Güncelleme tarihi: 2 Ekim 2026
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin Yargıtay içtihadı, 2016 sonrasındaki ilk kararlarla karşılaştırıldığında önemli ölçüde ayrıntılanmıştır. Özellikle 2025 ve 2026 yıllarında verilen Yargıtay 3. Ceza Dairesi kararları; ByLock kullanımı, ankesörlü veya sabit hatlardan aranma, Bank Asya işlemleri, örgüte müzahir kurumlarda çalışma veya eğitim görme, sohbet toplantıları, tanık beyanları, örgüt evlerinde kalma ve etkin pişmanlık gibi delillerin artık tek tek ve otomatik biçimde değil, sanığın örgütün hiyerarşik yapısına bilinçli biçimde dâhil olup olmadığını gösterecek şekilde birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
2026 yılı itibarıyla tartışmanın merkezinde artık yalnızca “sanık hakkında örgütle bağlantılı bir veri var mı?” sorusu bulunmamaktadır. Asıl soru şudur:
Bu veri, sanığın örgütün suç teşkil eden niteliğini bildiğini, örgütün hiyerarşik yapısına bilinçli ve iradi şekilde dâhil olduğunu ve örgüt üyeliği için gereken organik bağın oluştuğunu her türlü şüpheden uzak biçimde ispatlıyor mu?
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026 tarihli çok sayıda kararında bu ayrım açık biçimde görülmektedir. Aynı dönemde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Yüksel Yalçınkaya kararından sonra verdiği Demirhan ve Diğerleri, Yasak/Türkiye ve 2026 sonbaharındaki yeni kararlar da özellikle suçun manevi unsuru, bireysel cezai sorumluluk ve ByLock delilinin değerlendirilmesi bakımından yeni bir hukuki tartışma alanı oluşturmuştur.
Kısa Cevap: 2026’da FETÖ Davalarında Yargıtay’ın Yaklaşımı Nedir?
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin güncel içtihatlarından çıkarılabilecek temel sonuç şudur:
Örgüt üyeliği için kişinin örgütle herhangi bir temasının bulunması yeterli değildir. Örgütle organik bağ, hiyerarşik yapıya dâhil olma iradesi, suç kastı ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren faaliyetler aranmalıdır.
Bu nedenle;
- yalnızca geçmişte örgüte müzahir bir evde kalmak,
- yalnızca yasal bir kurumda çalışmak,
- yalnızca örgüte yakın olduğu değerlendirilen bir dershaneye çocuk göndermek,
- tek başına rutin Bank Asya işlemleri,
- içeriği ve örgütsel amacı ortaya konulamayan sosyal ilişkiler,
- soyut veya sorgulanmamış tanık beyanları,
otomatik olarak silahlı terör örgütü üyeliği sonucunu doğurmamaktadır.
Buna karşılık ByLock, mahrem yapı içerisindeki ankesörlü haberleşme, kod adı, mahrem imam ilişkisi, örgütsel görev, örgütsel talimatlara uygun faaliyetler, doğrulanmış tanık anlatımları ve örgütsel içerikli yazışmalar gibi delillerin niteliği ve birbiriyle uyumu önemini korumaktadır.
Ancak bunların da sanığa özgülenmesi, savunma tarafından tartışılabilmesi ve hukuka uygun yöntemlerle ortaya konulması gerekmektedir.
1. Yargıtay 16. Ceza Dairesinden 3. Ceza Dairesine Geçiş
FETÖ/PDY yargılamalarına ilişkin temel içtihatların önemli bir bölümü ilk yıllarda Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından oluşturulmuştur.
Burada sıklıkla yapılan bir tarih hatasının düzeltilmesi gerekir.
Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22 Haziran 2021 tarihli kararıyla 16. Ceza Dairesinin numarası 3. Ceza Dairesi olarak değiştirilmiş, değişiklik 1 Temmuz 2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Dolayısıyla günümüzde Yargıtay 3. Ceza Dairesinin kullandığı birçok temel FETÖ/PDY içtihadı aslında kapatılan/yeniden numaralandırılan 16. Ceza Dairesinin oluşturduğu içtihadın devamıdır.
Bu nedenle 2017 veya 2018 tarihli bir “16. Ceza Dairesi” kararı ile 2026 tarihli “3. Ceza Dairesi” kararı çoğu zaman aynı içtihat zincirinin parçalarıdır.
2. Silahlı Terör Örgütüne Üyelik Suçunda Temel Kriterler
FETÖ/PDY üyeliği yargılamalarında temel suç tipi TCK m.314 kapsamında silahlı örgüte üye olma suçudur.
Yargıtayın yıllardır tekrar ettiği üyelik kriterleri özetle şunlardır:
Örgütle organik bağ
Sanığın örgütle sıradan, sosyal veya sempatizanlık düzeyindeki ilişkisinin ötesinde örgütün hiyerarşik yapısıyla bağlantısının bulunması gerekir.
Bilerek ve isteyerek katılma
Kişinin yapının gerçek niteliğini bilmeksizin sosyal, dini, ticari veya eğitim amaçlı ilişkide bulunması ile örgütün suç teşkil eden amaçlarını bilerek hiyerarşisine katılması aynı değildir.
Hiyerarşik yapıya tabi olma
Üyelik, yalnızca örgüt mensuplarıyla ilişki kurmayı değil, örgütün hiyerarşik gücünün emir ve talimatlarına açık olmayı ifade eder.
Süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk
Kural olarak örgütsel faaliyetlerin belirli bir devamlılık ve çeşitlilik göstermesi gerekir.
Manevi unsur – kast
Kişinin yalnızca objektif olarak bazı örgütsel çevrelerle ilişkilendirilmesi yeterli değildir. Örgütün niteliğini bilerek hareket edip etmediğinin de ortaya konulması gerekir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2026 tarihli kararlarında bu kriterlere yeniden ve oldukça güçlü biçimde vurgu yapmıştır.
3. 2026 Yılının En Önemli Kararlarından Biri: Yargıtay 3. CD 2023/14325 E., 2026/278 K.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 6 Ocak 2026 tarihli;
2023/14325 Esas, 2026/278 Karar
sayılı kararı güncel içtihadın anlaşılması bakımından son derece önemlidir.
Somut olayda sanık;
- ByLock kullanıcısı değildi,
- kod adı kullandığı tespit edilmemişti,
- örgütün kamuoyu tarafından nihai amacının bilinebilir hâle geldiği dönemden önce örgüte müzahir evlerde kalmıştı.
Yargıtay, bu olguların sanığın örgütün hiyerarşik yapısına bilinçli şekilde dâhil olduğunu göstermeye yeterli olmadığı sonucuna vardı.
Daire, örgüte sempati ile örgüt üyeliği arasında açık ayrım yaptı.
Kararın temel yaklaşımına göre kişinin örgütle organik bağ içerisine girdiği ve süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel faaliyetlerde bulunduğu her türlü şüpheden uzak biçimde ortaya konulmalıdır.
Bu şartların bulunmadığı olayda mahkûmiyet kararı bozulmuştur.
Bu karar neden önemlidir?
Çünkü karar:
“Geçmişte örgüte müzahir çevrede bulunma = örgüt üyeliği”
şeklinde otomatik bir denklem kurulamayacağını göstermektedir.
Özellikle öğrencilik yıllarında ev veya yurtlarda kalan, örgütle bağlantılı olduğu sonradan kabul edilen kurumlarda eğitim gören veya sosyal çevre üzerinden teması bulunan sanıklar bakımından bu karar son derece önemlidir.
4. 2026 Tarihli 2026/9349 Sayılı Beraat Yönlü Bozma Kararı
2026 yılındaki dikkat çekici kararlardan biri de:
Yargıtay 3. Ceza Dairesi
2023/13563 E.
2026/9349 K.
05.05.2026
sayılı karardır.
Daire kararında örgüt üyeliğinin klasik kriterlerini ayrıntılı şekilde yeniden ifade etmiştir.
Sanığın;
- gizli haberleşme programlarını kullanmadığı,
- kod adının bulunmadığı,
- örgütün nihai amacını bildiğinin yeterli şekilde ispatlanamadığı,
- örgütün hiyerarşik yapısına girdiğini gösterecek ölçüde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden faaliyeti bulunmadığı,
tespit edilmiştir.
Daire ayrıca sanığın olay tarihindeki yaşını, savunmasını ve tanık anlatımlarını da değerlendirmiştir.
Sonuç olarak örgüt üyeliği için gereken kastın bulunmadığı ve beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kurulmasının hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşmıştır.
Bu kararın özellikle iki yönü önemlidir:
Birincisi: Kast ayrıca incelenmektedir
Sanığın bazı örgütsel katmanlarla teması bulunması tek başına yeterli görülmemiştir.
İkincisi: Objektif bağlantı ile hiyerarşik üyelik ayrılmaktadır
Bir yapının sosyal veya görünür katmanlarıyla ilişki kurulması, otomatik biçimde gizli hiyerarşik örgüt üyeliği anlamına gelmemektedir.
5. ByLock Delilinde Yargıtay’ın 2026 Yaklaşımı
ByLock, FETÖ/PDY yargılamalarının en önemli delil başlıklarından biri olmaya devam etmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımında ByLock sisteminin örgütsel haberleşme amacıyla oluşturulduğu ve örgüt talimatıyla sisteme dâhil olunduğunun teknik verilerle kesin biçimde tespit edilmesinin güçlü bir delil oluşturduğu kabul edilmektedir.
Ancak 2025 ve özellikle 2026 kararları, ByLock tespitinin nasıl doğrulanacağına ilişkin denetimi ciddi biçimde ayrıntılandırmıştır.
Artık özellikle sanığın ByLock kullanmadığını savunduğu dosyalarda yalnızca bir liste veya soyut tespit yeterli görülmemektedir.
6. Güncel ByLock Tespit ve Değerlendirme Raporu Neden Önemli?
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026 tarihli birçok bozma kararında şu araştırmalar istenmektedir:
- güncel ByLock tespit belgelerinin getirtilmesi,
- ayrıntılı ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı veya raporunun dosyaya alınması,
- ByLock bağlantısında kullanıldığı ileri sürülen GSM hattının HTS kayıtlarının incelenmesi,
- ByLock irtibat listelerinin araştırılması,
- ekleyen/eklenen kişilerin kimliklerinin belirlenmesi,
- bu kişiler hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığının araştırılması,
- ilgili kişilerin sanıkla gerçek hayatta telefon irtibatının bulunup bulunmadığının belirlenmesi,
- gerektiğinde baz istasyonu verilerinin karşılaştırılması,
- uzman bilirkişiden rapor alınması,
- ilgili kişilerin tanık olarak dinlenmesi.
Örneğin Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 7 Ocak 2026 tarihli 2023/5398 E., 2026/526 K. sayılı kararında bu araştırmalar ayrıntılı olarak istenmiştir.
Bu yaklaşım son derece önemlidir.
Çünkü güncel içtihat açısından soru artık yalnızca:
“ByLock kaydı var mı?”
değildir.
Aynı zamanda:
“Bu kayıt gerçekten bu sanığa mı ait, kullanım sanığa teknik olarak güvenilir biçimde özgülenmiş mi ve savunma bu verileri etkin biçimde tartışabilmiş mi?”
soruları da önem taşımaktadır.
7. CGNAT, HTS ve Baz İstasyonu Verileri
ByLock davalarında CGNAT verileri ile GSM operatörü HTS kayıtlarının aynı şey olmadığı unutulmamalıdır.
Bir bağlantı kaydının belirli bir kişiye ait olduğunu göstermek için;
- kullanılan GSM hattı,
- bağlantı zamanı,
- IP/CGNAT kayıtları,
- baz istasyonu bilgileri,
- cihaz ve kullanıcı verileri,
- ByLock User-ID,
- mesaj ve kişi listeleri,
birlikte değerlendirilebilir.
Yargıtay 2026 kararlarında özellikle sanığın kullanım iddiasını reddettiği durumlarda teknik doğrulama yapılmasını istemektedir.
Bu nedenle FETÖ/ByLock dosyalarında müdafinin yalnızca “müvekkil ByLock kullanmamıştır” şeklinde soyut savunmayla yetinmesi yerine teknik verilerin birbiriyle uyumunu incelemesi gerekir.
8. ByLock Kişi Listesindeki İsimler Mutlaka Dinlenmeli mi?
Güncel Yargıtay kararlarında önemli bir başka konu budur.
ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında sanığı;
- ekleyen,
- sanığın eklediği,
- irtibatlı görünen,
kişilerin kimlikleri belirlenebiliyorsa bu kişilerin sanıkla ilişkileri araştırılmalıdır.
Haklarında FETÖ/PDY soruşturması veya kovuşturması bulunup bulunmadığı, önceki ifadelerinde sanık hakkında bir anlatım olup olmadığı araştırılmalı; gerektiğinde kişiler mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenmelidir.
Bu araştırma yapılmadan kurulan mahkûmiyet kararları eksik araştırma nedeniyle bozulabilmektedir.
9. Hükümden Sonra Gelen ByLock Belgeleri Kullanılabilir mi?
Burada CMK m.217 büyük önem taşımaktadır.
Mahkemenin kararından sonra dosyaya;
- yeni ByLock raporu,
- Veri Analiz Raporu,
- teşhis tutanağı,
- yeni tanık beyanı,
- mahrem yapı raporu,
girmişse bu belgelerin sanığa karşı otomatik biçimde kullanılması mümkün değildir.
Delilin sanık ve müdafi tarafından bilinmesi, duruşmada tartışılması ve savunma imkânı sağlanması gerekir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026/1652 sayılı kararında hükümden sonra gelen ByLock tespit tutanağı ve veri analiz raporlarının CMK m.217 kapsamında tartışılmamış olması bozma gerekçeleri arasında yer almıştır.
10. AİHM Yüksel Yalçınkaya Kararı ve ByLock Tartışması
AİHM Büyük Dairesinin Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararı FETÖ/PDY yargılamalarının en önemli dönüm noktalarından biridir.
AİHM, ByLock kullanımının kendiliğinden ve otomatik olarak TCK m.314/2 kapsamındaki bütün suç unsurlarını oluşturduğu kabulüne karşı çıkmıştır.
Mahkemeye göre ceza sorumluluğu bakımından kişinin;
- bireysel durumu,
- suçun maddi unsurları,
- suçun manevi unsuru,
- örgütün hiyerarşisine bilinçli katılımı,
ortaya konulmalıdır.
AİHM ayrıca savunmanın ByLock verilerine etkili şekilde itiraz edebilmesi açısından yeterli usul güvencelerinin sağlanması gerektiğini belirtmiştir.
11. Demirhan ve Diğerleri Kararı
AİHM, 22 Temmuz 2025 tarihli Demirhan ve Diğerleri/Türkiye kararında Yüksel Yalçınkaya yaklaşımını devam ettirmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 2025 tarihli kararlarında da AİHM’in Demirhan kararına açıkça değinildiği görülmektedir.
Bu gelişme Yalçınkaya kararının yalnızca tek bir başvurucunun özel durumundan ibaret olmadığının tartışılmasına neden olmuştur.
12. 2026 Yasak/Türkiye Büyük Daire Kararı Neden Çok Önemli?
5 Mayıs 2026 tarihinde AİHM Büyük Dairesi Yasak/Türkiye kararını vermiştir.
Kararın FETÖ/PDY yargılamaları bakımından önemi son derece büyüktür.
AİHM bu kez tartışmayı yalnızca ByLock üzerinden yürütmemiştir.
Başvurucunun eğitim yapılanması içindeki faaliyetleri, ilişkileri ve diğer delilleri incelenmiş; buna rağmen ulusal mahkemelerin suçun manevi unsurunu bireyselleştirilmiş ve bağlamsal şekilde ortaya koymadığı sonucuna varılmıştır.
Büyük Daire, başvurucunun yapının terör örgütü niteliğine dönüştüğünü bildiğinin ve bu gerçeği bilerek örgütsel bağını sürdürdüğünün somut şekilde ortaya konulması gerektiğini değerlendirmiştir.
AİHM Büyük Dairesi 11’e karşı 6 oyla Sözleşme’nin 7. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Yasak kararının en önemli sonucu
FETÖ davalarında tartışmanın yalnızca:
“Sanığın örgütsel faaliyeti var mı?”
sorusuyla sınırlı kalamayacağı yönündeki yaklaşım güçlenmiştir.
Bunun yanında:
“Sanık bu faaliyeti hangi tarihte, hangi bilgi düzeyiyle ve hangi kastla gerçekleştirdi?”
sorusunun cevaplandırılması gerekir.
13. Eylül 2026: AİHM’in Yeni ByLock Kararları
2026 sonbaharında AİHM, Yalçınkaya çizgisindeki yeni kararlarında ByLock kullanımının tek başına bütün suç unsurlarının kesin kanıtı gibi değerlendirilmesine ilişkin eleştirisini sürdürmüştür.
Korkmaz ve Diğerleri/Türkiye kararında AİHM, Yüksel Yalçınkaya ve Demirhan yaklaşımını yeniden hatırlatmıştır.
Mahkeme aynı zamanda önemli bir ayrım yapmıştır:
ByLock dışında başka deliller bulunması ve bu delillerin sanığın örgütle organik bağını, faaliyetlerinin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluğunu ve hiyerarşiye tabiiyetini göstermesi hâlinde farklı bir sonuca ulaşılabileceğini açık bırakmıştır.
Dolayısıyla AİHM’in yaklaşımı:
“ByLock bulunan herkes beraat eder.”
şeklinde yorumlanamaz.
Esas sorun, ByLock kullanımının tek başına ve otomatik olarak suçun bütün maddi ve manevi unsurlarının yerine geçirilmesidir.
14. Yargıtay ile AİHM Arasında ByLock Konusunda Fark Var mı?
Evet.
Ulusal Yargıtay içtihadı ile AİHM yaklaşımı birebir aynı değildir.
Yargıtay, örgüt talimatıyla ByLock sistemine girildiğinin ve gizlilik amacıyla haberleşme için kullanıldığının kesin teknik verilerle ortaya konulmasını örgüt bağlantısını gösteren çok güçlü bir delil olarak kabul etmektedir.
AİHM ise salt kullanım olgusunun suçun tüm maddi ve manevi unsurlarının otomatik kanıtına dönüştürülmesini Sözleşme bakımından sorunlu bulmaktadır.
Bu nedenle bir FETÖ dosyasında hem:
- Yargıtay içtihadının,
hem de
- AİHM’in Yalçınkaya, Demirhan ve Yasak kararlarının
ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.
15. Anayasa Mahkemesinin ByLock Yaklaşımı Aynı mı?
Hayır.
Özellikle kamu görevinden çıkarılma ve iltisak/irtibat davalarında Anayasa Mahkemesinin değerlendirmeleri ceza yargılamasından farklı bir hukuki zemine dayanmaktadır.
AYM, 2025 tarihli bazı kararlarında ByLock kullanımının kamu görevine sadakat bakımından son derece güçlü hatta belirli koşullarda tek başına yeterli bir veri oluşturabileceğini değerlendirmiştir.
Ancak burada önemli ayrım şudur:
Kamu görevinden çıkarma ile TCK m.314 kapsamında ceza mahkûmiyeti aynı hukuki standartlara tabi değildir.
Ceza mahkûmiyetinde masumiyet karinesi ve “her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil” standardı geçerlidir.
16. Bank Asya Davalarında 2026 Yaklaşımı
Bank Asya hesapları FETÖ yargılamalarının en tartışmalı delillerinden biri olmaya devam etmektedir.
Yargıtayın yerleşik yaklaşımına göre Bank Asya’da hesap sahibi olmak tek başına suç değildir.
Temel ayrım:
mutat bankacılık işlemi
ile
örgüt liderinin talimatı üzerine bankaya destek amacıyla yapılan olağan dışı işlem
arasındadır.
17. Mutat Bankacılık İşlemleri Delil Sayılır mı?
Kural olarak tek başına üyelik delili kabul edilmemektedir.
Örneğin;
- maaş hesabı,
- rutin para transferleri,
- kredi işlemleri,
- otomatik ödemeler,
- eski tarihten beri kullanılan hesap,
- talimat döneminden önce açılmış hesap,
örgütsel amaç ayrıca ortaya konulmadıkça üyelik sonucunu doğurmamalıdır.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2023/5883 E., 2026/440 K. sayılı kararında talimat tarihinden önce kapatılmış Bank Asya hesabındaki mutat hareketlerin örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Aynı kararda çocuğun örgütle iltisaklı olduğu değerlendirilen dershaneye gönderilmesinin de tek başına sempati ve iltisak boyutunu aşan bir örgütsel faaliyet sayılamayacağı ifade edilmiştir.
18. 2026/3948 Sayılı Karar: Banka İşlemi Araştırılmalıdır
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin;
2022/38219 E.
2026/3948 K.
26.02.2026
sayılı kararında Bank Asya işlemlerinin örgüt liderinin talimatı üzerine yapılıp yapılmadığının bilirkişi incelemesiyle açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtilmiştir.
Daire ayrıca örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında başka beyan veya delil bulunup bulunmadığının araştırılmasını istemiştir.
Bu kararın sonucu açıktır:
Bank Asya hesap hareketi yalnız miktara bakılarak değerlendirilemez.
İşlemin;
- tarihi,
- hesap geçmişi,
- para artışının kaynağı,
- önceki bakiye,
- talimat tarihleriyle örtüşme,
- ekonomik gerekçe,
- diğer banka hesapları,
- işlem sonrası davranış,
birlikte değerlendirilmelidir.
19. 2026/9106 Sayılı Bank Asya Kararı
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin;
2025/6285 E.
2026/9106 K.
sayılı kararı Bank Asya bakımından güncel tartışmayı göstermesi açısından özellikle önemlidir.
Dosyada sanığın Bank Asya işlemleri bulunmasına rağmen Daire çoğunluğu, örgütün nihai amacını bildiğinin veya terör örgütüne yardım kastıyla hareket ettiğinin kesin ve inandırıcı biçimde ispatlanamadığı sonucuna ulaşmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı çoğunluk tarafından reddedilmiştir.
Ancak kararda karşı oy bulunmaktadır.
Karşı oy sahipleri, örgüt liderinin talimatlarıyla uyumlu olağan dışı para yatırma davranışlarının örgüte yardım suçunu oluşturduğu kanaatini savunmuştur.
Neden önemli?
Karar, Bank Asya dosyalarında yalnız işlem bulunmasının değil örgüte yardım kastının da somutlaştırılmasının önemini göstermektedir.
Ayrıca Daire içinde bazı olaylar bakımından hukuki nitelendirme konusunda görüş ayrılığı bulunduğunu göstermesi bakımından da dikkat çekicidir.
20. Ankesörlü ve Sabit Hat Aramaları
Özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet mahrem yapılanmasına ilişkin dosyalarda ankesörlü veya sabit hatlardan yapılan aramalar uzun süredir önemli deliller arasındadır.
Ancak bir telefon numarasının ankesörlü hattan aranmış olması tek başına dosyanın sona erdiği anlamına gelmemektedir.
Yargıtay özellikle şu kriterleri incelemektedir:
- arama sayısı,
- aramaların periyodik olup olmadığı,
- ardışık arama bulunup bulunmadığı,
- ardışık aranan kişilerin meslek ve rütbeleri,
- aramaların tarihleri,
- aynı kişilerle tekrar eden gruplama,
- mahrem imam olduğu ileri sürülen kişiyle bağlantı,
- baz istasyonu uyumu,
- sanığın açıklamalarının doğrulanabilirliği,
- diğer kişilerin ifadeleri.
21. ATAÇ Analizi ve Ardışık Arama Araştırması
2026 tarihli kararlarda Yargıtay, ankesör dosyalarında ayrıntılı teknik araştırma istemektedir.
Örneğin:
Yargıtay 3. CD, 2022/39660 E., 2026/3972 K.
sayılı kararda;
- ATAÇ sistemi üzerinden sorgulama,
- ayrıntılı ardışık arama analizi,
- baz istasyonu karşılaştırması,
- birlikte aranan kişilerin araştırılması,
- ilgili kişilerin tanık olarak dinlenmesi,
gerektiği ifade edilmiştir.
Benzer yaklaşım 2022/38207 E., 2026/3944 K. sayılı kararda da görülmektedir.
22. Ankesör Kaydı Tek Başına Mahkûmiyet İçin Yeterli mi?
Bu soruya her dosya bakımından tek kelimelik “evet” veya “hayır” cevabı vermek doğru değildir.
Yargıtay özellikle mahrem yapılanma dosyalarında belirli özellikler gösteren ardışık ve periyodik arama sistematiğini güçlü delil olarak kabul edebilmektedir.
Ancak aramanın sanığa özgülenmesi ve örgütsel mahiyetinin ortaya konulması gerekir.
Örneğin;
- tesadüfi tek arama,
- ilgisiz kişilerle birlikte arama,
- rütbe veya görev grubuyla uyumsuzluk,
- açıklanamayan teknik hata,
- sanığı tanımadığını söyleyen ardışık kişi,
gibi durumlar delilin ağırlığını değiştirebilir.
23. Tanık Beyanı FETÖ Davalarında Tek Başına Yeterli mi?
Tanık beyanı ceza yargılamasında delildir.
Ancak beyanın;
- somut,
- tutarlı,
- kişisel gözleme dayalı,
- zaman ve olay bakımından belirli,
- diğer delillerle uyumlu,
olması gerekir.
Özellikle yıllar sonra verilen soyut:
“sohbete gelirdi”,
“cemaatçiydi”,
“örgüte yakındı”
şeklindeki anlatımlar tek başına hiyerarşik üyeliğin bütün unsurlarını ispatlamayabilir.
24. Sanığın Tanığı Sorgulama Hakkı: 2026’nın En Belirgin İçtihatlarından Biri
2026 kararlarında belki de en dikkat çekici gelişmelerden biri tanığın doğrudan sorgulanması hakkına yapılan güçlü vurgudur.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2023/5398 E., 2026/526 K. sayılı kararında mahkûmiyete dayanak yapılan tanıkların sanığın huzurunda dinlenmemesi bozma nedeni yapılmıştır.
Benzer şekilde 2026/1652, 2026/1775 ve 2026/1908 sayılı kararlarda tanıkların yalnız eski ifadelerinin okunmasıyla yetinilmesi yerine sanığın sorgulama hakkının korunması gerektiği vurgulanmıştır.
Bu yaklaşım;
- Anayasa m.36,
- AİHS m.6/3-d,
- CMK m.210,
bakımından son derece önemlidir.
25. Talimatla Alınan Tanık İfadesi Yeterli mi?
Her durumda değil.
Özellikle mahkûmiyetin belirleyici delili olan tanığın mümkünse karar veren mahkemenin huzurunda dinlenmesi gerekir.
Bu mümkün değilse SEGBİS veya kanuna uygun istinabe yöntemleri kullanılabilir.
Savunmanın;
- tanığa soru sorma,
- çelişkileri ortaya çıkarma,
- önceki ifadeyle karşılaştırma,
- olayların tarihini sorgulama,
imkânına sahip olması önemlidir.
26. “Sohbet Toplantısı” İddiasının Değerlendirilmesi
Sohbet toplantılarına katılma iddiası FETÖ dosyalarında sıkça görülmektedir.
Ancak her sohbet toplantısı iddiası otomatik üyelik anlamına gelmez.
Şu sorular cevaplandırılmalıdır:
- Toplantı hangi tarihte gerçekleşmiştir?
- Kim düzenlemiştir?
- Sanık kaç kez katılmıştır?
- Toplantının içeriği nedir?
- Örgütsel talimat verilmiş midir?
- Sanığın örgütsel görevi var mıdır?
- Hiyerarşik bir sorumlusu bulunmakta mıdır?
- Kod adı kullanılmış mıdır?
- Aidat/himmet toplanmış mıdır?
- Başka bağımsız deliller mevcut mudur?
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026/3940 sayılı kararında dernek üyeliği ve sohbet toplantılarının somut olayda örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmayı kanıtlamaya yetmediği ve faaliyetlerin sempati seviyesinde kaldığı değerlendirilmiştir.
27. Dernek ve Sendika Üyeliği
Dernek veya sendika üyeliği anayasal olarak korunan haklarla ilişkilidir.
Dolayısıyla yasal olarak faaliyet gösteren bir sendika veya derneğe üyelik, tek başına silahlı terör örgütü üyeliği olarak kabul edilemez.
Önemli olan;
- üyeliğin tarihi,
- örgütsel talimat bulunup bulunmadığı,
- kişinin örgütsel konumu,
- başka faaliyetler,
- üyeliğin biçimi ve amacı,
gibi unsurlardır.
AİHM Yüksel Yalçınkaya kararında da yasal sendika ve dernek faaliyetlerinin suçun destekleyici deliline dönüştürülmesinin gerekçelendirilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir.
28. Örgüte Müzahir Kurumlarda Çalışmak
FETÖ ile bağlantılı olduğu değerlendirilen;
- okul,
- dershane,
- şirket,
- üniversite,
- banka,
- yurt,
- dernek,
gibi kurumlarda çalışma kaydı, somut dosyada değerlendirilmesi gereken bir olgudur.
Ancak yalnız SGK kaydı üzerinden örgüt üyeliği sonucuna ulaşılması mümkün değildir.
Çalışanın;
- yaptığı görev,
- işe giriş tarihi,
- örgüt yöneticileriyle bağlantısı,
- örgütsel görev üstlenip üstlenmediği,
- talimat alıp almadığı,
- gizli haberleşme kullanıp kullanmadığı,
gibi hususlar önemlidir.
29. Örgüt Evinde Kalmak
2026/278 sayılı karar bu konuda özellikle önemlidir.
Yargıtay, örgütün gerçek niteliğinin kamuoyu tarafından bilinmesinden önceki tarihlerde örgüte müzahir evlerde kalmanın, başka örgütsel faaliyet bulunmadığında üyelik için yeterli olmadığını kabul etmiştir.
Dolayısıyla:
“Evde kaldı → örgüt üyesidir.”
şeklinde otomatik bir değerlendirme yapılamaz.
30. Kod Adı Kullanılması
Kod adı kullanılması özellikle mahrem yapılanma dosyalarında önemli bir delildir.
Ancak kod adının;
- gerçekten sanığa ait olduğunun,
- hangi kaynakta geçtiğinin,
- kaynağın güvenilirliğinin,
- başka delillerle doğrulanıp doğrulanmadığının,
araştırılması gerekir.
Üçüncü bir kişinin hazırladığı listede kod adı bulunduğu iddiası ile sanığın örgütsel faaliyet sırasında bu kod adını kullandığının bağımsız delillerle doğrulanması aynı şey değildir.
31. “Garson” SD Kart ve Fişleme Verileri
Özellikle Emniyet mahrem yapılanmasına ilişkin dosyalarda “Garson” kod adlı gizli tanıktan elde edilen dijital materyaller ve bu materyaller içindeki kodlamalar hem ceza hem de idare hukuku bakımından önemini korumaktadır.
Ancak kişinin üçüncü kişiler tarafından belirli bir kodla kaydedilmiş olması ile kişinin kendi iradesiyle gerçekleştirdiği örgütsel eylemin ispatı farklı meselelerdir.
Bu nedenle;
- kodlamanın anlamı,
- verinin bütünlüğü,
- kişiye özgülenmesi,
- diğer veri setleriyle doğrulanması,
- sanığın karşı delilleri,
- HTS,
- ByLock,
- Bank Asya,
- tanık,
- mahrem imam irtibatı,
birlikte değerlendirilmelidir.
Bu konu ayrıca “FETÖ Garson Fişlemeleri” başlıklı ayrı çalışmamızda ayrıntılı olarak incelenmiştir.
32. Aile Bireylerinin Durumu Sanık Aleyhine Delil Olabilir mi?
Ceza sorumluluğu şahsidir.
Sanığın;
- eşinin,
- kardeşinin,
- anne veya babasının,
- diğer yakınlarının
FETÖ soruşturması geçirmiş olması tek başına sanığın örgüt üyeliğini kanıtlamaz.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2023/1041 E., 2026/4046 K. sayılı kararında da eşin durumunun sanık aleyhine delil olarak değerlendirilmesine ilişkin sorun ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi çerçevesinde ele alınmıştır.
33. Örgütlü Suçlar Bilgi Havuzu Araştırması
2025 ve 2026 kararlarında sık görülen bozma nedenlerinden biri de UYAP ve ilgili kolluk veri sistemlerinden yeterli araştırma yapılmamasıdır.
Yargıtay;
- UYAP örgütlü suçlar bilgi havuzu,
- TEM/KOM veri sistemleri,
- ByLock veri havuzu,
- başka soruşturma dosyaları,
üzerinden sanık hakkında bilgi veya ifade bulunup bulunmadığının araştırılmasını istemektedir.
Ancak bulunan bilgi veya beyanın da doğrudan mahkûmiyet anlamına gelmeyeceği unutulmamalıdır.
Savunmaya açılması ve CMK m.217 kapsamında tartışılması gerekir.
34. Etkin Pişmanlıkta 2026 İçtihadı
TCK m.221 kapsamında etkin pişmanlık FETÖ/PDY yargılamalarında son derece önemli bir kurumdur.
2026 yılında Yargıtay 3. Ceza Dairesinin etkin pişmanlık konusunda çok sayıda bozma kararı bulunmaktadır.
Özellikle:
2024/24093 E., 2026/4050 K.
sayılı kararda sanığın temyiz aşamasında etkin pişmanlıktan yararlanmak istemesi üzerine verdiği bilgilerin örgüt içindeki konumuyla uyumlu, yararlı ve doğrulanabilir olup olmadığının araştırılması gerektiği belirtilmiştir.
35. Etkin Pişmanlık Temyiz Aşamasında İleri Sürülebilir mi?
Belirli koşullarda evet.
2026 kararlarında sanığın temyiz aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini bildirmesi hâlinde dahi bu talebin tamamen görmezden gelinemeyeceği görülmektedir.
Mahkeme;
- sanığı dinlemeli,
- verdiği bilgileri araştırmalı,
- isimleri verilen kişileri gerektiğinde incelemeli,
- bilgilerin yeni ve faydalı olup olmadığını belirlemeli,
ve TCK m.221’in uygulanıp uygulanmayacağını değerlendirmelidir.
36. Etkin Pişmanlık İndirimi Otomatik Bir Oran Değildir
Yargıtay 2026 kararlarında yalnız etkin pişmanlığın uygulanıp uygulanmamasını değil, indirim oranını da denetlemektedir.
Örneğin;
- 2026/1748,
- 2026/1750,
- 2026/1779,
sayılı kararlarda sanığın verdiği bilgilerin faydalılığı ve örgüt içindeki konumu göz önüne alınarak daha yüksek oranda indirim yapılması gerektiği yönünde bozma kararları görülmektedir.
37. Alt Sınırdan Uzaklaşarak Ceza Verilmesi
Bir başka güncel konu cezanın belirlenmesidir.
Mahkeme TCK m.61 kapsamında temel cezayı belirlerken alt sınırdan uzaklaşabilir.
Ancak bunun somut ve dosyaya özgü gerekçesi bulunmalıdır.
Yalnızca;
“suçun niteliği”,
“örgütün yapısı”,
“eylemin ağırlığı”
gibi soyut ifadelerle ağırlaştırılmış ceza belirlenmesi yeterli gerekçe sayılmayabilir.
Yargıtay 2026 kararlarında cezanın bireyselleştirilmesi ve orantılılık yönünden de bozma kararları vermektedir.
38. 2025–2026 Önemli Yargıtay 3. Ceza Dairesi Kararları Tablosu
| Karar | Tarih | Konu | Temel Sonuç |
|---|---|---|---|
| 2023/16887 E., 2025/2443 K. | 22.01.2025 | Eksik araştırma | ByLock irtibatları ve örgütlü suçlar bilgi havuzu araştırılmalı |
| 2024/20610 E., 2025/3943 K. | 12.02.2025 | ByLock | Örgütsel içerikli ByLock ve tanık anlatımlarıyla mahkûmiyet onandı |
| 2023/1682 E., 2025/11598 K. | 21.04.2025 | ByLock | Örgütsel içerikli ByLock delilleri hukuka uygun bulunarak hüküm onandı |
| 2022/21314 E., 2025/14216 K. | 13.05.2025 | ByLock | Örgütsel içerikli kullanım ve dosyanın bütünü değerlendirildi |
| 2023/14325 E., 2026/278 K. | 06.01.2026 | Örgüt evi / kast | Sempati ve eski tarihli örgüt evi ilişkisi üyelik için yeterli bulunmadı |
| 2023/5398 E., 2026/526 K. | 07.01.2026 | ByLock / tanık | Güncel teknik araştırma ve tanıkların sorgulanması gerekti |
| 2023/5883 E., 2026/440 K. | 08.01.2026 | Bank Asya / dershane | Mutat işlemler ve çocuğu dershaneye gönderme örgütsel faaliyet sayılmadı |
| 2023/4305 E., 2026/1652 K. | 03.02.2026 | Tanık / CMK 217 | Yeni deliller tartışılmadan mahkûmiyet kurulması hukuka aykırı |
| 2023/12163 E., 2026/1748 K. | 03.02.2026 | Etkin pişmanlık | Faydalı bilgi nedeniyle indirim oranı yeniden değerlendirilmeli |
| 2022/38235 E., 2026/3940 K. | 26.02.2026 | Sohbet / dernek | Organik bağ kurmaya yetmeyen faaliyetler nedeniyle bozma |
| 2022/38207 E., 2026/3944 K. | 26.02.2026 | Ankesör | ATAÇ ve ardışık arama araştırmasının tamamlanması gerekti |
| 2022/38219 E., 2026/3948 K. | 26.02.2026 | Bank Asya | Talimatla işlem yapılıp yapılmadığı bilirkişiyle araştırılmalı |
| 2022/39660 E., 2026/3972 K. | 26.02.2026 | Ankesör | Ardışık arama, baz ve tanık araştırması eksik bırakıldı |
| 2023/1041 E., 2026/4046 K. | 26.02.2026 | ByLock / şahsilik | ByLock araştırması tamamlanmalı; eşin durumu sanığa yüklenemez |
| 2024/24093 E., 2026/4050 K. | 26.02.2026 | Etkin pişmanlık | Temyizdeki etkin pişmanlık talebi araştırılmalı |
| 2023/13563 E., 2026/9349 K. | 05.05.2026 | Kast / üyelik | Gizli haberleşme ve kod adı bulunmayan olayda beraat yönlü bozma |
| 2025/6285 E., 2026/9106 K. | 04.05.2026 | Bank Asya / yardım | Yardım kastının kesin ispatlanmadığına ilişkin çoğunluk değerlendirmesi |
39. 2026 İtibarıyla Delillerin Genel Görünümü
| Delil | Tek Başına Sonuç | Araştırılması Gereken Husus |
|---|---|---|
| ByLock | Çok güçlü delil; ancak kullanımın sanığa özgülenmesi gerekir | User-ID, HTS, CGNAT, içerik, kişi listesi |
| Bank Asya | Hesap sahibi olmak yeterli değil | Talimat, işlem tarihi, olağan dışılık, amaç |
| Ankesör | Otomatik mahkûmiyet değildir | Ardışıklık, periyodiklik, ATAÇ, baz, grup |
| Sohbet | Her toplantı üyelik oluşturmaz | Sıklık, içerik, hiyerarşi, talimat |
| Örgüt evi | Özellikle eski tarihlerde tek başına yetersiz olabilir | Tarih, faaliyet, örgütsel konum |
| Sendika | Tek başına üyelik değildir | Talimat ve diğer örgütsel faaliyetler |
| Dernek | Tek başına yeterli değildir | Üyeliğin amacı ve örgütsel bağ |
| SGK kaydı | Tek başına üyelik değildir | Görev ve hiyerarşik faaliyet |
| Kod adı | Önemli olabilir | Sanığa özgülenmesi ve doğrulanması |
| Tanık | Somut ve doğrulanabilir olmalıdır | Yüzleştirme/sorgulama ve tutarlılık |
| Garson kaydı | Dosyanın niteliğine göre değerlendirilir | Kodlama, veri bütünlüğü, bağımsız teyit |
| Aile bağlantısı | Tek başına delil değildir | Ceza sorumluluğunun şahsiliği |
40. FETÖ Dosyasında Savunma Hazırlarken İncelenmesi Gereken Belgeler
Güncel içtihatlar ışığında müdafi tarafından özellikle şu belgeler talep edilmeli ve karşılaştırılmalıdır:
- ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı
- Güncel ByLock raporu
- CGNAT kayıtları
- GSM HTS kayıtları
- Baz istasyonu kayıtları
- ByLock ekleyen/eklenen listeleri
- ByLock mesaj içerikleri
- ATAÇ sorgusu
- Ardışık arama analiz raporu
- Bank Asya bilirkişi raporu
- Hesap hareketlerinin tam dökümü
- Tanıkların bütün aşama ifadeleri
- Teşhis tutanakları
- UYAP örgütlü suçlar bilgi havuzu kayıtları
- KOMBİS/TEMBİS benzeri veri raporları
- Garson/mahrem yapı veri raporları
- Dijital materyal inceleme raporları
- Etkin pişmanlık kapsamında verilen ifadeler
- Sanığın SGK kayıtları
- Dernek/sendika üyelik tarihleri
41. Kesinleşmiş FETÖ Mahkûmiyetlerinde Yeniden Yargılama Mümkün mü?
Bu soru özellikle Yüksel Yalçınkaya, Demirhan ve Yasak kararlarından sonra daha önemli hâle gelmiştir.
Ancak:
“AİHM Yalçınkaya kararı çıktı, bütün FETÖ dosyaları yeniden açılır.”
şeklinde bir değerlendirme doğru değildir.
Her dosyada;
- mahkûmiyetin hangi delile dayandığı,
- ByLock’un belirleyici olup olmadığı,
- başka örgütsel delillerin bulunup bulunmadığı,
- kastın nasıl gerekçelendirildiği,
- AİHM kararının somut dosyaya uygulanabilirliği,
- CMK m.311 koşulları,
- AİHM’e başvuran kişiyle hukuki durumun benzerliği,
ayrıca değerlendirilmelidir.
Nitekim Anayasa Mahkemesi önüne gelen yargılamanın yenilenmesi taleplerinde de otomatik bir yeniden yargılama sistemi kabul edilmemektedir.
42. Yalçınkaya Kararı Tek Başına Yeniden Yargılama Sebebi midir?
Bu konuda mutlak bir cevap vermek mümkün değildir.
CMK m.311’de yargılamanın yenilenmesi nedenleri sınırlı olarak düzenlenmiştir.
AİHM’in başka bir kişi hakkında verdiği kararın üçüncü kişinin dosyasına otomatik biçimde uygulanması Türk yargısında doğrudan kabul edilen bir sistem değildir.
Bununla birlikte Yalçınkaya, Demirhan, Yasak ve 2026 tarihli yeni AİHM kararları;
- suçun kast unsuru,
- ByLock’un otomatik delil sayılması,
- savunma hakkı,
- kişiselleştirilmiş gerekçe,
yönlerinden somut dosyaya özgü yeni hukuki argümanlar doğurabilir.
43. 2026 İçtihatlarında En Büyük Değişiklik Nedir?
Tek cümleyle:
Delilin varlığından delilin bireyselleştirilmesine doğru bir geçiş vardır.
Örneğin eski tartışma:
“Bank Asya hesabı var mı?”
iken güncel tartışma:
“Talimatla mı, hangi tarihte, hangi ekonomik gerekçeyle işlem yapıldı ve örgüte destek kastı ispatlandı mı?”
şeklindedir.
Eski tartışma:
“Ankesör araması var mı?”
iken güncel tartışma:
“Arama ardışık mı, periyodik mi, ATAÇ analizi ne gösteriyor, kimlerle aynı grupta, baz uyumu var mı?”
şeklindedir.
Eski tartışma:
“ByLock listesinde adı var mı?”
iken güncel tartışma:
“User-ID gerçekten sanığa mı ait, HTS ve teknik veriler uyumlu mu, kimlerle irtibatlı, savunma veriyi inceleyebildi mi?”
şeklindedir.
44. FETÖ Üyeliğinde Sempati ile Üyelik Arasındaki Fark
Yargıtay 2026 kararlarında bu ayrım tekrar tekrar vurgulanmıştır.
Bir kişinin;
- belirli yayınları okuması,
- örgüt liderine sempati duyması,
- geçmişte örgüte yakın kişilerle ilişki kurması,
- örgüte müzahir kurumlarda bulunması,
tek başına örgüt üyeliğinin bütün şartlarını oluşturmaz.
Üyelik için örgüte bilerek ve isteyerek katılma ve hiyerarşik yapıyla organik bağ aranır.
2026/278 ve 2026/9349 sayılı kararlar bu konuda son derece önemlidir.
45. “17–25 Aralık” Tarihi Otomatik Bir Suç Sınırı mıdır?
Hayır.
17–25 Aralık 2013 süreci FETÖ davalarında örgütün niteliğinin bilinebilirliği bakımından sık kullanılan tarihsel dönüm noktalarından biridir.
Ancak ceza sorumluluğu bakımından hiçbir tarih tek başına kişinin kastını otomatik biçimde oluşturmaz.
Sanığın;
- mesleği,
- örgüt içindeki konumu,
- bilgi düzeyi,
- gerçekleştirdiği faaliyetin niteliği,
- olay tarihi,
- sonraki davranışları,
birlikte değerlendirilmelidir.
AİHM Yasak/Türkiye kararında da suçun manevi unsurunun kişiselleştirilmesi gerektiğine yapılan vurgu bu açıdan önemlidir.
46. Sonuç: 2026 Yılında FETÖ Yargılamalarında Gelinen Nokta
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2025 ve 2026 kararları birlikte değerlendirildiğinde FETÖ/PDY yargılamalarının giderek daha teknik bir delil incelemesine dönüştüğü görülmektedir.
Bugün bir FETÖ dosyasında yalnızca:
- ByLock,
- Bank Asya,
- ankesör,
- sendika,
- dernek,
- sohbet,
- örgüt evi,
- SGK kaydı,
- tanık,
- kod adı
bulunduğunu söylemek yeterli değildir.
Her delilin;
kime ait olduğu, nasıl elde edildiği, hangi tarihe ilişkin olduğu, sanığın örgütsel konumunu ne ölçüde gösterdiği, kastı ispatlayıp ispatlamadığı ve diğer delillerle uyumlu olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.
Özellikle Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026/278 ve 2026/9349 sayılı kararları, sempati ve sosyal temas ile örgütün hiyerarşik yapısına bilinçli üyelik arasında ayrım yapılması gerektiğini güçlü biçimde ortaya koymaktadır.
Diğer taraftan Yargıtay ByLock’u örgütsel bağlantı açısından önemli bir delil olarak görmeye devam etmekte; ancak 2026 tarihli bozma kararlarında teknik verilerin güncellenmesi, HTS ve baz incelemesi yapılması, irtibatlı kişilerin araştırılması ve sanığın tanıkları sorgulama hakkının korunması konusunda daha ayrıntılı araştırma standartları geliştirmektedir.
AİHM cephesinde ise Yüksel Yalçınkaya’dan sonra Demirhan ve Diğerleri, 5 Mayıs 2026 tarihli Yasak/Türkiye Büyük Daire kararı ve 2026 sonbaharındaki yeni ByLock kararları, özellikle bireysel cezai sorumluluk, suç kastı ve otomatik mahkûmiyet yasağı bakımından tartışmayı daha ileri bir noktaya taşımıştır.
Bu nedenle 2026 yılı itibarıyla FETÖ/PDY dosyalarının değerlendirilmesinde eski tarihli genel şablonlar yerine dosyaya özgü teknik analiz yapılması zorunlu hâle gelmiştir.
Her dosyada sanığın örgütün hiyerarşik yapısına bilerek ve isteyerek dâhil olduğunun, suçun maddi ve manevi unsurlarının ve delillerin sanığa özgülenmesinin ayrı ayrı incelenmesi gerekir.
Sık Sorulan Sorular
ByLock kullanmak tek başına FETÖ üyeliği için yeterli midir?
Yargıtayın ulusal içtihadında örgüt talimatıyla sisteme dâhil olunduğunun ve gizlilik amacıyla haberleşme yapıldığının kesin teknik verilerle tespit edilmesi son derece güçlü delil olarak kabul edilmektedir. AİHM ise salt kullanımın suçun bütün maddi ve manevi unsurlarının otomatik kanıtına dönüştürülmesini Yüksel Yalçınkaya ve sonraki kararlarında eleştirmiştir.
Bank Asya hesabı olan herkes FETÖ üyeliğinden ceza alır mı?
Hayır. Hesabın bulunması tek başına yeterli değildir. Hesap hareketlerinin örgütsel talimat ve amaçla yapılıp yapılmadığı incelenir.
Ankesörlü hattan aranmak tek başına yeterli midir?
Her olayda değil. Aramanın ardışık, periyodik ve mahrem örgütsel haberleşme sistematiğine uygun olup olmadığı ile diğer deliller araştırılır.
Örgüt evinde kalmak FETÖ üyeliği için yeterli midir?
Tek başına her durumda yeterli değildir. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026/278 sayılı kararı özellikle örgütün gerçek niteliğinin bilinmesinden önce örgüte müzahir evde kalmanın başka örgütsel faaliyetler bulunmadığında üyelik için yeterli olmayabileceğini göstermektedir.
Çocuğu örgüte ait olduğu sonradan değerlendirilen okula göndermek suç mudur?
Tek başına örgüt üyeliğini göstermez. Yargıtay 2026/440 sayılı kararında benzer bir olgunun tek başına örgütsel faaliyet sayılmayacağını değerlendirmiştir.
Tanık mahkemeye gelmeden eski ifadesi okunarak mahkûmiyet kurulabilir mi?
Belirleyici tanık söz konusu olduğunda sanığa tanığı sorgulama imkânı sağlanması gerekir. 2026 tarihli çok sayıda Yargıtay kararında bu husustaki eksiklik bozma nedeni yapılmıştır.
Temyiz aşamasında etkin pişmanlıktan yararlanılabilir mi?
Somut şartlara göre mümkün olabilir. 2026 tarihli Yargıtay kararlarında temyizde etkin pişmanlık talebinde bulunan sanıkların beyanlarının araştırılması gerektiğine ilişkin bozma kararları bulunmaktadır.
AİHM Yalçınkaya kararı bütün FETÖ mahkûmiyetlerini kaldırdı mı?
Hayır. Kararın her dosyaya otomatik biçimde uygulanması mümkün değildir. Mahkûmiyetin hangi delillere dayandığı ve somut olayın Yalçınkaya ile benzerliği ayrıca değerlendirilmelidir.
AİHM Yasak/Türkiye kararı neden önemlidir?
Çünkü karar yalnız ByLock’a ilişkin değildir. Büyük Daire, örgüt üyeliği suçunda sanığın yapının suç teşkil eden niteliğini bildiğinin ve buna rağmen bilinçli şekilde hiyerarşik bağını sürdürdüğünün bireyselleştirilmiş şekilde ortaya konulmasına özel önem vermiştir.
FETÖ dosyasında en önemli savunma konusu nedir?
Tek bir cevap yoktur. ByLock dosyasında teknik özgüleme, ankesör dosyasında ardışık arama analizi, Bank Asya dosyasında talimat ve kast, tanık dosyasında sorgulama ve doğrulama, eski dönem sosyal temaslarında ise örgütün niteliğini bilme ve üyelik kastı özellikle önemlidir.
Kaynaklar
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
- 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi kararları
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları
- Anayasa Mahkemesi kararları
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararı
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Demirhan ve Diğerleri/Türkiye kararı
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yasak/Türkiye Büyük Daire kararı
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2026 tarihli ByLock kararları
- Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararının icrasına ilişkin belgeler
Av. Enes Sencer
Bu yazı 2 Ekim 2026 tarihi itibarıyla güncel mevzuat ve yayımlanmış içtihatlar esas alınarak hazırlanmıştır. Her ceza dosyasının delil yapısı farklı olduğundan, burada yer alan açıklamalar somut dosya hakkında hukuki görüş niteliğinde değildir.
KESİNLEŞMİŞ FETÖ CEZA DOSYALARINDA BOZMA KARARLARI VE YENİDEN YARGILAMA İÇİN BKNZ:
