Evlat Edinilen Çocuk ile Öz Anne Arasında Kişisel İlişki Kurulması
T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI
Evlat Edinilen Çocuk ile Öz Anne Arasında Kişisel İlişki Kurulması
Kararın Künyesi
Mahkeme: T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2014/533
Karar No: 2016/331
Karar Tarihi: 16.03.2016
Yerel Mahkeme: Aile Mahkemesi
Yerel Mahkeme Kararı: 22.12.2011 tarih, 2010/154 E. – 2011/1707 K.
Bozma Kararı: Yargıtay Hukuk Dairesi
Bozma Tarihi: 25.09.2012
Bozma Esas/Karar: 2012/2698 E. – 2012/22458 K.
Uyuşmazlık Konusu:
Evlat edinilen çocuk ile öz annesi arasında kişisel ilişki kurulup kurulamayacağı
İlgili Mevzuat
- Türk Medeni Kanunu
- m.17/2
- m.282/3
- m.314/5
- m.325
- Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi
- m.9/3
- Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi
- m.4/1-2
Davanın Konusu
Dava, evlat edinilmiş bir çocuk ile öz annesi arasında kişisel ilişki kurulması talebine ilişkindir.
Davacı, davalı eşler tarafından birlikte evlat edinilen küçük çocuğun biyolojik annesi olup, çocuğu ile belirli zamanlarda görüşebilmek amacıyla mahkemeden kişisel ilişki kurulmasını talep etmiştir.
Yerel mahkeme tarafından bu talep reddedilmiş, kararın temyizi üzerine dosya Yargıtay incelemesinden geçmiş ve nihayetinde uyuşmazlık direnme kararı nedeniyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiştir.
Olayın Özeti
Davacı kadın, küçük çocuğun biyolojik annesidir. Küçük çocuk daha sonra davalı eşler tarafından evlat edinilmiştir.
Evlat edinme işlemi sonucunda çocuk, evlat edinen aile ile birlikte yaşamaya başlamış ve hukuken bu aile ile soybağı ilişkisi kurulmuştur.
Davacı anne ise, çocuğunun evlat edinilmiş olmasına rağmen kendi çocuğu ile kişisel ilişki kurma hakkının tamamen ortadan kalkmadığını ileri sürerek mahkemeden çocukla görüşebilme imkanı tanınmasını talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında düzenlenen sosyal inceleme raporunda önemli tespitlere yer verilmiştir.
Raporda;
- çocuğun gerçek annesini bildiği,
- anne ile ilişkinin tamamen koparılmasının çocuk üzerinde olumsuz psikolojik etki yaratabileceği,
- anne ile kurulacak sınırlı ve düzenli ilişkinin çocuğun gelişimine katkı sağlayacağı
tespit edilmiştir.
Buna rağmen yerel mahkeme davayı reddetmiştir.
Yerel Mahkeme Kararı
Yerel mahkeme, evlat edinme kurumunun amacı ve evlat edinilen çocuğun yeni ailesi ile kurduğu bağın korunması gerektiği gerekçesiyle davacı annenin kişisel ilişki kurulması talebini reddetmiştir.
Mahkeme, evlat edinmenin ardından çocuğun yeni ailesi ile kurduğu bağın korunmasının öncelikli olduğu kanaatine varmıştır.
Yargıtay Özel Dairesinin Bozma Gerekçesi
Dosyayı inceleyen Yargıtay ilgili hukuk dairesi, yerel mahkemenin kararını bozmuştur.
Bozma kararında şu temel hukuki tespitlere yer verilmiştir:
1. Evlat edinme soybağı ilişkisini tamamen ortadan kaldırmaz
Türk Medeni Kanunu m.282/3 uyarınca evlat edinme, evlat edinen ile evlatlık arasında soybağı kurar.
Ancak TMK m.314/5 gereği:
Evlat edinme, evlatlığın kendi ailesi ile arasındaki soybağı ilişkisini tamamen ortadan kaldırmaz.
Dolayısıyla biyolojik aile ile bağ tamamen yok sayılmaz.
2. Çocuğun anne ve babasıyla kişisel ilişki kurması temel bir haktır
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi m.9/3 uyarınca:
Çocuk, yüksek yararına aykırı olmadığı sürece anne ve babası ile düzenli kişisel ilişki kurma hakkına sahiptir.
Bu hak sadece çocuk açısından değil aynı zamanda anne ve baba açısından da temel bir haktır.
3. Kişisel ilişki sadece çocuğun yüksek yararı gerektiriyorsa sınırlandırılabilir
Çocuğun anne veya babası ile kişisel ilişki kurması ancak şu durumda engellenebilir:
- çocuğun üstün yararına açıkça aykırı olması
Bunun dışında bu ilişkinin tamamen ortadan kaldırılması hukuka uygun değildir.
4. Hısımların da kişisel ilişki talep etme hakkı vardır
Türk Medeni Kanunu m.325’e göre:
Olağanüstü durumların varlığı halinde çocuğun menfaatine uygun düşmesi şartıyla kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere ve özellikle hısımlara da tanınabilir.
Somut olayda davacı:
- çocuğun öz annesi
- birinci dereceden kan hısmı
olduğundan bu hakkın tanınması gerekir.
Sosyal İnceleme Raporunun Önemi
Dosyada yer alan uzman sosyal inceleme raporunda şu tespitler yapılmıştır:
- Çocuk biyolojik annesini bilmektedir.
- Anne ile bağın tamamen koparılması çocuk üzerinde olumsuz psikolojik etki yaratabilir.
- Kişisel ilişki kurulması çocuğun psikolojik ve sosyal gelişimine katkı sağlayacaktır.
Bu nedenle çocuğun yüksek yararına aykırı bir durum bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Hukuk Genel Kurulunun Değerlendirmesi
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, dosyayı inceledikten sonra şu sonuca ulaşmıştır:
Yerel mahkemenin direnme kararı hukuka uygun değildir.
Kurul şu ilkeleri vurgulamıştır:
- Evlat edinme kurumu biyolojik bağları tamamen ortadan kaldırmaz.
- Çocuğun anne ve babasıyla ilişki kurması hem çocuk için hem de ebeveyn için temel bir haktır.
- Bu hak ancak çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa sınırlandırılabilir.
- Somut olayda çocuğun biyolojik annesi ile görüşmesinin çocuğun yararına aykırı olduğuna dair herhangi bir ciddi olgu bulunmamaktadır.
Ayrıca çocuğun biyolojik annesini bildiği dikkate alındığında artık evlatlık kayıtlarının gizliliği ilkesinin davacı açısından ileri sürülemeyeceği belirtilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu, Özel Daire’nin bozma kararını isabetli bulmuş ve yerel mahkemenin direnme kararını bozmuştur.
Hüküm
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından;
- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne
- Yerel mahkemenin direnme kararının bozulmasına
- Temyiz peşin harcının talep halinde iadesine
16.03.2016 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir.
Kararın Hukuki Önemi
Bu karar aile hukuku bakımından önemli bazı ilkeleri ortaya koymaktadır:
1. Evlat edinme biyolojik bağları tamamen yok etmez
Evlat edinme yalnızca evlat edinen ile evlatlık arasında yeni bir soybağı kurar.
Ancak biyolojik bağ tamamen ortadan kalkmaz.
2. Çocuğun üstün yararı ilkesi esas alınır
Kişisel ilişki kurulup kurulmayacağı değerlendirilirken tek ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
3. Biyolojik ebeveynler tamamen dışlanamaz
Evlat edinme sonrasında bile biyolojik ebeveyn ile çocuk arasında uygun koşullar varsa kişisel ilişki kurulabilir.
4. Sosyal inceleme raporları belirleyici olabilir
Mahkemeler, çocuğun psikolojik ve sosyal gelişimi açısından uzman raporlarına büyük önem vermelidir.


