yazması özünde üçüncü kişinin değerlendirmesidir.

Kodlama doğru da olabilir, yanlış da olabilir.

Güncel olmayan bilgiye dayanabilir.

Başka biriyle karıştırılmış olabilir.

Bilgiyi aktaran mahrem sorumlunun kendi kanaati olabilir.

Personeli kazanmak isteyen bir örgüt mensubunun başarı gösterme amacıyla yaptığı abartılı sınıflandırma olabilir.

Eski bir kaydın güncellenmemiş biçimi olabilir.

İsim, sicil veya kimlik eşleştirme hatası olabilir.

AYM’nin 2026 tarihli yaklaşımının önemi de tam burada ortaya çıkmaktadır. Mahkeme, veri inceleme raporlarının hatalı kodlama bilgisi içerme ihtimalini dışlamamıştır. Aynı zamanda sonraki veri analizlerinin farklı listelerdeki kodları karşılaştırmaya imkân sağlayabileceğini ve böylece güvenilirliğin sınanabileceğini kabul etmiştir.

Savunmada bu nedenle:

“Garson verilerinin hiçbir hukuki değeri yoktur.”

şeklindeki mutlak tez yerine:

“Somut müvekkile ilişkin kodlama verisinin doğru ve tutarlı olduğu ortaya konulmamıştır.”

tezinin kurulması çok daha güçlüdür.


V. KODLAMALARDAKİ HATA VE TUTARSIZLIK İHTİMALİ

Kamuya açık kaynaklara yansıyan Garson ifadelerinde veri sistemine ilişkin önemli açıklamalar bulunmaktadır. Bunların bir kısmında Excel ortamında hızlı veri girişi, satırların aşağı çekilmesi, kimlik veya telefon bilgilerinin yanlış girilmesi ve veri toplayan çok sayıda insan nedeniyle “insan hatası” ihtimalinden söz edildiği aktarılmıştır. Ayrıca bazı kodların anlamının ezberden hatırlanamadığı ve ayrı tablolardan kontrol edildiğine ilişkin anlatımlar bulunmaktadır. Bu hususlar ikincil hukuk kaynaklarında ayrıntılı biçimde derlenmiştir.

Bununla birlikte savunmada bu iddialar aktarılırken dikkatli olunmalıdır.

Çünkü Anayasa Mahkemesi “bazı kayıtlar hatalı olabilir” tespitinden hareketle bütün Garson veri tabanını hükümsüz saymamaktadır.

Tam tersine mahkemenin yaklaşımı şudur:

Hata ihtimali varsa kişi özelinde doğrulama yapılmalıdır.

Dolayısıyla doğru savunma tekniği;

“Listede hata vardır, bütün liste çökmüştür.”

değil;

“Bu kişinin kaydı hangi kaynak veriden, hangi tarihte, kim tarafından, hangi gözlem veya somut olay esas alınarak oluşturulmuştur ve diğer dönem kayıtlarıyla neden uyumludur?”

sorularını idareye yöneltmektir.


VI. 2026 TARİHLİ AYM KARARLARI SAVUNMANIN MERKEZİNE KONULMALIDIR

A. Mehmet Emin Okyay Kararı: Salt Kodlamaya Dayalı İhraçta İhlal

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Mehmet Emin Okyay, B. No: 2023/47320, 2/4/2026 kararında başvurucu polis memurunun dosyasını incelemiştir.

Başvurucu hakkında Garson kayıtlarında:

EA

ve

ETÜD 2015/1

bilgileri bulunmaktadır.

Derece mahkemeleri esas itibarıyla bu iki kodlama üzerinden FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat bulunduğu sonucuna ulaşmıştır.

Ancak başvurucu hakkında başka güçlü ve bağımsız bir doğrulayıcı bulgu ortaya konulamamıştır.

AYM, kodlamanın ortaya çıkardığı şüphenin doğruluğunu teyit edecek yeterli araştırmanın yapılmadığını değerlendirmiş ve özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu karar günümüzde Garson dosyalarında savunmanın en önemli dayanaklarından biridir.

Ancak kararın doğru okunması gerekir.

AYM:

“Garson kodlaması hiçbir şekilde delil değildir.”

dememiştir.

Mahkemenin söylediği esasen şudur:

Bir kodlama veri setindeki tutarlılığı ortaya konulmadan ve/veya başka delillerle teyit edilmeden otomatik biçimde ihraç sonucuna götürülemez.


VII. DOĞAN DOĞAN KARARI: KODLAMA SOMUT TANIK ANLATIMLARIYLA DESTEKLENİRSE SONUÇ DEĞİŞEBİLİR

Doğan Doğan, B. No: 2023/1011, 2/4/2026 kararında başvurucu A4 koduyla kodlanmıştır.

Ancak Mehmet Emin Okyay dosyasından farklı olarak burada yalnızca kodlama bulunmamaktadır.

AYM’nin aktardığı üzere aynı yerde görev yapan kişilerin tanık anlatımlarında başvurucunun darbe teşebbüsünden önce FETÖ/PDY bağlantılı olduğu düşünülen kişiler lehine belirli idari davranışlarda bulunduğuna ilişkin somut iddialar bulunmaktadır.

AYM bu nedenle kodlama + somut tanık anlatımları kombinasyonunun ilgili ve yeterli gerekçe oluşturduğunu kabul ederek ihlal bulunmadığına karar vermiştir.

Bu iki karar birlikte okunduğunda savunma açısından formül ortaya çıkmaktadır:

KODLAMA → ŞÜPHE

KODLAMA + TUTARLI VERİ ANALİZİ ve/veya BAĞIMSIZ SOMUT DELİL → İLTİSAK/İRTİBAT DEĞERLENDİRMESİNE DÖNÜŞEBİLİR

Bu nedenle son savunmada her ek delil ayrı ayrı çürütülmelidir.


VIII. DANIŞTAY’IN YAKLAŞIMI SAVUNMADA GÖZ ARDI EDİLMEMELİDİR

Savunmada yalnızca lehe kararları aktarmak yeterli değildir. İdarenin dayanabileceği aleyhe içtihat da bilinmelidir.

Danıştay 5. Dairesinin 2024 yılı ilkesel kararları arasında E.2024/7325, K.2024/12309 sayılı karar özellikle önemlidir.

Danıştay burada örgüt kodlama verilerinin kamu görevlisinin örgütle iltisak veya irtibatının değerlendirilmesinde esas alınabilecek somut veri niteliğinde olduğunu kabul etmiştir.

Hatta kişinin hangi kategori altında kodlandığı ve o kategorinin hangi faaliyetleri ifade ettiği değerlendirildiğinde kodlama bilgisinin tek başına dikkate alınabilecek bir veri olduğunu belirtmiştir.

İşte tam bu noktada 2026 AYM kararları savunmaya yeni bir boyut kazandırmıştır.

Çünkü AYM, verinin önemini kabul etmekle birlikte:

tutarlılık + doğruluk + denetlenebilirlik + karşı beyanların değerlendirilmesi

şartlarını özellikle vurgulamıştır.

Bu nedenle “Danıştay kodlamayı delil kabul etti, iş bitti” biçimindeki yaklaşım artık eksiktir.


IX. CEZA SORUŞTURMASINDA KYOK VEYA BERAAT VARSA NASIL KULLANILMALIDIR?

Disiplin soruşturmasının ceza soruşturmasından bağımsız olması temel ilkedir.

7068 sayılı Kanun da disiplin soruşturmasının adli soruşturma veya kovuşturmadan bağımsızlığını kabul etmektedir.

Dolayısıyla:

“Hakkımda takipsizlik verildi, disiplin soruşturması otomatik olarak düşmelidir.”

şeklindeki savunma teknik olarak hatalıdır.

Bunun yerine şu argüman kurulmalıdır:

“Her ne kadar ceza soruşturması ile disiplin soruşturmasının hukuki ölçütleri farklı ise de hakkımdaki aynı maddi vakıalara ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığı araştırmasında ByLock, ankesör, örgütsel toplantı, himmet, örgütsel talimat, tanık, örgüt yöneticisi irtibatı veya benzeri hiçbir somut bağlantı ortaya konulamamıştır. Bu karar tek başına Kurulu bağlamasa dahi Garson kodlamasını teyit eden bağımsız delil bulunmadığının en önemli göstergelerinden biridir.”

Mehmet Emin Okyay kararı bu savunmayı çok ciddi biçimde güçlendirmektedir.


X. YARGITAY’IN CEZA DOSYALARINDAKİ YAKLAŞIMI DA ÖNEMLİDİR

Ceza yargılaması ile idari iltisak/irtibat değerlendirmesinin ispat standartlarının aynı olmadığı unutulmamalıdır.

Bununla birlikte Yargıtay’ın Garson verilerine ilişkin kararları delilin doğrulanması ihtiyacını göstermesi bakımından önemlidir.

Örneğin Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2022/36446 E., 2023/11654 K. sayılı kararında veri inceleme raporunda sanığın “SAY” şeklinde kodlanmasıyla yetinilmemiş; raporda belirtilen örgütsel sorumluların araştırılması, tanıkların dinlenmesi, farklı illerdeki soruşturma ve kovuşturmaların araştırılması, güncellenmiş Garson bilgilerinin sorulması ve UYAP bilgi havuzunda sanık hakkında başka beyanların bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği belirtilmiştir.

Bu yaklaşım son derece önemlidir:

Kodlama araştırmanın başlangıcı olabilir; araştırmanın sonucu olarak kabul edilmemelidir.


XI. MEMURLAR.NET’TE YER ALAN GERÇEK PERSONEL ANLATIMLARI NE GÖSTERİYOR?

Garson kodlamaları nedeniyle 26 Nisan 2017 döneminde çok sayıda Emniyet personelinin açığa alınması kamuoyuna geniş biçimde yansımıştır.

Memurlar.net’in 27 Nisan 2018 tarihli haberinde Garson verileri kapsamında 9.103 polis memurunun açığa alındığı bildirilmiş ve bazı personelin kendi anlatımlarına yer verilmiştir.

Personel anlatımlarında özellikle;

15 Temmuz gecesi görev yaptığını,

hendek operasyonlarında bulunduğunu,

ödül ve başarı belgelerinin bulunduğunu,

hakkında kodlama dışında ikinci bir bulgu gösterilmediğini,

uzun süre açıkta beklediğini,

MİT ve Emniyet soruşturmalarından geçerek kritik görevlere atandığını

belirten örnekler bulunmaktadır.

Bu anlatımlar yargısal delil değildir ve münferit kullanıcı beyanları bağımsız biçimde doğrulanmış kabul edilemez.

Ancak savunma tekniği açısından çok önemli bir gerçeği göstermektedir:

Personelin mesleki geçmişi ve devlet tarafından geçmişte kendisine tevdi edilen kritik görevler mutlaka dosyaya sokulmalıdır.

Çünkü yalnızca “Ben FETÖ’cü değilim” demek yerine objektif kariyer geçmişi gösterilmelidir.


XII. YÜKSEK DİSİPLİN KURULU ÖNÜNDE PERSONELİN HAKLARI

7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun’un 31. maddesi son derece açık hükümler içermektedir.

Savunma alınmadan disiplin cezası verilemez.

Savunma için verilen süre yedi günden az olamaz.

Savunma isteminden itibaren personelin soruşturma evrakını inceleme hakkı vardır.

Daha da önemlisi, hakkında meslekten çıkarma veya Devlet memurluğundan çıkarma cezası istenen personel;

soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak bizzat veya vekili aracılığıyla savunma yapma hakkına sahiptir.

Bu haklar şekli formaliteler değildir.

Savunmanın etkin kullanılmasını sağlayan temel güvencelerdir.

Danıştay uygulamasında da kişinin hakkındaki iddiaları, dayanak delilleri, hukuki nitelendirmeyi ve önerilen cezayı öğrenmesine imkân sağlanmadan verilen çıkarma cezaları hukuka aykırı kabul edilmektedir.


XIII. SON SAVUNMADAN ÖNCE MUTLAKA İSTENMESİ GEREKEN BELGELER

Savunma dosyası hazırlanırken özellikle şu materyallerin tamamı kontrol edilmelidir:

  1. Soruşturma raporunun tamamı ve ekleri; Garson veri inceleme raporu ile varsa en son tarihli veri analiz raporu; kişinin bütün kodlama sütunları ve dönemsel kodlarının bulunduğu tablolar; kodlama açıklamalarının dayanağı olan dokümanlar; tanık veya etkin pişmanlık beyanlarının tamamı; HTS ve ankesör analizleri; ByLock sorguları; Bank Asya kayıtları; dernek/sendika/vakıf kayıtları; okul-dershane kayıtları; adli soruşturmanın KYOK veya kovuşturma evrakı; personel özlük dosyası; performans kayıtları; ödül, takdirname, başarı ve üstün başarı belgeleri; terörle mücadele, hendek operasyonları ve 15 Temmuz görev kayıtları; kritik görevlere yapılan atamalar ve güvenlik soruşturması süreçleri; personel hakkındaki olumlu amir kanaatleri.

Dosyada bunların bulunup bulunmadığı bilinmeden yapılacak son savunma eksik kalır.


XIV. GARSON DOSYALARINDA ETKİLİ SAVUNMANIN 10 TEMEL SORUSU

Savunma hazırlanırken her dosyada cevaplandırılması gereken temel sorular şunlardır:

Bir: Müvekkilin tam kodu nedir?

İki: Aynı kişi farklı dönemlerde farklı kodlanmış mıdır?

Üç: Kodlamanın tarihi nedir?

Dört: Kodlamayı oluşturan kişinin kim olduğu belli midir?

Beş: Kodun altında somut bir örgütsel faaliyet yazıyor mudur?

Altı: Etüt, himmet, ofis, sohbet, mahrem sorumlu gibi yan sütunlar kodu doğruluyor mu yoksa çelişiyor mu?

Yedi: Güncel veri analiz raporu eski veri inceleme raporunu doğruluyor mu?

Sekiz: Tanık varsa beyanı somut mudur, duyuma mı dayanmaktadır?

Dokuz: Adli soruşturma sonucunda aynı iddialar araştırılmış mıdır?

On: Personelin mesleki hayatı isnat edilen örgütsel bağlılık iddiasıyla mantıksal olarak bağdaşmakta mıdır?


XV. SAVUNMADA EN ÇOK YAPILAN HATALAR

En önemli hata yalnızca “FETÖ ile hiçbir bağlantım yoktur” denilmesidir.

Bu bir sonuç cümlesidir; gerekçe değildir.

İkinci hata yalnızca KYOK veya beraate güvenmektir.

Üçüncü hata Garson veri tabanının tamamının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kişi özelindeki kayıtları incelememektir.

Dördüncü hata olumlu sicil ve başarı belgelerini savunmanın merkezine koymaktır.

Bunlar faydalı yardımcı delillerdir; fakat tek başına kodlamayı çürütmez.

En etkili yöntem:

İdarenin her deliline birebir karşı delil üretmektir.

“EA” deniyorsa EA’nın hangi veriye dayandığı sorulmalıdır.

“Etüt 1” deniyorsa o toplantının tarihi, yeri, katılımcıları ve sorumlusu sorulmalıdır.

“Öğretmen X” deniyorsa X’in müvekkili tanıyıp tanımadığı araştırılmalıdır.

HTS varsa görüşmenin tarihi, sıklığı, karşı taraf ve baz analizi incelenmelidir.

Tanık varsa görgüye mi duyuma mı dayandığı ortaya konulmalıdır.


XVI. ANKARA YÜKSEK DİSİPLİN KURULUNDA SÖZLÜ SAVUNMA NASIL YAPILMALIDIR?

Kurul önündeki savunmanın 40-50 dakikalık hayat hikâyesine dönüştürülmesi etkili değildir.

İlk birkaç dakika dosyanın hukuki çekirdeği anlatılmalıdır:

“Sayın Başkan, Sayın Kurul Üyeleri; hakkımdaki teklifin maddi temelini Garson kodlaması oluşturmaktadır. Ancak hakkımdaki kodlamayı doğrulayan ByLock, ankesör, örgütsel toplantı, himmet, örgüt evi, tanık veya örgütsel talimat bulgusu bulunmamaktadır. Ceza soruşturması da bu yönde sonuçlanmıştır. AYM Genel Kurulunun 2 Nisan 2026 tarihli Mehmet Emin Okyay kararındaki durumla dosyamın delil yapısı örtüşmektedir. Talebim, tek bir fişleme kaydından değil, tüm objektif veriler birlikte değerlendirilerek karar verilmesidir.”

Daha sonra yalnızca 3-5 güçlü konu anlatılmalıdır.

Savunmanın geri kalan ayrıntıları yazılı metinde bulunmalıdır.


XVII. ÖRNEK AYRINTILI SON SAVUNMA

T.C.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI / EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
YÜKSEK DİSİPLİN KURULU BAŞKANLIĞINA
ANKARA

HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILAN : …………………

VEKİLİ : Av. …………………

KONU : Hakkımda yürütülen disiplin soruşturmasında Devlet memurluğundan/meslekten çıkarma teklifine karşı 7068 sayılı Kanun’un 31. maddesi kapsamında son savunmalarımızın sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR

Sayın Başkan ve Sayın Kurul Üyeleri;

Hakkımda yürütülen soruşturmanın ve önerilen ağır yaptırımın temelinde, “Garson” kod adlı gizli tanıktan elde edildiği belirtilen dijital materyaller içerisindeki birtakım kodlama bilgilerinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

Öncelikle açıkça ifade etmek isterim ki FETÖ/PDY isimli yapılanmayla hayatımın hiçbir döneminde iradi, bilinçli ve örgütsel nitelikte bir ilişkim bulunmamıştır.

Ancak savunmam yalnızca bu kişisel beyanımdan ibaret değildir.

Dosyada bulunan objektif maddi verilerin tamamı da bu beyanımı doğrulamaktadır.

1. GARSON KODLAMASI BİR ÜÇÜNCÜ KİŞİ KAYDI OLUP MÜVEKKİLİN İRADİ EYLEMİ DEĞİLDİR

Hakkımdaki kodlama tarafımdan oluşturulmuş bir kayıt değildir.

Bu kayıt, örgüt mensubu olduğu ileri sürülen üçüncü kişiler tarafından benim bilgim, onayım veya iradem dışında hazırlanmıştır.

Bu nedenle söz konusu kaydın hukuki sonuç doğurabilmesi için öncelikle doğru olduğunun kişi özelinde denetlenmesi gerekir.

Bir kişinin örgütün kendi iç değerlendirme sisteminde herhangi bir kodla gösterilmiş olması o kişinin bu değerlendirmeyi kabul ettiği veya gerçekte belirtilen faaliyetleri gerçekleştirdiği anlamına gelmez.

2. KODLAMANIN DAYANAĞI OLAN SOMUT EYLEM ORTAYA KONULMAMIŞTIR

Dosyada şahsımın;

hangi tarihte,

hangi yerde,

hangi örgütsel toplantıya,

hangi mahrem sorumluyla,

hangi kişilerle birlikte

katıldığı ortaya konulamamıştır.

Keza herhangi bir himmet ödemesi, örgütsel talimat, mahrem haberleşme veya hiyerarşik görev de gösterilememiştir.

Kişiyi kamu görevinden ebediyen çıkarabilecek ağırlıktaki bir yaptırımın “kod böyle yazılmış” şeklindeki dairesel bir gerekçeye dayanması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.

Kodun doğru olduğunu ispatlayan şey yine kodun kendisi olamaz.

3. ANAYASA MAHKEMESİ GENEL KURULUNUN MEHMET EMİN OKYAY KARARI SOMUT OLAY BAKIMINDAN DOĞRUDAN ÖNEM TAŞIMAKTADIR

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Mehmet Emin Okyay, B. No:2023/47320, 2/4/2026 kararında Garson kayıtlarında “EA” ve “ETÜD:2015/1” kodları bulunan polis memuru yönünden değerlendirme yapmıştır.

Yüksek Mahkeme, yalnızca söz konusu kodlamalara dayanılarak, kodların doğruluğunu teyit edecek yeterli araştırma yapılmadan iltisak ve irtibat sonucuna ulaşılmasını yeterli görmemiş ve Anayasa’nın 20. maddesindeki özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Somut dosyada da hakkımdaki kodlama bilgilerinin doğru olduğunu doğrulayabilecek bağımsız maddi olgular ortaya konulamamıştır.

4. DOĞAN DOĞAN KARARI DA SAVUNMAMIZI DESTEKLEMEKTEDİR

AYM’nin aynı tarihli Doğan Doğan, B. No:2023/1011 kararında ise sonuç farklıdır.

Çünkü bu dosyada yalnızca A4 kodlaması bulunmamış; başvurucunun belirli kişiler lehine görev sırasında gerçekleştirdiği ileri sürülen somut davranışlara ilişkin iki ayrı tanık anlatımı da değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla iki AYM kararı arasındaki fark açıktır:

Birinde salt veya yeterince doğrulanmamış kodlama bulunmaktadır ve ihlal kararı verilmiştir.

Diğerinde kodlama somut kişi, olay ve davranış anlatımlarıyla desteklenmiştir ve ihlal bulunmamıştır.

Hakkımdaki dosya ikinci gruba değil, ilk gruba dahildir.

5. HAKKIMDAKİ CEZA SORUŞTURMASININ SONUCU DA KODLAMANIN DOĞRULANAMADIĞINI GÖSTERMEKTEDİR

Hakkımda aynı iddialar nedeniyle yürütülen … Cumhuriyet Başsavcılığının … sayılı soruşturması … tarihli kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanmıştır.

Ceza dosyası ile disiplin soruşturmasının hukuken birbirinden bağımsız olduğunun farkındayız.

Savunmamız “KYOK vardır, dolayısıyla Kurul bağlıdır” şeklinde değildir.

Ancak Cumhuriyet Başsavcılığınca gerçekleştirilen araştırmada;

ByLock,

ankesör,

örgütsel toplantı,

himmet,

örgüt evi,

mahrem sorumlu,

örgütsel talimat

gibi herhangi bir maddi bulgunun tespit edilmemiş olması Garson kodlamasını doğrulayacak bağımsız bir olgunun bulunmadığını göstermektedir.

6. VARSA LEHE GARSON VERİLERİ DE BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMELİDİR

Dosyadaki veri analiz raporu sadece soruşturma makamının aleyhe yorumladığı sütundan ibaret değerlendirilemez.

[ETÜD=0 / OFİS=HAYIR / KURS TAKSİDİ=0 / ALAN DIŞI=0 / diğer lehe kodlamalar somut dosyaya göre buraya eklenmelidir.]

Bu veriler hakkımda ileri sürülen yoğun ve sürekli örgütsel bağlılık iddiasıyla açıkça çelişmektedir.

İdarenin aynı veri tabanındaki aleyhe kaydı kabul edip lehe kayıtları görmezden gelmesi objektif değerlendirme ilkesiyle bağdaşmayacaktır.

7. MESLEKİ SAFahatım İSNAT EDİLEN ÖRGÜTSEL PROFİLLE BAĞDAŞMAMAKTADIR

… yıldır Emniyet Teşkilatında görev yapmaktayım.

Görev sürem boyunca ………………… birimlerinde hizmet verdim.

……………… operasyonlarına katıldım.

……………… tarihli başarı belgesi,

……………… tarihli takdirname,

……………… tarihli üstün başarı belgesi

ile ödüllendirildim.

Varsa 15 Temmuz, terörle mücadele, hendek operasyonları veya kritik görev kayıtları ayrıca sunulmuştur.

Elbette kişinin başarılı bir polis olması tek başına herhangi bir örgütle bağlantısının bulunmadığını ispatlamaz.

Ancak objektif mesleki geçmişim, hakkımda hiçbir destekleyici delil bulunmayan soyut kodlamayla birlikte değerlendirildiğinde iltisak/irtibat iddiasının kişi özelinde mutlaka daha sıkı bir araştırmaya tabi tutulmasını gerektirmektedir.

8. ŞÜPHEDEN HAREKETLE ARAŞTIRMA YAPILMASI İLE ŞÜPHENİN DOĞRUDAN SONUÇ KABUL EDİLMESİ AYNI ŞEY DEĞİLDİR

Garson kodlaması idare bakımından araştırma başlatabilecek bir veri olabilir.

Ancak araştırmayı başlatan şüphenin, araştırmanın sonunda “delil” kabul edilmesi için doğrulanması gerekir.

Aksi takdirde mantıksal olarak:

“Örgüt mensubu olduğu için kodlandı, kodlandığı için örgüt mensubudur.”

şeklinde dairesel bir çıkarım ortaya çıkmaktadır.

Hukuken kabul edilebilir olan ise:

“Kodlandı → araştırıldı → bağımsız verilerle doğrulandı.”

zinciridir.

Dosyamda bu zincirin ikinci ve üçüncü aşaması bulunmamaktadır.

9. SAVUNMALARIMIZIN SOMUT VE GEREKÇELİ BİÇİMDE KARŞILANMASI GEREKMEKTEDİR

Anayasa Mahkemesinin güncel içtihadı uyarınca iltisak ve irtibat sonucunun ciddi ve objektif nedenlere dayanması ve idari/yargısal kararların ilgili ve yeterli gerekçe içermesi gerekmektedir.

Bu nedenle Kurul kararında yalnızca soruşturma raporunun sonuç bölümünün tekrar edilmesi yeterli değildir.

Tarafımızca ileri sürülen;

kodlama tutarsızlıkları,

lehe veri sütunları,

adli soruşturma sonucu,

tanık bulunmaması,

ByLock bulunmaması,

ankesör bulunmaması,

örgütsel para hareketi bulunmaması,

mesleki geçmiş,

güncel veri analiz raporundaki durum

ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

SONUÇ VE İSTEM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Hakkımdaki Garson kodlamasının tek başına ve doğrulanmaksızın meslekten/Devlet memurluğundan çıkarma sonucuna esas alınmamasına,

Garson kodlamasına ilişkin bütün dönemsel kayıtların ve güncel veri analiz raporunun dosyaya getirtilmesine,

Varsa hakkımda “öğretmen”, “zümre başkanı”, “mahrem sorumlu” veya benzeri biçimde gösterilen kişilerin kimliklerinin ve şahsım hakkında doğrudan bilgi veya beyanlarının bulunup bulunmadığının araştırılmasına,

Varsa hakkımdaki tanıkların doğrudan görgüye dayalı bilgilerinin tespit edilmesine ve gerektiğinde Kurul tarafından dinlenmesine,

Ceza soruşturması dosyasının ve verilen KYOK/beraat kararının değerlendirilmesine,

Lehe özlük ve mesleki safahat belgelerimin dosyaya alınmasına,

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun Mehmet Emin Okyay, B. No:2023/47320 ve Doğan Doğan, B. No:2023/1011 sayılı 2/4/2026 tarihli kararlarında ortaya konulan kriterler çerçevesinde kişi özelinde değerlendirme yapılmasına,

Neticeten hakkımda DEVLET MEMURLUĞUNDAN/MESLEKTEN ÇIKARMA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim.

Tarih

Hakkında Soruşturma Yapılan
……………………

Vekili
Av. …………………

Leave A Comment

All fields marked with an asterisk (*) are required