UZAMIŞ-ZAMANAŞIMI-BURSA-CEZA-AVUKATI

Ceza davalarında zamanaşımı hesabı, yalnızca suç tarihinin üzerine belirli bir süre eklenmesinden ibaret değildir. Özellikle savcılık ifadesi, sanığın sorgusu, tutuklama kararı, iddianame ve mahkûmiyet hükmü gibi işlemlerin bulunduğu dosyalarda “olağan dava zamanaşımı” ile “uzamış dava zamanaşımı” birlikte değerlendirilmelidir.

Uygulamada en sık yapılan hata, beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suç bakımından “Zamanaşımı sekiz yıl değil, her durumda on iki yıldır.” şeklinde düşünülmesidir. Oysa sekiz yıllık olağan sürenin on iki yıla çıkabilmesi için zamanaşımını kesen geçerli bir işlemin bulunması gerekir.

Üstelik kesme işlemi bulunması, kamu davasının doğrudan suç tarihinden itibaren on iki yıl boyunca devam edebileceği anlamına da gelmez. Her kesme işleminden sonra sekiz yıllık olağan süre yeniden başlar. İki kesme işlemi arasında bu sürenin dolması hâlinde dava, on iki yıllık azami süre henüz tamamlanmamış olsa dahi zamanaşımına uğrayabilir.

Bu nedenle ceza davalarında zamanaşımı hesabı yapılırken iki ayrı kontrol gerçekleştirilmelidir:

  1. Son geçerli kesme işleminden itibaren olağan zamanaşımı süresi dolmuş mudur?
  2. Suç tarihinden itibaren uzamış zamanaşımının mutlak üst sınırı aşılmış mıdır?

Bu iki sorudan herhangi birinin cevabı “evet” ise, kanuni bir durma sebebi bulunmadığı takdirde kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesi gündeme gelir.

Dava Zamanaşımı Nedir?

Dava zamanaşımı, suçun işlenmesinden sonra kanunda belirlenen sürenin geçmesi nedeniyle devletin ilgili fiil hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisinin sona ermesini ifade eder.

Dava zamanaşımı gerçekleştiğinde:

  • Henüz kamu davası açılmamışsa soruşturmanın devam ettirilmemesi,
  • kamu davası açılmışsa davanın düşürülmesi,
  • dosya istinaf veya temyiz aşamasındaysa hükmün bozularak kamu davasının düşürülmesi

gerekir.

Dava zamanaşımı, ceza zamanaşımından farklıdır. Dava zamanaşımı, mahkûmiyet hükmü kesinleşmeden önceki döneme ilişkindir. Ceza zamanaşımı ise kesinleşmiş cezanın belirli bir süre içinde infaz edilmemesinin sonucunu düzenler.

Başka bir ifadeyle:

  • Hüküm henüz kesinleşmemişse dava zamanaşımı,
  • mahkûmiyet hükmü kesinleşmişse ceza zamanaşımı

incelenir.

Uzamış Dava Zamanaşımı Nedir?

“Uzamış dava zamanaşımı”, “kesintili dava zamanaşımı” ve “olağanüstü dava zamanaşımı” ifadeleri uygulamada aynı kurumu anlatmak için kullanılmaktadır.

Bu kurumun yasal dayanağı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 67/4. maddesidir:

“Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.”

Dolayısıyla bir suçun olağan dava zamanaşımı süresi sekiz yıl ise, zamanaşımını kesen işlemlerin bulunması hâlinde toplam süre en fazla dört yıl daha uzayabilir. Böylece azami süre on iki yıla ulaşır.

Ancak bu düzenleme, kesme sebebi bulunan her dosyanın mutlaka on iki yıl devam edeceği anlamına gelmez. Kesme işleminin suçtan ne kadar süre sonra yapıldığı ve son kesme işleminden sonra ne kadar zaman geçtiği ayrıca incelenir.

Yetişkin Sanıklar Bakımından Dava Zamanaşımı Süreleri

TCK m.66/1 kapsamında, yetişkin sanıklar yönünden genel dava zamanaşımı süreleri şöyledir:

Suçun kanuni cezasının üst sınırıOlağan zamanaşımıKesilme hâlinde azami süre
Beş yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası8 yıl12 yıl
Beş yıldan fazla, yirmi yıldan az hapis15 yıl22 yıl 6 ay
Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis20 yıl30 yıl
Müebbet hapis25 yıl37 yıl 6 ay
Ağırlaştırılmış müebbet hapis30 yıl45 yıl

Bu sürelerin hesaplanmasında sanığa mahkemece verilen somut ceza değil, suçun kanunda gösterilen cezasının üst sınırı esas alınır.

Örneğin kanunda bir suç için “bir yıldan beş yıla kadar hapis” cezası öngörülmüşse sanığa sonuç olarak altı ay veya bir yıl hapis cezası verilmiş olması zamanaşımı süresini değiştirmez. Kanuni üst sınır beş yıl olduğu için olağan dava zamanaşımı sekiz yıl olarak hesaplanır.

Nitelikli Hâller Zamanaşımı Hesabını Nasıl Etkiler?

TCK m.66/3 uyarınca, dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri zamanaşımı hesabında dikkate alınır.

Bu nedenle yalnızca iddianamede yazılı sevk maddesine bakılması yeterli değildir. Fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç veya nitelikli hâl oluşturma ihtimali bulunuyorsa zamanaşımı, bu daha ağır ihtimal üzerinden hesaplanabilir.

Örneğin temel hâli beş yıla kadar hapis cezasını gerektiren bir suç sekiz yıllık olağan zamanaşımına tabi olabilir. Ancak aynı fiilin nitelikli hâlinin üst sınırı sekiz yıl ise, olağan zamanaşımı süresi on beş yıla çıkabilir.

Buna karşılık şu indirim veya artırım nedenleri, kural olarak zamanaşımı süresinin belirlenmesinde somut ceza hesabı gibi uygulanmaz:

  • Teşebbüs indirimi,
  • haksız tahrik indirimi,
  • takdiri indirim,
  • olası kast indirimi,
  • zincirleme suç artırımı,
  • bilinçli taksir artırımı,
  • etkin pişmanlık indirimi.

Zamanaşımı hesabının hareket noktası, fiile uygulanabilecek suç tipinin kanuni cezası ve dosyadaki deliller itibarıyla söz konusu olabilecek daha ağır nitelikli hâlidir.

Çocuklar Bakımından Uzamış Zamanaşımı

TCK m.66/2 gereğince suç tarihinde on sekiz yaşından küçük olan kişiler hakkında daha kısa zamanaşımı süreleri uygulanır:

  • Suç tarihinde on iki yaşını doldurmuş fakat on beş yaşını doldurmamış çocuklar yönünden yetişkinlere ait sürenin yarısı,
  • on beş yaşını doldurmuş fakat on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar yönünden yetişkinlere ait sürenin üçte ikisi

esas alınır.

Örneğin yetişkin bakımından sekiz yıllık olağan zamanaşımına tabi bir suçta:

Failin suç tarihindeki yaşıOlağan süreUzamış süre
18 yaş ve üzeri8 yıl12 yıl
15 yaşını doldurmuş, 18 yaşını doldurmamış5 yıl 4 ay8 yıl
12 yaşını doldurmuş, 15 yaşını doldurmamış4 yıl6 yıl

Yaş hesabında soruşturma, dava veya hüküm tarihindeki yaş değil, suç tarihindeki yaş esas alınır.

Dava Zamanaşımı Ne Zaman Başlar?

TCK m.66/6’ya göre zamanaşımının başlangıç tarihi suçun niteliğine göre değişebilir:

  • Tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği gün,
  • teşebbüs hâlinde kalan suçlarda son icra hareketinin yapıldığı gün,
  • kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği gün,
  • zincirleme suçlarda zincire dâhil son suçun işlendiği gün,
  • çocuklara karşı üstsoy veya çocuk üzerinde hüküm ve nüfuzu bulunan kişiler tarafından işlenen suçlarda çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği gün

zamanaşımının başlangıcı olarak kabul edilir.

Bu sebeple özellikle zincirleme suç, mütemadi suç, ihmali suç, neticesi hareketten sonra meydana gelen suç ve çocuk mağdura karşı işlenen suçlarda başlangıç tarihi ayrıca belirlenmelidir.

Zincirleme suçlarda başlangıç

Aynı suç işleme kararı kapsamında aynı mağdura karşı farklı tarihlerde birden fazla fiil işlenmişse zamanaşımı, kural olarak zincire dâhil son fiilin işlendiği tarihten başlar.

Örneğin bir kişiye farklı tarihlerde gerçekleştirilen hakaretlerin TCK m.43 kapsamında zincirleme suç oluşturduğu kabul edilirse zamanaşımı ilk hakaret tarihinden değil, zincirin son halkasını oluşturan fiilden itibaren hesaplanır.

Dava Zamanaşımını Kesen İşlemler Nelerdir?

TCK m.67/2’de zamanaşımını kesen işlemler sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar:

  1. Şüpheli veya sanıklardan birinin Cumhuriyet savcısı huzurunda ifadesinin alınması,
  2. şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından sorguya çekilmesi,
  3. şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararı verilmesi,
  4. suçla ilgili iddianame düzenlenmesi,
  5. sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa mahkûmiyet kararı verilmesidir.

Bu işlemlerden biri gerçekleştiğinde, o tarihe kadar işlemiş süre silinir ve olağan zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar.

Ancak kesilme, toplam sürenin sınırsız şekilde uzaması sonucunu doğurmaz. TCK m.67/4 gereğince toplam süre, olağan zamanaşımı süresinin en fazla yarısı kadar uzayabilir.

Kolluk İfadesi Zamanaşımını Keser mi?

Hayır. Polis veya jandarma tarafından alınan ifade, TCK m.67/2 anlamında dava zamanaşımını kesmez.

Kanun açıkça şüphelinin “Cumhuriyet savcısı huzurunda” ifadesinin alınmasını kesme nedeni olarak düzenlemiştir. Bu nedenle:

  • Polis ifadesi,
  • jandarma ifadesi,
  • idari soruşturma kapsamında müfettişe verilen ifade,
  • disiplin soruşturmasında alınan savunma

ceza davası zamanaşımını kesmez.

Buna karşılık şüphelinin Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu fiil hakkında usulüne uygun biçimde ifadesinin alınması zamanaşımını keser.

Sanığın Her Savunması Zamanaşımını Yeniden Keser mi?

Hayır. Sanığın aynı suç hakkında duruşmalarda tekrar tekrar dinlenmesi, her defasında yeni bir sorgu ve yeni bir kesme nedeni oluşturmaz.

Zamanaşımını kesen işlem, sanığın CMK anlamındaki ilk sorgusudur. Sanığın:

  • Ek savunmasının alınması,
  • bozma sonrasında tekrar dinlenmesi,
  • önceki savunmasını tekrar etmesi,
  • HAGB dosyası yeniden ele alındığında beyanının alınması

kural olarak yeni ve bağımsız bir sorgu işlemi kabul edilmez.

Aksi yorum, mahkemenin sanığı belirli aralıklarla yeniden dinleyerek zamanaşımını süresiz biçimde uzatabilmesine yol açar. Bu ise TCK m.67/4’teki üst sınırla bağdaşmaz.

Yakalama Kararı Zamanaşımını Keser mi?

Kural olarak hayır. TCK m.67/2’de tutuklama kararı kesme nedeni olarak sayılmıştır; yakalama kararı ise sayılmamıştır.

Bu nedenle:

  • Yakalama emri,
  • tutuklamaya yönelik yakalama kararı,
  • zorla getirme kararı,
  • çağrı kâğıdı,
  • gözaltı kararı,
  • aranma kaydı

tek başına dava zamanaşımını kesmez.

Şüpheli veya sanık hakkında hâkim ya da mahkeme tarafından usulüne uygun bir tutuklama kararı verilmişse, zamanaşımı bu karar tarihinde kesilir.

İddianamenin Düzenlenmesi mi, Kabul Edilmesi mi Zamanaşımını Keser?

TCK m.67/2-c’de “iddianamenin düzenlenmesi” kesme nedeni olarak kabul edilmiştir. Bu sebeple esas alınması gereken tarih, kural olarak Cumhuriyet savcısının iddianameyi düzenleyerek mahkemeye sunduğu tarihtir.

İddianamenin kabul tarihi, kanunda ayrıca bir kesme nedeni olarak sayılmamıştır.

Bununla birlikte iddianamenin suçla ve ilgili şüpheliyle hukuki bağlantısının bulunması gerekir. Aynı fiille ilgisi olmayan başka bir dosyadaki iddianame, sırf sanıklar arasında bağlantı bulunduğu gerekçesiyle zamanaşımını kesmez.

Mahkûmiyet Kararı Zamanaşımını Keser mi?

Evet. Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa verilen mahkûmiyet kararı dava zamanaşımını keser.

Mahkûmiyet hükmünün:

  • Kesinleşmiş olması,
  • sanığın yüzüne karşı verilmesi,
  • istinaf veya temyiz incelemesinden geçmiş olması

şart değildir. Mahkûmiyet hükmünün verildiği tarihte zamanaşımı kesilir ve olağan süre yeniden işlemeye başlar.

Ancak mahkûmiyet kararı verilmeden önce zamanaşımı dolmuşsa, sonradan verilen hüküm daha önce gerçekleşen zamanaşımını canlandıramaz.

Aynı şekilde bozma sonrasında verilen yeni mahkûmiyet kararı da bir kesme nedeni olabilir. Fakat ilk mahkûmiyet ile bozma sonrası yeni mahkûmiyet arasında olağan süre dolmuşsa dava daha önce zamanaşımına uğramış sayılır.

Beraat Kararı Zamanaşımını Keser mi?

Hayır. TCK m.67/2’de yalnızca mahkûmiyet kararı sayılmıştır.

Bu nedenle:

  • Beraat kararı,
  • ceza verilmesine yer olmadığı kararı,
  • güvenlik tedbiri kararı,
  • davanın düşmesi kararı,
  • görevsizlik kararı,
  • yetkisizlik kararı

tek başına zamanaşımını kesmez.

Beraat kararının kanun yolu incelemesinde bozulması hâlinde, dosya yeniden görülürken zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca incelenmelidir.

İstinaf ve Temyiz Başvurusu Zamanaşımını Keser mi?

Hayır. İstinaf veya temyiz başvurusunun yapılması, dosyanın bölge adliye mahkemesine ya da Yargıtaya gönderilmesi ve kanun yolu incelemesine alınması TCK m.67/2’de sayılan kesme nedenlerinden değildir.

Mahkûmiyet hükmü kesinleşinceye kadar dava zamanaşımı işlemeye devam eder. Bu nedenle dosyanın yıllarca istinaf veya temyizde beklemesi sonucunda zamanaşımı gerçekleşebilir.

Yargıtay uygulamasında, ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmünden sonra sekiz yıllık olağan sürenin kanun yolu aşamasında dolduğu ve kamu davasının düşürüldüğü çok sayıda karar bulunmaktadır.

Yargıtay Bozma Kararı Zamanaşımını Keser mi?

TCK m.67/2’de bozma kararı kesme nedeni olarak sayılmamıştır. Bu nedenle Yargıtay veya bölge adliye mahkemesinin bozma kararı, tek başına zamanaşımını kesmez.

Bozma sonrasında yerel mahkeme tarafından yeni bir mahkûmiyet hükmü kurulursa bu hüküm kesme nedeni oluşturabilir. Ancak önceki mahkûmiyet hükmü ile yeni mahkûmiyet arasında olağan zamanaşımı süresi dolmuşsa dava zamanaşımına uğramış olur.

Dava Zamanaşımının Kesilmesinde İki Ayrı Süre Nasıl Kontrol Edilir?

Kesintili zamanaşımı hesabında iki ayrı sınır bulunmaktadır.

Birinci sınır: Son kesme işleminden itibaren olağan süre

Her geçerli kesme işlemi, olağan süreyi yeniden başlatır. Sonraki kesme işlemine kadar olağan süre dolarsa dava zamanaşımına uğrar.

Örneğin olağan zamanaşımı sekiz yıl ise:

  • Son mahkûmiyet tarihi: 20 Mayıs 2016
  • Yeni mahkûmiyet tarihi: 30 Mayıs 2024

İki hüküm arasında sekiz yıldan fazla süre geçmiştir. Bu nedenle dava, ikinci mahkûmiyet verilmeden önce 20 Mayıs 2024 tarihinde zamanaşımına uğramıştır.

İkinci sınır: Suç tarihinden başlayan uzamış üst sınır

Kesme işlemleri arasındaki olağan süre hiçbir zaman dolmamış olsa bile toplam süre suç tarihinden itibaren olağan sürenin bir buçuk katını aşamaz.

Sekiz yıllık olağan zamanaşımına tabi suçta azami süre on iki yıldır. Bu on iki yıllık üst sınır geçtikten sonra yeni bir ifade, sorgu, iddianame veya mahkûmiyet kararıyla dava yeniden canlandırılamaz.

Ayrıntılı Zamanaşımı Hesaplama Örneği

Bir hakaret, basit yaralama veya mala zarar verme suçunun sekiz yıllık olağan zamanaşımına tabi olduğunu varsayalım:

  • Suç tarihi: 1 Ocak 2015
  • Savcılık ifadesi: 1 Aralık 2017
  • İddianame tarihi: 1 Haziran 2018
  • Sanığın ilk sorgusu: 1 Eylül 2019
  • İlk mahkûmiyet: 1 Mart 2022

Suç tarihi ile savcılık ifadesi arasında sekiz yıl geçmediği için ilk kesme işlemi geçerlidir. Savcılık ifadesinden iddianameye, iddianameden sorguya ve sorgudan mahkûmiyete kadar olan dönemlerin hiçbirinde sekiz yıllık olağan süre dolmamıştır.

Ancak dosyada kesme nedenleri bulunduğu için mutlak üst sınır suç tarihinden itibaren on iki yıldır. Kanuni bir durma sebebi yoksa uzamış zamanaşımı 1 Ocak 2027 tarihinde tamamlanır.

Mahkeme 1 Ocak 2027’den sonra yeni bir mahkûmiyet kararı vererek süreyi tekrar sekiz yıl uzatamaz. Çünkü TCK m.67/4’teki on iki yıllık üst sınır aşılmıştır.

Dava Zamanaşımının Durması Ne Demektir?

Zamanaşımının durması ile kesilmesi farklı hukuki sonuçlar doğurur.

Kesilme hâlinde

  • O ana kadar geçen süre silinir.
  • Olağan süre baştan işlemeye başlar.
  • Toplam uzama, olağan sürenin yarısını aşamaz.

Durma hâlinde

  • O ana kadar geçen süre korunur.
  • Kanuni engel devam ettiği sürece süre işlemez.
  • Engel kalkınca süre kaldığı yerden devam eder.
  • Durma dönemi, zamanaşımı hesabına dâhil edilmez.

TCK m.67/1 kapsamında soruşturma veya kovuşturmanın:

  • İzin veya karar alınmasına bağlı olması,
  • başka bir mercide çözülmesi gereken meselenin sonucuna bağlı olması,
  • fail hakkında kanuna uygun kaçaklık kararı bulunması

hâllerinde zamanaşımı durabilir.

Bunun dışında CMK ve özel kanunlarda da bazı durma nedenleri bulunabilir.

Her Bekletici Mesele Kararı Zamanaşımını Durdurur mu?

Hayır. Mahkemenin başka bir davayı beklemesine karar vermesi, kendiliğinden zamanaşımını durdurmaz.

Bekletici meselenin soruşturma veya kovuşturmanın hukuken devam etmesini gerçekten engellemesi ve TCK m.67/1 kapsamında bulunması gerekir. Gereksiz veya kanuni şartları taşımayan bekletici mesele kararı sanık aleyhine zamanaşımını durdurucu sonuç doğurmaz.

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2007/3419 E., 2008/3337 K. sayılı kararında, tapu iptal davasının sonucunun beklenmesine ilişkin kararın TCK m.67 kapsamındaki ön meselelerden sayılamayacağı ve gereksiz bekleme kararının sanık aleyhine hukuki sonuç doğuramayacağı kabul edilmiştir.

Avukatların Görev Suçlarında Zamanaşımı Nasıl Durur?

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/315 E., 2020/471 K. sayılı kararında, avukatların görev suçları bakımından 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58 ve 59. maddeleri uyarınca izin alınması süreci ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir.

Karara göre:

  • Cumhuriyet savcısının Adalet Bakanlığından soruşturma izni istemesiyle zamanaşımı durur.
  • Soruşturma izninin verilmesiyle süre kaldığı yerden devam eder.
  • Kovuşturma izni istenmesiyle tekrar durur.
  • Kovuşturma izninin verilmesiyle yeniden işlemeye başlar.

Durma tarihinden önce geçen süre silinmez. İzin süreci tamamlandıktan sonra kalan süre işlemeye devam eder.

Somut olayda sanığa isnat edilen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun olağan zamanaşımı sekiz yıl olarak belirlenmiş; son kesme işlemi olan 7 Temmuz 2011 tarihli sorgudan itibaren süre 7 Temmuz 2019 tarihinde dolduğu için kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.

HAGB Döneminde Zamanaşımı Nasıl Hesaplanır?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarında denetim döneminin zamanaşımına etkisi, karar tarihi ve uygulanacak CMK rejimine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Yargıtay kararlarında HAGB nedeniyle duran dönemin hesaba katıldığı, denetim süresi sona erdikten veya hüküm açıklandıktan sonra zamanaşımı incelemesinin kalan süre üzerinden yapıldığı görülmektedir.

Bu nedenle HAGB bulunan dosyalarda şu tarihler ayrı ayrı tespit edilmelidir:

  • Suç tarihi,
  • HAGB karar tarihi,
  • HAGB kararının kesinleşme tarihi,
  • denetim süresinin başlangıcı,
  • ihbara konu yeni suç tarihi,
  • hükmün açıklanması için dosyanın yeniden ele alındığı tarih,
  • açıklanan hükmün tarihi.

HAGB dosyalarında yalnızca suç tarihinin üzerine altı, sekiz veya on iki yıl eklenerek yapılan hesaplama çoğu zaman hatalı sonuç verir.

İştirak Hâlinde İşlenen Suçlarda Kesme Nedeni Diğer Sanıklara Sirayet Eder mi?

TCK m.67/2’de:

  • “Şüpheli veya sanıklardan birinin” ifadesi veya sorgusu,
  • “şüpheli veya sanıklardan biri hakkında” tutuklama kararı,
  • “sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa” mahkûmiyet kararı

ifadeleri kullanılmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre 5237 sayılı TCK, iştirak hâlindeki suçlarda kural olarak fiile bağlı ve objektif bir sistem benimsemiştir. Bu nedenle aynı suça iştirak ettiği ileri sürülen sanıklardan biri hakkında gerçekleşen kesme nedeni, diğer suç ortakları yönünden de sonuç doğurabilir.

Ancak bu kural sınırsız değildir. Dosyaların ayrı yürütülmesi, ek iddianame düzenlenmesi, iştirak ilişkisinin sabit olmaması veya sonradan birleştirilen davaların bulunması hâlinde her işlem diğer bütün sanıklar bakımından otomatik olarak kesme nedeni sayılamaz.

Gerçek Yargıtay Kararlarıyla Uzamış Zamanaşımı

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/5861 E., 2025/7269 K.

Sanığa isnat edilen cezaevinden kaçma suçu, TCK m.292/1 kapsamında sekiz yıllık olağan zamanaşımına tabiydi.

Bozmadan önce verilen 20 Mayıs 2016 tarihli mahkûmiyet hükmü zamanaşımını kesmişti. Bozma sonrasında yeni mahkûmiyet hükmü 30 Mayıs 2024 tarihinde verildi.

İki mahkûmiyet arasında sekiz yıldan fazla süre geçtiği için olağan zamanaşımı, ikinci hüküm kurulmadan önce tamamlandı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı kabul edildi.

Kararın gösterdiği temel ilke şudur:

Uzamış zamanaşımının üst sınırının henüz dolmamış olması yeterli değildir. Son kesme işleminden sonra olağan zamanaşımı süresi de aşılmamalıdır.

Kararın aktarıldığı bazı internet kaynaklarında “sekiz aylık” ifadesi yer almakla birlikte tarihler arasındaki dönem sekiz yıldan fazladır. Bunun açık bir aktarım veya yazım hatası olduğu anlaşılmaktadır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/5220 E., 2025/7289 K.

Sanığa TCK m.179/3 yollamasıyla trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu isnat edilmişti. Suç sekiz yıllık olağan zamanaşımına tabiydi.

Zamanaşımını kesen son işlem 18 Şubat 2016 tarihli mahkûmiyet hükmüydü. Bu tarihten itibaren yeni bir kesme nedeni gerçekleşmeden sekiz yıllık süre 18 Şubat 2024 tarihinde doldu.

Yargıtay, CMK m.223/9 kapsamında derhal beraat şartlarının da bulunmadığını belirterek hükmü bozdu ve kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verdi.

Bu karar, mahkûmiyet hükmünden sonra dosyanın uzun süre kanun yolu incelemesinde kalmasının zamanaşımı sonucunu doğurabileceğini göstermektedir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2018/5123 E., 2018/7928 K.

Sanığa resmî belgede sahtecilik suçu isnat edilmişti. Suç tarihi 25 Ağustos 2005’ti.

Suç, sekiz yıllık olağan ve on iki yıllık uzamış zamanaşımına tabi bulunuyordu. Temyiz incelemesi tarihinde suç tarihinden itibaren on iki yıllık azami süre tamamlanmıştı.

Yargıtay, diğer temyiz nedenlerini incelemeden hükmü bozdu ve kamu davasının TCK m.66/1-e, m.67/4 ve CMK m.223/8 gereğince düşmesine karar verdi.

Bu karar, kesme işlemleri bulunsa dahi suç tarihinden itibaren on iki yıllık mutlak sınırın aşılamayacağını gösteren açık örneklerden biridir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2018/5645 E., 2018/14904 K.

Suç tarihi 14 Ağustos 2006 olan dosyada, suç sekiz yıllık olağan ve on iki yıllık uzamış dava zamanaşımına tabiydi.

Yargıtayın 10 Ekim 2018 tarihli incelemesinde suç tarihinden itibaren on iki yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin tamamlandığı belirlendi. Hüküm bozuldu ve kamu davasının düşürülmesine karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/587 E., 2021/61 K.

Dosyanın konusu piyasa dolandırıcılığı, diğer ifadeyle işleme dayalı manipülasyon suçuydu. Birden fazla sanığın iştirak hâlinde hareket ettiği ileri sürülmekteydi.

Suç sekiz yıllık olağan ve on iki yıllık uzamış zamanaşımına tabiydi. Sanıklardan birinin savunması 3 Kasım 2008, başka bir sanığın savunması ise 12 Haziran 2009 tarihinde alınmıştı.

Ceza Genel Kurulu, iştirak hâlinde işlenen suçlarda bir sanığın sorgusunun diğer suç ortakları bakımından da zamanaşımını keseceğine karar verdi. Son sanığın savunmasının alındığı 12 Haziran 2009 tarihinden 7 Şubat 2017 tarihli mahkûmiyet hükmüne kadar sekiz yıllık olağan süre dolmadığı için zamanaşımının gerçekleşmediği kabul edildi.

Bu karar, kesme nedenlerinin aynı fiile katılan diğer sanıklara sirayet etmesine ilişkin temel kararlardan biridir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/300 E., 2024/8 K.

Bu kararda ayrı yürütülen davalar, ek iddianame ve sonradan birleştirilen dosyalar bakımından önemli bir sınırlama getirilmiştir.

Ceza Genel Kurulu, aynı suçla ilgili olarak düzenlenen ilk iddianamenin zamanaşımını kesebileceğini; ancak ek iddianame veya birleşen dosyalarda düzenlenen iddianamelerin her sanık yönünden otomatik olarak yeni bir kesme nedeni sayılamayacağını kabul etmiştir.

Sanıklardan biri hakkında beraat, diğeri hakkında mahkûmiyet verilmesi nedeniyle iştirak ilişkisi de kesin olarak ortaya konulamamıştı. Bu şartlar altında sonradan düzenlenen iddianame diğer sanık yönünden kesme nedeni kabul edilmedi ve zamanaşımının gerçekleştiği sonucuna ulaşıldı.

Kararın önemi şudur:

İştirak hâlinde kesme nedeninin sirayeti kuralı, ayrı yürütülen her dosyada ve her ek iddianamede sınırsız biçimde uygulanamaz.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2014/11341 E., 2018/845 K.

Suç tarihi 5 Ağustos 2005 olan hırsızlık dosyasında yetişkin sanık bakımından on iki yıllık, suç tarihinde on beş–on sekiz yaş grubunda bulunan çocuk bakımından sekiz yıllık uzamış zamanaşımı uygulanmıştır.

Temyiz incelemesi sırasında her iki süre de dolduğundan hükümler bozulmuş ve kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiştir.

Bu karar, aynı fiile katılan kişiler bakımından yaş küçüklüğü nedeniyle farklı zamanaşımı sürelerinin uygulanabileceğini göstermektedir.

Yargıtay 13. Ceza Dairesi 2016/1403 E., 2017/6509 K.

Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurulmuştu. Bazı suçlar yönünden, çocuğun suç tarihindeki yaşı nedeniyle altı yıllık uzamış zamanaşımı uygulanması gerekiyordu.

Suç tarihleri 25 Aralık 2008 olup Yargıtay inceleme tarihinde altı yıllık süre geçmişti. Hükümler bozuldu ve kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildi.

Ceza Genel Kurulu 2016/20-1096 E., 2018/123 K.

Bozulmuş veya değiştirilmiş gıda ticareti yapma suçunun yaptırımı bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adli para cezasıydı. Bu nedenle olağan dava zamanaşımı sekiz yıl olarak belirlendi.

Zamanaşımını kesen son işlem 9 Mart 2009 tarihli mahkûmiyet hükmüydü. Bu tarihten sonra süreyi kesen veya durduran herhangi bir işlem yapılmadı.

Sekiz yıllık olağan süre 9 Mart 2017 tarihinde dolduğu için Ceza Genel Kurulu incelemesi sırasında kamu davasının zamanaşımına uğradığı kabul edildi.

Bu karar da kesme nedeni bulunan her dosyada doğrudan on iki yıllık sürenin beklenmeyeceğini göstermektedir.

Zamanaşımı Gerçekleşince Beraat mı, Düşme mi Verilir?

Dava zamanaşımı gerçekleştiğinde temel karar CMK m.223/8 gereğince kamu davasının düşmesidir.

Düşme kararı, beraat kararı değildir. Mahkeme bu durumda sanığın suçu işleyip işlemediğine ilişkin kesin bir maddi değerlendirme yapmadan, devletin cezalandırma yetkisinin zamanaşımı nedeniyle sona erdiğine karar verir.

Ancak CMK m.223/9 uyarınca, dosyanın mevcut hâliyle derhal beraat kararı verilmesi mümkünse düşme kararı verilemez.

Örneğin isnat edilen fiilin açıkça suç oluşturmaması veya sanığın fiili işlemediğinin hiçbir ek araştırmaya gerek bulunmadan kesin şekilde anlaşılması hâlinde derhal beraat gündeme gelebilir. Buna karşılık beraat için delil değerlendirilmesi, yeni araştırma yapılması veya tanık dinlenmesi gerekiyorsa zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilir.

Zamanaşımı Re’sen Dikkate Alınır mı?

Evet. Dava zamanaşımı kamu düzenine ilişkindir.

Bu nedenle:

  • Sanık veya müdafii ileri sürmese bile mahkemece re’sen dikkate alınır.
  • Cumhuriyet savcısı tarafından gözetilmelidir.
  • İstinaf ve temyiz mercileri tarafından kendiliğinden incelenir.
  • Sanık zamanaşımının uygulanmasından vazgeçemez.
  • Zamanaşımı ilk kez kanun yolu aşamasında gerçekleşmişse üst mahkeme tarafından dikkate alınır.
  • Zamanaşımı gerçekleştikten sonra yapılan işlemler davayı yeniden canlandıramaz.

Forumlarda En Sık Karşılaşılan Yanlış Bilgiler

“Dosyada her işlem yapıldığında zamanaşımı kesilir.”

Yanlıştır. Yalnızca TCK m.67/2’de sayılan işlemler zamanaşımını keser.

“Polis ifadesi alındıysa süre yeniden başlar.”

Yanlıştır. Kolluk ifadesi değil, Cumhuriyet savcısı huzurundaki ifade zamanaşımını keser.

“Duruşma yapıldıkça zamanaşımı yeniden başlar.”

Yanlıştır. Her duruşma kesme nedeni değildir. Sanığın ilk sorgusu ve mahkûmiyet hükmü gibi kanunda sayılan işlemler değerlendirilir.

“İstinafa gidince süre durur.”

Yanlıştır. İstinaf başvurusu ne kesme ne de kendiliğinden durma nedenidir.

“Yargıtay bozma kararı süreyi yeniden başlatır.”

Yanlıştır. Bozma kararı TCK m.67/2’de sayılmamıştır.

“Sekiz yıllık suç her durumda on iki yılda düşer.”

Yanlıştır. Kesme sebebi yoksa süre sekiz yıldır. Kesme sebebi varsa dahi iki kesme işlemi arasında sekiz yıllık olağan sürenin dolup dolmadığı ayrıca kontrol edilir.

“Sanık yıllarca bulunamazsa zamanaşımı işlemez.”

Tek başına sanığın bulunamaması yeterli değildir. Kanuna uygun kaçaklık kararı veya başka bir durma sebebi bulunmalıdır. Basit yakalama kaydı, arama kararı ya da adresin tespit edilememesi her durumda zamanaşımını durdurmaz.

“Zamanaşımı dolunca sanık beraat etmiş sayılır.”

Yanlıştır. Kural olarak kamu davası düşer. Ancak derhal beraat şartları mevcutsa beraat kararı verilebilir.

Ceza Dosyasında Zamanaşımı İncelemesi Nasıl Yapılmalıdır?

Sağlıklı bir inceleme için dosyada şu kronoloji hazırlanmalıdır:

  1. Suç tarihi veya suçun sona erdiği tarih,
  2. sanığın suç tarihindeki yaşı,
  3. uygulanması muhtemel temel ve nitelikli suç maddeleri,
  4. suçun kanuni cezasının üst sınırı,
  5. Cumhuriyet savcısı huzurundaki ifade tarihi,
  6. ilk sorgu tarihi,
  7. tutuklama kararı tarihi,
  8. iddianame düzenleme tarihi,
  9. ilk mahkûmiyet tarihi,
  10. bozma sonrası mahkûmiyet tarihleri,
  11. izin veya bekletici mesele nedeniyle duran dönemler,
  12. HAGB nedeniyle dikkate alınacak dönemler,
  13. hükmün kesinleşip kesinleşmediği

ayrı ayrı belirlenmelidir.

Daha sonra iki aşamalı hesaplama yapılmalıdır:

  • Her iki kesme işlemi arasında olağan zamanaşımı süresi geçirilmiş mi?
  • Suç tarihinden itibaren uzamış zamanaşımının üst sınırı aşılmış mı?

Özellikle UYAP evrak listesinde bulunan her tarih kesme tarihi kabul edilmemelidir. İşlemin TCK m.67/2 kapsamında olup olmadığı tek tek incelenmelidir.

Sonuç

Ceza davalarında uzamış zamanaşımı, olağan zamanaşımı süresinin otomatik olarak bir buçuk kat uygulanması değildir. Uzama için öncelikle TCK m.67/2’de sayılan geçerli bir kesme nedeninin bulunması gerekir.

Kesme nedeni varsa:

  • O ana kadar geçen süre silinir.
  • Olağan zamanaşımı yeniden işlemeye başlar.
  • Her kesme işlemi arasındaki süre ayrıca kontrol edilir.
  • Toplam süre olağan sürenin bir buçuk katını aşamaz.
  • Kanuni durma süreleri ayrıca hesaba katılır.

Bu nedenle sekiz yıllık olağan zamanaşımına tabi bir dosyada yalnızca “Suç tarihinden itibaren on iki yıl geçti mi?” sorusuna cevap vermek yeterli değildir. Son kesme işleminden itibaren sekiz yılın geçip geçmediği de ayrıca incelenmelidir.

Yargıtay kararlarının ortaya koyduğu temel ilke şudur:

Uzamış zamanaşımı, devlete sınırsız bir yargılama süresi tanımaz. Bir taraftan her kesme işleminden sonra olağan süre korunmalı, diğer taraftan suç tarihinden başlayan mutlak üst sınır aşılmamalıdır.

Her ceza dosyasında suçun niteliği, sanığın yaşı, iştirak durumu, kesme işlemleri, durma dönemleri ve kanun yolu süreci farklı olduğundan zamanaşımı hesabının dosya kronolojisi üzerinden yapılması gerekir.

Sıkça Sorulan Sorular

Ceza davasında sekiz yıllık zamanaşımı ne zaman on iki yıl olur?

TCK m.67/2’de sayılan savcılık ifadesi, sorgu, tutuklama kararı, iddianame veya mahkûmiyet gibi bir kesme nedeni gerçekleşirse sekiz yıllık süre en fazla on iki yıla kadar uzayabilir.

Her iddianame zamanaşımını keser mi?

Suçla ilgili ilk ve geçerli iddianame zamanaşımını keser. Ancak ayrı yürütülen dosyadaki veya sonradan düzenlenen ek iddianamenin diğer bütün sanıklar yönünden otomatik olarak kesme nedeni sayılması mümkün değildir.

Mahkûmiyet kararı kesinleşmeden zamanaşımını keser mi?

Evet. Mahkûmiyet kararının verilmesi yeterlidir; kesinleşmesi aranmaz.

Beraat kararı zamanaşımını keser mi?

Hayır. Beraat kararı TCK m.67/2’de kesme nedeni olarak sayılmamıştır.

Kollukta alınan ifade zamanaşımını keser mi?

Hayır. Polis veya jandarma ifadesi zamanaşımını kesmez. İfadenin Cumhuriyet savcısı huzurunda alınması gerekir.

Yakalama kararı zamanaşımını keser mi?

Kural olarak hayır. Yakalama kararı ile tutuklama kararı birbirinden farklıdır. Kanunda tutuklama kararı kesme nedeni olarak düzenlenmiştir.

İstinaf veya temyizde zamanaşımı işler mi?

Evet. Mahkûmiyet kesinleşinceye kadar dava zamanaşımı işlemeye devam eder. İstinaf veya temyiz başvurusu tek başına süreyi kesmez ya da durdurmaz.

Zamanaşımı dolduktan sonra yeniden mahkûmiyet kararı verilebilir mi?

Hayır. Gerçekleşmiş zamanaşımı sonradan yapılan işlemle ortadan kaldırılamaz. Mahkeme zamanaşımını re’sen dikkate alarak düşme kararı vermelidir.

Zamanaşımı nedeniyle düşme beraat anlamına gelir mi?

Hayır. Düşme kararı, suçun işlenmediğinin tespiti değildir. Ancak dosyanın mevcut hâliyle derhal beraat kararı verilmesi mümkünse CMK m.223/9 gereğince düşme yerine beraat kararı verilmelidir.

Şikâyet süresi ile dava zamanaşımı aynı şey midir?

Hayır. Şikâyet süresi, şikâyete bağlı suçlarda mağdurun başvuru süresidir. Dava zamanaşımı ise devletin soruşturma ve kovuşturma yetkisinin sona erdiği süreyi ifade eder.

1 Haziran 2005’ten önce işlenen suçlarda hangi kanun uygulanır?

765 sayılı eski TCK ile 5237 sayılı TCK hükümleri karşılaştırılarak sanık lehine olan kanun belirlenir. Zamanaşımı hükümleri maddi ceza hukuku niteliğinde olduğundan lehe kanun değerlendirmesine dâhildir.

KAYNAKLAR:

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.66, 67 ve 72
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.223
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2018/587 E., 2021/61 K.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2019/315 E., 2020/471 K.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2023/300 E., 2024/8 K.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2016/20-1096 E., 2018/123 K.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2025/5861 E., 2025/7269 K.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2025/5220 E., 2025/7289 K.
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2018/5123 E., 2018/7928 K.
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 2018/5645 E., 2018/14904 K.
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 2014/11341 E., 2018/845 K.
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi, 2016/1403 E., 2017/6509 K.
  • TCK m.66 ve emsal kararlar
  • TCK m.67 ve emsal kararlar
  • Türk Hukuk Sitesi TCK m.67 şerhi

Yazar
Av. Enes SENCER

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat değişebilir, güncel durum için hukuki destek alınız.

Yorum yazın

Yorumlar onaydan sonra yayımlanır. E-posta adresiniz görünmez.