Taksirle yaralama beraat kararları, TCK 89, Yargıtay emsalleri, trafik kazası ve iş kazasında kusursuzluk, illiyet bağı ve beraat şartları.

Taksirle yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 89. maddesinde düzenlenen ve kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı sonucunda başka bir kişinin bedensel veya ruhsal bütünlüğünün zarar görmesiyle ortaya çıkabilen bir suçtur.

Trafik kazaları, iş kazaları, iş güvenliği tedbirlerinin alınmaması, tıbbi müdahaleler, spor faaliyetleri, inşaat kazaları ve günlük yaşamda meydana gelen çeşitli olaylar taksirle yaralama suçuna ilişkin ceza soruşturmalarına konu olabilmektedir.

Ancak uygulamada sıklıkla gözden kaçırılan önemli bir hukuki gerçek bulunmaktadır:

Bir kişinin yaralanmış olması, olayla ilişkili başka bir kişinin mutlaka ceza sorumluluğu taşıdığı anlamına gelmez.

Bir trafik kazasında yaralanma meydana gelmiş olması, kazaya karışan bütün sürücülerin cezalandırılmasını gerektirmez. Benzer şekilde bir işçinin işyerinde yaralanması, işverenin veya iş güvenliği uzmanının kendiliğinden suçlu olduğu sonucunu doğurmaz.

Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için sanığa yüklenebilen somut bir dikkat ve özen yükümlülüğü ihlali ile yaralanma arasında hukuken anlamlı bir nedensellik ilişkisinin kurulması gerekir.

Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2019/13072 Esas, 2020/1484 Karar sayılı ilamında, sanığın taksire dayalı kusurunun bulunmadığı durumda beraat gerekçesinin CMK m.223/2-c olması gerektiği açıklanmıştır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2019/10935 Esas, 2021/3181 Karar sayılı kararında ise trafik kazasında kusurun hangi sürücüye ait olduğunun kesin biçimde belirlenememesi ve sanığın kusurlu olduğunun ispatlanamaması nedeniyle verilen beraat kararı onanmıştır.

Bu kapsamlı çalışmada taksirle yaralama suçunun bütün unsurları, güncel cezalar, şikâyet şartları, bilinçli taksir, trafik ve iş kazalarında kusur değerlendirmesi, bilirkişi raporlarının ispat gücü, beraat kararlarının hukuki dayanakları ve somut Yargıtay emsal kararları incelenmektedir.

1. Taksirle Yaralama Suçu Nedir?

Taksirle yaralama, kişinin bilerek ve isteyerek yaralama amacı taşımamasına rağmen, hukuken uymakla yükümlü bulunduğu dikkat ve özen kurallarını ihlal etmesi sonucunda başka bir kişinin yaralanmasına sebebiyet vermesidir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, taksirle başka bir kişinin vücuduna acı verilmesi veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olunması cezalandırılmaktadır.

Bu suçun anlaşılabilmesi için öncelikle kast ile taksir arasındaki ayrımın yapılması gerekmektedir.

Kasten yaralama ve taksirle yaralama arasındaki fark

Kasten yaralama suçunda fail yaralama neticesini bilerek ve isteyerek gerçekleştirebilir. Ayrıca neticenin meydana gelmesini öngörmesine rağmen kabullenerek hareket etmesi hâlinde olası kast tartışması gündeme gelebilir.

Taksirle yaralamada ise yaralama neticesi failin kastettiği bir sonuç değildir.

Örneğin bir kişiye bilerek yumruk atılması kasten yaralama kapsamında değerlendirilebilir.

Buna karşılık sürücünün dikkatsizliği sonucunda bir yayaya çarpması ve yayanın yaralanması, diğer unsurların da mevcut olması hâlinde taksirle yaralama suçunu oluşturabilir.

Ancak sürücüye yüklenebilen herhangi bir taksirli kusur bulunmuyorsa yalnızca yaralanmanın gerçekleşmiş olması mahkûmiyet için yeterli değildir.

Basit taksir nedir?

TCK m.22/2 uyarınca taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle suçun kanuni tanımında belirtilen neticenin öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.

Basit taksirde kişi dikkatli davranması durumunda öngörebileceği neticeyi fiilen öngörmemiştir.

Örneğin sürücünün kavşağa yaklaşırken gerekli kontrolü yapmaması, ilgili trafik kuralları ve somut olay koşulları çerçevesinde taksirli davranış oluşturabilir.

Bilinçli taksir nedir?

TCK m.22/3’e göre bilinçli taksir, kişinin öngördüğü neticeyi istememesine rağmen neticenin meydana gelmesi hâlidir.

Bilinçli taksirde fail tehlikeli sonucun doğabileceğini öngörür; ancak bu sonucun gerçekleşmeyeceğine güvenerek hareket eder.

Örneğin yoğun trafikte çok yüksek hızla araç kullanan sürücünün, somut olayın bütün koşullarına göre, kazaya yol açabileceğini öngördüğü hâlde bunun gerçekleşmeyeceğini düşünerek hareket ettiği kabul edilebilir.

Bilinçli taksir hâlinde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

Bununla birlikte salt trafik kuralı ihlali bulunması, her olayda otomatik olarak bilinçli taksir kabul edilmesini gerektirmez. Failin neticeyi gerçekten öngörüp öngörmediği ayrıca değerlendirilmelidir.

2. Taksirle Yaralama Suçunun Cezası 2026 Yılında Ne Kadardır?

24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle TCK m.89’un birinci ve dördüncü fıkralarındaki ceza aralıkları artırılmıştır. Yeni hükümler 25 Aralık 2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

2026 yılı itibarıyla temel ceza aralıkları şöyledir:

Suçun niteliğiKanuni yaptırım
TCK 89/1 – Temel taksirle yaralama4 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası
TCK 89/2 – Kanunda sayılan ağır neticelerBirinci fıkraya göre belirlenen cezanın yarı oranında artırılması
TCK 89/3 – Daha ağır neticelerBirinci fıkraya göre belirlenen cezanın bir kat artırılması
TCK 89/4 – Birden fazla kişinin yaralanması9 aydan 5 yıla kadar hapis

TCK m.89/2 kapsamında kemik kırılması, yaşamı tehlikeye sokan durum, yüzde sabit iz veya organ işlevinin sürekli zayıflaması gibi neticeler söz konusu olabilir.

TCK m.89/3 kapsamında ise organ işlevinin yitirilmesi, iyileşmesi mümkün olmayan hastalık, bitkisel hayat veya konuşma yeteneğinin kaybı gibi daha ağır sonuçlar düzenlenmektedir.

Önemli: 25 Aralık 2025 tarihinden önce işlenen suçlar bakımından TCK m.7 çerçevesinde lehe kanun değerlendirmesi yapılmalıdır. Kanuni cezanın sonradan artırılmış olması, daha önce işlenen fiiller bakımından ağırlaştırıcı hükümlerin geriye yürütülmesini sağlamaz.

Ayrıca kanunda yer alan ceza aralığı, bütün sanıkların aynı cezayı alacağı anlamına gelmez. Taksirin ağırlığı, meydana gelen netice, bilinçli taksir, takdiri indirim ve diğer uygulanabilir hükümler somut olaya göre değerlendirilir.

3. Taksirle Yaralama Suçunun Oluşması İçin Hangi Şartlar Gereklidir?

Bir kişinin taksirle yaralama suçundan mahkûm edilebilmesi için bazı temel unsurların birlikte bulunması gerekmektedir.

3.1. Hukuken korunan bir yaralanma neticesi bulunmalıdır

Mağdurun vücuduna acı verilmesi veya sağlık ya da algılama yeteneğinin bozulması gerekir.

Ancak yaralanmanın niteliği ve ilgili olayla bağlantısı bilimsel delillerle ortaya konulmalıdır.

Bu noktada adli muayene raporları, hastane kayıtları ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu raporları önemlidir.

3.2. Sanığın dikkat ve özen yükümlülüğü bulunmalıdır

Taksirli sorumluluğun temelinde, failden belirli bir davranışın beklenebilir olması yer almaktadır.

Söz konusu yükümlülük trafik mevzuatından, iş sağlığı ve güvenliği kurallarından, mesleki standartlardan veya somut olayın niteliğinden doğabilir.

Ancak soyut biçimde herkesin dikkatli olması gerektiğinin belirtilmesi, bir kişinin suçlu sayılması için yeterli değildir.

Sanığın hangi somut davranışı gerçekleştirmesi gerektiği ve bu davranışı hangi şekilde ihlal ettiği açıklanmalıdır.

3.3. Dikkat ve özen yükümlülüğü ihlal edilmiş olmalıdır

Örneğin trafik kazasında sürücünün hız sınırını aşması, geçiş önceliğine uymaması veya güvenli takip mesafesini korumaması kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

İş kazasında ise belirli bir güvenlik tedbirinin alınması görevinin sanığa ait olması ve bu görevin ihlal edilmiş bulunması gerekebilir.

3.4. Yaralanma ile ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır

Sanığın davranışı ile ortaya çıkan zarar arasında nedensellik ilişkisi kurulmalıdır.

Ancak ceza sorumluluğu bakımından yalnızca doğal nedensellik ilişkisinin bulunması da her zaman yeterli değildir. Neticenin sanığa objektif olarak isnat edilebilir olması gerekir.

Örneğin bir işyerinin sahibi olmak, işyerindeki her kazanın ceza hukuku anlamında sorumlusu olmak demek değildir.

Somut olayda iş güvenliği tedbirlerinden kimin sorumlu olduğu ve ihlal edilen yükümlülüğün meydana gelen kazayla ilişkisi belirlenmelidir.

3.5. Taksirli kusur sanığa şahsen yüklenebilmelidir

Ceza sorumluluğu şahsidir.

Bir şirketin müdürü, işverenin temsilcisi, iş güvenliği uzmanı veya araç sahibi olmak tek başına taksirli yaralama suçunun gerçekleştiğinin kanıtı değildir.

Her sanığın ayrı ayrı hangi görev ve yükümlülüğe sahip olduğu incelenmelidir.

3.6. Suçun bütün unsurları şüpheden uzak biçimde ispatlanmalıdır

Ceza yargılamasında sanığın mahkûmiyeti varsayımlara dayandırılamaz.

Mahkûmiyet kararı bakımından sanığın suç oluşturan davranışının, taksire dayalı kusurunun ve fiille netice arasındaki bağın hukuken yeterli kesinlikte ortaya konulması gerekmektedir.

Bu koşulların gerçekleşmemesi beraat kararına yol açabilir.

4. Taksirle Yaralamadan Hangi Hâllerde Beraat Kararı Verilir?

Taksirle yaralama beraat kararları incelendiğinde dört temel hukuki gerekçenin özellikle önem taşıdığı görülmektedir.

4.1. Sanığın taksire dayalı kusurunun bulunmaması – CMK 223/2-c

Bir kişinin olayda yaralanmış olması, sanığın kusurlu olduğunu göstermez.

Kazanın tamamen mağdurun davranışından kaynaklanması, sanığın öngörülebilir ve önlenebilir bir dikkat-özen ihlalinin bulunmaması veya sanığa yüklenebilecek hukuki bir sorumluluğun mevcut olmaması hâlinde beraat gündeme gelebilir.

Bu durumda CMK m.223/2-c uyarınca yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması gerekçesiyle beraat kararı verilebilir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 13.02.2020 tarihli, 2019/13072 Esas, 2020/1484 Karar sayılı ilamı bu ayrımın önemli örneklerindendir.

4.2. Kusurun kesin biçimde ispatlanamaması – CMK 223/2-e

Kusurun bulunmadığının kesin olarak anlaşılması ile kusurun bulunup bulunmadığının belirlenememesi farklı hukuki durumlardır.

Örneğin trafik kazası sırasında hangi sürücünün kırmızı ışıkta geçtiği, eldeki delillerle kesin olarak belirlenemeyebilir.

Bu durumda mahkeme, varsayımsal bir tercih yaparak sürücülerden birini mahkûm edemez.

Sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit değilse CMK m.223/2-e kapsamında beraat kararı verilmesi mümkündür.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 24.01.2024 tarihli, 2023/6478 Esas, 2024/349 Karar sayılı ilamında bu husus ayrıntılı biçimde değerlendirilmiştir.

4.3. Fiilin sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması – CMK 223/2-b

Sanığın yaralanmaya yol açtığı ileri sürülen fiili gerçekleştirmediğinin kesin olarak tespit edilmesi hâlinde CMK m.223/2-b uygulanabilir.

Burada sanığın kusursuzluğu değil, isnat edilen fiilin sanığa ait olmadığının ispatlanması söz konusudur.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14.01.2020 tarihli, 2018/8538 Esas, 2020/429 Karar sayılı kararı, iş kazası iddiaları yönünden dikkat çekici bir örnektir.

4.4. İsnat edilen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmaması – CMK 223/2-a

Ceza kanununun suç olarak düzenlemediği bir davranış nedeniyle cezalandırma yapılamaz.

Ancak dikkat edilmelidir: Sanığın davranışının suç olarak tanımlanmaması ile davranışın taksirli kusur içermemesi birbirinden farklıdır.

Yargıtay, kusursuzluk nedeniyle beraat verilmesi gereken bazı olaylarda yanlışlıkla CMK m.223/2-a uygulanmasını hukuka aykırı bulmuş ve beraat gerekçesini CMK m.223/2-c olarak düzeltmiştir.

Bu nedenle doğru beraat bendinin belirlenmesi teknik açıdan önemlidir.

5. Taksirle Yaralama Davalarında Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi

Ceza yargılamasının temel ilkelerinden biri in dubio pro reo, yani şüpheden sanık yararlanır ilkesidir.

Bu ilke gereğince mahkûmiyete esas alınan maddi vakıalar sanık aleyhine kesin biçimde ispatlanmalıdır.

Örneğin bir kavşakta iki araç çarpışmış, her iki sürücü de kendisine yeşil ışık yandığını söylemiş olabilir.

Dosyada kamera kaydı bulunmayabilir. Tanıklar çarpışma anını görmemiş olabilir. Bilirkişi raporları ise kazanın her iki sürücünün anlattığı şekilde de meydana gelebileceğini belirtebilir.

Bu koşullarda sanık sürücünün kırmızı ışıkta geçtiğinin kesin olarak kabul edilmesi mümkün olmayabilir.

Böyle bir durumda mahkûmiyet kararı kurulması, ceza yargılamasının ispat standartlarıyla bağdaşmayabilir.

Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2023/6478 Esas, 2024/349 Karar sayılı ilamında, hangi sürücünün kırmızı ışıkta geçtiği belirlenemediği için verilen beraat kararı onanmıştır.

Bununla birlikte şüpheden sanık yararlanır ilkesi, yeterli araştırma yapılmadan otomatik beraat verilmesini haklı kılmaz.

Mahkemenin öncelikle maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına elverişli delilleri toplaması, gerektiğinde keşif yaptırması ve çelişkili raporları değerlendirmesi gerekmektedir.

Bu ayrım özellikle Yargıtayın beraat kararını eksik araştırma nedeniyle bozduğu dosyalarda önem kazanmaktadır.


6. TAKSİRLE YARALAMA BERAAT KARARLARI: YARGITAY EMSAL KARARLARININ AYRINTILI İNCELENMESİ

Aşağıdaki kararlar, tam künyeleri ve ulaşılabilen karar metinleri üzerinden değerlendirilmiştir.

EMSAL KARAR 1: Taksire dayalı kusuru bulunmayan sanığın beraati

Yargıtay 12. Ceza Dairesi

  • Karar tarihi: 13.02.2020
  • Esas numarası: 2019/13072
  • Karar numarası: 2020/1484
  • Suç: Taksirle yaralama
  • Sonuç: Beraat gerekçesi düzeltilerek onama
  • Uygulanan beraat bendi: CMK m.223/2-c

Olay ve yargılama süreci

İlk derece mahkemesi taksirle yaralama suçundan yargılanan sanığın beraatine karar vermiştir.

Ancak beraat kararında CMK m.223/2-e, yani yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hükmü uygulanmıştır.

Katılan vekili hükmü temyiz etmiş ve sanığın kusur durumunun yeniden değerlendirilmesini istemiştir.

Yargıtayın hukuki değerlendirmesi

Yargıtay, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada sanığın taksirli kusurunun bulunmadığı sonucuna ulaşıldığını kabul etmiştir.

Ancak kusursuzluk hâlinde doğru beraat gerekçesinin CMK m.223/2-e değil, m.223/2-c olması gerektiğini belirtmiştir.

Bu nedenle hükümdeki beraat gerekçesi değiştirilmiş ve karar düzeltilerek onanmıştır.

Kararın hukuki önemi

Bu karar taksirle yaralama davalarında kusurun bulunmadığının ispatlanması ile kusurun ispatlanamaması arasındaki ayrımı göstermektedir.

Sanığın kusuru bulunmuyorsa beraat kararı yalnızca genel bir şüphe değerlendirmesine değil, doğrudan taksirin yokluğuna dayandırılabilir.

Savunmada kullanım: Sanığa yüklenebilecek dikkat ve özen yükümlülüğü ihlali bulunmadığının somut delillerle ortaya konulduğu dosyalarda CMK m.223/2-c kapsamında beraat talep edilebilir.

EMSAL KARAR 2: Trafik kazasında kusurun hangi sürücüye ait olduğunun belirlenememesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi

  • Karar tarihi: 05.04.2021
  • Esas numarası: 2019/10935
  • Karar numarası: 2021/3181
  • Suç: Taksirle yaralama
  • Sonuç: Beraat hükmünün onanması
  • Beraat gerekçesi: CMK m.223/2-e

Olayın oluşumu

Sanık sürücü Fatsa istikametinden Kumru istikametine doğru seyir hâlindeyken yolun virajlı bölümünde önce sağ taraftaki bariyerlere, ardından karşı yönden gelen otomobile çarpmıştır.

Kaza sonucunda birden fazla kişinin yaralandığı belirlenmiştir.

İddia bakımından temel uyuşmazlık, sanığın direksiyon hâkimiyetini kendiliğinden kaybedip kaybetmediği veya karşı yönden gelen aracın tehlikeli hareketi nedeniyle kazanın meydana gelip gelmediğidir.

Çelişkili kusur raporları

Dosyadaki trafik bilirkişi raporları birbiriyle ve kaza tespit tutanağıyla uyumlu değildir.

Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi, kazanın farklı biçimlerde gerçekleşmiş olabileceğini değerlendirmiş ve kesin bir kusur belirlemesi yapamamıştır.

Mahkeme, sanığın kusurlu olduğunun kesin biçimde ispatlanamadığını değerlendirmiştir.

Yargıtayın kararı

Yargıtay, dosyadaki delillerin sanığın mahkûmiyetine yeterli kesinlikte olmadığını kabul ederek beraat kararını onamıştır.

Kararın uygulamadaki önemi

Bu karar, çelişkili bilirkişi raporları nedeniyle savunma yapılırken önem taşımaktadır.

Özellikle kazanın iki farklı oluş biçiminin mümkün olduğu ve bunlardan birinin sanığın kusursuzluğuna işaret ettiği durumlarda, mahkeme gerekçesiz biçimde yalnızca sanık aleyhine olan senaryoyu esas alamaz.

Savunmada kullanım: Kamera görüntüsü, tarafsız tanık veya teknik delillerle çözülemeyen kaza oluşumlarında mahkûmiyet için gerekli ispat standardının sağlanmadığı ileri sürülebilir.

EMSAL KARAR 3: Birden fazla sanığın taksirli kusurunun bulunmaması

Yargıtay 12. Ceza Dairesi

  • Karar tarihi: 08.06.2020
  • Esas numarası: 2019/10765
  • Karar numarası: 2020/3194
  • Suç: Taksirle yaralama
  • Sonuç: Beraat hükümlerinin düzeltilerek onanması
  • Doğru beraat bendi: CMK m.223/2-c

Uyuşmazlığın konusu

Yerel mahkeme, birden fazla sanık hakkında taksirle yaralama suçundan beraat kararı vermiştir.

Ancak beraat kararında CMK m.223/2-a hükmü uygulanmıştır.

Yargıtayın değerlendirmesi

Yargıtay, yargılama sonucunda sanıkların taksirinin bulunmadığının kabul edilmesinde isabetsizlik görmemiştir.

Bununla birlikte taksirli kusuru bulunmayan sanıkların beraatinin CMK m.223/2-c hükmüne dayandırılması gerektiğini açıklamıştır.

Hüküm bu gerekçeyle düzeltilerek onanmıştır.

Hukuki sonuç

Birden fazla sanığın bulunduğu taksirle yaralama dosyalarında ceza sorumluluğu toplu olarak belirlenemez.

Her sanığın kendisine ait görev, yükümlülük ve davranışları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Bir olayın gerçekleşmesine yakın bulunmak, aynı işyerinde görev yapmak veya aynı organizasyon içinde yer almak, kusurun kendiliğinden bütün sanıklara yüklenmesini gerektirmez.

EMSAL KARAR 4: Yaya geçidine yakın yerde meydana gelen kazada sürücünün kusursuzluğu

Yargıtay 12. Ceza Dairesi

  • Karar tarihi: 12.01.2021
  • Esas numarası: 2019/8662
  • Karar numarası: 2021/167
  • Suç: Taksirle yaralama
  • Sonuç: Beraat gerekçesi düzeltilerek onama

Olay

Sanık sürücü, yerleşim yeri içerisindeki bölünmüş yolda ilerlerken yolun karşısına geçmeye çalışan yayaya çarpmıştır.

Dosyada yayanın, yaya geçidine yaklaşık 92 metre mesafede yolun karşısına geçmeye çalıştığı belirtilmektedir.

Kaza sonucunda yaya ağır biçimde yaralanmış, hayati tehlike geçirmiş ve kemik kırıkları meydana gelmiştir.

Kusur değerlendirmesi

Adli Tıp Kurumu raporunda sanığın kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğu değerlendirilmiştir.

Yerel mahkeme sanık hakkında beraat hükmü kurmuştur.

Yargıtayın kararı

Yargıtay, kusursuzluk kabulünü yerinde bulmuş ancak beraat kararında CMK m.223/2-b uygulanmasını doğru görmemiştir.

Sanığın kusuru bulunmadığı için beraatin CMK m.223/2-c kapsamında kurulması gerektiğini belirterek hükmü düzelterek onamıştır.

Kararın hukuki önemi

Bu karar, trafik kazasında mağdurun ağır yaralanmasının tek başına sürücünün cezalandırılmasını gerektirmediğini göstermektedir.

Bununla birlikte karar, sürücülerin yaya geçidi dışında karşıya geçen bütün yayalar karşısında kusursuz sayılacağı anlamına gelmez.

Sürücünün görüş mesafesi, hızı, reaksiyon imkânı, yolun özellikleri ve öngörülebilirlik koşulları her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.

EMSAL KARAR 5: Kırmızı ışık ihlalinin kim tarafından gerçekleştirildiğinin belirlenememesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi

  • Karar tarihi: 24.01.2024
  • Esas numarası: 2023/6478
  • Karar numarası: 2024/349
  • İncelenen BAM kararı: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi, 19.09.2023, 2023/577 E., 2023/1548 K.
  • İlk derece: İzmir 40. Asliye Ceza Mahkemesi, 2018/118 E., 2020/147 K.
  • Sonuç: Beraat hükmünün onanması

Olay

Gece saatlerinde ışıklı kavşakta iki otomobilin çarpışması sonucunda bir kişi nitelikli şekilde, üç kişi ise basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmıştır.

Her iki araç sürücüsü de kazanın gerçekleştiği sırada kendisine yeşil ışık yandığını savunmuştur.

İlk derece mahkemesinin kararı

İlk derece mahkemesi sanığı taksirle yaralama suçundan 10 ay hapis cezasıyla cezalandırmış ve sürücü belgesinin geri alınmasına karar vermiştir.

İstinaf incelemesi

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi, olayda hangi sürücünün kırmızı ışıkta geçtiğinin kesin biçimde belirlenemediği sonucuna ulaşmıştır.

Kazaya ait görüntü kaydı bulunmadığı ve güvenilir tarafsız tanık deliliyle kırmızı ışık ihlalinin ispatlanamadığı değerlendirilmiştir.

Bu nedenle sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmü kaldırılmış ve CMK m.223/2-e kapsamında beraat kararı verilmiştir.

Yargıtayın nihai değerlendirmesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bölge adliye mahkemesinin beraat kararında hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek hükmü onamıştır.

Kararın uygulamadaki önemi

Bu karar, taksirle yaralama nedeniyle mahkûmiyet verilmiş olsa bile istinaf ve temyiz aşamalarında beraat sonucuna ulaşılabileceğini göstermektedir.

Kararda belirleyici olan husus, yaralanmanın varlığı değil, sanığın kazaya neden olan kural ihlalinin ispatlanıp ispatlanamadığıdır.

Savunmada kullanım: Kırmızı ışık ihlali, kavşak geçiş önceliği ve çelişkili kaza raporları bulunan dosyalarda bu kararın olayla benzerliği incelenmelidir.

EMSAL KARAR 6: İş kazasında fiilin sanık tarafından işlendiğinin ispatlanması sorunu

Yargıtay 12. Ceza Dairesi

  • Karar tarihi: 14.01.2020
  • Esas numarası: 2018/8538
  • Karar numarası: 2020/429
  • Suç: Taksirle yaralama
  • Sonuç: Beraat hükmünün onanması
  • Beraat gerekçesi: CMK m.223/2-b

Olay

Katılan, çalıştığı işyerinde 8 Eylül 2012 tarihinde basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte bir iş kazası geçirmiştir.

Bu kazayla ilgili tedavi işlemleri gerçekleştirilmiş ve katılan çalışmaya devam etmiştir.

Katılan ayrıca Aralık ayında ikinci bir iş kazası geçirdiğini iddia etmiş, ancak bu ikinci kazaya ilişkin yeterli somut delil elde edilememiştir.

Katılan, işyerinde insan kaynakları müdürü olarak görev yapan sanıktan şikâyetçi olmuştur.

Yargıtayın değerlendirmesi

Yargıtay, ilk olay yönünden şikâyet süresinin geçtiğini ve ikinci olayın gerçekleştiğine ilişkin dosyada delil bulunmadığını değerlendirmiştir.

Sanığın yüklenen suçu işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle verilen beraat kararı onanmıştır.

Kararın önemi

İşyerinde bir yaralanma meydana gelmesi, insan kaynakları müdürü veya diğer yöneticilerin cezai sorumluluğunu kendiliğinden ortaya çıkarmaz.

Yüklenilen fiilin gerçekten gerçekleştiğinin, sanık tarafından işlendiğinin ve taksirli sorumluluk koşullarının bulunduğunun ispatlanması gerekir.

Bu karar, soyut iş kazası iddialarına ve yalnızca görev unvanından hareketle yapılan isnatlara karşı savunma açısından önemlidir.

EMSAL KARAR 7: Ağır yaralanmayla sonuçlanan yüksekten düşme olayında beraat

Yargıtay 12. Ceza Dairesi

  • Karar tarihi: 21.03.2024
  • Esas numarası: 2024/70
  • Karar numarası: 2024/1362
  • İlk derece kararı: Büyükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesi, 2023/1160 E., 2023/1414 K.
  • Sonuç: Beraat hükmünün oy çokluğuyla onanması
  • Beraat gerekçesi: CMK m.223/2-e

Olay

Mağdur, bir binanın altıncı katından düşmüş ve ağır biçimde yaralanmıştır.

Dosyada mağdurun yüzde 82 oranında engelli hâle geldiğine ilişkin sağlık kurulu raporu bulunmaktadır.

Başlangıçta verilen düşme kararı, mağdurun durumuna rağmen vekil görevlendirilmemesine ilişkin usul eksikliği nedeniyle bozulmuştur.

Yeniden yapılan yargılamada sanık hakkında beraat kararı verilmiştir.

Mahkemenin beraat gerekçesi

Mağdur, yaşanan olayı net biçimde hatırlayamadığını ifade etmiştir.

Sanık, düşme olayından sonradan haberdar olduğunu savunmuştur.

Tanık anlatımları ve mevcut görüntüler, sanığın yaralanmaya neden olan taksirli davranışını kesin biçimde ortaya koymamıştır.

Mahkeme, sanığın yükümlülüğünü ihlal ederek mağdurun yaralanmasına neden olduğunun ispatlanamadığı sonucuna ulaşmıştır.

Yargıtayın sonucu

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, beraat kararını oy çokluğuyla onamıştır.

Kararda karşı oyların bulunması, olayın delil değerlendirmesi bakımından tartışmalı olduğunu göstermektedir.

Hukuki önemi

Mağdurun çok ağır yaralanmış olması ceza hukukundaki ispat standardını ortadan kaldırmamaktadır.

Taksirli kusurun ve neticenin sanığa isnat edilebilirliğinin kesin biçimde ortaya konulması gerekir.

Bu karar, özellikle olay anının doğrudan tespit edilemediği düşme ve benzeri yaralanma dosyalarında önem taşımaktadır.

EMSAL KARAR 8: Polis memurunun araçla takip sırasında meydana gelen yaralanmada beraati

Yargıtay 12. Ceza Dairesi

  • Karar tarihi: 02.06.2026
  • Esas numarası: 2024/3912
  • Karar numarası: 2026/5453
  • İncelenen BAM dosyası: 2023/1988 E., 2024/913 K.
  • Sonuç: Beraat gerekçesi düzeltilerek onama
  • Nihai beraat dayanağı: CMK m.223/2-e

Olay

Polis memuru olan sanık, trafik kurallarını ihlal ettiği ihbar edilen motosikleti araçla takip etmiştir.

Motosiklette bulunan kişiler dur ihtarına uymamış ve takip sırasında meydana gelen olayda yaralanmıştır.

İlk derece mahkemesi, polis memurunun kazada tali kusurlu olduğu kabulüyle mahkûmiyet kararı vermiştir.

Bölge adliye mahkemesinin değerlendirmesi

Bölge adliye mahkemesi, sanığın yasal görev ve zor kullanma yetkileri çerçevesinde hareket ettiğini değerlendirerek sanığın kusuru bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar vermiştir.

Yargıtayın değerlendirmesi

Yargıtay, beraat sonucunu muhafaza etmekle birlikte beraatin dayanağını değiştirmiştir.

Kararda, sanığın savunmasının aksini gösterecek, suçun işlendiğini kesin biçimde ortaya koyan yeterli somut delil bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Bu nedenle beraat hükmü CMK m.223/2-c yerine CMK m.223/2-e kapsamında düzeltilerek onanmıştır.

Kararın önemi

Hukuka uygun görev icrası, taksirli kusur ve fiilin ispatı farklı değerlendirme konularıdır.

Bu kararda nihai beraat açısından belirleyici husus, Yargıtayın sanığın suçu işlediğinin yeterli kesinlikte ispatlanamadığı sonucuna ulaşmasıdır.

Karar, hukuka uygun kuvvet kullanmanın her durumda ceza sorumluluğunu ortadan kaldırdığı şeklinde genelleştirilmemelidir.


7. BERAAT KARARI VERİLMİŞ OLSA DA YARGITAYIN BOZDUĞU ÖNEMLİ EMSALLER

Taksirle yaralama savunmalarında yalnızca beraat kararlarının incelenmesi yeterli değildir.

Yargıtayın hangi durumlarda beraat hükmünü bozduğunun bilinmesi, savunmanın doğru biçimde oluşturulması açısından da önemlidir.

EMSAL KARAR 9: Yeşil ışıkta geçişin tek başına kusursuzluğu göstermemesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi

  • Karar tarihi: 26.03.2026
  • Esas numarası: 2024/1355
  • Karar numarası: 2026/2973
  • Suç: Taksirle yaralama
  • Sonuç: Beraat hükmünün bozulması

Olay ve hukuki uyuşmazlık

Trafik kazasında sanığın kırmızı ışık ihlali yaptığının kesin olarak ispatlanamaması nedeniyle bölge adliye mahkemesince beraat kararı verilmiştir.

Ancak Yargıtay, trafik ışığı yönünden sanık lehine yapılan değerlendirmenin diğer dikkat ve özen yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığını belirtmiştir.

Kararın önemi

Bir sürücünün kendisine yeşil ışık yandığını savunması veya bu hususun kabul edilmesi, onun kavşağa her koşulda kontrolsüz biçimde girebileceği anlamına gelmez.

Sürücünün kavşağa yaklaşırken gerekli dikkati gösterip göstermediği ayrıca incelenmelidir.

Bu nedenle yeşil ışıkta geçiş, her somut olayda otomatik beraat sebebi değildir.

EMSAL KARAR 10: İş kazasında eksik araştırmayla verilen beraat kararının bozulması

Yargıtay 12. Ceza Dairesi

  • Karar tarihi: 25.04.2018
  • Esas numarası: 2016/5430
  • Karar numarası: 2018/4891
  • Suç: Taksirle yaralama
  • Sonuç: Eksik araştırma nedeniyle beraat hükmünün bozulması

Olay

Bir otel bünyesindeki inşaatta çalışan işçi yüksekten düşerek kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmıştır.

Otel sahibi olan sanık hakkında taksirle yaralama suçundan dava açılmıştır.

Yerel mahkeme, sanığa yüklenebilecek somut bir kusurun ortaya konulamadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiştir.

Yargıtayın değerlendirmesi

Yargıtay, yetersiz ve soyut bilirkişi değerlendirmelerinin tek başına yeterli olmadığını kabul etmekle birlikte, sorumluluk ilişkisinin belirlenmesi için gerekli araştırmaların tamamlanması gerektiğini açıklamıştır.

Özellikle işçinin sigorta kayıtları, taşeron şirket, taşeronluk sözleşmesi, iş güvenliğinden sorumlu kişiler ve görev dağılımının araştırılması gerektiği belirtilmiştir.

Üç kişilik iş güvenliği uzmanı bilirkişi heyetinden somut gerekçeli rapor alınması gereğine işaret edilmiştir.

Kararın önemi

Bu karar iki yönüyle önemlidir.

Birincisi, yalnızca işveren veya otel sahibi olmak otomatik ceza sorumluluğu anlamına gelmez.

İkincisi, kusurun yeterince araştırılmamış olması her zaman derhal beraat verilmesini gerektirmez.

Mahkemenin maddi gerçeği aydınlatabilecek delilleri toplaması ve sorumlulukları kişiselleştirmesi gerekir.


8. Trafik Kazasında Taksirle Yaralamadan Beraat Edilebilir mi?

Evet. Trafik kazasında yaralanma bulunması, kazaya karışan sürücünün mutlaka taksirle yaralama suçundan mahkûm edileceği anlamına gelmez.

Trafik kazalarında ceza sorumluluğu değerlendirilirken özellikle şu hususlar önem taşımaktadır:

  • Kaza anındaki trafik ışıkları ve geçiş önceliği,
  • Sürücülerin hızları ve yolun hız sınırı,
  • Çarpışma noktası ve araçların son konumları,
  • Fren izleri ve teknik incelemeler,
  • Kavşak ve yol geometrisi,
  • Görüş mesafesi ve aydınlatma koşulları,
  • Sürücünün reaksiyon imkânı,
  • Mağdurun veya diğer sürücünün trafik kuralı ihlalleri,
  • Kamera kayıtları ve tanık anlatımları,
  • Adli Tıp Kurumu ve trafik bilirkişi raporları.

8.1. Trafik kazasında karşı tarafın tamamen kusurlu olması

Kazanın tamamen diğer sürücünün veya yayanın davranışından kaynaklandığının anlaşılması, sanığın kusursuzluğuna dayalı beraat sonucunu destekleyebilir.

Ancak karşı tarafın kusurlu olması, sanığın mutlaka kusursuz olduğu anlamına gelmez.

Bir kazada birden fazla kişinin dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal etmiş olması mümkündür.

Dolayısıyla diğer sürücünün asli kusurlu olması, sanığın tali kusurlu olup olmadığının araştırılmasını gerektirir.

8.2. Trafik kazasında kusur raporları çelişiyorsa ne olur?

Bilirkişi raporları arasında esaslı çelişkiler bulunması hâlinde mahkeme bu çelişkileri değerlendirmelidir.

Gerekirse yeni bilirkişi raporu alınmalı, keşif yapılmalı veya olayın teknik özellikleri yeniden incelenmelidir.

Ancak bütün araştırmalara rağmen çelişki giderilemiyor ve sanığın kusurlu olduğu kesin biçimde ispatlanamıyorsa şüpheden sanık yararlanır ilkesi uygulanabilir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2019/10935 Esas, 2021/3181 Karar sayılı kararı bu konuda önemli bir emsaldir.

8.3. Trafik kazasında yüzde 50 kusurlu olmak beraate engel midir?

Ceza sorumluluğunda kusur, yalnızca matematiksel bir yüzde üzerinden değerlendirilmez.

Bilirkişi tarafından belirlenen kusur oranı, ceza mahkemesi açısından tek başına mahkûmiyet hükmü değildir.

Mahkeme, sanığın hangi dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini ve bu ihlalin kazayla bağlantısını değerlendirmelidir.

Ancak sanığın gerçek bir dikkat ve özen yükümlülüğü ihlali bulunduğu ve bu ihlal yaralanma neticesine neden olduğu takdirde, diğer sürücünün de kusurlu olması sanığın ceza sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

8.4. Ehliyetsiz sürücü taksirle yaralamadan beraat edebilir mi?

Evet, somut koşullara göre mümkündür.

Sürücü belgesinin bulunmaması ayrı bir hukuka aykırılık oluşturabilir. Ancak bunun yaralanmayla sonuçlanan kazadaki taksirli kusurun yerine geçmesi mümkün değildir.

Ehliyetsiz sürücünün TCK m.89 kapsamında cezalandırılması için yaralanma neticesinin kendisine yüklenebilen taksirli davranışla meydana geldiğinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

8.5. Alkollü sürücü taksirle yaralamadan beraat edebilir mi?

Alkol kullanımı, trafik güvenliği ve sürücünün öngörülebilirlik durumu bakımından önemli bir delildir.

Bununla birlikte alkol tespitinin bulunması, her olayda kazanın alkolden kaynaklandığını veya sanığın yaralama suçundan mutlaka sorumlu olduğunu göstermez.

Alkol düzeyi, sürüş yeteneğine etkisi, kazanın oluşumu ve illiyet bağı değerlendirilmelidir.

Somut olayın şartlarına göre ayrıca trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu ve idari yaptırımlar gündeme gelebilir.

8.6. Yaya ağır yaralanmışsa sürücü beraat edebilir mi?

Evet.

Yaranın ağırlığı, kanuni suç vasfı ve yaptırım bakımından önemlidir. Ancak ağır yaralanma tek başına kusurun kanıtı değildir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2019/8662 Esas, 2021/167 Karar sayılı dosyasında ağır yaralanma neticesi bulunmasına rağmen sürücünün taksirli kusuru olmadığı kabul edilerek beraat sonucu korunmuştur.

9. İş Kazasında Taksirle Yaralama Suçundan Beraat

İş kazalarında ceza sorumluluğunun belirlenmesi özellikle teknik incelemeyi gerektirir.

İşveren, işveren vekili, şantiye şefi, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, formen, taşeron yetkilisi ve diğer sorumluların görevleri farklı olabilir.

Ceza sorumluluğu değerlendirilirken işyerindeki unvanın yanında somut görev, yetki ve ihlal edilen yükümlülük belirlenmelidir.

9.1. İşverenin otomatik sorumluluğu bulunur mu?

Hayır.

İşverenin iş sağlığı ve güvenliği bakımından kapsamlı yükümlülükleri bulunmakla birlikte ceza sorumluluğunun belirlenmesinde kişisel kusur ve illiyet bağı ayrıca incelenir.

Örneğin işverenin alınması gereken bir tedbiri almaması veya alınmasını sağlamaması neticeyle bağlantılıysa taksirli sorumluluk gündeme gelebilir.

Ancak işverenin olayla ilgili somut bir dikkat ve özen ihlali bulunmadığı hâlde yalnızca işveren sıfatına dayanılarak mahkûmiyet kurulması hukuken sorunlu olacaktır.

9.2. İş güvenliği uzmanı hangi hâllerde beraat edebilir?

İş güvenliği uzmanı hakkında ceza sorumluluğu tartışılırken uzmanın görevinin kapsamı, tespit ettiği riskler, yaptığı yazılı bildirimler, işverene sunduğu öneriler ve mevzuat kapsamındaki yükümlülükleri incelenmelidir.

Uzmanın görev ve yetkisi dışında kalan bir konuda doğrudan sorumlu tutulması mümkün olmayabilir.

Buna karşılık uzman tarafından yerine getirilmesi gereken ve kazayla bağlantılı bir yükümlülüğün ihlal edilmesi hâlinde taksirli sorumluluk gündeme gelebilir.

9.3. İşçinin kendi kusuru beraat sebebi olabilir mi?

İşçinin kendi kusurlu davranışı ceza sorumluluğunun değerlendirilmesinde önemlidir.

Ancak işçinin kusurlu olması, işverenin veya diğer sorumluların kusurunu otomatik olarak ortadan kaldırmaz.

İşçinin davranışının neticenin gerçekleşmesindeki etkisi ile diğer kişilere düşen tedbir yükümlülükleri birlikte incelenmelidir.

9.4. İş kazasında hangi belgeler savunma için önemlidir?

İş kazası dosyalarında özellikle iş güvenliği eğitim kayıtları, risk değerlendirme raporları, iş ekipmanı bakım belgeleri, kişisel koruyucu donanım teslim kayıtları, iş sözleşmeleri, taşeronluk sözleşmeleri, işyeri talimatları, iş kazası tutanakları, kamera görüntüleri ve tanık beyanları önem taşıyabilir.

Bu belgelerin varlığı tek başına kusursuzluğu kanıtlamaz; içerikleri, uygulanma biçimleri ve somut olayla bağlantıları değerlendirilmelidir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2016/5430 Esas, 2018/4891 Karar sayılı ilamında da sorumluların ve görev dağılımının araştırılmasının önemi vurgulanmıştır.

10. Doktorların Taksirle Yaralama Suçundan Beraati

Tıbbi müdahaleler sonrasında bir hastanın zarar görmesi, doktorun mutlaka taksirle yaralama suçundan sorumlu olduğunu göstermez.

Tıbbi müdahalenin bilimsel standartlara uygun yapılıp yapılmadığı, komplikasyon ile tıbbi uygulama hatası arasındaki ayrım ve zarar ile ihlal arasındaki ilişki değerlendirilmelidir.

10.1. Komplikasyon ve malpraktis ayrımı

Tıbbi müdahalenin bilinen ve tüm uygun tedbirlere rağmen ortaya çıkabilen riskleri, tek başına hekim kusuru anlamına gelmez.

Buna karşılık tıbbi standartlara aykırı ve önlenebilir bir davranış nedeniyle hastanın yaralanması durumunda taksirli ceza sorumluluğu tartışılabilir.

10.2. Doktor hakkında beraat kararı hangi gerekçelerle verilebilir?

Tıbbi müdahalenin standartlara uygun gerçekleştirilmesi, hekime yüklenebilen kusurun bulunmaması veya zarar ile iddia edilen ihlal arasında nedensellik kurulamaması beraat sonucunu destekleyebilir.

Ancak tıbbi kusurun bulunup bulunmadığının yetkin uzmanlar tarafından somut gerekçelerle incelenmesi gerekir.

Bu konuda herhangi bir somut Yargıtay kararının künyesi doğrulanmadan, kararın beraatle sonuçlandığı ileri sürülmemelidir.

11. Taksirle Yaralama Suçunda Bilirkişi Raporunun Önemi

Taksirle yaralama davalarının önemli bir bölümünde bilirkişi raporları mahkemenin kanaat oluşturmasında etkili olmaktadır.

Bununla birlikte bilirkişi raporu, hâkimin yerine geçen bir mahkûmiyet kararı değildir.

Bilirkişi teknik ve özel bilgi gerektiren konularda değerlendirme yaparken hukuki sorumluluğun nihai olarak belirlenmesi mahkemeye aittir.

11.1. Kusur raporu tek başına mahkûmiyet için yeterli midir?

Her durumda yeterli değildir.

Rapordaki teknik tespitlerin somut delillere dayanması, gerekçeli olması ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Kusur raporunda sanığa hangi nedenle kusur atfedildiği açıklanmıyorsa raporun denetlenebilirliği tartışmalı olabilir.

11.2. Birbiriyle çelişen bilirkişi raporlarında ne yapılır?

Mahkeme raporlar arasındaki çelişkiyi görmezden gelmemelidir.

Çelişkinin giderilmesi için ek rapor veya yeni bir uzman incelemesi gerekli olabilir.

Özellikle teknik bakımdan birbirine zıt iki rapordan hangisinin neden kabul edildiği gerekçeli kararda açıklanmalıdır.

11.3. Adli Tıp Kurumu raporu kesin delil midir?

Adli Tıp Kurumu raporları uzmanlık alanları yönünden önemli delillerdir; ancak mahkemenin bütün delilleri değerlendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Raporun dayandığı varsayımlar yanlışsa veya rapor diğer delillerle açık biçimde çelişiyorsa bunların tartışılması gerekir.

11.4. Özel uzman görüşü beraate katkı sağlar mı?

CMK m.67/6 kapsamında taraflar uzmanından bilimsel mütalaa alabilir.

Özellikle kaza rekonstrüksiyonu, trafik mühendisliği, iş güvenliği, makine mühendisliği ve tıbbi standartların incelenmesini gerektiren dosyalarda uzman görüşü teknik uyuşmazlıkların ortaya konulmasına yardımcı olabilir.

Bununla birlikte uzman görüşünün tek başına beraat garantisi sağlamadığı unutulmamalıdır.

12. Taksirle Yaralama Suçunda Şikâyet Şartı

TCK m.89/5 uyarınca taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak şikâyete bağlıdır.

Ancak TCK m.89/1 kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi durumunda şikâyet aranmaz.

Buna göre temel ayrım şöyledir:

Hukuki durumŞikâyet koşulu
TCK 89/1 – Basit taksirŞikâyete bağlı
TCK 89/1 – Bilinçli taksirŞikâyete bağlı
TCK 89/2 – Basit taksirŞikâyete bağlı
TCK 89/2 – Bilinçli taksirŞikâyet aranmaz
TCK 89/3 – Basit taksirŞikâyete bağlı
TCK 89/3 – Bilinçli taksirŞikâyet aranmaz
TCK 89/4 – Basit taksirŞikâyete bağlı
TCK 89/4 – Bilinçli taksirŞikâyet aranmaz

Şikâyet süresinin değerlendirilmesinde TCK m.73 ve olay tarihinde yürürlükte bulunan ilgili hükümler esas alınmalıdır.

Genel olarak şikâyete bağlı suçlarda altı aylık hak düşürücü süre önemlidir. Sürenin başlangıcı, fiilin ve failin öğrenilmesiyle ilgili kurallar çerçevesinde belirlenir.

Şikâyet yokluğu nedeniyle kamu davasının düşmesi ile sanığın beraat etmesi farklı hukuki sonuçlardır.

13. Taksirle Yaralama Suçunda Uzlaştırma

Taksirle yaralama suçunda uzlaştırma hükümleri, CMK m.253 ve ilgili diğer hükümler çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Uzlaştırma sürecinde tarafların anlaşması, usulüne uygun biçimde yerine getirilen edimler ve yargılamanın bulunduğu aşama farklı sonuçlara yol açabilir.

Uzlaşma, beraat kararıyla aynı anlama gelmez.

Beraat, suçun maddi veya manevi unsurlarına ya da ispatına ilişkin bir yargısal sonuçtur.

Uzlaşma ise kanunun belirlediği usul ve şartlar altında ceza uyuşmazlığının çözümlenmesine yönelik farklı bir kurumdur.

Dolayısıyla kişi kusursuz olduğunu düşünüyorsa uzlaşmayı kabul edip etmeyeceğini hukuki durumunu değerlendirerek belirlemelidir.

14. Taksirle Yaralama Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, beraat ile karıştırılmamalıdır.

HAGB değerlendirmesinde mahkûmiyet hükmü kurulmasına ilişkin koşullar ile CMK m.231’deki güncel düzenleme birlikte dikkate alınır.

Olay tarihi, hüküm tarihi, yasal değişiklikler ve geçiş hükümleri değerlendirmede önem taşımaktadır.

Sanığın kusurlu davranışının veya suçun unsurlarının bulunmadığı bir dosyada öncelikli hukuki talep beraat olabilir.

HAGB kurumunun uygulanabilirliği ise ayrı bir değerlendirmeyi gerektirir.

15. Taksirle Yaralamada Adli Para Cezası ve Hapis Cezasının Çevrilmesi

TCK m.89/1, hapis veya adli para cezasını seçimlik yaptırım olarak düzenlemektedir.

Ancak bütün taksirle yaralama türlerinde adli para cezasına doğrudan hükmedilebileceği düşünülmemelidir.

Örneğin TCK m.89/4 kapsamında kanuni yaptırım hapis cezasıdır. Hükmolunan kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilip çevrilemeyeceği ayrıca incelenir.

TCK m.50/4 bakımından bilinçli taksir önemli bir sınırlamadır.

Ayrıca adli para cezasının gün sayısı ve bir gün karşılığı tutarının belirlenmesinde olay tarihinde uygulanabilir hükümler dikkate alınmalıdır.

16. Taksirle Yaralama Davasında Zamanaşımı

Taksirle yaralama suçlarında dava zamanaşımı TCK m.66 ve ilgili hükümler çerçevesinde belirlenir.

Temel olarak suçun kanuni cezasının üst sınırı, ağırlaştırıcı hükümler, suç tarihi ve zamanaşımının durması veya kesilmesine neden olan işlemler değerlendirilmelidir.

TCK m.89/1’deki iki yıllık üst sınır bakımından genel olarak sekiz yıllık olağan dava zamanaşımı süresi gündeme gelir.

TCK m.89/4 bakımından ise beş yıllık üst sınırın zamanaşımı hesabına etkisi, TCK m.66’nın uygulanabilir hükmü çerçevesinde incelenmelidir.

Somut dosyada zamanaşımı değerlendirmesi yapılırken yalnızca fiilin temel hâline bakılmamalı, kanuni suç vasfı ve lehe kanun meselesi de ele alınmalıdır.

17. Taksirle Yaralamadan Beraat Edilirse Tazminat Ödenir mi?

Ceza davasında beraat kararı verilmesi, hukuk mahkemesinde tazminat sorumluluğunun mutlaka bulunmadığı anlamına gelmez.

Ceza ve hukuk yargılamalarının ispat standartları, değerlendirme esasları ve sorumluluk koşulları farklı olabilir.

Özellikle trafik kazası ve iş kazası dosyalarında sanık hakkında beraat kararı verilmiş olsa bile hukuki tazminat talepleri ayrıca değerlendirilebilir.

Bununla birlikte beraatin hangi maddi vakıaya dayandığı hukuk davasındaki değerlendirme açısından önem taşıyabilir.

Bu nedenle ceza hükmünün yalnızca sonuç bölümüne değil, gerekçesine de bakılmalıdır.

18. Taksirle Yaralama Davasında Savunma Nasıl Yapılmalıdır?

Taksirle yaralama suçundan yargılanan kişinin savunması, yalnızca olayda kusursuz olduğunu söylemekle sınırlı kalmamalıdır.

Somut olayın özelliklerine göre sistematik bir delil değerlendirmesi yapılmalıdır.

Birinci aşama: Olayın oluş biçimi belirlenmelidir

Kaza veya yaralanmaya neden olduğu ileri sürülen olayın nasıl meydana geldiği tespit edilmelidir.

Olay yeri tutanakları, kamera görüntüleri ve ilk ifadeler incelenmelidir.

İkinci aşama: Sanığa atfedilen davranış somutlaştırılmalıdır

İddianamede sanığın hangi davranış nedeniyle taksirli sayıldığı belirlenmelidir.

Yalnızca dikkatsiz veya tedbirsiz davranıldığı şeklindeki genel ifadelerin yeterliliği tartışılmalıdır.

Üçüncü aşama: Dikkat ve özen yükümlülüğünün kaynağı araştırılmalıdır

Sanığın hangi kanuni, idari, mesleki veya teknik kurala uyması gerektiği tespit edilmelidir.

Dördüncü aşama: İhlal ile netice arasındaki bağlantı değerlendirilmelidir

Sanığın iddia edilen davranışının yaralanma neticesini doğurup doğurmadığı ve neticenin objektif olarak kendisine isnat edilip edilemeyeceği incelenmelidir.

Beşinci aşama: Bilirkişi raporları karşılaştırılmalıdır

Rapordaki varsayımlar, teknik hatalar, hesaplamalar ve delillerle çelişen tespitler değerlendirilmelidir.

Altıncı aşama: Doğru beraat gerekçesi gösterilmelidir

Sanığın taksirli kusurunun bulunmadığı ortaya konulmuşsa CMK m.223/2-c, suçun sanık tarafından işlendiği sabit değilse CMK m.223/2-e değerlendirilmelidir.

Yedinci aşama: Emsal Yargıtay kararları somut olayla ilişkilendirilmelidir

Yargıtay kararlarının yalnızca esas ve karar numarasını yazmak yeterli değildir.

Kararın hangi maddi olaya ilişkin olduğu ve hangi hukuki gerekçeyle beraati onadığı açıklanmalıdır.

19. Bursa’da Taksirle Yaralama Davaları ve Ceza Avukatı

Bursa’da taksirle yaralama suçuna ilişkin soruşturmalar ve ceza yargılamaları trafik kazaları, iş kazaları, inşaat faaliyetleri ve diğer yaralanma olayları nedeniyle gündeme gelebilmektedir.

Bursa Osmangazi, Nilüfer, Yıldırım, Gemlik, İnegöl, Mudanya, Gürsu, Kestel ve diğer ilçelerde meydana gelen olaylar bakımından görevli ve yetkili adli merciler somut olayın özelliklerine göre belirlenmektedir.

Özellikle sanayi tesislerinde meydana gelen iş kazaları, şantiye faaliyetleri ve şehir içi trafik kazaları teknik delillerin ayrıntılı incelenmesini gerektirebilir.

Bursa’da taksirle yaralama suçundan yargılanan kişiler bakımından savunmanın en önemli unsurlarından biri, somut kusur tespitinin doğru yapılması ve bilirkişi raporlarının hukuki açıdan denetlenmesidir.

Sencer Hukuk Danışmanlık bünyesinde trafik kazaları, iş kazaları ve taksirle yaralama isnatlarına ilişkin dosyaların değerlendirilmesinde suçun maddi ve manevi unsurlarının ayrı ayrı incelenmesi önem taşımaktadır.

20. Taksirle Yaralama Suçu Hakkında Sık Sorulan Sorular

Taksirle yaralamadan beraat edilir mi?

Evet. Sanığın taksirli kusurunun bulunmaması, suçun unsurlarının oluşmaması veya sanığın suçu işlediğinin kesin biçimde ispatlanamaması hâllerinde beraat kararı verilebilir.

Trafik kazasında karşı taraf yaralanırsa mutlaka ceza alınır mı?

Hayır. Yaralanmanın meydana gelmesi tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir. Sanığın taksirli kusuru ve neticeyle bağlantısı değerlendirilmelidir.

Taksirle yaralamada kusursuz olmak beraat sebebi midir?

Evet. Sanığın taksire dayalı kusurunun bulunmaması hâlinde CMK m.223/2-c kapsamında beraat kararı verilebilir.

Taksirle yaralamada şüpheden beraat olur mu?

Evet. Gerekli deliller toplandığı hâlde sanığın suç işlediği kesin biçimde ispatlanamıyorsa CMK m.223/2-e uygulanabilir.

Bilirkişi raporu kusurlu dediğinde mahkeme beraat verebilir mi?

Evet. Mahkeme bilirkişi raporuyla mutlak şekilde bağlı değildir. Ancak raporu neden kabul etmediğini veya diğer delillere neden üstünlük tanıdığını hukuken denetlenebilir biçimde açıklamalıdır.

Karşı taraf asli kusurluysa sanık beraat eder mi?

Mutlaka değil. Karşı tarafın asli kusurlu olması, sanığın herhangi bir tali kusurunun bulunmadığını tek başına göstermez.

Kusur raporları çelişiyorsa beraat kararı verilebilir mi?

Evet. Gerekli araştırmalar tamamlandıktan sonra kusur kesin olarak ispatlanamıyorsa beraat mümkün olabilir.

Taksirle yaralama suçu şikâyete bağlı mıdır?

Kural olarak evet. Ancak TCK m.89/1 kapsamındaki yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi hâlinde şikâyet aranmaz.

Şikâyetten vazgeçilirse dava düşer mi?

Şikâyete bağlı bir suçta, kanuni koşulları bulunan vazgeçme davanın düşmesine yol açabilir. Vazgeçmenin geçerliliği ve sanığın kabulüne ilişkin hususlar ayrıca değerlendirilmelidir.

Taksirle yaralama suçunda uzlaşma mümkün mü?

Kural olarak uzlaştırma hükümleri gündeme gelebilir. Ancak suç vasfı, kanuni istisnalar ve güncel mevzuat ayrıca incelenmelidir.

İş kazasında işveren beraat edebilir mi?

Evet. İşverenin somut taksirli kusurunun ve illiyet bağının bulunmadığı veya suçun ispatlanamadığı durumlarda beraat mümkün olabilir.

İş güvenliği uzmanı hakkında beraat verilebilir mi?

Evet. Uzmanın görev kapsamı, ihlal edilen yükümlülük ve neticeyle bağlantısı somut olarak değerlendirilmelidir.

Doktor hakkında taksirle yaralamadan beraat kararı verilebilir mi?

Evet. Tıbbi müdahalenin standartlara uygun olduğu veya hekime atfedilebilecek taksirli kusurun bulunmadığı durumlarda beraat gündeme gelebilir.

Kemik kırığı varsa beraat mümkün mü?

Evet. Kemik kırığı suçun nitelikli hâli bakımından önem taşımakla birlikte sanığın taksirli kusurunun ispatı zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.

Mağdur hayati tehlike geçirmişse beraat verilebilir mi?

Evet. Yaralanmanın ağırlığı tek başına mahkûmiyet sebebi değildir.

Taksirle yaralama dosyasında mahkûmiyet kararı istinafta beraate dönebilir mi?

Evet. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 2023/577 E., 2023/1548 K. sayılı kararı ve bu kararın Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2023/6478 E., 2024/349 K. sayılı ilamıyla onanması buna örnektir.

Beraat kararı kesinleşirse adli sicile mahkûmiyet olarak işlenir mi?

Beraat hükmü mahkûmiyet değildir. Ancak ceza dosyasına ilişkin adli kayıtların saklanması ile adli sicile mahkûmiyet kaydı işlenmesi farklı konulardır.

Beraat eden sanık karşı vekâlet ücreti alabilir mi?

Sanık müdafii lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi, beraat hükmünün niteliği, temsil durumu ve karar tarihinde yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi çerçevesinde değerlendirilir.

Beraat eden kişi manevi tazminat talep edebilir mi?

Salt beraat edilmiş olması kendiliğinden manevi tazminat hakkı doğurmaz. Haksız koruma tedbirleri veya diğer hukuka aykırı fiiller nedeniyle tazminat koşulları ayrıca değerlendirilebilir.

21. Sonuç: Taksirle Yaralama Davalarında Beraatin Belirleyici Unsuru Kusurun ve Suçun İspatıdır

Taksirle yaralama suçunda ceza sorumluluğunun belirlenmesi, yalnızca bir yaralanmanın meydana gelmiş olmasına indirgenemez.

Sanığın dikkat ve özen yükümlülüğünün bulunması, bu yükümlülüğün somut biçimde ihlal edilmesi, yaralanma neticesinin ihlalle bağlantılı olması ve bütün bu unsurların ceza yargılamasının gerektirdiği kesinlikte ispatlanması gerekmektedir.

Yargıtay kararları özellikle üç hususu ortaya koymaktadır:

Birincisi, kusursuzluk hâlinde beraat mümkündür ve doğru beraat gerekçesinin belirlenmesi gerekir.

İkincisi, gerekli deliller toplandığı hâlde kusur veya suçun işlendiği kesin biçimde ortaya konulamıyorsa şüpheden sanık yararlanır ilkesi uygulanır.

Üçüncüsü, eksik soruşturma veya yetersiz teknik inceleme nedeniyle verilen beraat kararları Yargıtay tarafından bozulabilir.

Bu nedenle taksirle yaralama dosyalarında etkili savunma; olayın teknik yönlerinin incelenmesini, kusurun kişiselleştirilmesini, bilirkişi raporlarının denetlenmesini, illiyet bağının değerlendirilmesini ve somut olayla örtüşen emsal kararların kullanılmasını gerektirmektedir.

Bu çalışma genel hukuki bilgilendirme amacı taşımakta olup her olayın özelliklerine göre ayrı değerlendirme yapılması gerekmektedir. Kararların uygulanmasında tam metinleri ve güncel mevzuat esas alınmalıdır.

Doğrulanmış Yargıtay kararları – kaynak ve karar künyeleri

Aşağıdaki tabloyu makalenin altında “Taksirle Yaralama Beraat Kararları ve Emsal İçtihatlar” başlığıyla kullanabilirsiniz. Her kararın bağlantısı ilgili karar metnine yönlendirmektedir.

Yargıtay kararıBeraat gerekçesiİnceleme sonucu
12. CD, 2019/13072 E., 2020/1484 K.KusursuzlukDüzeltilerek onama
12. CD, 2019/10935 E., 2021/3181 K.Kusurun ispatlanamamasıOnama
12. CD, 2019/10765 E., 2020/3194 K.Taksirin bulunmamasıDüzeltilerek onama
12. CD, 2019/8662 E., 2021/167 K.Kusursuz sürücüDüzeltilerek onama
12. CD, 2023/6478 E., 2024/349 K.Kırmızı ışık ihlalinin belirsizliğiOnama
12. CD, 2018/8538 E., 2020/429 K.Fiilin sanık tarafından işlenmediğinin sabit olmasıOnama
12. CD, 2024/70 E., 2024/1362 K.Suçun ispatlanamamasıOy çokluğuyla onama
12. CD, 2024/3912 E., 2026/5453 K.Suçun işlendiğinin sabit olmamasıDüzeltilerek onama

Karşılaştırmalı değerlendirme için beraatin bozulduğu iki karar da önemlidir: Yargıtay 12. CD, 2024/1355 E., 2026/2973 K. ve Yargıtay 12. CD, 2016/5430 E., 2018/4891 K.. İlkinde yeşil ışıkta geçişin diğer trafik yükümlülüklerini ortadan kaldırmaması, ikincisinde iş kazasına ilişkin eksik araştırma belirleyici olmuştur. Legaluga+1

2026 mevzuat kontrolü: TCK m.89/1 ve 89/4’teki ceza artışları 25 Aralık 2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Makaledeki yaptırımlar güncel metne göre hazırlanmıştır.

Yazar
enes sencer

Sencer Hukuk & Danışmanlık kurucusu. Bursa Barosu; ceza, aile ve vatandaşlık hukuku.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat değişebilir, güncel durum için hukuki destek alınız.

Yorum yazın

Yorumlar onaydan sonra yayımlanır. E-posta adresiniz görünmez.