Anlaşmalı Boşanma Nedir?
Anlaşmalı boşanma, eşlerin yalnızca boşanma konusunda değil, boşanmanın kanunen anlaşılması zorunlu sonuçları konusunda da ortak iradeye ulaştıkları ve bu iradelerini aile mahkemesi önünde açıkladıkları boşanma yöntemidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesine göre evlilik en az bir yıl sürmüşse eşlerin birlikte mahkemeye başvurması veya eşlerden birinin açtığı boşanma davasını diğer eşin kabul etmesi hâlinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğu kabul edilir.
Ancak tarafların “biz boşanmak istiyoruz” demesi tek başına yeterli değildir. Hâkimin eşleri bizzat dinlemesi, boşanma iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve tarafların boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu konusunda yaptıkları düzenlemeyi uygun bulması gerekir. Adalet Bakanlığı kaynaklarında da anlaşmalı boşanmanın temel şartları bu şekilde ifade edilmektedir.
Dolayısıyla anlaşmalı boşanma, halk arasında zaman zaman düşünüldüğü gibi “dilekçe verip otomatik olarak boşanma” sistemi değildir. Mahkeme denetimi vardır ve özellikle müşterek çocuk bulunan dosyalarda hâkimin denetim yetkisi oldukça önemlidir.
1. Anlaşmalı Boşanmanın Şartları Nelerdir?
Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için temel olarak dört şart bulunur.
Birincisi, evliliğin kanunda öngörülen süreyi doldurmuş olmasıdır. İkincisi eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğer eş tarafından açılan boşanma davasını kabul etmesidir. Üçüncüsü eşlerin hâkim tarafından dinlenmesi ve boşanma iradelerinin özgür olduğunun tespit edilmesidir. Dördüncüsü ise mali sonuçlar ve müşterek çocukların durumu konusunda anlaşmaya varılması ve bu düzenlemenin hâkim tarafından uygun bulunmasıdır.
Bu şartlardan özellikle bir yıllık evlilik süresi ve protokolün kapsamı, uygulamada en fazla sorun çıkaran iki konudur.
2. Anlaşmalı Boşanmak İçin Evliliğin En Az Bir Yıl Sürmüş Olması Şart mı?
Evet.
Türk Medeni Kanunu m.166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma hükümlerinin uygulanabilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir.
Bu şart 2024 yılında Anayasa Mahkemesinin önüne de gelmiştir. Anayasa Mahkemesi, TMK m.166/3’te bulunan “bir yıl” ibaresinin iptal edilmesi istemini reddetmiş ve bir yıllık evlilik şartının Anayasa’ya aykırı olmadığına karar vermiştir.
Dolayısıyla 2026 yılı itibarıyla bir yıllık süre şartı yürürlüktedir.
3. Bir Yıl Dolmadan Anlaşmalı Boşanma Davası Açılabilir mi?
Bu konuda özellikle dikkatli olunmalıdır.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında bir yıllık sürenin dava açıldığı tarihte dolmuş olması gerektiği kabul edilmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2015/24826 E., 2016/3062 K. sayılı kararında, dava açıldığı tarihte bir yıllık süre dolmadığı için anlaşmalı boşanma şartlarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Benzer yönde Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2014/11460 E., 2014/22616 K. sayılı kararında da bir yıllık sürenin dava açıldığı tarihte bulunması gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Bu nedenle “şimdi davayı açalım, duruşmaya kadar bir yıl zaten dolar” yaklaşımı önemli bir usul riski yaratır.
Bir yıl henüz dolmadıysa boşanma hukuken imkânsız değildir; ancak TMK m.166/3 anlamında klasik anlaşmalı boşanma koşulları oluşmamıştır. Boşanmanın başka hukuki sebeplere dayandırılması ve çekişmeli boşanma hükümlerinin uygulanması gündeme gelebilir.
4. Anlaşmalı Boşanma İçin Ayrı Yaşamak Gerekir mi?
Hayır.
Eşlerin belirli bir süre ayrı yaşamış olması anlaşmalı boşanmanın şartı değildir.
Taraflar aynı evde yaşamaya devam ediyor olsalar dahi evlilik en az bir yıl sürmüş ve diğer şartlar gerçekleşmişse anlaşmalı boşanma davası açabilirler.
5. Anlaşmalı Boşanmayı Kim Açmalıdır?
Taraflardan herhangi biri davacı olabilir.
Kadının veya erkeğin davayı açmasının anlaşmalı boşanmanın sonucu bakımından kural olarak bir üstünlüğü bulunmaz.
Taraflar birlikte başvurabileceği gibi, eşlerden biri davayı açabilir ve diğer eş duruşmada boşanmayı ve protokolü kabul edebilir.
Dolayısıyla “anlaşmalı boşanmada mutlaka iki kişinin birlikte adliyeye gidip dava açması gerekir” şeklindeki bilgi doğru değildir.
Forumlarda kullanıcıların en sık sorduğu sorulardan biri de budur. Uygulamada eşlerden biri dava dilekçesini sunarak dosyayı açabilir; asıl önemli olan duruşmada TMK m.166/3 şartlarının gerçekleşmesidir.
6. Anlaşmalı Boşanma Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Görevli mahkeme kural olarak Aile Mahkemesidir.
Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi görev yapabilir.
Yetki bakımından Türk Medeni Kanunu m.168 uygulanır. Buna göre boşanma davası;
eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde veya eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılabilir.
Örneğin eşlerden biri Bursa’da, diğeri İstanbul’da ikamet ediyorsa somut durumdaki yerleşim yerleri ve son ortak konut değerlendirilerek yetkili mahkeme belirlenir.
7. Anlaşmalı Boşanma Davası Tek Celsede Biter mi?
Usulüne uygun hazırlanmış bir anlaşmalı boşanma dosyasının tek duruşmada karara bağlanması mümkündür ve uygulamada oldukça yaygındır.
Ancak “anlaşmalı boşanma mutlaka tek celsede biter” şeklinde kesin bir kural yoktur.
Protokolde eksiklik bulunması, taraflardan birinin duruşmaya katılmaması, çocuklarla ilgili düzenlemenin hâkim tarafından uygun görülmemesi, taraflardan birinin protokolden vazgeçmesi veya tarafların beyanları ile protokol arasında çelişki bulunması hâlinde dava ertelenebilir veya çekişmeli hâle gelebilir.
2024 ve 2025 yıllarında forumlarda anlaşmalı boşanma duruşması tecrübelerini paylaşan kullanıcıların önemli bölümünde duruşmanın birkaç dakika sürdüğü belirtilmekle birlikte bu kişisel deneyimler hukuki bir garanti değildir.
8. Anlaşmalı Boşanma Ne Kadar Sürer?
Bu soruya “7 gün” veya “15 gün” gibi kesin bir cevap verilmesi doğru değildir.
Süreyi belirleyen asıl unsurlar dosyanın açıldığı adliyedeki iş yoğunluğu, tensip işlemleri, tebligatlar, duruşma günü verilme süresi, protokolde eksiklik bulunup bulunmaması ve kararın kesinleşme sürecidir.
Dava tek celsede sonuçlanabilir. Ancak duruşmada boşanma kararı verilmesi ile hukuken boşanmanın kesinleşmesi aynı şey değildir.
Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü de boşanmanın mahkeme kararının kesinleşmesiyle gerçekleştiğini açıkça belirtmektedir.
Bu ayrım son derece önemlidir.
9. Duruşma Günü Boşanmış Sayılır mıyız?
Hayır.
Mahkeme duruşmada “tarafların boşanmalarına” karar vermiş olsa bile evlilik o dakika hukuken sona ermiş sayılmaz.
Boşanma kararının kesinleşmesi gerekir.
Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün açıklamasına göre boşanma tarihi, mahkeme kararının kesinleştiği tarihtir.
Bu nedenle duruşma tarihi ile resmi boşanma tarihi farklı olabilir.
10. Anlaşmalı Boşanma Duruşmasına İki Eş de Katılmak Zorunda mı?
Anlaşmalı boşanmanın en önemli özelliklerinden biri hâkimin tarafların iradesini doğrudan tespit etmesidir.
TMK m.166/3 gereğince hâkimin eşleri bizzat dinleyerek boşanma iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi gerekir.
Türkiye Adalet Akademisi tarafından yayımlanan akademik çalışmalarda da anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için hâkimin eşleri bizzat dinlemesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Bu nedenle “avukatım gider, benim hiç gelmeme gerek yok” düşüncesi anlaşmalı boşanma bakımından kural olarak doğru değildir.
11. Avukatımız Varsa Yine de Duruşmaya Gitmek Gerekir mi?
Evet, anlaşmalı boşanmada avukat bulunması eşlerin hâkim tarafından bizzat dinlenmesi şartını ortadan kaldırmaz.
Avukat hukuki süreci takip eder, dava dilekçesini ve protokolü hazırlar, tarafların hak kaybına uğramasını önlemeye çalışır; ancak boşanma iradesinin sahibi eşlerin kendileridir.
Anlaşmalı boşanmayı çekişmeli boşanmadan ayıran özelliklerden biri de budur.
12. Eşlerden Biri Duruşmaya Gelmezse Ne Olur?
Eşlerden biri duruşmaya katılmazsa TMK m.166/3 kapsamında tarafların karşılıklı ve serbest iradelerinin tespit edilmesi mümkün olmayabilir.
Bu nedenle anlaşmalı boşanma kararı verilememesi, duruşmanın ertelenmesi veya davanın niteliğine göre çekişmeli boşanma prosedürünün gündeme gelmesi mümkündür.
Yargıtay’ın incelediği dosyalarda da diğer eşin duruşmaya gelmemesi ve anlaşmalı boşanmadan vazgeçilmesi sonucunda davanın çekişmeli boşanma niteliğine dönüşebildiği görülmektedir.
13. Hâkim Anlaşmalı Boşanma Duruşmasında Ne Sorar?
Mahkemeden mahkemeye ve dosyanın özelliklerine göre sorular değişebilir.
Ancak uygulamada hâkim genellikle taraflara;
boşanmak isteyip istemediklerini, protokolü okuyup okumadıklarını, protokoldeki imzanın kendilerine ait olup olmadığını, protokol hükümlerini kabul edip etmediklerini, nafaka ve tazminat taleplerinin bulunup bulunmadığını, müşterek çocuk varsa velayet ve kişisel ilişki düzenlemesini kabul edip etmediklerini sorabilir.
Forumlarda anlaşmalı boşanma duruşmasına katılan kişilerin aktardığı deneyimlerde de özellikle “boşanmak istiyor musunuz?”, “protokolü kabul ediyor musunuz?”, “nafaka veya tazminat talebiniz var mı?” şeklindeki soruların öne çıktığı görülmektedir.
Ancak hâkimin yalnızca bu soruları soracağına dair bir sınırlama yoktur.
14. Hâkime Boşanma Sebeplerini Ayrıntılı Anlatmak Gerekir mi?
Genellikle hayır.
Anlaşmalı boşanmada temel mesele tarafların birbirlerini kusurlamak suretiyle evlilik içindeki bütün olayları ispatlamaları değildir.
Çekişmeli boşanmanın aksine aldatma, hakaret, şiddet, ilgisizlik veya başka evlilik olaylarının tek tek ispatlanması anlaşmalı boşanmanın ana konusu değildir.
Forumlarda kullanıcıların “mahkemede bütün yaşadıklarımı anlatmalı mıyım?” sorusunu sıkça sorduğu görülmektedir. Anlaşmalı boşanmada esas olan tarafların boşanma iradesi ve boşanmanın sonuçlarına ilişkin mutabakatıdır.
15. Hâkim Protokolü Aynen Kabul Etmek Zorunda mı?
Hayır.
Özellikle müşterek çocuklara ilişkin konularda hâkim tarafların anlaşmasıyla bağlı değildir.
Hâkim, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konusundaki düzenlemeyi uygun bulmalıdır.
Türkiye Barolar Birliği kaynaklarında aktarılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına göre taraflar boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konusunda anlaşmak zorundadır; fakat bu anlaşmanın hukuki sonuç doğurabilmesi için hâkim tarafından uygun bulunması gerekir.
Hâkim gerekli gördüğü değişiklikleri taraflara önerebilir.
Taraflar bu değişiklikleri kabul ederse anlaşmalı boşanma gerçekleşebilir. Kabul etmezlerse anlaşmalı boşanma şartları ortadan kalkabilir.
16. Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nedir?
Anlaşmalı boşanma protokolü, eşlerin boşanmanın hukuki ve mali sonuçları ile müşterek çocukların durumuna ilişkin iradelerini yazılı hâle getirdikleri belgedir.
Uygulamada protokolde çoğunlukla;
boşanma iradesi, velayet, çocukla kişisel ilişki, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat, ev eşyaları, araçlar, taşınmazlar, ziynet eşyaları, borçlar, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti gibi hususlar düzenlenir.
Ancak her konunun protokolde mutlaka bulunması aynı anlamı taşımaz.
Özellikle mal rejiminin tasfiyesi, TMK m.166/3 anlamında boşanmanın zorunlu mali sonuçlarından biri değildir. Bu konu aşağıda ayrıca açıklanacaktır.
17. Protokolün Noterden Yapılması Gerekir mi?
Hayır.
Anlaşmalı boşanma protokolünün noter tarafından düzenlenmesi veya onaylanması genel olarak zorunlu değildir.
Hatta Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun değerlendirmesine göre taraflar mahkemeye yazılı protokol sunabileceği gibi gerekli konularda duruşmada sözlü olarak da anlaşabilirler; bu durumda beyanların tutanağa geçirilmesi ve imzalanması gerekir.
Bununla birlikte uygulamada ayrıntılı ve yazılı protokol hazırlanması sonradan çıkabilecek uyuşmazlıkların azaltılması açısından büyük önem taşır.
18. İnternetten Hazır Anlaşmalı Boşanma Protokolü Kullanılabilir mi?
Teknik olarak kişiler internette bulunan örneklerden yararlanabilir; ancak bu en fazla hak kaybının yaşandığı alanlardan biridir.
Çünkü internette bulunan protokollerin önemli bölümü standart ifadeler içerir:
“Tarafların birbirlerinden hiçbir hak ve alacağı yoktur.”
“Taraflar tüm haklarından feragat etmiştir.”
“Taraflar mallarını paylaşmıştır.”
Bu tür ifadelerin kapsamı daha sonra ciddi davalara neden olabilir.
Özellikle taşınmaz, araç, şirket hissesi, yüksek miktarlı banka hesabı, ziynet eşyası, kredi, borç veya değerli malvarlığı bulunan evliliklerde standart bir protokol kullanılması son derece risklidir.
19. Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Yapmak Zorunlu mu?
Hayır.
Bu nokta uygulamada en fazla yanlış bilinen konulardan biridir.
Mal rejiminin tasfiyesi anlaşmalı boşanmanın zorunlu unsurlarından değildir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2013/9389 E., 2014/4769 K. sayılı kararında açıkça, mal rejiminden kaynaklanan taleplerin TMK m.166/3 kapsamında boşanmanın mali sonuçları arasında bulunmadığı; mal rejiminin tasfiyesinin boşanmadan bağımsız bir uyuşmazlık olduğu belirtilmiştir.
Dolayısıyla taraflar anlaşmalı olarak boşanıp mal paylaşımını daha sonra ayrı şekilde çözebilirler.
Ancak protokole mal paylaşımına ilişkin hükümler yazılmışsa durum değişebilir.
20. Protokolde “Birbirimizden Hiçbir Mal Talebimiz Yoktur” Yazarsa Sonradan Mal Paylaşımı Davası Açılabilir mi?
Bu sorunun cevabı kullanılan cümlenin tam içeriğine bağlıdır.
Yargıtay, mal rejiminden feragat edildiğinin kabulü için bu iradenin açık biçimde ortaya konulmasına önem vermektedir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, mal rejimine yönelik anlaşmalarda “katılma alacağı”, “değer artış payı”, “taşınır ve taşınmaz mallardan kaynaklanan alacak”, “mal rejiminden doğan haklar” gibi iradenin kapsamını ortaya koyabilecek açık ifadelerin önemine işaret etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/335 E., 2022/850 K. sayılı kararında da protokolde bulunan genel mali ifadelerin her durumda edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinden feragat anlamına gelmeyeceği kabul edilmiştir.
Bu nedenle “başkaca maddi talebimiz yoktur” cümlesi ile “edinilmiş mallara katılma, değer artış payı ve mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan her türlü alacak hakkımızdan karşılıklı olarak feragat ediyoruz” cümlesinin hukuki etkisi aynı olmayabilir.
21. Anlaşmalı Boşanmada Ev Kimin Üzerindeyse Ev Onun mu Kalır?
Tapunun kimin üzerinde olduğu ile mal rejiminden kaynaklanan alacak hakkı aynı şey değildir.
Bir taşınmaz yalnızca eşlerden biri adına kayıtlı olsa dahi evlilik sırasında edinilmiş olması ve diğer koşulların bulunması hâlinde diğer eş bakımından mal rejiminden kaynaklanan haklar söz konusu olabilir.
Bu nedenle “tapu eşimin üzerinde, benim hiçbir hakkım yok” şeklindeki genel kabul doğru değildir.
Tam tersine “ev benim üzerimde, eşimin hiçbir hakkı olamaz” düşüncesi de her zaman doğru değildir.
22. Protokolle Ev veya Araba Bir Eşe Bırakılabilir mi?
Evet.
Tarafların malvarlıklarının paylaşımı konusunda protokole hüküm koyması mümkündür.
Ancak taşınmaz, araç veya şirket hissesi gibi sicile kayıtlı malvarlıklarında protokol maddesinin nasıl kaleme alındığı önemlidir.
“Ev eşimde kalacaktır” şeklindeki muğlak bir ifade yerine hangi taşınmazdan söz edildiğinin açık biçimde belirlenmesi, ada-parsel veya bağımsız bölüm bilgilerinin değerlendirilmesi, devir zamanı, masraflar ve gerekli işlemlerin kimin tarafından yapılacağının düzenlenmesi ileride doğabilecek uyuşmazlıkları azaltabilir.
Yargıtay’ın incelediği dosyalarda protokolle belirli taşınmazların, araçların ve banka paralarının paylaşılmış olması sonraki mal rejimi davalarının sonucunu doğrudan etkileyebilmiştir.
23. Ziynet Eşyaları Protokolde Yazılmazsa Ne Olur?
Son yıllardaki önemli Yargıtay kararlarından biri bu konuda verilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/8560 E., 2024/7757 K. sayılı 23.10.2024 tarihli kararında, anlaşmalı boşanma protokolünde ziynet eşyasına ilişkin açık düzenleme bulunmadığı ve boşanma hükmünde bu konuda “karar verilmesine yer olmadığına” denildiği bir olayda, bu durumun ziynet alacağı bakımından kesin hüküm oluşturmayacağı belirtilmiştir.
Bu karar son derece önemlidir.
Çünkü protokolde ziynet alacağı konusunda açık bir feragat bulunması ile konunun hiç düzenlenmemiş olması aynı hukuki sonuçları doğurmayabilir.
24. “Ziynet Talebim Yoktur” Dersem Sonradan Dava Açabilir miyim?
Burada kullanılan ifadenin kapsamı ve duruşmadaki beyanlar önemlidir.
Açık biçimde ziynet eşyası alacağından feragat edilmesi hâlinde sonradan dava açılması ciddi şekilde engellenebilir.
Buna karşılık ziynet konusunun hiç düzenlenmemesi veya yalnızca “bu konuda karar verilmesine yer olmadığı” şeklinde hüküm kurulması, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli kararına göre mutlaka feragat anlamına gelmez.
Bu nedenle protokol hazırlanırken ziynet konusunda bilinçli tercih yapılması gerekir.
25. Anlaşmalı Boşanmada Nafaka Zorunlu mu?
Eşlerden biri açısından yoksulluk nafakasının mutlaka kararlaştırılması zorunlu değildir.
Taraflar birbirlerinden yoksulluk nafakası talep etmeyebilir.
Ancak müşterek çocuk bakımından iştirak nafakası farklı değerlendirilir. Çocukla ilgili düzenlemelerde temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
Bu nedenle eşlerden birinin kendi ekonomik hakkından vazgeçmesi ile çocuk adına doğan hakkın hukuki niteliği aynı değildir.
26. Yoksulluk Nafakasından Vazgeçen Eş Sonradan Nafaka İsteyebilir mi?
Bu konu son derece kritiktir.
Anlaşmalı boşanma sırasında taraflardan biri açıkça yoksulluk nafakası istemediğini belirtmiş ve boşanma bu iradeye göre gerçekleşmişse sonradan aynı boşanmaya dayanarak yoksulluk nafakası talep edilmesi kural olarak mümkün değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/3-836 E., 2013/306 K. sayılı kararı da bu yöndedir.
Yargıtay kararlarında kişinin açıkça nafaka istemediğini beyan etmesi feragat niteliğinde değerlendirilebilmekte ve sonradan bu haktan tekrar yararlanılması kabul edilmemektedir.
Bu nedenle protokole “tarafların birbirlerinden nafaka talebi yoktur” cümlesi yazılmadan önce sonuçları dikkatle değerlendirilmelidir.
27. Çocuk İçin Nafaka İstenmemişse Sonradan İştirak Nafakası İstenebilir mi?
Evet, şartları oluştuğunda mümkündür.
Çocuk adına ödenen iştirak nafakası ile eşin kendisi adına aldığı yoksulluk nafakası birbirinden farklıdır.
Yargıtay uygulamasında boşanma sırasında iştirak nafakası istenmemiş olmasının daha sonra çocuk için nafaka talep edilmesine engel olmadığı kabul edilmektedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin kararlarında da iştirak nafakasının çocuğa ilişkin ve devam eden bir yükümlülük olması nedeniyle sonradan talep edilebileceği belirtilmiştir.
28. Protokolde Belirlenen Çocuk Nafakası Sonradan Artırılabilir mi?
Evet.
Çocuğun yaşı, eğitim giderleri, sağlık giderleri, hayat pahalılığı, tarafların gelirleri ve ekonomik koşullar değişebilir.
Bu nedenle iştirak nafakası mutlak biçimde değişmez değildir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/4192 E., 2024/6979 K. sayılı kararında da anlaşmalı boşanma protokolündeki iştirak nafakası ve çocukların eğitim masraflarına ilişkin yükümlülüklerin değişen koşullar çerçevesinde uyarlanmasının hukuken tartışılabileceği görülmektedir.
Protokole yıllık artış hükmü eklenmesi de ileride çıkabilecek uyuşmazlıkları azaltabilir.
29. Nafaka İçin Alt veya Üst Sınır Var mı?
Kanunda “bir çocuk için en az şu kadar TL iştirak nafakası ödenir” şeklinde sabit bir rakam bulunmamaktadır.
Nafaka belirlenirken çocuğun ihtiyaçları, tarafların ekonomik ve sosyal koşulları, eğitim durumu, yaşam standardı ve somut olayın diğer özellikleri dikkate alınır.
Bu nedenle internet forumlarında veya sosyal medyada görülen “çocuk başına asgari şu kadar nafaka vardır” şeklindeki rakamların genel geçer hukuki kural olarak kabul edilmemesi gerekir.
30. Anlaşmalı Boşanmada Tazminat Alınabilir mi?
Evet.
Taraflar anlaşmalı boşanma protokolünde maddi veya manevi tazminat kararlaştırabilirler.
Örneğin taraflardan birinin diğerine belirli miktarda toplu ödeme yapması kararlaştırılabilir.
Ancak miktarın, ödeme tarihinin, banka hesabının, taksit olup olmadığının, ödeme gecikirse ne olacağının açık biçimde düzenlenmesi yararlı olur.
31. “Tazminat Talebim Yoktur” Diyen Kişi Daha Sonra Tazminat İsteyebilir mi?
Boşanmanın fer’î sonucu olan maddi ve manevi tazminattan açık şekilde vazgeçilmesi hâlinde sonradan aynı boşanmaya dayanarak yeniden tazminat istenmesi mümkün olmayabilir.
Bu nedenle nafaka ve tazminat konusundaki feragat hükümleri protokolün en dikkatli hazırlanması gereken maddelerindendir.
32. Anlaşmalı Boşanmada Çocuğun Velayeti Nasıl Belirlenir?
Taraflar protokolde velayetin anneye veya babaya bırakılması konusunda anlaşabilir.
Ancak bu anlaşma hâkimi kesin olarak bağlamaz.
Velayet konusunda temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, velayet değerlendirmesinde çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin esas alınması gerektiğini sürekli vurgulamaktadır.
Bu nedenle ebeveynlerin “biz böyle anlaştık” demesi, çocuğun üstün yararına açıkça aykırı bir düzenlemenin hâkim tarafından kabul edilmesini zorunlu kılmaz.
33. Kız Çocuk Mutlaka Anneye, Erkek Çocuk Babaya mı Verilir?
Hayır.
Türk hukukunda bu şekilde bir kural yoktur.
Türkiye Barolar Birliği yayınlarında da kız çocukların anneye, erkek çocukların babaya verileceği şeklindeki yaygın inanışın hukuken doğru olmadığı vurgulanmaktadır.
Velayet bakımından belirleyici olan çocuğun üstün yararıdır.
34. Maddi Durumu Daha İyi Olan Eş Velayeti Alır mı?
Tek başına gelir düzeyi velayeti belirlemez.
Bir ebeveynin diğerinden daha fazla kazanması velayetin otomatik olarak ona verileceği anlamına gelmez.
Çocuğun bakım koşulları, mevcut yaşam düzeni, ebeveyn-çocuk ilişkisi, çocuğun yaşı, eğitim hayatı, psikolojik durumu, kardeş ilişkileri ve somut olayın diğer özellikleri birlikte değerlendirilir.
35. Çocuğun Görüşü Sorulur mu?
Çocuğun yaşı ve idrak kapasitesi uygunsa görüşü önem taşıyabilir.
Yargıtay, yeterli idrak çağında bulunan çocukların kendilerini ilgilendiren velayet konularında görüşlerinin alınması gerektiğini kabul etmektedir.
Ancak çocuğun beyanı tek başına ve otomatik biçimde velayeti belirleyen unsur değildir.
36. Çocukla Görüşme Günleri Protokolde Nasıl Yazılmalıdır?
“Baba çocuğu istediği zaman görebilir” veya “anne uygun gördüğünde çocuk babayla görüşür” gibi son derece genel ifadeler ileride uyuşmazlık yaratabilir.
Kişisel ilişkinin mümkün olduğunca uygulanabilir şekilde düzenlenmesi daha sağlıklıdır.
Hafta sonları, dini ve milli bayramlar, yarıyıl tatili, yaz tatili, doğum günleri, teslim-alma saatleri ve gerektiğinde şehir dışına çıkış gibi konular somut aile yapısına göre düzenlenebilir.
Forumlarda çocuklu eşlerin özellikle “hangi günler görüşülecek?”, “gece kalacak mı?”, “bayramlarda ne olacak?” sorularını sıkça sorduğu görülmektedir.
37. Çocuğun Babada veya Annede Gece Kalması Zorunlu mu?
Hayır.
Kişisel ilişkinin nasıl kurulacağı çocuğun yaşı, ihtiyaçları, ebeveynle ilişkisi, mesafe ve diğer koşullara göre belirlenir.
Özellikle çok küçük çocuklarda veya özel durumlarda yatılı olmayan kişisel ilişki düzenlenmesi söz konusu olabilir.
Burada yine esas ölçüt tarafların isteğinden önce çocuğun üstün yararıdır.
38. Anlaşmalı Boşandıktan Sonra Velayet Değiştirilebilir mi?
Evet.
Velayet konusunda verilen karar sonsuza kadar değiştirilemez nitelikte değildir.
Şartların değişmesi ve çocuğun üstün yararının gerektirmesi hâlinde velayetin değiştirilmesi davası açılabilir.
Yargıtay, velayet davalarının kamu düzenine ilişkin olduğunu, hâkimin re’sen araştırma yapabileceğini ve çocuğun üstün yararını esas alması gerektiğini kabul etmektedir.
Dolayısıyla protokole “velayet hiçbir zaman değiştirilemez” şeklinde hüküm konulması çocuğun gelecekteki üstün yararını ortadan kaldırmaz.
39. Ortak Velayet Anlaşmalı Boşanmada Mümkün mü?
Türk hukuk uygulamasında ortak velayet konusu uzun süredir gelişen bir alan olup her dosyanın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.
Tarafların anlaşması tek başına yeterli değildir. Hâkim özellikle çocuğun üstün yararını, ebeveynlerin iletişim kurabilme düzeyini ve düzenlemenin fiilen uygulanabilir olup olmadığını değerlendirir.
Akademik çalışmalarda da anlaşmalı boşanmada velayet düzenlemelerinin hâkim onayına bağlı olduğu, ebeveynlerin gelecekte velayetin yeniden düzenlenmesini talep etme hakkını ortadan kaldıran hükümlerin geçerli olmayacağı belirtilmektedir.
40. Anlaşmalı Boşanmada Avukat Tutmak Zorunlu mu?
Hayır.
Tarafların anlaşmalı boşanma davasında avukatla temsil edilmesi zorunlu değildir.
Kişiler davalarını kendileri açabilir ve takip edebilir.
Ancak özellikle taşınmaz, araç, yüksek miktarda malvarlığı, şirket hissesi, ziynet, yüksek nafaka veya tazminat, çocuk veya borçlar söz konusuysa protokolün hukuki etkileri nedeniyle profesyonel hukuki destek alınması hak kaybı riskini önemli ölçüde azaltabilir.
Çünkü anlaşmalı boşanmada en büyük risk çoğu zaman “boşanıp boşanamamak” değil, protokolde farkında olmadan hangi haktan vazgeçildiğidir.
41. Tek Avukat Hem Kadının Hem Erkeğin Avukatı Olabilir mi?
Menfaat çatışması nedeniyle aynı avukatın boşanma uyuşmazlığının iki karşı tarafını birlikte temsil etmesi hukuken ve meslek kuralları bakımından sorunludur.
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 36. maddesinde bir uyuşmazlıkta taraflardan birine hukuki yardımda bulunan avukatın menfaati çatışan diğer tarafın vekâletini alamayacağı düzenlenmiştir. Bursa Barosu’nun yayımladığı meslek kuralları metninde de aynı ilke açıkça yer almaktadır.
Taraflardan biri avukatla temsil edilirken diğer taraf kendisini temsil edebilir veya ayrı bir avukat görevlendirebilir.
42. Boşanma Davası İçin Avukata Özel Vekâletname Vermek Gerekir mi?
Evet.
Boşanma davası kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğundan avukata verilen vekâletnamede boşanma davası açma ve takip etme konusunda özel yetki bulunması gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin çok sayıda kararında genel vekâletnamenin yeterli olmadığı ve HMK m.74 gereğince boşanma konusunda özel yetkili vekâletname gerektiği belirtilmiştir.
43. Anlaşmalı Boşanma Davasının Masrafı Ne Kadar?
Mahkeme harç ve giderleri her yıl değiştiğinden güncel tarife kontrol edilmelidir.
2026 yılı için Harçlar Kanunu Genel Tebliği Seri No:98, 31 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Asliye mahkemeleri için başvurma harcı 2026 yılında 732 TL olarak belirlenmiştir.
2025 sonunda yürürlüğe giren HMK Gider Avansı Tarifesine göre ise davacı, taraf sayısının beş katı tutarında tebligat ücreti ile diğer işlemler için 530 TL gider avansı yatırmaktadır.
Boşanma davası para ile ölçülemeyen bir dava olduğundan maktu harç sistemine tabidir. Bunun yanında dosyanın özelliklerine göre tebligat ve başka masraflar oluşabilir.
Avukatlık ücreti ise mahkeme harçlarından ayrı bir konudur ve avukat ile müvekkil arasındaki sözleşmeye göre belirlenir.
44. Anlaşmalı Boşanmada Tanık Gerekir mi?
Kural olarak anlaşmalı boşanmanın mantığı tarafların kusur vakıalarını tanıkla ispatlaması üzerine kurulmamıştır.
TMK m.166/3 şartları gerçekleşiyorsa genellikle tanık dinlenmesine ihtiyaç bulunmaz.
Tanık ve ayrıntılı kusur ispatı daha çok çekişmeli boşanma davalarında önem kazanır.
45. Anlaşmalı Boşanmada Delil Sunmak Gerekir mi?
Normal şartlarda eşlerin birbirlerinin kusurlarını ispatlamaları beklenmez.
Ancak dava anlaşmalı olmaktan çıkıp çekişmeli hâle gelirse durum değişir.
Yargıtay, anlaşmalı boşanmanın çekişmeliye dönüşmesi hâlinde taraflara vakıalarını ve delillerini sunmaları için usulüne uygun imkân verilmesi gerektiğini kabul etmektedir.
Bu nedenle anlaşmalı başlayan bir dosyanın daha sonra tamamen farklı bir yargılama sürecine dönüşebileceği unutulmamalıdır.
46. Taraflardan Biri Son Anda Boşanmaktan Vazgeçebilir mi?
Evet.
Anlaşmalı boşanmanın temelinde karşılıklı irade bulunmaktadır.
Taraflardan biri duruşmada “boşanmak istemiyorum” veya “bu protokolü kabul etmiyorum” derse hâkim kişiyi zorla anlaşmalı olarak boşayamaz.
Davanın bundan sonraki seyri dosyanın durumuna göre belirlenir.
47. Hâkim Boşanmaya Karar Verdikten Sonra Fikir Değiştirilebilir mi?
Bu çok önemli bir sorudur.
Yargıtay uygulamasında anlaşmalı boşanma kararı kesinleşinceye kadar taraflardan birinin anlaşmalı boşanma iradesinden dönmesinin mümkün olduğu kabul edilmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/8476 E., 2023/5776 K. sayılı kararında anlaşmalı boşanma yönündeki iradeden karar kesinleşinceye kadar dönülebileceği ve bu durumda davanın çekişmeli boşanma olarak görülmesi gerektiği belirtilmiştir.
Daha eski Yargıtay kararları da aynı yöndedir.
Dolayısıyla “hâkim karar verdi, artık hiçbir şekilde geri dönüş yok” şeklindeki değerlendirme her aşama için doğru değildir.
48. Anlaşmalı Boşanma Kararı Nasıl Kesinleşir?
Duruşmada kısa karar açıklanmasının ardından gerekçeli karar hazırlanır.
Kararın taraflara veya vekillerine tebliği ve kanun yolu süreçleri tamamlandıktan sonra hüküm kesinleşir.
Tarafların kanun yoluna başvurmaması veya usulüne uygun kanun yolu işlemlerinin tamamlanması sonucunda kesinleşme şerhi düzenlenir.
Kesinleşmeden sonra mahkeme tarafından ilgili nüfus müdürlüğüne gerekli bildirim yapılır ve boşanma aile kütüğüne işlenir.
49. E-Devlet’te Ne Zaman Boşanmış Görünürüm?
Boşanmanın nüfus kayıtlarına işlenmesi kararın kesinleşmesinden sonra gerçekleşir.
Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne göre mahkeme yazı işleri müdürlüğü tarafından gönderilen boşanma kararı ilçe nüfus müdürlüğünce aile kütüğüne işlenir.
Bu nedenle duruşmadan çıkar çıkmaz medeni hâlin e-Devlet üzerinde değişmemesi normaldir.
50. Boşanma Kararı Kesinleşmeden Yeniden Evlenilebilir mi?
Hayır.
Mahkeme boşanmaya karar vermiş olsa bile karar kesinleşmediği sürece evlilik hukuken devam eder.
Bu nedenle yeni bir evlilik yapılamaz.
51. Boşanan Kadın Ne Zaman Yeniden Evlenebilir?
Türk Medeni Kanunu’nda kadın bakımından boşanmanın kesinleşmesinden sonra kanuni bekleme süresine ilişkin özel düzenleme bulunmaktadır.
Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Türk vatandaşı kadın bakımından 300 günlük bekleme süresinin boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren başladığını açıkça belirtmektedir.
Somut durumda bekleme süresinin kaldırılması için aile mahkemesine başvuru şartları ayrıca değerlendirilmelidir.
52. Boşanan Kadının Soyadı Ne Olur?
TMK m.173’e göre kadın boşanma hâlinde kural olarak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır.
Ancak boşandığı eşinin soyadını kullanmakta menfaati bulunduğunu ve bunun eski eşe zarar vermeyeceğini ispatlaması hâlinde hâkimden bu soyadını kullanmaya devam etmek için izin isteyebilir.
53. Ev Eşyaları Protokolde Düzenlenmeli mi?
Zorunlu olmamakla birlikte uyuşmazlık ihtimali varsa düzenlenmesi yararlıdır.
Özellikle değerli mobilyalar, beyaz eşyalar, elektronik cihazlar veya tarafların kişisel eşyaları açısından hangi eşyanın kimde kalacağı açık şekilde belirlenebilir.
“Eşyalar paylaşılmıştır” cümlesi bazen yeterli görünse de ileride belirli bir eşyanın kime bırakıldığı tartışma yaratabilir.
54. Ortak Borçlar Protokole Yazılabilir mi?
Evet.
Taraflar kendi aralarındaki iç ilişki bakımından kredi, kredi kartı borçları, araç kredisi, konut kredisi veya başka borçların kimin tarafından ödeneceğini düzenleyebilir.
Ancak eşlerin kendi aralarında yaptıkları düzenleme her zaman bankayı veya üçüncü kişiyi otomatik olarak bağlamaz.
Örneğin iki eşin bankaya karşı birlikte borçlu olduğu bir kredide protokole “krediyi koca ödeyecektir” yazılması bankanın diğer borçluya karşı sahip olduğu hakları kendiliğinden ortadan kaldırmayabilir.
Bu ayrım çok önemlidir.
55. Krediyle Alınmış Ev Anlaşmalı Boşanmada Nasıl Paylaşılır?
Tek bir standart çözüm yoktur.
Taşınmazın mülkiyeti, kalan kredi borcu, banka sözleşmesi, tapu kaydı ve mal rejiminden doğan haklar birlikte değerlendirilmelidir.
Taraflar kendi aralarında “ev eşlerden birine bırakılacak, kalan kredi de o eş tarafından ödenecek” şeklinde anlaşabilir; ancak kredi sözleşmesinde diğer eşin borçluluğu devam ediyorsa bankanın ayrıca onayı gerekebilir.
Bu nedenle yüksek borçlu taşınmazlarda yalnızca protokol hükmüne güvenilmemelidir.
56. Anlaşmalı Boşanmada Evcil Hayvan Kimde Kalır?
Türk aile hukukunda evcil hayvanların durumu velayet hükümleriyle aynı rejime tabi değildir.
Taraflar hayvanın hangi eşte kalacağı, veteriner giderleri, bakım giderleri veya diğer hususları protokolde düzenleyebilirler.
Özellikle ortak sahiplenilen ve taraflar açısından önemli olan hayvanlarda bu konunun belirsiz bırakılmaması sonradan çıkabilecek uyuşmazlığı azaltır.
57. Anlaşmalı Boşanma Protokolü Duruşmada Değiştirilebilir mi?
Evet.
Taraflar duruşmada bazı maddeleri değiştirebilir.
Hâkim de özellikle çocukların durumu veya mali sonuçlarla ilgili değişiklik önerebilir.
Ancak değiştirilen hükümlerin tarafların serbest iradesiyle kabul edilmesi gerekir.
Bu nedenle mahkemeye sunulan ilk metin her zaman nihai metin olmak zorunda değildir.
58. Protokol İmzalandıktan Sonra Eşlerden Biri İmzadan Vazgeçebilir mi?
Protokolün imzalanmış olması tek başına boşanmayı kesinleştirmez.
Anlaşmalı boşanma için tarafların mahkeme önünde de iradelerini açıklamaları gerekir.
Taraflardan biri duruşmada protokolü kabul etmediğini söylerse anlaşmalı boşanmanın temel şartlarından biri ortadan kalkar.
59. Protokolde Yazmayan Bir Şey Mahkemede Söylenebilir mi?
Evet, ancak bunun nasıl hükme dönüştürüldüğü önemlidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tarafların boşanmanın sonuçlarına ilişkin anlaşmalarını yazılı protokolle sunabilecekleri gibi mahkemede sözlü beyanla da açıklayabileceklerini; sözlü anlaşmanın tutanağa geçirilip imzalanması gerektiğini kabul etmektedir.
Bu nedenle yalnızca dosyadaki protokole değil duruşma tutanağına da dikkat edilmelidir.
60. Duruşma Tutanağını Okumadan İmzalamak Riskli mi?
Evet.
Anlaşmalı boşanmada protokol kadar duruşma sırasında verilen beyanlar da önem taşıyabilir.
Mal paylaşımı, nafaka, ziynet veya tazminat konusunda tutanağa geçen “talebim yoktur”, “anlaştık”, “aldım”, “feragat ediyorum” gibi ifadeler ileride açılacak davalarda değerlendirilebilir.
Bu nedenle tutanak içeriğinin dikkatle kontrol edilmesi gerekir.
61. Anlaşmalı Boşanma Sonrasında Protokole Uyulmazsa Ne Yapılır?
Protokol mahkeme hükmünün bir parçası hâline gelmişse yükümlülüğün niteliğine göre icra veya başka hukuki yollar gündeme gelebilir.
Örneğin belirli bir para ödeme borcunun yerine getirilmemesiyle taşınmaz devri veya çocukla kişisel ilişki hükümlerinin uygulanmaması aynı hukuki yöntemlerle çözülmez.
Bu nedenle protokol hazırlanırken “kim, neyi, ne zaman ve nasıl yapacak?” sorularının cevaplarının açık olması önemlidir.
62. Anlaşmalı Boşanmada Malvarlığını Gizlemek Suç mudur?
Bu soru protokolün hazırlanması aşamasında sıkça gündeme gelir.
Anlaşmalı boşanma tarafların serbest iradesine dayanır; ancak malvarlığının bilinçli olarak gizlenmesi, yanıltıcı beyanlar verilmesi veya kişinin iradesinin hileyle sakatlanması olayın özelliklerine göre farklı hukuki uyuşmazlıklara yol açabilir.
Özellikle ciddi malvarlığı bulunan dosyalarda protokol imzalanmadan önce tapu, araç, banka, şirket ve borç bilgilerinin değerlendirilmesi yararlı olabilir.
63. Eşlerden Biri Baskıyla Protokol İmzaladıysa Ne Olur?
Anlaşmalı boşanmanın temel şartlarından biri iradenin serbestçe açıklanmış olmasıdır.
Hâkimin tarafları bizzat dinlemesinin temel sebeplerinden biri de budur.
Tehdit, cebir, hile, ağır baskı veya kişinin ne imzaladığını anlayamayacak durumda olması gibi iddialar somut olayın özelliklerine göre ciddi hukuki sonuç doğurabilir.
Yargıtay’a taşınmış dosyalarda tarafların psikolojik durumları ve imzaların hileyle alındığı iddialarının kanun yolu aşamasında ileri sürüldüğü görülmektedir.
64. Hamileyken Anlaşmalı Boşanma Olur mu?
Gebelik boşanma davası açmaya veya anlaşmalı boşanmaya doğrudan engel değildir.
Ancak çocuğun doğumuna bağlı soybağı, velayet, nafaka ve diğer sonuçların dikkatle değerlendirilmesi gerekir.
Bu nedenle hamilelik bulunan dosyalarda standart internet protokolü kullanılması özellikle sakıncalı olabilir.
65. Taraflardan Biri Yurt Dışında Yaşıyorsa Anlaşmalı Boşanma Olur mu?
Yurt dışında bulunmak tek başına boşanmaya engel değildir.
Ancak anlaşmalı boşanmada hâkimin eşleri bizzat dinleme zorunluluğu bulunduğundan yurt dışında yaşayan tarafın duruşmaya nasıl katılacağı somut mahkeme ve usul imkânları çerçevesinde önceden değerlendirilmelidir.
“Avukata vekâlet verirsem Türkiye’ye hiç gelmeden anlaşmalı boşanırım” şeklinde kesin bir varsayımla hareket edilmemelidir.
Yurt dışında yaşayan kişilerin Türkiye’deki işlemler için Türk konsolosluklarında vekâletname düzenleyebilmelerine ilişkin bilgiler Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanmaktadır.
66. Yabancı Uyruklu Eşle Anlaşmalı Boşanma Mümkün mü?
Evet, yabancı uyrukluluk tek başına anlaşmalı boşanmaya engel değildir.
Ancak milletlerarası özel hukuk, yetki, uygulanacak hukuk, tebligat, tercüman ve kararın yabancı ülkede tanınması gibi ek meseleler ortaya çıkabilir.
Özellikle eşlerden birinin yabancı olması veya evliliğin yabancı ülkede yapılmış olması durumunda dosya klasik iki Türk vatandaşı arasındaki anlaşmalı boşanmadan daha ayrıntılı incelenmelidir.
67. Türkiye’de Alınan Boşanma Kararı Yurt Dışında Otomatik Geçerli midir?
Her ülkenin tanıma sistemi farklıdır.
Türkiye’de kesinleşmiş bir boşanma kararının yabancı ülkedeki nüfus veya medeni hâl kayıtlarında otomatik olarak sonuç doğurup doğurmayacağı ilgili ülkenin hukukuna bağlıdır.
Benzer şekilde yabancı ülkede verilmiş boşanma kararlarının Türkiye’de sonuç doğurması bakımından da tanıma ve tescil hükümleri gündeme gelebilir.
68. Anlaşmalı Boşanma Daha Sonra Çekişmeliye Dönebilir mi?
Evet.
Taraflardan biri anlaşmayı kabul etmezse veya iradesinden dönerse dava çekişmeli hâle gelebilir.
Yargıtay’a göre böyle bir durumda taraflara çekişmeli boşanmanın gerektirdiği şekilde vakıalarını ve delillerini bildirme imkânı tanınmalıdır.
Bu nedenle anlaşmalı boşanmaya başlanmış olması davanın mutlaka anlaşmalı olarak biteceği anlamına gelmez.
69. Çekişmeli Boşanma Sonradan Anlaşmalı Boşanmaya Dönebilir mi?
Evet.
Çekişmeli başlayan bir boşanma davasında taraflar daha sonra bütün gerekli konularda anlaşabilirler.
Evliliğin bir yıllık şartı ve TMK m.166/3’ün diğer koşulları oluşmuşsa mahkeme anlaşmalı boşanma hükümlerine göre karar verebilir.
Yargıtay kararlarında çekişmeli başlayan davaların tarafların daha sonraki mutabakatıyla anlaşmalı boşanma olarak sonuçlandırıldığı örnekler bulunmaktadır.
70. Anlaşmalı Boşanma Sicile İşler mi?
Boşanma bir ceza veya sabıka değildir.
Adli sicil kaydına suç kaydı gibi işlenmez.
Ancak kişinin medeni hâli nüfus kayıtlarında değişir ve boşanma aile kütüğüne işlenir.
71. Anlaşmalı Boşanma İş Hayatını veya Memuriyeti Etkiler mi?
Boşanmanın kendisi kural olarak kişinin memuriyetine veya özel sektörde çalışmasına engel oluşturmaz.
Ancak eşe bağlı bazı sosyal haklar, aile yardımları, sağlık güvencesi veya kurum içi kayıtlar boşanmaya bağlı olarak değişebilir.
72. Boşandıktan Sonra Eski Eşin Sağlık Sigortasından Yararlanılabilir mi?
Bu konu sosyal güvenlik statüsüne göre değişebilir.
Boşanma ile eş sıfatı sona erdiğinden eş olmaya bağlı bazı sosyal güvenlik hakları da sona erebilir.
SGK statüsü, kişinin kendi sigortalılığı veya başka hak sahipliği bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
73. Anlaşmalı Boşanmada En Çok Yapılan Hata Nedir?
En büyük hata anlaşmalı boşanmayı yalnızca “hızlı boşanma” olarak görmek ve protokolü önemsiz bir formalite kabul etmektir.
Oysa çoğu zaman duruşma birkaç dakika sürerken protokolün mali etkileri yıllarca devam eder.
Özellikle şu alanlarda yapılan hatalar sonradan büyük uyuşmazlıklara dönüşmektedir:
mal rejiminin tasfiyesinden farkında olmadan feragat etmek, ziynet eşyalarını belirsiz bırakmak, yoksulluk nafakasından sonuçlarını bilmeden vazgeçmek, çocukla kişisel ilişkiyi uygulanamayacak kadar genel yazmak, taşınmaz devrinin nasıl yapılacağını düzenlememek ve borçların üçüncü kişilere karşı etkisini dikkate almamak.
Yargıtay kararlarının önemli bir bölümü de boşanmanın kendisinden ziyade yıllar sonra bu protokol hükümlerinin ne anlama geldiği üzerine çıkmaktadır.
74. Anlaşmalı Boşanma Protokolünde “Hiçbir Hak ve Alacağımız Yoktur” Yazmak Doğru mu?
Her dosyada kullanılabilecek güvenli bir ifade değildir.
Bu cümlenin neyi kapsadığı yıllar sonra mahkemede tartışılabilir.
Tarafların amacı yalnızca nafaka ve tazminat talep etmemekse bu husus ayrı ayrı düzenlenmelidir.
Mal rejimini de tamamen tasfiye etmek istiyorlarsa malvarlıkları ve feragat kapsamı ayrıca açık şekilde belirtilmelidir.
Ziynet eşyası, ev eşyası, şirket hissesi veya başka alacakların durumu da mümkün olduğunca ayrı başlıklarla düzenlenmelidir.
Kısacası iyi bir protokol “mümkün olduğunca kısa” olan değil, tarafların gerçek iradesini tereddüde yer bırakmayacak biçimde yansıtan protokoldür.
75. Anlaşmalı Boşanma Öncesinde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Boşanma protokolü imzalanmadan önce kişiler yalnız bugünü değil boşanma sonrasındaki birkaç yılı da düşünmelidir.
Özellikle çocukların okul masrafları, nafakanın enflasyon karşısında durumu, taşınmaz kredileri, araçlar, şirket hisseleri, banka hesapları, ziynetler, bireysel borçlar, ev eşyaları ve kişisel ilişki düzenlemeleri gelecekte uyuşmazlık çıkarabilecek alanlardır.
Anlaşmalı boşanmanın hızlı olması, hukuki sonuçlarının basit olduğu anlamına gelmez.
Anlaşmalı Boşanma İçin Kısa Yol Haritası
Genel olarak süreç; tarafların boşanma ve sonuçları konusunda anlaşması, dava dilekçesi ve protokolün hazırlanması, görevli ve yetkili aile mahkemesinde davanın açılması, mahkemece duruşma günü verilmesi, tarafların duruşmada bizzat dinlenmesi, protokolün hâkim tarafından uygun bulunması, boşanma kararının verilmesi, gerekçeli karar ve kanun yolu sürecinin tamamlanması ve kararın kesinleşmesinden sonra nüfus kayıtlarına işlenmesi şeklinde ilerler.
Ancak dosyanın içeriğine göre bu aşamaların her birinde farklı hukuki sorunlar çıkabilir.
Anlaşmalı Boşanma mı, Çekişmeli Boşanma mı Daha Avantajlıdır?
Tarafların gerçekten bütün gerekli konularda serbestçe anlaşabildiği durumlarda anlaşmalı boşanma genellikle daha hızlı, daha az yıpratıcı ve daha öngörülebilir bir yöntemdir.
Ancak yalnızca hızlı boşanmak uğruna kişinin ciddi maddi haklarından vazgeçmesi anlaşmalı boşanmayı “avantajlı” hâle getirmez.
Özellikle bir eşin diğerinden çok daha fazla malvarlığına sahip olduğu, malvarlığının tam olarak bilinmediği, ekonomik baskı bulunduğu veya çocukların durumu konusunda ciddi anlaşmazlık yaşandığı dosyalarda protokol imzalanmadan önce hukuki durum ayrıntılı şekilde değerlendirilmelidir.
Sonuç: Anlaşmalı Boşanmada Asıl Önemli Olan Hız Değil Protokolün Doğru Hazırlanmasıdır
Anlaşmalı boşanma Türk hukukunda eşlere evliliklerini uzun süren kusur tartışmalarına girmeden sona erdirme imkânı veren önemli bir kurumdur.
Ancak “anlaşmalı” kelimesi sürecin hukuken basit olduğu anlamına gelmez.
Evliliğin bir yıl sürmüş olması, tarafların mahkemede özgür iradeleriyle boşanmak istemeleri, mali sonuçlar ve çocuklar konusunda anlaşmaları ve hâkimin düzenlemeyi uygun bulması gerekir.
Özellikle mal paylaşımı, ziynet eşyası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, tazminat, taşınmaz devri ve çocukların velayeti konusunda kullanılacak birkaç kelime gelecekte açılabilecek davaların sonucunu belirleyebilir.
Yargıtay’ın güncel kararları da “protokolde ne yazdığı kadar neyin yazılmadığının” önemli olduğunu göstermektedir. Örneğin mal rejimi bakımından genel bir mali feragat her zaman yeterli görülmezken, mal paylaşımının açıkça tasfiye edilmesi sonraki davaları engelleyebilmektedir. Benzer şekilde ziynet konusunda açık feragat bulunmaması, 2024 tarihli Yargıtay kararında sonraki ziynet davasının önünü kapatmamıştır.
Bu nedenle anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanırken yalnızca “bugün nasıl boşanırız?” sorusu değil; “Bu protokol imzalandıktan beş yıl sonra taraflar hangi haklara sahip olacak?” sorusu da dikkate alınmalıdır.
Sık Sorulan Kısa Sorular
Anlaşmalı boşanma bir günde olur mu?
Duruşmanın tek celsede bitmesi mümkündür ancak hukuken boşanma kararın kesinleşmesiyle gerçekleşir.
İki taraf da mahkemeye gitmeli mi?
TMK m.166/3 kapsamında hâkimin tarafları bizzat dinlemesi gerekir.
Avukat şart mı?
Hayır; ancak protokol önemli mali hakları etkileyebileceğinden hukuki destek yararlı olabilir.
Bir yıl dolmadan anlaşmalı boşanılır mı?
TMK m.166/3 bakımından bir yıllık süre şarttır ve Yargıtay bu sürenin dava tarihinde dolmuş olmasını aramaktadır.
Tanık gerekir mi?
Kural olarak anlaşmalı boşanma için tanık gerekmez.
Nafaka almak zorunlu mu?
Yoksulluk nafakası zorunlu değildir. Çocuk için iştirak nafakası farklı hukuki niteliktedir.
Çocuk nafakası sonradan artırılabilir mi?
Koşullar değişirse artırma veya uyarlama gündeme gelebilir.
Boşanırken iştirak nafakası istemezsem daha sonra isteyebilir miyim?
Çocuk adına sonradan iştirak nafakası istenmesi mümkündür.
Yoksulluk nafakasından vazgeçersem daha sonra isteyebilir miyim?
Açık feragat hâlinde kural olarak sonradan istenemez.
Mal paylaşımı yapmak zorunlu mu?
Hayır. Mal rejiminin tasfiyesi anlaşmalı boşanmanın zorunlu fer’î sonucu değildir.
Ziynet protokolde yazmıyorsa sonradan dava açılabilir mi?
Somut protokol önemlidir. Yargıtay 2. HD’nin 2024/8560 E., 2024/7757 K. kararında açık feragat bulunmaması hâlinde ziynet davasının engellenmediği kabul edilmiştir.
Hâkim protokolü değiştirebilir mi?
Evet. Özellikle çocuklarla ilgili hükümleri denetler ve değişiklik önerebilir.
Velayet sonradan değişebilir mi?
Evet. Çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa velayet yeniden düzenlenebilir.
Taraflardan biri son anda vazgeçerse ne olur?
Anlaşmalı boşanma gerçekleşmeyebilir ve dava çekişmeli şekilde devam edebilir.
Hâkim boşanmaya karar verdikten sonra vazgeçilebilir mi?
Yargıtay uygulamasında karar kesinleşinceye kadar anlaşmalı boşanma iradesinden dönülmesi mümkündür.
Duruşma günü resmi olarak boşanmış olur muyum?
Hayır. Resmi boşanma tarihi kararın kesinleştiği tarihtir.
Hukuki Kaynaklar ve İncelenen Başlıca İçtihatlar
Bu çalışma hazırlanırken Türk Medeni Kanunu m.166 başta olmak üzere güncel mevzuat, Anayasa Mahkemesinin 30.05.2024 tarihli E.2023/109, K.2024/113 sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile Yargıtay 2., 3. ve 8. Hukuk Dairelerinin anlaşmalı boşanma, mal rejimi, nafaka, velayet ve ziynet konularındaki kararları; Türkiye Barolar Birliği yayınları, Adalet Bakanlığı kaynakları, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü açıklamaları, akademik çalışmalar ve kişilerin uygulamada en fazla hangi soruları sorduğunun belirlenmesi bakımından çeşitli forum tartışmaları incelenmiştir.
Özellikle Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/8560 E., 2024/7757 K.; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/335 E., 2022/850 K.; Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2013/9389 E., 2014/4769 K.; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/3-836 E., 2013/306 K. ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/8476 E., 2023/5776 K. sayılı kararları uygulamadaki önemli ayrımlar bakımından dikkate alınmıştır.
Not: Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Anlaşmalı boşanma protokolünün hukuki sonucu, protokolde kullanılan ifadeler, tarafların duruşmadaki beyanları, malvarlığının niteliği ve müşterek çocukların durumu gibi somut olay özelliklerine göre değişebilir.

