31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun ile Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesine eklenen dördüncü fıkra, dolandırıcılık suçlarında önemli bir değişiklik meydana getirmiştir.
TCK 158/4 ceza indirimi, dolandırıcılık suçuna katılımı, banka hesabı veya ödeme araçlarının kullanımını sağlayan bilgilerin başkasına verilmesiyle sınırlı kalan kişiler bakımından cezanın yarı oranında indirilmesini öngörmektedir.
Düzenlemenin en önemli yönlerinden biri, yalnızca yeni açılan ceza davalarıyla sınırlı olmamasıdır. Kanunda belirtilen şartların gerçekleşmesi hâlinde, daha önce mahkûm edilmiş ve cezaları kesinleşmiş kişiler de lehe kanun hükümlerinden yararlanabilmektedir.
Nitekim müdafiliğini yürüttüğümüz bir dosyada Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 04.09.2026 tarihli ek kararıyla kesinleşmiş nitelikli dolandırıcılık mahkûmiyeti hakkında uyarlama yargılaması yapılmasını kabul etmiş, mağdur zararının giderilmesi için hükümlüye altı aylık süre tanımıştır.
Bu karar, özellikle banka hesabını başkasına kullandırdığı gerekçesiyle TCK 158 kapsamında mahkûm edilen ve hâlen ceza infaz kurumunda bulunan kişiler açısından önem taşımaktadır.
Ancak yeni kanunun bir af düzenlemesi olmadığı, bütün dolandırıcılık mahkûmiyetlerini otomatik olarak yarıya indirmediği ve zararın ödenmesinin tek başına tahliye garantisi oluşturmadığı unutulmamalıdır.
TCK 158/4 Nedir? 7589 Sayılı Kanun Ne Değiştirdi?
7589 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun nitelikli dolandırıcılığı düzenleyen 158. maddesine dördüncü fıkra eklenmiştir.
16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilen düzenleme, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yeni hükme göre, TCK 157 veya 158 kapsamındaki dolandırıcılık suçlarına iştirak eden bir kişinin eylemi, haksız menfaat sağlama amacıyla hesap veya ödeme aracının kullanımını sağlayan bilgi ya da araçları başkasına vermekle sınırlıysa, verilecek cezada yarı oranında indirim yapılır.
Bu değişikliğin temel önemi, dolandırıcılık organizasyonunu yöneten kişiyle yalnızca hesap erişimini sağlayan kişinin ceza sorumluluğunun aynı ölçüde değerlendirilmemesine imkân tanımasıdır.
Örneğin bir kişi, dolandırıcılık faaliyetini organize etmiş, mağdurla görüşmüş ve hileli beyanlarda bulunmuş olabilir. Başka bir kişi ise belirli bir menfaat karşılığında yalnızca banka hesabını kullandırmış olabilir.
Yeni düzenleme, ikinci kişinin eyleminin kanunda belirtilen sınırlar içinde kalması hâlinde özel bir ceza indirimi öngörmektedir.
Bununla birlikte, banka hesabının kullanılmış olması tek başına indirim için yeterli değildir. Hesap sahibinin dolandırıcılık suçuna iştirak edip etmediği ve iştirak etmişse katkısının hangi fiillerden oluştuğu ayrıca araştırılmalıdır.
Hesap Kiralama ve IBAN Kullandırma Suçlarında Ceza Yarıya Düşer mi?
Evet. TCK 158/4’teki bütün koşullar gerçekleştiğinde, dolandırıcılık suçuna iştirak nedeniyle belirlenecek ceza yarı oranında indirilir.
Ancak bu sonuç her hesap kullandırma olayında kendiliğinden ortaya çıkmaz.
Öncelikle kişinin dolandırıcılık suçuna iştiraki hukuken belirlenmelidir. Ardından suç teşkil eden katkısının, kanunda sayılan hesap ve ödeme araçlarını başkasına vermekle sınırlı kalıp kalmadığı incelenmelidir.
Özellikle şu hususlar önemlidir:
- Sanık banka hesabını veya kartını hangi amaçla vermiştir?
- Karşılığında para, komisyon veya başka bir menfaat elde etmiş midir?
- Dolandırıcılık eylemini gerçekleştiren kişileri tanımakta mıdır?
- Mağdurlarla doğrudan iletişime geçmiş midir?
- Para transferlerini bizzat yönetmiş midir?
- Hesaba gelen paraları çekmiş veya başka hesaplara aktarmış mıdır?
- Sadece hesap bilgilerini mi vermiştir, yoksa dolandırıcılık organizasyonunda başka görevler de üstlenmiş midir?
Bu soruların cevapları, TCK 158/4 indiriminden yararlanılıp yararlanılamayacağını belirleyebilir.
Önemli bir başka husus da şudur: Hesabını dolandırıcılık amacıyla kullanılacağını bilmeden veren bir kişinin durumu, suçun işlendiğini bilerek menfaat karşılığı hesap kullandıran kişiyle aynı değildir.
İlk durumda iştirak kastının bulunmadığı ve beraat gerektiği ileri sürülebilir. İkinci durumda ise TCK 158/4 kapsamında indirim tartışılabilir.
Dolayısıyla savunma yalnızca ceza indirimine yöneltilmemeli; öncelikle suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmelidir.
Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesinden TCK 158/4 Uyarlama Kararı
Somut mahkeme kararı incelemesi
Müdafiliğini yürüttüğümüz dosyada, 7589 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra kesinleşmiş nitelikli dolandırıcılık mahkûmiyetinin yeniden değerlendirilmesi gündeme gelmiştir.
İncelenen kararın künyesi şöyledir:
| Karar bilgisi | Açıklama |
|---|---|
| Mahkeme | Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesi |
| Esas numarası | 2025/101 E. |
| Karar numarası | 2025/467 K. |
| Asıl karar tarihi | 08.10.2025 |
| Ek karar tarihi | 04.09.2026 |
| Suç | TCK 158/1-l nitelikli dolandırıcılık |
| İnceleme konusu | 7589 sayılı Kanun, TCK 158/4 ve lehe kanun uyarlaması |
| Sonuç | Uyarlama yargılamasının kabulü ve zararın giderilmesi için altı aylık süre verilmesi |
Olayın Özeti
İlk derece mahkemesi, sanığın kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarıyla ilişkili gösterme suretiyle gerçekleştirilen nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir.
Mahkûmiyet kararı kesinleşmiş ve hükümlü hakkındaki cezanın infazına başlanmıştır.
31 Temmuz 2026 tarihinde yeni kanunun yürürlüğe girmesi üzerine, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat ve İnfaz Bürosu tarafından 03.08.2026 tarihinde lehe kanun hükümlerinin uygulanması talep edilmiştir.
Mahkeme, dosyayı yeniden ele alarak hükümlünün önceki yargılama sırasında banka hesaplarını başka bir kişinin kullanması amacıyla verdiğini beyan etmiş olmasını dikkate almıştır.
Bu beyanın TCK 158/4 kapsamında hukuki değerlendirme yapılmasını gerektirdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkeme Kesinleşmiş Karara Rağmen Neden Uyarlama Yargılamasını Kabul Etti?
Mahkemenin değerlendirmesinin temelini TCK 7/2’de düzenlenen lehe kanun ilkesi oluşturmuştur.
Bu ilke gereğince, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren kanun hükümleri failin lehine sonuç doğuruyorsa lehe hükümlerin uygulanması gerekir.
Ceza mahkûmiyetinin kesinleşmiş olması, sonradan yürürlüğe giren lehe kanunun değerlendirilmesine mutlak biçimde engel değildir.
Somut olayda mahkeme, kesinleşmiş mahkûmiyetin suçun sübutuna ilişkin değerlendirmesini yeniden tartışmadan, hükümlünün yeni düzenleme karşısındaki hukuki durumunu incelemiştir.
Mahkeme kararında, önceki yargılamadaki olay kabulünün yeterli olduğu belirtilerek duruşma açılmaksızın dosya üzerinden değerlendirme yapılmıştır.
Buradan çıkarılabilecek önemli sonuç şudur:
TCK 158/4 kapsamında lehe kanun incelemesi, koşulları varsa mahkûmiyet kararı kesinleşmiş ve cezası infaz edilmekte olan kişiler bakımından da yapılabilir.
Ancak duruşma açılmadan karar verilmiş olması, bütün uyarlama yargılamalarının mutlaka dosya üzerinden sonuçlandırılacağı anlamına gelmez. Yeni delil değerlendirmesi gerektiren dosyalarda farklı usul meseleleri ortaya çıkabilir.
Mahkeme Neden İnfazı Hemen Durdurmadı?
Somut kararda özellikle dikkat edilmesi gereken husus, mahkemenin uyarlama yargılaması yapılmasını kabul etmesine karşın ilk aşamada infazı durdurmamış olmasıdır.
Bunun sebebi, mağdurun zararının henüz tamamen giderilmemesidir.
7589 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin yedinci fıkrası, ilgili hükümlüler açısından etkin pişmanlıktan yararlanma imkânını özel bir düzenlemeyle genişletmiştir.
Ancak kanun, bu kapsamda mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar söz konusu fıkraya dayanılarak infazın ertelenmesine veya durdurulmasına izin vermemektedir.
Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesi de bu nedenle ilk aşamada infazın durdurulması talebini kabul etmemiştir.
Bunun yerine hükümlüye, mağdurun 180.000 TL tutarındaki zararını gidermesi için ek kararın tebliğinden itibaren altı aylık süre vermiştir.
Mahkeme ayrıca, zararın karşılandığının belgelenmesi durumunda dosyanın yeniden ve resen ele alınmasına karar vermiştir.
Bu kararın uygulamadaki değeri, cezası kesinleşmiş hükümlü açısından hem lehe kanun uyarlamasının hem de belirli şartlarla sonradan etkin pişmanlık uygulanmasının gündeme gelebileceğini göstermesidir.
Kararın Sonucu ve Hukuki Önemi
Mahkemenin 04.09.2026 tarihli ek kararıyla:
- Lehe kanun hükümleri kapsamında uyarlama yargılaması yapılması kabul edilmiştir.
- İlk aşamada infazın durdurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
- Mağdur zararının tamamen giderilmesi için altı aylık süre tanınmıştır.
- Zararın giderildiğinin belgelenmesi hâlinde dosyanın resen ele alınması öngörülmüştür.
- Altı aylık sürenin sonunda, zarar giderilmemiş olsa dahi dosyanın yeniden değerlendirilmesine karar verilmiştir.
Dolayısıyla bu karar, kesinleşmiş dolandırıcılık hükümlerinin yeni kanun karşısında yeniden incelenebilmesine ilişkin somut bir uygulama örneğidir.
Bununla birlikte kararın, henüz nihai indirim miktarını belirleyen veya hükümlünün tahliyesine hükmeden bir karar olmadığı özellikle vurgulanmalıdır.
Kesinleşmiş Dolandırıcılık Cezası Yeni Kanunla Yarıya Düşer mi?
TCK 158/4 düzenlemesi açısından en çok merak edilen konulardan biri, daha önce verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet kararlarının yeni kanundan yararlanıp yararlanamayacağıdır.
Bu sorunun cevabı, TCK 7/2 ve 5275 sayılı Kanun’un 98. maddesi çerçevesinde, şartların varlığı hâlinde evettir.
Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi, sonradan yürürlüğe giren kanunun fail lehine olması durumunda lehe hükmün uygulanmasını ve infaz edilmesini öngörmektedir.
5275 sayılı Kanun’un 98/1-a maddesi ise sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün lehe kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinde, hükmü veren mahkemeden karar istenmesini düzenlemektedir.
Dolayısıyla mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması, hükümlünün yeni düzenlemeden hiçbir şekilde yararlanamayacağı anlamına gelmez.
Uyarlama Yargılaması Nedir?
Uyarlama yargılaması, mahkûmiyet kararının verilmesinden sonra meydana gelen kanuni değişikliklerin hükümlünün cezasına etkisinin incelenmesidir.
Uyarlama yargılamasında amaç her durumda suçun yeniden yargılanması değildir. Temel mesele, yeni hukuki düzenleme karşısında önceki mahkûmiyetin sonuçlarının yeniden belirlenmesidir.
TCK 158/4 bakımından şu sorular araştırılır:
- Hükümlü TCK 157 veya 158 kapsamında mı mahkûm edilmiştir?
- Dolandırıcılık suçuna katılımı yalnızca hesap ya da ödeme aracı kullandırmayla mı sınırlıdır?
- Önceki mahkûmiyet hükmünde hangi maddi olaylar kabul edilmiştir?
- Yeni düzenleme hükümlü lehine sonuç doğurmakta mıdır?
- Daha önce TCK 168 etkin pişmanlık hükümleri uygulanmış mıdır?
- Cezanın yeniden belirlenmesi sonucunda infaz durumu değişecek midir?
Uyarlama Yargılaması İçin Nereye Başvurulur?
Kesinleşmiş mahkûmiyet bakımından lehe kanun değerlendirmesi kural olarak hükmü veren mahkemeden istenir.
Örneğin Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinde verilen ve kesinleşen bir nitelikli dolandırıcılık hükmü bakımından lehe kanun başvurusu, ilgili hükmü veren mahkemeye yöneltilebilir.
Hükümlünün Edirne, Silivri, İzmir, Bursa veya başka bir ildeki ceza infaz kurumunda bulunması, bu temel kuralı değiştirmez.
Ayrıca Cumhuriyet başsavcılığının ilamat ve infaz birimince de lehe kanun değerlendirmesi için mahkemeye başvurulabilir.
Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesinin incelediğimiz kararında sürecin infaz savcılığının talebi üzerine başlamış olması bunun somut örneğidir.
Ancak hükümlünün veya müdafiinin infaz savcılığının kendiliğinden harekete geçmesini beklemesi zorunlu değildir. Koşulların mevcut olduğu düşünülüyorsa gerekçeli bir uyarlama talebi ileri sürülebilir.
7589 Sayılı Kanun’un Geçici 1/6 Maddesi: İstinaf ve Yargıtaydaki Dosyalar
Yeni düzenleme yalnızca infaz aşamasındaki mahkûmiyetleri ilgilendirmemektedir.
7589 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin altıncı fıkrası, kanun yürürlüğe girmeden önce haklarında TCK 157 veya 158 kapsamında hüküm verilmiş ve dosyaları kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklar için de özel bir geçiş usulü düzenlemiştir.
Buna göre TCK 158/4’ün uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinde bulunan dosyalarında bozma kararı verilerek dosya ilk derece mahkemesine gönderilir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise kanunda öngörülen usule göre ilk derece mahkemelerine gönderilir.
Burada önemli bir ayrım bulunmaktadır.
Yeni kanunun uygulanabilmesi için dosyada kişinin eyleminin yalnızca hesap kullandırmayla sınırlı olduğu belirlenebilmelidir.
Sanığın dolandırıcılık faaliyetini organize ettiği, mağdurlarla iletişime geçtiği veya suçun icrasında başka roller üstlendiği dosyalarda TCK 158/4’ün uygulanabilirliği ayrıca tartışılacaktır.
7589 Sayılı Kanun Geçici 1/7: Kesinleşmiş Cezalarda Altı Aylık Zarar Ödeme Süresi
7589 sayılı Kanun’un en önemli hükümlerinden biri geçici 1. maddesinin yedinci fıkrasıdır.
Bu hüküm, belirli koşulları taşıyan ve dosyası infaz aşamasına geçmiş hükümlüler için özel bir etkin pişmanlık imkânı getirmiştir.
Normal şartlarda TCK 168/2 kapsamındaki etkin pişmanlık, kovuşturmanın başlamasından sonra fakat hüküm verilmeden önce zararın giderilmesi durumunda uygulanmaktadır.
Yeni geçici düzenleme ise belirli hükümlüler bakımından bu imkânı infaz aşamasına taşımıştır.
Kimler Altı Aylık Süreden Yararlanabilir?
Kanuni düzenleme kapsamında şu şartlar birlikte değerlendirilir:
- Kişi hakkında TCK 157 veya 158 kapsamında hüküm verilmiş olmalıdır.
- Hüküm, kanunda belirtilen tarih ve geçiş koşullarına uygun olmalıdır.
- Dosya infaz aşamasında bulunmalıdır.
- Daha önce hükümlü hakkında TCK 168 etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamış olmalıdır.
- Hükümlünün fiili TCK 158/4 kapsamında değerlendirilebilmelidir.
- Mağdurun zararı, mahkemenin ihtarından itibaren altı ay içinde tamamen giderilmelidir.
Bu koşulları sağlayan kişiler bakımından TCK 168/2’de düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir.
Kanunda yer alan düzenleme, hüküm tarihinde kesinleşmemiş ancak kanun yoluna başvurulmaması nedeniyle yürürlük tarihinden sonra kesinleşen bazı hükümleri de ayrıca kapsamına almaktadır.
Altı Aylık Süre Ne Zaman Başlar?
Altı aylık süre, suç tarihinden veya kanunun yürürlüğe girdiği günden itibaren değil, mahkeme tarafından yapılan ihtardan itibaren işlemeye başlar.
Somut Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesi kararında da sürenin ek kararın tebliğinden itibaren başlayacağı açıkça belirtilmiştir.
Dolayısıyla süre hesabı yapılırken ek kararın tarihi ile hükümlüye yapılan tebligatın tarihi birbirine karıştırılmamalıdır.
Örneğin mahkeme kararı 1 Eylül tarihinde vermiş ancak karar hükümlüye 15 Eylül tarihinde tebliğ edilmişse, somut ihtarın içeriği ve tebligat usulü dikkate alınarak süre hesabı yapılmalıdır.
Altı Ay Dolmadan Zarar Ödenirse Ne Olur?
Kanun, hükümlünün altı aylık sürenin tamamını beklemesini zorunlu kılmamaktadır.
Mağdurun zararı tamamen giderildiğinde ödeme belgeleri mahkemeye sunularak dosyanın yeniden ele alınması istenebilir.
İncelediğimiz Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesi kararı da zarar ödeme belgesi sunulduğunda dosyanın resen ele alınacağını öngörmektedir.
Bu nedenle zarar kısa sürede giderilebiliyorsa altı aylık sürenin sonuna kadar beklenmesi her dosyada gerekli değildir.
Dolandırıcılık Zararını Ödeyince Cezaevinden Çıkılır mı?
Dolandırıcılık suçundan ceza alan kişiler ve aileleri tarafından en sık yöneltilen sorulardan biri budur.
Mağdur zararının tamamen ödenmesi, şartların mevcut olduğu dosyalarda etkin pişmanlık ve ceza indirimi sonucunu doğurabilir. Ancak kendiliğinden ve otomatik tahliye anlamına gelmez.
Ödeme sonrasında mahkemenin gerekli hukuki değerlendirmeyi yapması, cezanın yeniden belirlenmesi ve infaz hesabının buna göre güncellenmesi gerekir.
Mahkûmiyetin yeniden belirlenen süresi, hükümlünün ceza infaz kurumunda geçirdiği süre, koşullu salıverilme şartları, denetimli serbestlik koşulları ve varsa diğer kesinleşmiş mahkûmiyetler sonucu etkileyebilir.
Bazı dosyalarda yeni ceza miktarı nedeniyle tahliye mümkün hâle gelebilirken başka dosyalarda cezanın infazı devam edebilir.
Zarar Ödendikten Sonra İnfazın Durdurulması İstenebilir mi?
5275 sayılı Kanun’un 98/2. maddesi gereğince lehe kanun değerlendirmesi için yapılan başvurular kural olarak infazı kendiliğinden ertelemez. Bununla birlikte mahkeme, olayın özelliklerine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
7589 sayılı Kanun’un geçici 1/7 maddesi ise bu fıkraya dayalı infazın durdurulması bakımından özel bir sınırlama getirmiştir: Mağdurun zararı tamamen giderilmeden, bu geçici fıkra uyarınca infaz durdurulamaz.
Zararın tamamen giderilmesinden sonra ise bu özel engel ortadan kalkar. Ancak bu durum, mahkemenin mutlaka infazı durduracağı anlamına gelmez.
Somut dosyada şu talepler değerlendirilebilir:
- Ödemenin tamamlandığının tespiti
- TCK 158/4 kapsamında cezanın yeniden belirlenmesi
- Geçici 1/7 uyarınca TCK 168/2 etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması
- İnfazın durdurulması veya ertelenmesi
- Yeni ceza miktarına göre infaz hesabının yapılması
- Şartları oluşmuşsa tahliye işlemlerinin gerçekleştirilmesi
Özellikle cezaevinde geçirilen süre bakımından yeni ceza miktarının doğrudan etkili olabileceği dosyalarda, ödeme sonrasında talebin gecikmeksizin ileri sürülmesi önemlidir.
TCK 158/4 ile TCK 168 Etkin Pişmanlık İndirimi Birlikte Uygulanabilir mi?
Evet. Kanunun geçici 1/7 maddesindeki şartlar gerçekleştiğinde TCK 158/4 kapsamında ceza indirimiyle TCK 168/2 etkin pişmanlık indiriminin aynı dosyada değerlendirilmesi mümkündür.
Ancak iki indirim aynı hukuki nedene dayanmamaktadır.
TCK 158/4, kişinin dolandırıcılık suçuna katılımının niteliğine bağlı özel bir indirim düzenlemesidir.
TCK 168/2 ise mağdur zararının giderilmesi yoluyla etkin pişmanlık gösterilmesine ilişkin hükümdür.
TCK 158/4’te ceza yarı oranında indirilirken TCK 168/2’de cezanın yarısına kadar indirim öngörülmektedir. İkinci indirim her durumda tam yarı oranında uygulanmak zorunda değildir.
Mevzuat
+1
Örnek Ceza Hesaplaması
Aşağıdaki tablo, iki farklı ceza indiriminin etkisini basitleştirilmiş bir örnek üzerinden göstermektedir.
| İşlem | Örnek hapis cezası |
|---|---|
| Diğer indirimlerden önce belirlenmiş örnek ceza | 8 yıl |
| TCK 158/4 ile yarı oranında indirim | 4 yıl |
| TCK 168/2 ile azami yarı indirim de uygulanırsa | 2 yıl |
Bu örnek, her iki indirimin tam oranıyla ve sırasıyla uygulanması ihtimalini göstermektedir.
Gerçek dosyalarda cezanın başlangıç miktarı, TCK 158/3 gibi artırımlar, diğer indirimler, ceza belirleme sırası ve somut olayın özellikleri dikkate alınmalıdır.
Ayrıca burada kullanılan iki yıllık sonuç, doğrudan tahliye, HAGB veya cezanın ertelenmesi kararı anlamına gelmez.
Mağdurun Zararı Nasıl Ödenir? Mahkeme Veznesine Ödeme Yapılabilir mi?
7589 sayılı Kanun kapsamındaki etkin pişmanlık uygulamasında en önemli şartlardan biri zararın eksiksiz giderilmesidir.
Bu nedenle ödeme yapılmadan önce mağdur zararının hangi tutarda olduğu, kimlere ödeme yapılması gerektiği ve önceki ödemelerin bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Zararın giderilmesi farklı yollarla gerçekleştirilebilir.
1. Mağdura Doğrudan Ödeme
Mağdurun banka hesabına ödeme yapılabilir. Ancak ödeme açıklamasında dosya bilgileriyle ödemenin hangi zarara karşılık yapıldığının anlaşılması önemlidir.
Ödeme dekontunun mahkemeye sunulması gerekir.
2. Mahkeme Veznesine Ödeme
Somut Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesi kararında, mağdur zararının mahkemeler veznesine yatırılabileceği açıkça belirtilmiştir.
Bu durumda hükümlü, kararda bildirilen ödeme yöntemiyle mahkeme dosyası adına ödeme yapabilmektedir.
Özellikle mağdurla iletişim kurulmasının mümkün olmadığı veya ödeme işleminin resmî biçimde belgelendirilmesinin istendiği durumlarda bu yöntem önem taşır.
Ancak her mahkemenin aynı ödeme açıklamasını veya hesabı kullanacağı varsayılmamalıdır. Ödemeden önce ilgili mahkeme kaleminden güncel bilgilerin doğrulanması gerekir.
3. Daha Önce Yapılan Ödemelerin Belgelendirilmesi
Bazı dosyalarda mağdurun zararının bir kısmı soruşturma veya kovuşturma aşamasında giderilmiş olabilir.
Bu hâlde önceki ödeme dekontları, makbuzlar veya dosyadaki diğer belgeler incelenmeli ve ödenmemiş bakiye belirlenmelidir.
Aynı zarar için mükerrer ödeme yapılmaması bakımından bu inceleme önemlidir.
Birden Fazla Mağdur Varsa Ne Olur?
Dolandırıcılık dosyalarında farklı mağdurlara ait birden fazla para transferi bulunabilir.
Bu durumda hükümlünün hangi suç ve mağdur zararından sorumlu tutulduğu, birden fazla mahkûmiyet bulunup bulunmadığı ve etkin pişmanlığın hangi eylemler bakımından uygulanacağı ayrı ayrı incelenmelidir.
Tek bir mağdurun zararının ödenmesi, diğer mağdurların zararlarının da karşılandığı anlamına gelmez.
TCK 158/4 İndirimi Hangi Durumlarda Uygulanmayabilir?
Yeni düzenlemenin herkese uygulanabilen genel bir ceza indirimi olmadığı özellikle vurgulanmalıdır.
Aşağıdaki örnekler, indirimin neden her dolandırıcılık dosyasına uygulanamayacağını göstermektedir.
| Olay | Hukuki değerlendirme |
|---|---|
| Kişi yalnızca banka hesap bilgilerini menfaat karşılığı vermiş | TCK 158/4 uygulanabilir |
| Hesap sahibinin dolandırıcılık kastı bulunmuyor | Öncelikle suçun oluşmadığı ve beraat savunması değerlendirilir |
| Kişi mağduru bizzat kandırmış | Katılım yalnızca hesap vermeyle sınırlı olmadığından indirim koşulları oluşmayabilir |
| Kişi organizasyonu yönetmiş | TCK 158/4 kapsamı dışında kalabilir |
| Kişi para çekme ve transfer işlemlerini de yürütmüş | Eylemin kapsamı ayrıca incelenir; indirim otomatik değildir |
| Kişi hesabını bir yakınına olağan kullanım için vermiş | Dolandırıcılık kastı ve iştirak yönünden ayrıca değerlendirme gerekir |
| Hesap sahibinin kimlik bilgileri çalınmış | Fail değil mağdur olma ihtimali araştırılmalıdır |
Özellikle hesap sahibinin yalnızca banka hesabı üzerinde görünmesi veya dolandırıcılık parasının hesaba gelmesi, tek başına suçun bütün unsurlarının gerçekleştiğini ortaya koymaz.
Bu nedenle banka kayıtları, IP adresleri, ATM kamera görüntüleri, cihaz bilgileri, telefon iletişimleri, hesap hareketleri ve para transfer zinciri önem taşır.
Banka Hesabını Kullandıran Sanıkların Savunmasında Hangi Deliller Önemlidir?
TCK 158/4 kapsamında ceza indirimi talep edilirken yalnızca “hesabımı başkasına verdim” beyanıyla yetinilmemelidir.
Maddi olayın ayrıntılarıyla ortaya konulması gerekir.
Banka Hesap Hareketleri
Hesaba para yatırılması, paranın ne kadar süre hesapta kaldığı, kim tarafından çekildiği ve hangi hesaplara aktarıldığı araştırılmalıdır.
Bu kayıtlar, kişinin dolandırıcılık faaliyetindeki gerçek rolünün belirlenmesinde önemlidir.
ATM ve Kamera Kayıtları
Hesaba gelen paraların ATM üzerinden çekilmiş olması hâlinde, çekim işlemini gerçekleştiren kişinin kimliği araştırılmalıdır.
Hesap sahibinin işlemi bizzat gerçekleştirmediğinin tespit edilmesi savunmayı destekleyebilir.
Ancak para çekmemiş olmak tek başına dolandırıcılığa iştirak bulunmadığını göstermez.
IP Adresi ve Cihaz Kayıtları
Mobil bankacılık işlemlerinin hangi cihaz ve bağlantılar üzerinden yapıldığı belirlenebilir.
Başka kişilerin hesaba eriştiğini gösteren teknik deliller, sanığın fiilî katkısının sınırlandırılması bakımından önemli olabilir.
WhatsApp ve Diğer Mesajlaşmalar
Banka hesabının hangi şartlarla kullandırıldığını gösteren yazışmalar, kişinin hileli davranışları bilip bilmediğinin değerlendirilmesinde etkili olabilir.
Mesaj içerikleri, hesaba erişim bilgilerinin kimlere verildiği ve diğer kişilerin hangi eylemleri üstlendiği birlikte incelenmelidir.
Mağdurla İletişim Kayıtları
Sanığın mağdurla herhangi bir görüşmesi bulunup bulunmadığı, suçun icrasındaki rolünün belirlenmesinde önem taşır.
Mağdurla doğrudan temas bulunmaması TCK 158/4 lehine bir veri olabilir. Bununla birlikte, tek başına indirim uygulanmasını zorunlu kılmaz.
TCK 158/4 ile TCK 158/1-f ve TCK 158/1-l Arasındaki İlişki
Dolandırıcılık yargılamalarında banka hesabının kullanılması, özellikle TCK 158/1-f ve TCK 158/1-l kapsamında karşılaşılan olaylarda gündeme gelir.
TCK 158/1-f, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu düzenlemektedir.
TCK 158/1-l ise kişinin kendisini kamu görevlisi ya da banka, sigorta veya kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçuna ilişkindir.
TCK 158/4 ise bu suç tiplerinden bağımsız yeni bir dolandırıcılık suçu yaratmamaktadır.
Dolandırıcılık suçuna belirli bir şekilde iştirak eden kişiler için özel indirim öngörmektedir.
Bu nedenle TCK 158/1-l kapsamında mahkûm edilen bir kişi de fiilinin sınırları uygunsa TCK 158/4’ten yararlanabilir.
Nitekim Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesinin incelenen kararı, TCK 158/1-l kapsamında verilmiş kesinleşmiş bir mahkûmiyet hakkındadır.
Bu yönüyle karar, TCK 158/4 uygulamasının yalnızca bilişim sistemleri kullanılarak dolandırıcılık suçuyla sınırlandırılmaması gerektiğini göstermektedir.
Cezaevinde Bulunan Hükümlünün Ailesi Uyarlama Başvurusu Yapabilir mi?
Hükümlünün ailesi, ceza infaz sürecinde gerekli belgelerin hazırlanması, mahkeme kararlarının temin edilmesi ve zararın giderilmesi bakımından önemli bir rol oynayabilir.
Ancak ceza muhakemesinde başvuru hakkı, temsil ve müdafilik yetkileri bakımından usul kuralları dikkate alınmalıdır.
Hükümlü bizzat başvurabilir veya müdafii aracılığıyla başvuru yapılabilir.
Aile üyeleri, özellikle infazda bulunan hükümlünün müdafii aracılığıyla sürecin takip edilmesini sağlayabilir.
Başvurunun hazırlanmasında kesinleşmiş gerekçeli karar, kesinleşme şerhi, varsa infaz evrakları, önceki savunmalar, ödeme belgeleri ve ilgili banka kayıtları önemlidir.
Bursa’da TCK 158/4 Uyarlama ve Dolandırıcılık Davaları
Bursa’da nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla karşılaşan veya hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan kişiler bakımından 7589 sayılı Kanun’un etkileri dosya özelinde değerlendirilmelidir.
Özellikle Bursa Ağır Ceza Mahkemelerinde görülen banka hesabı kullandırma, IBAN kiralama, internet üzerinden dolandırıcılık ve sahte banka görevlisi yöntemiyle dolandırıcılık dosyalarında TCK 158/4 gündeme gelebilir.
Bursa, Nilüfer, Osmangazi, Yıldırım, İnegöl, Gemlik ve çevre ilçelerde yaşayan kişilerin farklı illerde görülen ceza davaları bakımından da lehe kanun başvuruları söz konusu olabilir.
Sencer Hukuk Danışmanlık tarafından takip edilen Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2025/101 E., 2025/467 K. sayılı dosyası, büromuzun üzerinde çalıştığı somut uyarlama yargılaması örneklerinden biridir.
Bu tür dosyalarda yalnızca kanun değişikliğinin varlığı değil, hükümlünün dolandırıcılık fiiline ne şekilde iştirak ettiği ve kesinleşmiş hükümde hangi olguların kabul edildiği belirleyici olmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
TCK 158/4 ceza indirimi ne zaman yürürlüğe girdi?
7589 sayılı Kanun’la getirilen TCK 158/4 düzenlemesi, 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
IBAN kullandırma cezası yarıya düşer mi?
Kişinin dolandırıcılık suçuna katılımı kanunda tanımlanan hesap veya ödeme aracı verme fiiliyle sınırlıysa, TCK 158/4 kapsamında ceza yarı oranında indirilir.
Kesinleşmiş dolandırıcılık cezasında indirim yapılabilir mi?
Evet. TCK 7/2 ve 5275 sayılı Kanun’un 98. maddesi kapsamında kesinleşmiş hükümler bakımından lehe kanun uyarlaması gündeme gelebilir.
Cezaevinde olanlar yeni düzenlemeden yararlanabilir mi?
Evet. Şartları taşıyan hükümlüler için yeni kanun kapsamında uyarlama yargılaması yapılabilir.
Daha önce etkin pişmanlık uygulanmışsa yeniden uygulanır mı?
7589 sayılı Kanun’un geçici 1/7 maddesindeki özel imkân, hakkında daha önce TCK 168 uygulanmamış hükümlüler için düzenlenmiştir. Daha önceki etkin pişmanlık uygulaması ve diğer lehe kanun meseleleri birbirinden ayrılarak değerlendirilmelidir.
Altı aylık zarar ödeme süresi herkes için geçerli midir?
Hayır. Altı aylık özel süre, kanunun geçici 1/7 maddesinde belirtilen şartları taşıyan hükümlüler için düzenlenmiştir.
Zararın yarısı ödenirse etkin pişmanlık uygulanır mı?
Geçici 1/7 kapsamında aranan koşul, mağdur zararının tamamen giderilmesidir. Kısmi ödeme bu özel hükmün tam ödeme koşulunu karşılamaz. TCK 168/4’teki kısmi ödeme ve mağdur rızası düzenlemesinin genel koşullarıyla karıştırılmamalıdır.
Mağdur parayı kabul etmezse ne yapılabilir?
Uygun ödeme veya tevdi yöntemi mahkemeden sorulmalı ve ödeme iradesi belgelendirilmelidir. Mahkeme veznesine ödeme imkânı somut dosya bakımından değerlendirilebilir.
Zarar ödendikten sonra mahkeme hemen tahliye kararı verir mi?
Zararın ödenmesi doğrudan tahliye sonucunu doğurmaz. Cezanın yeniden belirlenmesi, infaz hesabı ve tahliye koşullarının değerlendirilmesi gerekir.
Uyarlama kararı verilmesi beraat anlamına gelir mi?
Hayır. Uyarlama yargılaması, kesinleşmiş mahkûmiyetin yeni kanun karşısındaki sonuçlarının değerlendirilmesidir. Beraat ve lehe kanun indirimi farklı hukuki sonuçlardır.
Hesabını bilmeden kullandıran kişi de ceza indirimi mi istemelidir?
Öncelikle dolandırıcılık suçuna iştirak kastının bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Kast bulunmuyorsa beraat savunması, ceza indirimi talebinden önce gelir.
TCK 158/4 kapsamında adli para cezası da değişebilir mi?
İndirim, hükmolunacak cezanın yeniden belirlenmesini gerektirebilir. Hapis cezası ve adli para cezası yönünden somut hükümdeki uygulama sırası ve kanuni esaslar ayrıca değerlendirilmelidir.
Uyarlama yargılaması ne kadar sürer?
Sabit bir sonuçlanma süresi bulunmamaktadır. Dosyanın kapsamı, mahkemenin iş yükü, ek belge ihtiyacı ve duruşma gerekip gerekmediği süreyi etkiler.
TCK 158/4 indirimi için avukatla başvurmak zorunlu mu?
Her uyarlama başvurusu bakımından avukatla temsil mutlak bir zorunluluk değildir. Bununla birlikte kesinleşmiş mahkûmiyet, ceza hesabı ve infaz hukuku birlikte değerlendirilmesi gereken konular olduğundan hukuki destek önem taşıyabilir.
Sonuç: 7589 Sayılı Kanun, Kesinleşmiş Dolandırıcılık Cezalarında Yeni Bir Hukuki Değerlendirme İmkânı Getirdi
31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren TCK 158/4 düzenlemesi, dolandırıcılık suçuna katılımı hesap ve ödeme araçlarını kullandırmakla sınırlı kalan kişilerin cezalarının belirlenmesinde önemli bir yeniliktir.
Düzenleme yalnızca devam eden ceza davalarında değil, şartları taşıyan kesinleşmiş mahkûmiyetler bakımından da etkili olabilmektedir.
Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.09.2026 tarihli uyarlama kararı, bu değişikliğin infaz aşamasındaki somut uygulamalarından biridir.
Mahkeme, kesinleşmiş nitelikli dolandırıcılık mahkûmiyetine rağmen lehe kanun incelemesi yapılmasını kabul etmiş ve hükümlüye mağdur zararını gidermesi için altı aylık süre tanımıştır.
Bu noktada üç husus önem taşımaktadır:
Birincisi, TCK 158/4 indirimi otomatik değildir. Hükümlünün dolandırıcılık suçuna katkısının kanundaki sınırlara uygun olması gerekir.
İkincisi, kesinleşmiş mahkûmiyetler bakımından uyarlama yargılaması yapılabilir.
Üçüncüsü, mağdur zararının tamamen giderilmesi, ilgili koşullar oluştuğunda etkin pişmanlık ve infazın yeniden değerlendirilmesi bakımından önemli sonuçlar doğurabilir.
Kaynaklar
- 7589 sayılı Kanun, 31.07.2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete. Kanunun yayımlanan metni
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 7, 157, 158 ve 168. maddeler. Adalet Bakanlığı mevzuatı
- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, 98. madde. İnfaz Kanunu
- Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 2025/101 E., 2025/467 K., 04.09.2026 tarihli ek karar. Müdafiliğini yürüttüğümüz dosyadaki karar üzerinden değerlendirilmiştir.
